Sorry!

Your browser does not support MeetingHand

Please update your browser or use the following browsers

Suriye Türkmen Meclisi

Haber Arşivi

KASIM 2015


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa SABAH'tan İsa Tatlıcan'a konuştu: "Bosna'daki gibi önce katledip sonra bizi masaya oturtmaya çalışıyorlar. Bin yıldır yaşadığımız toprakları terk edersek bir daha dönemeyeceğimizi biliyoruz. Bugün Suriye Türkmenleri varsa bunu önce Allah'a sonra Türkiye'ye borçluyuz. "

-Abdurrahman Bey Bayırbucak bölgesi neresi?

Suriye'de 3,5 milyon Türkmen yaşıyor. Bunlar Halep, Humus, Şam, Lazkiye bölgesinde yaşıyor. Bayırbucak bölgesinin sahil tarafı olan Bucak kısmı rejimin elinde. Bayır yani Türkmen Dağı bölgesi ise Türkmenlerin elinde. Bayır bölgesi Hatay ile sıfır noktadadır. Rusya işte bu bölgeyi vuruyor. -Bayırbucak bölgesi Suriye rejimi ve Rusya için neden önemli? Suriye'de iki büyük proje var. Kürt koridoru olacaksa Bayırbucak bölgesinin alınması gerekiyor. Nusayri devleti kurulacaksa ve Bayırbucak Türkmenlerin kontrolünde olursa Türkiye ile sınır olamayacaksın. İki projede de Bayırbucak bölgesinin düşmesi gerekiyor.

-Peki bu iki proje birbiri ile çatışmayacak mı?

Bence çatışmayacak. Çünkü iki projenin de sahibi aynıdır. -Rusya'nın ne işi var Suriye'nin içinde? Rusya Viyana görüşmelerine 30 Eylül'de müdahil oldu. İran ve Hizbullah Suriye'yi tutamıyordu. 30 Eylül'de ilk vurduğu yer Bayırbucak'tı. Viyana'da yapılan anlaşmanın mürekkebi kurumadan bizi vurdular. Rusya terörle mücadele kapsamında Suriye'ye müdahale ediyor. -Peki Türkmen Dağı bölgesinde DAEŞ var mı? Rusya neden bu bölgeyi vuruyor? O bölgede DAEŞ yoktu. Ama Rusya DAEŞ bahanesiyle ilk Türkmenleri vurdu. Rusya'nın yüzlerce yıllık Akdeniz'e açılma planı vardı. Osmanlı buna izin vermedi.

-Türkmenler DAEŞ ile karşı karşıya geldi mi? Azez'i neden alamıyor DAEŞ?.

Biz Suriye'de DAEŞ ile savaşıyoruz. Sultan Murad Tümeni 150 şehit verdi. Kimsenin haberi olmadı.

-Peki yapılmak istenen nedir?

Aynı Bosna savaşında olduğu gibi. Bosna savaşında Sırplar önce katletti. Sonra katledip çaresiz bıraktığı bir toplumu barış masasına zorladı. Burada da Bosna'nın benzeri yapılmaya çalışılıyor. Rusya önce Türkmenleri katledip sonra barış masasına oturtmaya zorlayacak. Bizi öldürüp, katillerimizle masaya oturtmaya çalışacaklar. Ama buna Türkmenler ve Türkiye izin vermeyecek. Denizden, karadan, havadan saldırıyorlar. Buna rağmen bizim gençlerimiz buna izin vermiyor, kahramanca vatanlarını koruyorlar.

-İnsani yardım konvoylarının vurulduğu söylendi?

İnsani yardım konvoylarını vurdu. Öncüpınar sınır kapısından çıkış yapan, yani Türkiye'den giren yardım tırlarını vurdu. Madem DAEŞ ile mücadele ediyor, neden yardım tırlarını vuruyor. Onları vuracağına zahmet edip 10 kilometre daha gidip IŞİD'i vuramaz mıydı. Türkiye'nin sınırını aşmayı biliyor.

-MİT Tırları meselesi yeniden gündemde. O tırların nereye gittiği hep tartışıldı. O konuda ne söylemek istersiniz?

Ben bunu duymaktan sıkılıyorum gerçekten. Türkiye kendisine yakışanı yapmıştır. Çok açık ve net söylüyorum. Eğer Bayırbucak'ta bir direniş varsa bu Türkiye'nin sayesinde var. Bizim ittifak ettiğimiz güçler yoktur. Biz aç kalırız ama anavatanımıza bağlı kalırız. Biz 5 yıldır Türkmenler olarak Suriye'de mücadele ediyorsak birincisi Allah ikincisi anavatanımız Türkiye sayesindedir. Türkiye buna mecburdur. Bizim tarihi bağlarımız var. Akrabalığımız var. Biz soydaşız. Bizim anavatanımız olmasaydı Suriye Türkmenlerinden bahsedilebilir miydi. Bir Suriye Türkmen Meclisi'nden bahsedilebilir miydi?

-MİT Tırları meselesi üzerinden Sayın Cumhurbaşkanı'nın uluslararası mahkemelerde yargılatma planı vardı. Türkiye'nin DAEŞ'e destek verdiği iddialarına ne diyeceksiniz?

DAEŞ Türkiye'de katliam yapıyor. Suruç'ta, Ankara'da gelip eylem yapıyor. Madem destekliyor neden Türkiye'yi zayıflatmaya çalışıyor. Türkiye'yi yıpratarak Suriye'den elini çeksin istiyorlar. Suriye devrimine destek olmasın istiyorlar. Türkmenlere yardım etsin istemiyorlar.

-Putin Türkiye'nin DAEŞ'ten petrol aldığını iddia etti. Sayın Cumhurbaşkanı sert dille yalanladı. DAEŞ'in kontrolündeki petrol nereye gidiyor?

Hangi Suriyeliye sorarsanız sorun bu konuda Suriye rejimi ile DAEŞ arasında petrol konusunda ittifak olduğunu bilir. Esed petrol kuyularının işletmesini DAEŞ'e vermiştir. Bu konuda hiç savaşmamışlardır. Bir de utanmadan Türkiye IŞİD'den petrol alıyor yalanını söylüyorlar. IŞİD ile Esed nerede çatışmış bir örnek gösterin bana. DAEŞ'in çıkardığı petrolü Suriye rejimi alıyor.

-Kobani'de uluslararası kamuoyunu ayağa kaldıranlar Türkmendağı'nda neden sessiz?

35 bin nüfuslu bir bölge Kobani. Kobani'ye hassasiyet gösterenler nedense Suriye Türkmenlerine ve Bayırbucak'a aynı hassasiyeti göstermedi. Biz asıl mağduriyeti yaşamış olmamıza rağmen bizi görmediler. Suriye Kobani'den ibaret değildir. PYD'yi kahraman yaptılar, DAEŞ ile savaşan tek grup olarak PYD'yi gösterdiler.

-Suriye Türkmenleri nasıl bir yaşam sürüyor?

Muhaliflerin yaşadığı yerlerde elektirik ve su yok. Çok zor şartlar altında yaşıyorlar. İnsanlar can derdinde elektirik su nedir. Mesela DAEŞ benim Suriye'deki evime el koydu. Benim bir yaşam standardım vardı. Halep'teki mal varlığını Suriye rejimi aldı. Çocuklarımın geleceği ile planlar yapıyordum. Şu an hiçbir şey düşünemiyorum. Hiç umurumda değil. Çocuklarımı sağlıklı yanımda gördüğümde Allah'a şükrediyorum. Sadece Suriye Türkmenlerinin dertleri ile dertlenmeye çalışıyorum.

-Rus bombardımanı devam ediyor. Bayırbucak Türkmenleri ne yapmayı düşünüyor?

