Sorry!

Your browser does not support MeetingHand

Please update your browser or use the following browsers

Suriye Türkmen Meclisi

Suriye Türkmen Meclisi Kuruluşu


“Onur ve Özgürlük Mücadelesi” nin ilk adımı

Bir buçuk milyon civarında Türkçe konuşan ve iki milyona yakın dilini unutmuş Türkmen’nin yaşadığı Suriye’de Türkmenler azımsanmayacak bir büyüklüktedir. Suriye’nin sosyal yapısının heterojen niteliği göz önüne alındığında bu rakam siyasal sürece etkisi bakımından son derece önemlidir. Suriye Türkmenleri Türkiye Türkçesine çok yakın bir Türkçe konuşmakta ve günümüzde yoğun olarak Lazkiye (Bayır-Bucak Türkmenleri), Humus, Hama, Halep, Şam vilayetlerinde yaşamaktadır. Bununla birlikte, eskiden Kuneytra vilayetinde yaşayan ancak İsrail işgali nedeniyle Suriye’nin geneline dağılmak zorunda kalan Golan Türkmenleri bulunmaktadır. Tartus, Rakka, İdlib ve Dera vilayetlerinde de az sayıda Türkmen yaşamaktadır.

Arap baharının Mart 2011’de Suriye’ye sıçraması ile ülkede uzun yıllardır üstü örtülen yeni toplumsal dinamikler ortaya çıkmıştır. Bu dinamiklerden biri de şüphesiz ki Türkiye açısından ayrı bir önem taşıyan Suriye Türkmenleridir.

Aslında Türkiye’de birkaç yıl önce bile Suriye Türkmenlerinin varlığını bilenler oldukça azdı. Türkiye’de ne bürokratik, ne siyasi, ne de akademik dünyada Suriye Türkmenlerine yönelik bir ilgi bulunmuyordu. Çünkü Ankara, tarihsel süreçte Şam ile sorunlu seyreden ilişkilerine “Suriye Türkmenleri sorunu”nu da eklemek istemiyordu. Bu nedenle, Ankara için Suriye Türkmenleri her zaman gölgede bırakılmış ve görmezden gelinmiş “önemli” bir konu olmuştur.

Şam-Baas yönetiminin sert yapısı, Türkmenlerin örgütlenmesini ve siyasallaşmasını önlemişti. Arap baharının Suriye’ye yansımasından sonra Suriye Rejimi, Suriye Türkmenlerini Türkiye ile gerilen ilişkilerinin bir parçası haline getirmiştir. Türkmenleri Türkiye’nin uzantısı olarak gören anlayış, Türkmenleri, Rejim ile muhalifler arasında bir tercih yapmaya zorlamıştır. Zorunlu olan bu tercih ile birlikte, özellikle de Suriye’de siyaset içinde yer alamadıklarından, Türkmenlerin muhalefetin saflarına kaymasına, hızla siyasallaşmasına ve silahlı mücadele içinde aktif olarak yer almalarına neden olmuştur. Bu zorunlu süreç, Suriye Türkmenlerinin hızla siyaseti ve silahlı mücadeleyi öğrenmelerine neden olmuştur.

Suriye Türkmenleri ilk siyasi mücadelelerini Suriye Türkmen Hareketi ve Suriye Türkmen Kitlesi oluşumları içerisinde yürütmeye başlamışlardır. Suriye Türkmenlerinin silahlı mücadele başarısı ise, siyasi mücadeleden çok daha başarılı olmuştur. Türkmenlerin oluşturduğu direniş birlikleri Özgür Ordu içinde yer alarak siyasal alanda bazı önemli kazanımlar elde etmiştir.


Onur ve Özgürlük Mücadelesi Meclisi

Suriye Türkmenleri, diğer tüm Suriyeli toplumsal gruplar gibi örgütlenme tecrübesi ve lider kadrosuna sahip değildi. Suriye Türkmenleri’nin siyasallaşma yönündeki ilk çabaları diğer tüm Arap muhalefeti gibi Suriye dışında gerçekleşmiştir. Coğrafya, akrabalık bağları, uzun yıllardır Suriye Türkmen diasporasının var olması ve Türkiye’nin muhaliflere destek vermesi gibi nedenlerle söz konusu çabaların merkezi Türkiye olmuştur.