11. Yüzyıldan beri Türkmenler bu topraklarda yaşıyor. Bu topraklarda 1000 yıldır kesintisiz Türkmenler yaşıyor. Halep'te her şeye rağmen 500 bin Türkmen varlığı var. Bizim toprağımızı terk ettiğimizde tekrar dönme durumumuz yok. Bunu biliyoruz. Türkiye'nin desteği ile bu topraklarda her şeye rağmen yaşamaya devam edeceğiz. -Suriye meselesinin geleceği ne olacak. Sorun kilitlendi mi sizce? Bence kilitlenmedi. Ama bir karmaşık durum var. Herkesin ayrı bir listesi var. Rusya, ABD, Suudi Arabistan ayrı bir liste ile ilerlemeye çalışıyor. Terörün tam tanımı yapılmadı. Mesela PYD neden terör örgütü olarak kabul edilmiyor? Çünkü tanımları kendileri belirliyorlar. Savaşın en büyük mağduru biziz. Ilımlı bir muhalefet yapıyoruz. Demokratik bir yapıyız ama bize terör örgütü muamelesi yapılıyor. (30.11.2015)


Türkmen Dağı direnişimiz aynı şiddetiyle devam ederken eş zamanlı olarak Halep bölgesinde de mücadelemiz şiddetlenmiş durumda.Dünden bu yana Halep'teki birliğimiz Sultan Murat Tümeni ve İran-Hizbullah destekli Rejim arasında Halep'in güneyindeki Videhi bölgesinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor.Bölgeden gelen bilgilere göre Sultan Murat, Rejim ve destekçilerine önemli kayıplar verdiriyor.Allah tüm cephelerdeki Türkmen yiğitlerimize yar ve yardımcı olsun.

Gazamız mübarek, zaferimiz yakın olsun!

(28.11.2015)

Bayırbucak’ta saldırılarına devam eden ve hedefinin IŞİD olduğunu iddia eden Rusya’ya seslenen Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa "Biz Halep’in kuzeyinde IŞİD’le mücadele ediyoruz, gelsin orada vursun, onları beraber sürelim" dedi. Suriye rejimi ile birlikte hareket eden ve IŞİD bahanesiyle Türkmendağı'nı vuran Rusya saldırılarına devam ediyor. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa bölgede saldırılarını yoğunlaştıran Rusya'nın “terörle mücadele bahanesiyle Suriye'ye müdahil olduğunu” ancak yanlış yerleri bombaladığını söyledi. Rusya'nın 30 Eylül'de Bayırbucak ve Hama'ya yaptığı ilk müdahalesinde 40'a yakın sivilin hayatını kaybettiğini hatırlatan Mustafa “IŞİD bugün Rakka'da, Halep'in kuzeyinde ve doğusunda, Deyru'z Zor'da. Meclisimizin çatısı altında iki tane birlik var. Biri Bayırbucak'ta 2. Sahil Tümeni, diğeri de Sultan Murad Tümeni Halep'in kırsalında (Azez'de) IŞİD'e karşı mücadele veriyor. Biz Halep'te Sultan Murad Tümeni olarak çatışacağız, burada da IŞİD'le ittifak yapacağız, bu nasıl mantıktır bilmiyorum” diye konuştu.

EŞİT ŞARTLARDA SAVAŞMIYORUZ

Rejim ve Rus uçaklarının Türkmendağı'nı vurduğu cuma ve cumartesi günü kendilerinin de aynı şiddetle IŞİD'le çatıştıklarını söyleyen Mustafa “Azez'de İŞID'le çatışarak 2 köyü aldık ve birçok IŞİD militanını öldürdük. Bayırbucak'ta sadece Türkmen gençleri vardır. Onlar da Türkmenlerin bin yıldır yaşadığı topraklarda, kendi köylerini korumaya çalışıyor” dedi. Rejim güçleri ve Rus birlikleriyle eşit şartlarda savaşmadıklarını vurgulayan Mustafa, Bayırbucak'taki Türkmenlerin köylerini inançları sayesinde koruyup mücadeleyi sürdürdüklerini söyledi. Türkmendağı'nda kesinlikle IŞİD'in olmadığının altını çizen Abdurrahman Mustafa, “Bu tamamen büyük bir yalandır. Kesinlikle böyle bir şey yoktur. Biz Rusya'dan şunu beklerdik; madem amaç IŞİD'le mücadele, biz Halep'in kuzeyinde IŞİD'le mücadele ediyoruz, gelsin orada IŞİD'i vursun, onları oradan beraber sürelim” diye konuştu.

TÜRKMENLER YERLERİNDEN OLDU

Son günlerde Türkmen köylerinin yoğun bombardımana tutulduğunu anlatan Mustafa, insanların köyleri boşaltarak göç etmek zorunda kaldığını anımsattı. Abdurrahman Mustafa, “Rus saldırıları yüzünden Türkmenler yerlerinden oldu. Şu an 3 bine yakın Türkmen, Türkiye sınırı yakınlarındaki Yamadı köyü çevresinde çadırlara yerleşti. Türk Kızılayı, AFAD, tüm kurumlar Meclisimizle koordineli şekilde ihtiyaçları anında yerine getiriyor. Allah, Türk kurumlarından razı olsun. Çok büyük duyarlılıkla hizmet veriyorlar” ifadelerini kullandı. (27.11.2015)


"BİZ TÜRKİYE'NİN İÇ MESELESİYİZ"

Yeni Yüzyıl’a konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Suriye’de Türkmen karakterini koruyamazsak Türkiye’nin güney sınırını koruyamayız. Türkmen meselesi, Türkiye’nin iç meselesidir’ dedi Suriye’de Baas ordusunun karadan, Rus ordusun havadan vurduğu Türkmen bölgesi Bayırbucak’taki kritik Kızıldağ dün yeniden Esed kontrolüne geçti. Yoğun bombardıman üzerine Bayırbucak Türkmenleri Türkiye sınırına geldi. Sınıra yakın, Rus uçağının düşürüldüğü Yamadi köyündeki çadır kampta kalan 80 Türkmen de dün sınırı aşarak Hatay’ın Yayladağı ilçesine geçti. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, yoğun çatışmaların yaşandığı Türkmen Dağı’nın karşısındaki Yayladağı’na gelip incelemelerde bulundu. Yayladağ'da Yeni Yüzyıl’ın sorularını yanıtlayan Mustafa cephede varoluş mücadelesi verdiklerini dile getirdi. Mustafa, “Orantısız bir savaşla karşı karşıyayız. Karşımızda dünyanın süper gücü var. Bizim silahımız inancımızdır. Bin yıldır yaşadığımız topraklarda kanımızla canımızla mücadele ediyoruz. Türkmen Dağı’nda bir denge yoktur. Bundan dolayı bir savaştan bahsedemiyoruz. Esed canisi, bize saldırıyor, biz de canımızı ortaya koyuyoruz” dedi.

‘Kobani gibi kurgu değil’

Türkmen Meclis Başkanı, Suriye genelinde Türkmenlerin vahşetle karşı karşıya olduğu inancında. Ona göre, Türkmenlerin bulunduğu bölgelerin tamamı stratejik bölgeler olduğu için süper güçlerin hedef noktası. Mustafa, “Bugün Suriye’de Türkmen karakterini koruyamazsak Türkiye’nin güney sınırını koruyamayız. Türkmen meselesi, Türkiye’nin iç meselesidir. Türk halkının Bayırbucak’a gösterdiği hassasiyete teşekkür ediyorum. Daha önce Zahra, Tel Abyad düşerken aynı hassasiyet gösterilmiş olsaydı, Türkmenler bu duruma düşmezdi. Buradaki savaş dramatiktir. Kobani gibi kurgu değildir’ dedi. (27.11.2015)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmenlerin neden hedef seçildiğini AjansHaber’e değerlendirdi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, rejimin yeni bir taktikle saldırdığını belirterek lojistik destek noktalarının vurulduğunu söyledi. Kızıldağ’ın tepelerinin rejimin eline geçtiğini belirten Mustafa, Türkmenlerin dağ eteklerinde mücadelesine devam ettiğinin altını çizdi. Abdurrahman Mustafa şu değerlendirmelerde bulundu:

“YENİ BİR TAKTİK KULLANIYORLAR”

Bugün ve dün denizden, karadan, havadan çok ağır saldırılar düzenleniyor. Ben oradan yeni geldim. Bir de yeni bir taktik kullanarak birbirlerine destek olacak noktaları vuruyorlar. Lojistik destek sağlayan noktalar vuruluyor.

“DAĞLARIN ETEKLERİNE ÇEKİLDİLER”

Bizim gençlerimiz dağların eteklerine çekildiler. Aşağıda önceki konumlarına çekildiler ama mücadele hala devam ediyor. Kızıldağ’ın tepesi maalesef rejimin eline geçti ama şu an tepesi ellerinde, dağın etekleri bizim elimizde.

TÜRKMENLER NEDEN HEDEF?

Türkmenleri oradan atmak istiyorlar. Eğer siyasi çözüm olacaksa Viyana görüşmeleri için Esed’in elinin daha güçlü gitmesi, Nusayri devleti kurulacaksa Türkiye’den bir sınır olması, eğer Kürt koridoru kurulacaksa Akdeniz’e daha rahat açılması gibi Türkmenlerin hedef olmasının birçok nedeni var. (26.11.2015)

BAYIRBUCAK'TA SADECE TÜRKMEN GENÇLERİMİZ VAR!

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada "Bayırbucak'ta sadece Türkmen gençleri vardır. Onlar da Türkmenlerin bin yıldır yaşadığı topraklarda, kendi köylerini korumaya çalışıyor" dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bayırbucak'ta sadece Türkmen gençlerin bulunduğunu, onların da bin yıldır yaşadığı topraklardaki köylerini korumaya çalıştığını bildirdi.

Mustafa, Suriye'deki son gelişmelerle ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, herkesin "terörle mücadele bahanesiyle Suriye'ye müdahil olduğunu" söyledi. Rusya'nın da bu bahaneyle bölgeye geldiğine işaret eden Abdurrahman Mustafa, şunları kaydetti: "Rusya, 30 Eylül'deki ilk müdahalesini Bayırbucak'a ve Hama'ya yapmıştı. O zaman Meclisimiz, 'Bizi vurdu' diye bir açıklama yaptı. O zaman Hama'da 40'a yakın sivil hayatını kaybetmişti. DAİŞ bugün Rakka'da, Halep'in kuzeyinde ve doğusunda, Deyru'z Zor'da. Meclisimizin çatısı altında iki tane birlik var. Biri Bayırbucak'ta 2. Sahil Tümeni, diğeri de Sultan Murad Tümeni Halep'in kırsalında (Azez'de) DAİŞ'e karşı mücadele veriyor. Biz Halep'te Sultan Murad Tümeni olarak çatışacağız, burada da DAİŞ'le ittifak yapacağız, bu nasıl mantıktır bilmiyorum.

Rejim ve Rus uçakları bizi vururken, cuma, cumartesi günü biz de aynı şiddetle Azez'de DAİŞ'le çatışarak 2 köyü aldık ve birçok DAİŞ militanını öldürdük. Bayırbucak'ta sadece Türkmen gençleri vardır. Onlar da Türkmenlerin bin yıldır yaşadığı topraklarda, kendi köylerini korumaya çalışıyor." Bayırbucak'ta eşit şartlarda savaşmadıklarını vurgulayan Mustafa, Türkmenlerin köylerini korumadaki inançları sayesinde mücadeleyi sürdürdüklerini ifade etti. Abdurrahman Mustafa, "Kesinlikle Türkmendağı'nda DAİŞ yoktur. Bu tamamen büyük bir yalandır. Kesinlikle böyle bir şey yoktur. Biz Rusya'dan şunu beklerdik; madem amaç DAİŞ'le mücadele, biz Halep'in kuzeyinde DAİŞ'le mücadele ediyoruz, gelsin orada DAİŞ'i vursun, onları oradan beraber sürelim" diye konuştu. Abdurrahman Mustafa, "Rus saldırıları yüzünden Türkmenler yerlerinden oldu. Şu an 3 bine yakın Türkmen, Türkiye sınırı yakınlarındaki Yamadı köyü çevresinde çadırlara yerleşti. Türk Kızılayı, AFAD, tüm kurumlar Meclisimizle koordineli şekilde ihtiyaçları anında yerine getiriyor. Allah, Türk kurumlarından razı olsun. Çok büyük duyarlılıkla hizmet veriyorlar" ifadelerini kullandı.

IRAK TÜRKMEN CEPHESİ'NDEN SURİYE TÜRKMENLERİNE DESTEK

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sayın Erşat Salihi, dün Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'yı arayarak son gelişmeler hakında bilgi almış ve Suriye Türkmenlerine desteklerini iletmiştir.

Sayın Erşat Salihi'nin şahsında Suriye Türkmenleri'ne destek olan Irak'lı Türkmen kardeşlerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Suriye Türkmen Meclisi

IRAK TÜRKMEN CEPHESİ'NİN SURİYE TÜRKMENLERİNE DESTEK AÇIKLAMASI

Rus uçakları tarafından Suriye'deki Bayır Bucak ve Türkmen Dağı'na yapılan barbarca saldırılar nedeniyle,çok sayıda suçsuz yaşlı, kadın ve çocuklar şehit edilmiştir. Ayrıca çok sayıda da insan yaralanmıştır ve binlerce kişinin Türkiye sınırına göç etmesine neden olmuştur.

Suriye'deki Türkmenlerin durumundan endişe eden Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşet Salihi, Suriye'deki Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ile telefon görüşmesi yaparak son gelişmeler hakkında bilgi aldı. Ayrıca Irak Türkmenleri'nin, her zaman her yerde kardeş gördükleri Suriye'deki Türkmenlerin bu zor günlerde yanlarında olduklarını, acılarını paylaştıklarını ve destek olacaklarını belirtti. (26.11.2015)



YEDİ DÜVELLE SAVAŞIYORUZ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmat Hakan’ın “Çarşamba Sohbetleri” köşesine konuk oldu.

Yeterince silah ve mühimmata sahip misiniz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Dünyanın bir süper gücüyle karşı karşıyayız. Uçaklar, füzeler söz konusu. Bizim uçaksavarlarımız bile yok. Biz orada ormanlık alanda canımızla, kanımızla mücadele ediyoruz.

Nasıl baş ediyorsunuz? Neyle?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Tek avantajımız bölgeyi iyi bilmemiz. Biz oranın insanlarıyız. Karış karış biliyoruz oraları. İkinci avantajımız inanç... Toprak namustur, biz buna inanıyoruz. Gençlerimiz namuslarını koruyor. Bu inançla savaşıyor.

Kimlere karşı savaşıyorsunuz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Öncelikle Esad’a karşı savaşıyoruz. İkincisi IŞİD’e karşı savaşıyoruz. Halep bölgesindeki savaşımız IŞİD’le...

Şimdi bir de Rusya var. Rusya’ya karşı da savaşıyorsunuz.

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Rusya ile dolaylı savaşıyoruz. Bizim aslında Rusya ile bir meselemiz yok. Rusya gelip bizi vuruyor. Türkmen Dağı’ndaki bir Türkmen’in Rusya ile alıp veremediği ne olabilir?

İran? İran’la da savaşıyor musunuz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Hayatında bir İranlı görmemiş, köyde yaşayan bir Türkmen’in İran’la ne sorunu olur? Fakat işte İran da sahada karşımıza çıkıyor.

Peki ya müttefikiniz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bizim tek müttefikimiz anavatanımız Türkiye’dir.

RUS uçağı düşürüldü iddiası var. Türkmen bölgesine mi düştü uçak?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bu konuda tam bir bilgi alamadım. Kızıldağ’da ormanlık alana düştüğünü tahmin ediyorum. Komutanlarla konuştum, bilgimiz yok dediler. Türkmen birliklerinde uçak düşürecek silah yok.


Gerçekten de düşürülen uçak Rus uçağıysa... Türkmenler açısından bu uçağın anlamı nedir?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Ne olacak! Bizi vuran uçaklardan biridir. Türkmenleri vuran uçaktı.

KIZILDAĞ’la ilgili son durum nedir?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Sevindirici bir gelişme oldu. Bir müjde geldi.
Birliklerimiz bu sabah (dün sabah) saat 06.00’da büyük bir operasyon başlattı. Saat 10.00 sıralarında Kızıldağ, yeniden bizim elimize geçti. Kızıldağ’da kontrol artık bizimdir.

Rejim güçleri, Kızıldağ’dan tamamen püskürtüldü mü?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Rejim güçlerinin elinden alınmıştır Kızıldağ... Son durum budur.

Kızıldağ’ın önemi nedir?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Kızıldağ ele geçirildiği zaman “Bayır” dediğimiz bölüm tamamen kontrol altına alınmış oluyor. Çok stratejik bir yer. Türkiye sınırına da yakın.

Peki ya Türkmen Dağı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Türkmen Dağı zaten düşmemişti. Çıkan haberler maksatlıydı.

Sahadaki Türkmen birlikleriyle temasta mısınız?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Tabii ki... Birliklerimizle görüşüyorum. Saat saat görüşüyoruz. Günlerdir uyku uyumuyoruz. Eşi benzeri görülmemiş bir bombardıman söz konusu. Kolay değil orada mücadele etmek. Dağ yanıyor. Ama oradaki birliklerimiz, bölgeyi çok iyi biliyorlar. Bu nedenle çok zayiat verilmiyor.