Girişimler Türkiye’ye göç eden Türkmenler ve uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan Türkmenlerin aracılığı ile yürütülmüştür. Suriye Ulusal Konseyi’nin kurulması, ancak Konsey’de Türkmenlere yer verilmemesi nedeniyle Türkmenler tarihi ve kültürel hakları çerçevesinde mücadele etme ihtiyacı hissetmiştir. Bu süreçte yaşanan en büyük sıkıntı birlik sağlanamaması olmuştur. Zaten zayıf bir kurumsal yapıya sahip olan partiler, rekabet nedeniyle kendi içinde parçalanmıştır. Siyasal partilere ek olarak Türkiye’de yaşayan Suriye Türkmenlerinin girişimi ile Suriye Türkmenleri Platformu kurulmuştur. Platform, Suriye Türkmenlerinin meşru temsilcisi olması ve her türlü müzakereyi yürütmesi amacıyla Suriye’den seçilecek delegeler yoluyla “Suriye Türkmen Meclisi”nin kurulmasını hedeflemiştir. Bu yapı uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan, siyasi ve ekonomik yaşamda yer edinmiş Suriye Türkmenlerinin başlattığı bir girişimdir.

Başarılı ve organize olan bu girişim sonucunda Suriye Türkmen Meclisi, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun katıldığı Ankara Toplantısı ile 29 Mart 2013 tarihinde kurulmuştur. Bu tarihi toplantıya muhalefet partilerinin yüksek düzeyde katılımı yanında, Suriye muhalefetinin de tam kadro katılması ve yabancı ülke temsilcilerinin ilgi göstermesi Suriye Türkmenleri tarihinde bir dönüm noktası olmuştur.

Suriye Türkmen Meclisi’nin kuruluş toplantısına Türkiye’nin en üst düzeyde katılımı iki anlam taşımaktadır. Birincisi, Türkiye’nin Suriye Türkmenlerine her türlü desteği verecek olmasıdır. İkincisi, Suriye Türkmen Meclisi’nin Türkiye tarafından Türkmenlerin meşru temsilcisi olarak kabul edileceğidir. Bundan sonraki tüm çabalar Meclis üzerinden yürütülmüş, zayıf ve dağınık siyasal partiler varlığını korumakla birlikte Meclis bünyesinde toplanmaya çalışılmıştır.

Çoğunluğu Suriye içerisinden gelen 400 Türkmen temsilcinin ve değerli misafirlerin katılımıyla gerçekleştirilen bu toplantı, birçok ilke sahne olmuştur. Türkmenler ilk defa kendi hür iradeleri ile önlerine kurulan seçim sandıklarında oy kullanarak, kendi meclislerinin üyelerini seçmişlerdir. Suriye Türkmen Meclisi kuruluş toplantısında düzenli program akışı, uzlaşmacı tartışma kültürü, başkasının fikirlerine saygı gösterme anlayışı, sadece Suriye Türkmenlerine değil, bütün Ortadoğu Türkmenlerine birlikte hareket etmenin gücünü de göstermiştir.

“Onur ve Özgürlük Mücadelesi”ni yürütmek amacıyla, bütün Suriye Türkmen temsilcilerinin oylarıyla kurulan Suriye Türkmen Meclisi, Suriye Muhalefeti içerisinde yer alan ve demokratik seçimle oluşturulan ilk ve tek oluşum olma özelliğini gururla taşımaktadır.


Suriye Türkmen Meclisi II. Genel Kurulu

Suriye Türkmen Meclisi İkinci Genel Kurul’unu 9-10 Mayıs 2014 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirmiştir. İkinci Genel Kurul Toplantısı’na dönemin Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Sayın Erşat Hürmüzlü, Suriye Türkmenleri Onursal Başkanı ve Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır, AFAD Başkanı Sayın Fuat Oktay, Suriye Geçici Hükümet Başbakanı Sayın Ahmet Tuma, Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Sayın George Sabra katılmıştır. Ayrıca dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Sayın Recep Tayyıp Erdoğan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çicek ve Ana Muhalefet Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun destek mesajları Genel Kurul toplantısında okunmuştur.