Şu anda bir tür “sürgünde parlamento” işlevi görüyorsunuz. Sahayla irtibatınız var mı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Çok tehlikeli bir iştir sahaya girip çıkmak. Ama biz gidiyoruz. Askeri birlikleri ziyaret ediyoruz.

En son ne zaman sahaya gittiniz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bir buçuk ay önce Kızıldağ’daydık.


TÜRKMENLER arasında “radikal unsurlar” var mı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bizim Türkmenlerde radikallik mümkün değil olmaz. Bizim savaşçılarımız, bize bağlı... Hepsini biliyoruz, tanıyoruz. Radikal bir unsur yok.

Rusya’nın radikal olmayan Türkmen unsurlarına saldırmasını nasıl yorumluyorsunuz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Rusya, Suriye’ye girdiğinde “Ben IŞİD’i vuracağım” demişti. Bu durumda Rusya’nın vurduğu her yerde IŞİD’in olması gerekmez mi? Oysa böyle bir durum yok. Terörle mücadele kapsamında herkes Suriye’ye müdahil oluyor. Oysa terörle ciddi şekilde mücadele eden yok.

Terörle mücadele edilmediği gibi Türkmenler vuruluyor.

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Aynen öyle.

Peki ama neden?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Çünkü Türkmen Dağı, rejim için hassas bölgedir. İleride bir Nusayri devleti kurulacaksa bu bölgenin rejimin eline geçmesi gerekir. İkincisi bu bölge rejimin eline geçerse Esad, Türkiye sınırına yanaşmış olacak. Bütün dert, rejime stratejik açıdan alan açmak... Rusya’nın yaptığı bu...

TÜRKMENLER neyle karşı karşıya?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bir soykırım söz konusu değil ama bir etnik temizlik söz konusu.

Nasıl bir etnik temizlik?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Topraklarımızdan sürülüyoruz. Köylerimizi görme şansından bile mahrum bırakılıyoruz.

IŞİD, Esad’a karşı mücadele etmiyor mu?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Kesinlikle yok böyle bir şey. Ara sıra çok dar bölgelerde savaşıyor. Petrol kuyularına hâkimiyeti sağlamak için. Ama topyekûn bir savaşı yok Esad’la.

IŞİD, kime karşı savaşıyor?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: IŞİD’in bu zamana kadar aldığı bölgelerin tamamı, Esad’dan kurtarılmış bölgelerdir. Esad’ın elinden aldığı tek yer Palmira’dır.

ABDURRAHMAN Mustafa, Suriye Türkmenlerini anlatıyor:

-Suriye’deki ilk Türkmen varlığı 11. yüzyıla dayanıyor. İlk gelenler Tolunoğulları’dır.
-Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde iskân edilmeleri sürüyor Türkmenlerin.
-ORSAM ile Suriye Türkmen Meclisi’nin en son yaptığı saha çalışmasında Suriye’deki Türkmen nüfusunu 3.5 milyon olarak belirledik.
-Suriye’de kimlikler, etnik ayrıma göre verilmiyordu. Nüfus cüzdanlarımızda ya “Müslüman” ya da “Hıristiyan” yazıyordu. Türkmenlik, Kürtlük falan yoktu yani. Hepimiz Arap sayılıyorduk.
-Suriye’de Türkmenler, ülkenin değişik bölgelerine yayılmışlardır. Tek ve yoğunluklu bir Türkmen bölgesinden söz edilemez. Türkmenler ülkenin her yerinde...


TÜRKİYE’den silah desteği alıyor musunuz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Biz beş yıldır mücadele veriyoruz. Bizim müttefikimiz yok. Ne Suudi Arabistan bize yardım yapıyor, ne Amerika, ne de Katar. Mücadelemizi Türkiye sayesinde veriyoruz.

Yeterli mi Türkiye’nin desteği?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bence yetersiz. Ama ortada bir destek de var. Bunu inkâr etmek Türkmenlere yakışmaz, o zaman nankörlük edilmiş olur.

“Yeterli değil ama destek var” diyorsunuz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Biz isteriz ki Türkiye, bizi ilhak etsin. Ama Türkiye, bunu yapamaz. İhtiyacımız o kadar fazla ki... Verilen her destek yetersiz kalıyor. Ama bugün bir Türkmen siyasetinden söz edebiliyorsak bu Türkiye’nin sayesindedir.

TIR’larla silahlar geldi mi size Türkiye’den?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bunu söyleyemem. Her türlü desteği verdiğini söylemekle yetinirim.

En başa dönersek... Suriye çatışmasız bir şekilde dönüştürülemez miydi?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Suriye’de ilk yürüyüşlerin başladığı sırada devrim, hakiki bir devrimdi. Ama Suriye devrimi çalındı.

Kim çaldı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: IŞİD çaldı... Uluslararası güçler çaldı... Uluslararası projeler çaldı. İlk çıkan ayaklanmalara İslamcısı, solcusu her kimlikten Suriyeli demokrasi isteğiyle sokağa döküldü. Fakat altı ay sonra Esad’ın derin devleti işin içine girdi, ayaklanmaları bastırmak için kan döküldü. Ardından da çeşitli ülkeler işin içine girdi. Silah soktular ülkeye, çatışma ortamı yarattılar ve o andan itibaren de devrim çalınmış oldu. Bugün Cenevre’de, Viyana’da dünya oturmuş Suriye’nin geleceğini konuşuyor ama orada Suriyeli hiçbir muhalefet unsuru yok. Artık biz yokuz. Öldük yani. Öldürüldük.

TÜRKMENLERİN askeri açıdan durumu nedir? Savaşçı sayısı nedir?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Savaştayız. Bu tür ayrıntıları vermem doğru olmaz.

KIZILDAĞ neresi?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Dağlık bir yer. Küçük yerleşim merkezleri var Kızıldağ’da. Türkiye sınırına çok yakın bir yerdir.

Kızıldağ’ı önemli kılan nedir? Türkiye sınırına yakın olması mı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Hayır... Kızıldağ ele geçirildiği zaman, “Bayır” dediğimiz bölüm tamamen kontrol altına alınmış oluyor.

Bölgede Türkmen direnişi sürüyor mu?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Şehitlerimiz var, yaralılarımız var. Fakat buna rağmen direniş sürüyor. Çok şiddetli çarpışmalar yaşanıyor.

Nasıl bir çatışma?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Havadan Ruslar vuruyor. Karadan da rejimin askerleri...

Sahadaki Türkmen birlikleriyle temasta mısınız?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Tabii ki... Birliklerimizle görüşüyoruz. Saat saat görüşüyoruz. Üç gündür uyumuyorum. Eşi benzeri görülmemiş bir bombardıman söz konusu. Kolay değil orada mücadele etmek. Dağ yanıyor. Ama oradaki birliklerimiz, bölgeyi çok iyi biliyorlar. Bu nedenle çok zayiat verilmiyor.

Peki ya Türkmen Dağı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Türkmen Dağı düşmedi. Maksatlı haberlere inanılmamalı. Birliklerimiz oradadır. Mücadele devam ediyor.

PARİS saldırılarından sonra dünyada “Öncelikle IŞİD’den kurtulmak gerekir” tezi ağır basmaya başladı. Ne diyorsunuz bu yaklaşıma?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Yanlış bir yaklaşım... Öncelikle Esad’ın gitmesi lazım. Ondan sonra terörle mücadele edilmesi gerekir.

Kendinizi Fransa’nın yerine koyun. IŞİD, başkentinizi cehenneme çevirmiş. Fransa’nın yerinde olsanız “Önce Esad gitsin, sonra IŞİD’le mücadele edilir” diyebilir misiniz?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: İşleri bu aşamaya kendileri getirdi. Bunu dedirtmek için uğraştılar. Beş yıldır Suriye sorununu çözemezler miydi? O kadar acizler miydi? IŞİD, Suriye’nin yüzde 70’ine hâkim olurken seyirci kaldılar. Bugün Fransa’daki olaylarda kim kazandı, kim kaybetti, ona bakmak lazım.

Kim kazandı?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Avrupa kazandı. Mülteci politikalarını yeniden belirliyorlar. Dünyanın kaderini yeniden yazma hakkını ellerine aldılar. Ölen masum insanlara ben de üzülüyorum ama siyasi sonuç bu.

IŞİD’i bitirmek mümkün değil mi?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Bütün dünya birleşiyor. G-20’de gördük, Viyana’da gördük. Hepsi “Bu IŞİD’i nasıl halledeceğiz” diyor. Karadan mı girsek, havadan mı vursak... Hiçbiri doğru dürüst bir proje sunmuyor. IŞİD dediğin dört yıllık bir örgüttür. Böyle bir örgütle dünyanın baş edememesi sizce makul müdür?

IŞİD nasıl bitirilir?

ABDURRAHMAN MUSTAFA: Her ülke bin asker verse... Bitirirsin IŞİD’i... Dünyada kaç ülke var? IŞİD’in sayısı ne? Ben anlamıyorum, gerçekten anlamıyorum. Yeri yurdu bellidir IŞİD’in... Bu kadar milyonlar aktarılıyor... Ortada akla, mantığa sığmayan bir durum var. (25.11.2015)


Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde BayırBucak Türkmenleri ve Suriye ile ilgili yaşanan sıcak gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Bayırbucak Türkmenlerinin olduğu bölge DAİŞ terör örgütünün olduğu bölge değildir, kimse kimseyi kandırmasın. Orada sadece Bayırbucak Türkmenleri vardır, soydaşlarımız vardır, akrabalarımız vardır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "DAİŞ terör örgütünü vuruyoruz" diyenlerin o bölgede Bayırbucak Türkmenlerini vurduğunu söyledi.

Erdoğan, Bayırbucak Türkmenlerinin sadece topraklarını savunmanın gayreti içinde olduğunu, ailelerini kamplara gönderenlerin orada direnişe devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti:"Bayırbucak Türkmenleri ülkemizde olan yakın akrabalık ilişkileri sebebiyle tıpkı Halep'teki, Humus'taki, Şam'daki, Golan'daki Türkmenler gibi bizim için ayrı bir öneme sahiptir. Esed rejimi ve onu destekleyen ülkelerin Bayırbucak Türkmenlerini hedef alan saldırılarının gerisindeki amacını gayet iyi biliyoruz. DAİŞ'in hiçbir varlığının olmadığı bu bölgedeki saldırılar doğrudan Esed rejimini ayakta tutma amacına yöneliktir.

Türkiye, Cerablus'tan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan hattı tüm terör örgütlerinden arındırmak kararındadır. Türkiye olarak bu bölgede yaşayan kardeşlerimize eskiden beri her türlü desteği veriyoruz, vereceğiz.17-25 Aralık darbe girişiminden hemen sonra yaşanan o meşhur MİT tırları ihanetini biliyorsunuz değil mi? Hala utanmadan, sıkılmadan bunları gazetelerine başlık yapanlar var. İşte o tırlar bu bizim Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren tırlardı. Bazıları diyor ki 'Başbakan Erdoğan diyordu ki onların içinde silah yok'. Varsa ne olacak, yoksa ne olacak? Ne diyoruz biz, 'oraya insani yardım götürüyoruz'. Kim onlar? Mağdur, mazlum bizim Bayırbucak Türkmen kardeşlerimiz, biz bunu yaptık."

"KARDEŞLERİMİZE DESTEK OLABİLMEK İÇİN HER TÜRLÜ İMKANI SEFERBER EDİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, hükümet ve şahsı aleyhine algı oluşturabilmek adına Bayırbucak Türkmenlerine yapılan yardımları sabote edenleri milletin asla affetmeyeceğine inandığını dile getirerek, "Bugün de bölgede gerçekten çok zor şartlar altında mücadele veren kardeşlerimize destek olabilmek için hem ülkemiz tarafında hem de sınırın diğer tarafından her türlü imkanı seferber ediyoruz" dedi.

Türkiye'nin "Çok yakında Cerablus-Akdeniz hattındaki insani güvenlik bölgesi uygulamasını müttefik ülkelerle birlikte hayata geçireceğini" belirten Erdoğan, bu uygulamayla bir yandan bölgede yeni insani dramlar ortaya çıkmasına engel olurken diğer yandan da kendi vatanlarında hayatlarını sürdürmek isteyen o muhacirlere imkan sağlamayı hedeflediklerini anlattı.

Erdoğan, "Türkiye'nin bu çabasına destek vermeyen veya engel çıkarmaya çalışan herkes, Suriye'de hayatını kaybeden 380 bin masuma eklenecek her yeni canın sorumluluğuna ortak olacaktır" diye konuştu."Bizim Suriye halkının güvenli ve istikrarlı bir geleceğe kavuşmasından başka bir gayemiz yoktur" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendi güvenliğimizin de bundan geçtiğini biliyoruz. Aynı şekilde Avrupa'nın mülteci ve terörizm kıskacından kurtulabilmesinin yolu da Suriye'nin istikrara kavuşmasından geçiyor. İnşallah Suriyeli kardeşlerimiz için aydınlık günler yakındır. Türkmen kardeşlerimize mücadelelerinde başarılar diliyorum, duamız ve desteğimiz sonuna kadar onların yanında olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. (24.11.2015)


Bayırbucak Türkmen bölgesi, 30 Eylül'den bu yana Rus hava saldırılarının hedefinde. Rusya destekli rejim saldırılarını hem havadan hem denizden yoğunlaştırdı. Sahadaki son duruma göre, Gımam, 45 Tepesi, Zuveyk köyü, Acısu Kavşağı, Kızıldağ'ın tepe bölgesi rejim güçlerinin eline geçti. "Türkmendağı, sahil bölgesinde tampon bölgedir" diyen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya'nın Esad rejimine cephe hatlarında askeri üstünlük kazandırarak, müzakere masasına güçlü oturmasını sağlamayı amaçladığını söyledi. Mustafa, bölgenin Antakya ile "Esad'ın kalesi Lazkiye" arasında kaldığını, Türkmendağı'nın düşmesi halinde Esad'ın Türkiye ile komşu olarak sınır üzerinde tehdit oluşturabileceğini dile getirdi. Mustafa, "Türkmendağı'nın düşmesi, Kürtlerin Akdeniz'e açılmasına da olanak sağlayacak" dedi. (24.11.2015)

Rus, İran ve Suriye ordusunun saldırısı altındaki Türkmenlerin Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa VATAN’a konuştu: Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, uçaksavar olmadan, rejim güçlerine destek için hava taarruzu yapan Rus uçaklarıyla baş etmenin zor olduğunu söyledi. Esad güçlerinin Kızıldağ’ı ele geçirmesinden sonra Türkiye sınırı yakınındaki Yamadı bölgesinin de top atışlarının menziline girdiğini belirten Mustafa, Keberli ve Göğdağ’a top atışı yapıldığını anlattı: “Vatanımızı bırakacak değiliz. Bize uçaksavar gönderin. Birliklerimiz son neferine kadar savaşmada kararlı. Türkiye-Suriye sınırında güvenli bölge kurulması da bizim için hayati önemde. Bölge oluşturulmazsa Türkmenler biter. Bayırbucak’ı kurtarsak da Halep’in kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmak zorunda.” (24.11.2015)

Yaklaşık 3.5 milyon Türkmen’in yaşadığı Suriye’de, 300 bine yakın Bayırbucak Türkmeni çatışmalar nedeniyle ülkede yer değiştirdi, 25 bine yakını da Türkiye’ye sığındı. Rusya ve Esad güçlerinin Bayırbucak Türkmenlerine yönelik saldırıları, gözleri Türkiye sınırındaki Türkmenlere çevirdi. Suriye’de Mart 2011’den bu yana yaşanan çatışmalarda 35 bin Türkmen öldü. Yaklaşık 3 milyon Türkmen’in yaşadığı Suriye’de, 300 bine yakın Bayırbucak Türkmeni çatışmalar nedeniyle ülkede yer değiştirdi, 25 bine yakını da Türkiye’ye sığındı.