II. Genel Kurul’a, Türkiye’de yaşayan Suriye Türkmenlerinin önde gelen isimlerinin yanı sıra Halep, Lazkiye, Humus, Hama, Golan, Şam, Rakka ve Tartus vilayetlerinden temsilcilerin oluşturduğu yaklaşık 350 delegenin yanı sıra Türkiye’de bulunan Lübnan Türkmenleri de katılmıştır.

Genel Kurul neticesinde 42 kişilik Meclis (yasama organı), 13 kişilik Yürütme Kurulu (yürütme organı), Başkan Yardımcısı ve yeni Başkan seçilmiştir. Demokratik bir ortamda geçen Genel Kurul’da tüm delegeler her konuda fikir beyan etmiş ve kararlar oylama ile alınmıştır. Böylece uzlaşma kültürünün yerleşmesi ve kurumsal yapının güçlenmesi adına önemli bir adım daha atılmıştır.

II. Genel Kurul’da ilk olarak, tartışmaların ardından Meclis tüzüğü oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Tüzüğün onaylanmasının ardından protokol konuşmaları gerçekleştirilmiştir. İlk konuşmayı Suriye Türkmen Meclisi’nin önceki Başkanı Sayın Fayez Amro yapmıştır. Amro konuşmasında uluslararası toplumun Suriye meselesine ilgisizliğine vurgu yapmıştır. Ayrıca, Suriye’nin bölünme riski ile karşı karşıya olduğunu, Türkmenlerin bunu desteklemediğini, demokratik bir Suriye içinde eşit vatandaşlar olarak yaşamak istediklerini ifade etmiştir. Amro’nun ardından Suriye Türkmenleri Onursal Başkanı Sayın Mehmet Şandır bir konuşma yapmıştır. Şandır konuşmasında Türkmenlere birlik olmaları çağrısında bulunmuştur. Yeni organlarını seçecek Meclis’in Türkmenleri temsil edecek yapı olacağını ve Türkiye’nin her zaman Türkmenlerin yanında olacağını dile getirmiştir.

Dönemin Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu, konuşmasında Suriye rejimi, uluslararası toplum ve Türkmenlere yönelik mesajlar vermiştir. Davutoğlu’nun “değil siyasi hayatım, biyolojik hayatımız da söz konusu olsa, yani ömrümüzü, hayatımızı riske etmek gerekse de Suriye halkını ve Suriye Türkmenlerini yalnız bırakmayacağız” sözünden anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin hem muhaliflere hem de Türkmenlere bedeli ne olursa olsun, destek vermeye devam edeceği vurgulanmıştır. Davutoğlu konuşmasında Arap, Kürt, Sünni, Hristiyan, Nusayri tüm Suriyeli toplumsal grupları dile getirerek Türkiye’nin desteğinin bir grupla sınırlı olmadığını göstermiştir. Konuşmada öne çıkan bir diğer unsur da uluslararası camianın tavrından duyulan hayal kırıklığının ifadesi olmuştur. Batı’nın Suriyeli muhaliflerden Cenevre II Konferansı’na katılmaları ve birlik olmalarını istediğini, muhaliflerin bunu başardığını ancak Batılı ülkelerin verdikleri sözleri tutmamaya devam ettiklerini dile getirmiştir. Davutoğlu konuşmasında Esad yönetimine yönelik sert mesajlar da vermiştir. Rejimin zaman kazanmaya çalıştığını ve bu zaman zarfında her türlü şiddete başvurduğunu, varil bombası attığını, kimyasal silah kullandığını ve Cenevre Konferansı’nda diyaloga tamamen kapalı bir tutum izlediğini ifade etmiştir. Davutoğlu, doğrudan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını ileterek Suriye’de yapılanlara Türkiye’nin kendileri görevde kaldıkları sürece hiçbir zaman sessiz kalmayacağı taahhüdünü vermiştir. Suriye’de Haziran ayında düzenlenecek seçimlerin anlamsız olduğunu zira ülke nüfusunun yarıya yakınının evinden ayrılmak durumunda kaldığını, ayrıca Suriye halkının zaten tercihini Esad’a karşı ayaklanarak yaptığını belirtmiştir. Davutoğlu Türkmenlere yönelik mesajında ilk olarak birlik olma çağrısında bulunmuştur. İkinci olarak ise Türkmenlerden Suriye muhalefeti içinde Araplar, Kürtler ve diğer toplumsal gruplar ile birlikte hareket etmelerini istemiştir. Son olarak Türkmenlerin Suriye halkı ile aralarında dostluk köprüsü olmaları arzusunu ifade etmiştir.