ORANTISIZ GÜÇ KULLANILIYOR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bayırbucak Türkmenlerine ait Halep'teki Sultan Murat Tümeni’nin DAEŞ ile mücadele ettiğini belirterek, Rusya’ya sert tepki gösterdi. Mustafa şunları söyledi: “Madem DAEŞ ile biz mücadele ediyoruz, Rusya da gelsin o bölgede DAEŞ’i vursun. Ne yazık ki herkes bizim düşmanımız. Biz terörist değiliz, Türkmeniz. Gönüllü genç yiğitler inançlarıyla savaşıyorlar. Rusya ile mücadele etmemiz mümkün değil. NATO üyesi Türkiye, BM’de gerekli girişimleri yapıyor. Rusya’nın uçaklarıyla mücadele için uçaksavar istiyoruz. Orantılı bir gücümüz hiçbir zaman olamaz. Halep’te Sultan Murat Tümeni’nin DAEŞ’le mücadele ettiğini vurgulayan Mustafa, “DAEŞ bizi Halep’te perişan etti. PYD Telabyad’da perişan etti. Humus-Hama’da Esad rejimi bizi vurdu. Şimdi de Bayır’da Rusya, Hizbullah, Esad bizi vuruyor. Biz terörist değiliz, Türkmeniz” dedi. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Uzmanı Oytun Orhan da, Bayırbucak’ın çok stratejik bir bölge olduğunu ifade ederek, “Rejim Suriye’yi tek başına kontrol edemeyeceğinin farkında ve Suriye’nin parçalanacağından hareketle bir rejim bölgesi oluşturma hedefinde. Bayırbucak bu bölgenin oluşmasında engel bir noktada bulunuyor” dedi.

BM’YE TAŞINIYOR

Türkiye Suriye’deki Türkmenlere yönelik Rus hava operasyonlarını BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyor. Reuters Haber Ajansı, Başbakanlık kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Türkiye’nin Suriye’deki Bayırbucak Türkmenlerine yönelik saldırıları görüşmek üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdığını duyurdu. Kaynaklar, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun meselenin istihbarat boyutunu Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı’yla görüştüğünü söyledi. Haberde, Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun da konuyu ABD’li mevkidaşı John Kerry ile telefonda masaya yatırdığı belirtildi. Geçen hafta Rusya Suriye’deki hava operasyonlarına devam ederken, Türkiye’den “DAEŞ değil, Türkmen Dağı’ndaki Türkmenler hedef alındı” açıklaması gelmiş ve ardından Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı. (24.11.2015)

Esed güçleri, Türkiye sınırında Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bayırbucak bölgesine saldırılarını sürdürüyor. Esed ordusuyla birlikte Hizbullah milisleri ve İran güçleri karadan, Rusya da havadan ve denizden bölgeye yoğun saldırı düzenliyor. Saldırıların son dönemde bu bölgede yoğunlaşması, Rusya'nın Esed'i müzakere masasına güçlü oturtmayı hedeflediğini gösteriyor. Rusya, Suriye'de "terörle mücadele" adı altında 30 Eylül'den bu yana düzenlediği hava saldırılarıyla, ilk günden bu yana Bayırbucak Türkmen bölgesini de hedef alıyor. Bölgede rejim güçleri ve Türkmen birlikler arasındaki çatışmaları "koordine ettiği" bilinen Rusya, Türkmendağı'na Akdeniz'deki savaş gemilerinden attıkları füzelerle de müdahalede bulunuyor. Rejim güçleri de yaklaşık iki buçuk haftadır Rus hava desteğinde bölgeye kara operasyonu düzenliyor. Bölgenin güneyindeki Gımam köyünü hedef alarak başlayan saldırılar, 5 gündür Bayırbucak'taki Acısu, Fırınlık ve özellikle Kızıldağ bölgelerinde Rus savaş uçaklarının yoğun bombardımanıyla devam ediyor. Esed ordusunun Türkmendağı'ndaki kara operasyonuna, yaklaşık 2 senedir bölgede aktif olarak savaşan Hizbullah milisleri ve İran güçleri de destek veriyor. Sahadaki son duruma göre, Gımam, 45 Tepesi, Zuveyk köyü, Acısu Kavşağı, Kızıldağ'ın tepe bölgesi rejim güçlerinin eline geçti. "Esed ve Türkiye arasında tampon bölge" Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya'nın son dönemde Türkmendağı'na hava saldırılarını artırmasının altında çeşitli motivasyonlar olduğunu söyledi. Mustafa, Moskova yönetiminin kısa vadede, Esed rejimine cephe hatlarında askeri üstünlük kazandırarak, müzakere masasına olabildiğince güçlü oturmasını amaçladığını belirtti. "Türkmendağı, sahil bölgesinde tampon bölgedir" diyen Mustafa, bölgenin Antakya ile "Esed'in kalesi Lazkiye" arasında kaldığını, Türkmendağı'nın düşmesi halinde Esed'in Türkiye ile komşu olarak sınır üzerinde tehdit oluşturabileceğini dile getirdi. Mustafa, parçalanmış Suriye senaryosunda Esed'in Lazkiye'de Nusayri devleti kurma ihtimaline değinerek, "Esed, Türkmendağı gibi stratejik bir bölgeyi de Nusayri devletinin sınırlarına katmış olmayı hedefliyor" dedi. Ülkenin kuzeyinde olası bir Kürt kuşağı ihtimalinden de söz eden Mustafa, "Türkmendağı'nın düşmesi, Kürtlerin Akdeniz'e açılmasına da olanak sağlayacak" ifadesini kullandı. Mustafa, Bayırbucak'ta Türkmen varlığının korunmasının Kürt kuşağına da engel olacağını kaydetti. Bayırbucak'taki stratejik noktalar 4 gündür yoğun çatışmaların yaşandığı, Türkiye'ye 5 kilometre mesafedeki Kızıldağ, bölgedeki en yüksek dağ olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Kızıldağ, Türkiye sınırına 500 metre mesafede bulunan bölgenin en doğu ucu olan Yamadı'ya kadar atış üstünlüğü sağlıyor. Rejim güçleri bu tepeyi tam olarak ele geçirirse Kızıldağ'dan Yamadı'ya kadar on Türkmen köyünü topçu atışıyla vurabilir. Rejimin hedefindeki bir diğer nokta ise Acısu bölgesi. Burası, Türkmen birliklerinin batı sahil kesimi ile kuzey hattındaki son nokta. Kızıldağ ve güneydeki 45 Tepesi ile birlikte adeta bir üçgen oluşturan bölge, rejim için stratejik ve hayati öneme sahip. Türkmen Dağı güney hattında Gımam’ın ardından bir diğer önemli nokta Zuveyk köyünü de rejim ele geçirdi. Esed güçleri buradan kuzeydeki Burcu'l Kasab noktasına ilerleyerek Türkmen Dağı ile Cebel Ekrad arasındaki bağlantıyı keserek Türkmen Dağı’nı topyekun kuşatma altına alabilir. (23.11.2015)

Rusya ve Esad, Bayırbucak’a saldırarak, aslında PYD’nin ABD desteğiyle hayata geçirmeye çalıştığı Kürt kantonlarını birleştirme planına destek veriyor. Çünkü Lazkiye’ye ulaşacak koridoru kesen kritik nokta, bu bölge. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bayırbucak Türkmen bölgesine saldırının üç anlamı olduğunu ifade ederek, “Akdeniz’e uzanacak Kürt koridoru açma hedefi var ve Esad da masada anlaşmaya giderse kendisine Nusayri/Alevi devleti kurabileceği toprakları genişletmek istiyor ve bunların yanında saldırılarla Türkiye’yi rahatsız etmek için çaba harcanıyor” dedi. Bölgedeki son gelişmeleri STAR’a değerlendiren Mustafa, “Türkmenlere yardım eden tek güç Türkiye’dir. Zamanında bize yardımlara taş koyanlar şimdi ‘Neden yardımcı olmuyorsunuz’ diye haberler yapıyorlar. Bize dönük paralel bir çaba var. Resmi olan ağız bizimki” açıklamasında bulundu. (23.11.2015)

SURİYE’DE Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bayırbucak bölgesinde çatışmalar sürerken, saldırılarda 70’den fazla Türkmen’in öldüğü bildirildi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Hürriyet Gazetesi'ne yaptığı açıklamada Türkiye ve koalisyon güçlerine, Türkmen birliklerine acilen uçaksavar göndermeleri çağrısı yaptı. Mustafa, uçaksavar olmadan, rejim güçlerine destek için hava taaruzu yapan Rus uçaklarıyla baş etmenin zor olduğunu söyledi. Esad güçlerinin Kızıldağ’ı ele geçirmesinden sonra Türkiye sınırı yakınındaki Yamadı bölgesinin de top atışlarının menziline girdiğini belirten Mustafa, Keberli ve Göğdağ’a top atışı yapıldığını söyledi. Gimam, Zuveyk ve Acısu’nun rejim güçlerinin eline geçtiğini bildiren Mustafa, Rahman Tepeleri’nde direnişin sürdüğünü, Suriye ordusuna zayiat verdirildiğini savundu.

GÜVENLİ BÖLGE ŞART

Suriye ordusunun Türkmen Dağı’nı ele geçirme hesabı yaptığını söyleyen Mustafa, rejim güçlerinin kuzey, güney ve orta hattan saldırdığını belirtti. Mustafa, “Vatanımızı bırakacak değiliz. Birliklerimiz son neferine kadar savaşmada kararlı. Türkiye - Suriye sınırında güvenli bölge kurulması bizim için hayati önemde. Bölge oluşturulmazsa Türkmenler biter. Bayırbucak’ı kurtarsak da Halep’in kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmak zorunda” dedi. (23.11.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Beşşar Esad’ın 4 yıldır yapamadığını Rusya’nın gerçekleştirdiğini ve sivil katliam yaşanmadan imha saldırısının durması gerektiğini söyledi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Esad rejiminin Rusya'nın yoğun hava desteğiyle Bayır Bucak Türkmenleri'ne yönelik başlattığı "imha" girişiminin, sivilleri de hedef alacak bir katliama dönüşmeden engellenmesi çağrısı yaptı. AKŞAM'a konuşan Mustafa'nın açıklamaları şöyle:

"DAEŞ'LE MÜCADELE" MASKESİ

Barış ve geçiş süreci adımlarını beklerken, çok ağır bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Rusya, "DAEŞ'le mücadele" maskesi altında Şam rejiminin yanında savaşa katıldı ve Türkmenleri hedef aldı.

ESAD’IN MASADA ELİ GÜÇLENDİ

Rusya bu hamlesiyle Esad rejiminin dört yıldır yapamadığını gerçekleştiriyor. Harekatın arka planında, geçiş görüşmeleri başlamadan Esad rejiminin elindeki kartları güçlendirme amacı yatıyor. Rusya, Şam rejiminin Suriye'de daha çok alana hakim olmasını sağlamak istiyor. (23.11.2015)

Gaziantep'te düzenlenen Suriye-Türkmen Meclisi toplantısına katılan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, İhlas Haber Ajansı'nın sorularını cevaplandırdı. Kızıldağ’ın Cumartesi günü rejim güçlerinin eline geçtiğini doğrulayan Mustafa, Türkmen birliklerinin Kızıldağ’ı geri almak için hazırlık yaptığını, Avanlı, Ramanlı ve Fırınlı’da Türkmen direnişinin devam ettiğini söyledi. Rusya’nın bombardımanın ardından Suriye ordusunun helikopterle Kızıldağ’a yakın tepelere asker indirdiği belirten Mustafa:

"Biliyorsunuz zaten, Rusya’nın sadece Türkmen Dağ’ına bir haftadır daha çok sık gelmeye başladı. Rusya’nın zaten ilk vurduğu yer Türkmen Dağ’ı ve Hama Humus Türkmenleriydi. Yani maalesef Suriye’de herkes müdahil olduğunda, uçaklarını, askerlerini getirdiğinde, DEAŞ’le mücadele adı altında, oradaki masum insanları ve Ilımlı muhalefet dediğimiz Suriye Özgür ordusu bünyesinde kendi köyünü koruyan, kendi topraklarında mücadele eden insanlarımızı vuruyorlar. Biliyorsunuz, Rus Uçakları Perşembe günü, eşi benzeri görülmemiş bir hava saldırısı düzenledi. Orada çok fazla kayıp verdik. Birçok sivil insanımızda mecburi güç etmek zorunda kaldı. Ancak bu Esed destekli Rus uçakları bombalarken, karadan da Esed’e destek olarak, İran’da Hizbullah milisleri de destek veriyordu. Ama ona rağmen bizim oradaki yiğit gençlerimiz de 2. Sahil Tümeni Çatısı altındaki birliklerimiz müthiş bir direniş gösteriyor. Orada bin yıldır yaşayan insanlarımızda inanıyor. Kolay kolay, diz çöküp atamayacağına inanıyoruz. Tabii burada bir orantılı güç yoktur. Karşısında dünyanın bir süper gücü vardır. Siz oradaki belirli bir çaptaki silahlarla kendinizi korumaya çalışıyorsunuz.

Maalesef buda Ortadoğu’daki ve Suriye’deki, büyük oyunların bir parçasıdır. Türkmen coğrafyası ister Tel-Abyat olsun ister Halep’te olsun, ister Bayırbucak’ta olsun konum icabıyla çok stratejik bölgelerde yaşıyoruz. Dolaysıyla dünya güçlerinin oynadıkları oyunların hedefinde Türkmenler bulunuyor. Bu Türkmenlerin tercihi değildi. Tabii ki Bayırbucak çok önemlidir. Hem Esed için önemlidir. Hem Rusya için önemlidir hem de Türkiye için önemlidir” dedi. "Biz 5 yıldır bu savaş alanında, uluslararası arenada halen kendi varlığımızdan bahsedebiliyorsak, buda anavatanımızın bize vermiş olduğu destekten dolayıdır" diyen Mustafa, "Ama Bayırbucak’ta olan olay gerçekten çok büyük bir olaydır. Türkmenler’in kökünü kazımak hedefleniyor. Türkmen Dağı’ndaki son durum biliyorsunuz orada Perşembe günü büyük bir bombardıman yaşandı. Türkmen Dağ’ının içinde teperler vardır. Kızıldağ dediğimiz Bayır’ın Türkmen Dağ’ı içindeki bir tepedir. Orayı aldılar. Orası da çok stratejik bir bölgedir. Dolayısıyla bizim Bayır tamamen Esed rejiminin menzili altına girdi. Geberen olsun, Kepir olsun buralar tam menzildeler. Bizim oradaki insanlarımız bombaların altında yaşamaya çalışıyorlar. Bu kullanılan silahlar varilere benzemez. Değişik silahlar kullanıldı. Güç etme konusunda hareketlenmeler oldu. Yamada’da bizim Yayladağı’nın öbür tarafında Suriye toprağında sınıra sıfır bir çadır kent var. Kürt Dağ’ından gelen Arap kardeşlerimiz. Hem Kürt Dağ’ından hem de Türkmendağ’ından güçler geliyor. Büyük bir nüfus kalabalığı oldu. Allah korusun Bayırbucak düşmeyecektir. Öyle bir şey olduğunda Türkiye’ye çok büyük bir göç yaşanacak” diye konuştu.

“SON KALE DÜŞMEYECEK”

“Bayırbucak Türkmenlerin de son kalesi” diyen Mustafa:“Biliyorsunuz Tel-Abyad PYD aldı ve bizim oradaki Türkmenleri de tehcir ederek oranın demografik yapısını değiştirdi. Bununla ilgili uluslararası örgütlerin raporu var. Uluslararası Af Örgütünün de iki tane raporu var. Halep Türkleri, Azez, Cerablus arası 2 yıldır DEAŞ’ın kontrolündedir. Elimizde sadece bir Bayırbucak var. Şimdi de burada da Türkmenleri yok etmeye çalışıyorlar. “Allah korusun” biz inanıyoruz. İnşallah düşmeyecektir. Biz davamıza inanıyoruz” diye konuştu. “GÖRÜLMEMİŞ BİR SALDIRI” Bombardımanın Perşembe günü sabah 05.00’te başlayıp gece saat 23.00’e kadar sürdüğünü söyleyen Mustafa, “Bayır’ın üzerinden Rus uçakları hiç ayrılmadı. Çok teknolojik silahlar ve bombalar kullanılıyor. Belki de uluslararası yasak olan silahlar kullanılıyor. Bu durumda orada sivilin kalması mümkün mü? Bizim oradaki insanlarımız Esed rejiminin varil bombaları altında yaşamaya devam etmeye çalışıyordu. Nasıl olsa alışmışlardı. Ama bu çok farklı ve görülmemiş bir saldırı, maalesef dünya kamuoyunda seyrediyor. Hiç kimse, Bayırbucak’ta nasıl insani bir dram yaşandığının farkında değil. Yani biz bugün isterdik Kobani’de gösterilen hassasiyetin bizim Türkmenler içinde gösterilsin. Bize bundan daha önce birçok yerde soykırım yapıldı. Humus, Hama’da olsun iki sene önce rejim orayı yerle bir etti. Tel Abyat’ta aynı şekilde, Halep’te DEAŞ geldi. Orada katliam yaptı. Maalesef uluslararası kamuoyu, Türkmenlere çok duyarsız kalıyor. Orada sadece kendilerinin çizdiği projeleri gündeme getiriyorlar. Kendi projelerine hizmet edecek projeleri gündeme getiriyorlar. Suriye’deki savaşı algı operasyonlarıyla yönetiyorlar. Maalesef bu duruma düştük ama oradaki mücahitlerimiz, yiğitlerimiz kanlarıyla canlarıyla mücadele ediyorlar” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE BİZİM HERŞEYİMİZ”