Davutoğlu’nun ardından Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Ahmet Tuma ve Suriye Ulusal Konseyi Başkanı George Sabra da birer konuşma yapmıştır. Konuşmalarında Türkmenlerin Suriye muhalefetinin ayrılmaz parçası olduklarını ve gelecekteki Suriye’yi birlikte kuracaklarını ifade etmişlerdir.

Genel Kurul Toplantısı’nın ikinci gününde Meclis, Yürütme Kurulu, Başkan Yardımcısı ve Başkan seçimleri gerçekleştirilmiştir. Seçimler sonucunda Suriye Türkmen Meclisi’nin yeni yapısı şu şekilde belirlenmiştir:

360 delege Türkmenlerin yaşadığı vilayetlere (Halep, Lazkiye, Humus-Hama-Tartus, Golan-Şam, Rakka) ve nüfus ağırlığına göre belirlenmiştir.

Yapılan seçimler sonucunda 360 delege arasından 42 kişilik Meclis oluşturulmuştur. Meclis’te yine vilayetlere göre dağılım yapılmış ve nüfus oranlarına bağlı olarak bağımsızlara Halep’e 10, Lazkiye’ye 7, Humus-Hama-Tartus’a 6, Golan-Şam’a 3, Rakka’ya 2 kontenjan ayrılmıştır.

Diğer iki siyasal partiye 0’luk kota çerçevesinde 14 kişilik sandalye verilmiştir. Suriye Türkmen Kitlesi ve Türkmen Milli Hareket Partisi tek liste sunmuş ve 14 kişilik kota 7-7 şeklinde paylaşılmıştır.

42 kişilik Meclis içinden de 13 kişilik Yürütme Kurulu seçilmiştir. Meclis’in yürütme organını, hükümet şeklinde değerlendirmek mümkündür. Bir önceki dönemde Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Halepli Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi’nin yeni başkanı seçilmiştir. Başkan Yardımcılığı’na ise Zeki Mustafa Türkmen ve Tarık Sulo Cevizci getirilmiştir. Abdurrahman Mustafa ve Zeki Türkmen bağımsız, Tarık Sulo Cevizci ise Türkmen Milli Hareket Partisi’ndendir. Cevizci aynı zamanda Meclis Sözcüsü görevini de üstlenecektir. Meclis’in Genel Sekreterlik görevi ise Suriye Türkmen Kitlesi’nden Emin Bozoğlan’a verilmiştir. Bir önceki Meclis Başkanı Faiz Amro Başkan Başdanışmanlığı’na ve Abdülkerim Ağa ise Başkan Danışmanlığı görevine getirilmiştir. Bu isimlerin de yer aldığı Yürütme Kurulu toplam 13 kişiden oluşturulmuştur. Ayrıca 42 kişilik Meclis üyelerinin katılımı ile sağlık, eğitim, kamplar ve mülteciler gibi konular ile ilgilenmek üzere beşer kişilik komisyonlar oluşturulmuştur. Askeri konular ise konunun hassas olması nedeni ile doğrudan Meclis Başkanı’na bağlanmıştır.

Suriye Türkmen Meclisi’nin 2. Genel Kurul Toplantısı ile Suriye Türkmenlerinin tek çatı altında toplanması ve örgütlenmesi konusunda önemli bir adım atılmıştır. Bu durum uluslararası toplum ve Suriye muhalefeti ile yürütülen müzakerelerde Türkmenlerin daha güçlü temsiline imkan tanıyacaktır.