“Bizim her şeyimiz Türkiye. Türkiye bizim anavatanımız, Türkiye ile kan bağımız var kültürümüz, tarihimiz, geçmişimiz birdir” diyen Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Bizim sadece bir anavatanımız var o da Türkiye’dir. Orada bizi koruyacak olan güçlü bir Türkiye devletidir. Çünkü diğer grupların arkasında uluslararası güçleri görüyoruz, bölgesel ülkeleri görüyoruz. Herkes oradaki Türkmen’i vuruyor. PYD, İran, Hizbullah, Esed, DEAŞ herkes Türkmenleri vuruyor. Dolaysıyla bizim anavatanımız Türkiye’dir. Allah anavatanımıza zeval vermesin. Anavatanımız her zaman Türkmenlerin yanında olmuştur" diye konuştu. (22.11.2015)


DAVUTOĞLU: TÜRKMENLERİN KORUNMASI İÇİN TALİMAT VERDİK

Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında düzenlenen Suriye konulu güvenlik toplantısı yapıldıBaşbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında düzenlenen Suriye konulu güvenlik toplantısı yapıldı. Başbakan Davutoğlu yaptığı açıklamada "DEAŞ'a karşı operasyon yapılıyorsa bu koordinasyon içinde yürütülmelidir. Türkmenlere yönelik bir katliama yol açmamalıdır. Kardeşlerimizin bulunduğu tehdit karşısında gerekli tedbirleri diplomatik olarak da alırız. Bayırbucak'taki kardeşlerimizin korunması için gerekli tedbirleri alma talimatını verdik" dedi.

Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen toplantı basına kapalı yapıldı. Toplantıya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, İçişleri Bakanı Selami Altınok, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Bahadır Köse, Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Müsteşar Yardımcısı İsmail Hakkı Musa ile AK Parti İstanbul Milletvekili Ali Sarıkaya katıldı.

DAVUTOĞLU: HER TÜRLÜ TEDBİR İÇİN TALİMATI VERDİK

Basına toplantı hakkında bilgi veren Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bayırbucak Türkmenleri'ne yönelik her türlü saldırıda gerekli tedbirin alınacağını söyledi. Davutoğlu'nun güvenlik toplantısında konuşulanlar hakkında verdiği bilgiler şöyle:"İlgili güvenlik birimlerimizle toplantı gerçekleştirdik. Türkiye'ye dönük herhangi bir tehdit olursa, gerekli müdahale edilecektir. Mülteci akınına yol açacak bir saldırı olursa, gerekli tedbirler alınacaktır. Türkmeler gibi gruplar saldırıya uğraması durumunda bu gruplara her türlü desteği vereceğiz. Her türlü insani yardımı yaparız. Suriyeli olmayan herkes, Suriye'deki savaşçıdır. Türkiye gerekli tedbirleri alır.

DEAŞ'a karşı operasyon yapılıyorsa bu koordinasyon içinde yürütülmelidir. Türkmenlere yönelik bir katliama yol açmamalıdır. Kardeşlerimizin bulunduğu tehdit karşısında gerekli tedbirleri diplomatik olarak da alırız.

BM Güvenlik Konseyi'ne mektuplar gönderdik. Kardeşlerimize yapılacak yardımları ele aldık. Bayırbucak'taki kardeşlerimizin korunması için gerekli tedbirleri alma talimatını verdik.

Kobani (Ayn’el Arap)'daki katliama karşı sesini yükseltenlerin, Bayırbucak Türkmenleri'nin içinde bulunduğu duruma seslerini çıkarmaması sorgulanmalıdır. Bu adres açıktır, bunu da tarih yargılar. Kim zulme uğramışsa kucağımızı, bağrımızı açtık. Bizim meselemiz insani bir meseledir." (22.11.2015)

"TÜRKMEN DAĞI PES ETMİYOR!


Rusya, İran ve Esed güçlerine karşı mücadele veren Bayırbucak Türkmenleri cepheyi terk etmiyor. Son 5 yılın en şiddetli çatışmalarının yoğunlaştığı bölgede Türkmenler, kritik noktadaki Kızıldağ’ı kaybetmemek için direniyor. Son yılların en stratejik savaşının ya­şan­dı­ğı Ba­yır­bu­cak böl­ge­sin­de, Türk­men­le­rin di­re­ni­şi sü­rü­yor. Rus­ya­’nın Laz­ki­ye­’den bom­bar­dı­man yağ­mu­ru­na tut­tu­ğu, di­ğer yan­dan da İran ve Hiz­bul­lah des­tek­li Esed güç­le­ri­nin ku­şat­ma al­tı­na al­dı­ğı Türk­men Da­ğı­’n­da Der­han­ne, Kı­zıl­dağ ve Fı­rın­lık köy­le­ri çev­re­sin­de ça­tış­ma­lar son 5 gün­dür ara­lık­sız sü­rü­yor. Re­jim güç­le­ri, yak­la­şık iki haf­ta ön­ce baş­lat­tı­ğı ka­ra ope­ras­yo­nun­da ön­ce Gı­mam te­pe­si­ni ele ge­çir­di.

ÖLÜM KA­LIM MÜ­CA­DE­LE­Sİ

Ön­ce­ki gün­den bu­ya­na Kı­zıl­dağ’­da yo­ğun­la­şan ça­tış­ma­lar­da 45 Te­pe­si, Zu­veyk kö­yü, Acı­su Kav­şa­ğı ve Kı­zıl­dağ'ın bir kıs­mı re­jim güç­le­ri­nin elin­de geç­ti. Tür­ki­ye­’ye 5 ki­lo­met­re me­sa­fe­de­ki Kı­zıl­da­ğ’­ı, Rus sa­vaş uçak­la­rı da bom­bar­dı­man al­tın­da tu­tu­yor. Stra­te­jik nok­ta­lar­da yo­ğun­la­şan ça­tış­ma­lar­da, Kı­zıl­dağ’ın ele ge­çi­ril­me­si ha­lin­de 10 Türk­men kö­yü­nün da­ha düş­me­si hız­la­na­cak. İki gün­de 20’den faz­la ka­yıp ve­ren Türk­men­ler, cephede 200’den faz­la re­jim as­ke­ri­ni öl­dür­dü. BU­GÜ­N’­e ko­nu­şan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mus­ta­fa, dün­ya­nın söz ko­nu­su Türk­men­ler olun­ca çif­te stan­dart uy­gu­la­dı­ğı­nı be­lir­te­rek “Dün­ya ni­çin sus­kun” de­di.

ONUR SAVAŞI VERİLİYOR

“Türk ka­mu­oyu­nun du­yar­lı­lı­ğı­nı mem­nu­ni­yet­le kar­şı­lı­yo­ru­z” di­yen Mus­ta­fa, Türk­men­le­rin kat­li­am­la kar­şı kar­şı­ya kal­dı­ğı­nı vur­gu­la­ya­rak “Türk­men Da­ğı’n­da in­san­lık onu­ru­nu kur­tar­ma mü­ca­de­le­si ve­ri­li­yo­r” di­ye ko­nuş­tu.

ACİLEN ‘GÜVENLİ BÖLGE

’ Türk­men Da­ğı­’nın ve Ba­yır­bu­cak Türk­men­le­ri­nin; PYD-DA­EŞ ça­tış­ma­sı­nın ya­şan­dı­ğı Ko­ba­ne ve Ezi­di­le­r’in ya­şa­dı­ğı Şen­gal Da­ğı ka­dar ko­nu­şul­ma­dı­ğı­nı kay­de­den Mus­ta­fa, ‘Gü­ven­li Böl­ge­’ pro­je­si­nin aci­li­ye­ti­ne vur­gu ya­pa­rak şun­la­rı söy­le­di:

KOBANİ PROJEYDİ

“Ko­ba­ni’yi ay­lar­ca gün­dem­de tu­tan­lar, Şengal’deki Ezidi katliamını konuşanlar söz ko­nu­su Bayırbucak Türk­menleri olun­ca ses­siz ka­lı­yor. Ko­ba­ni, ulus­la­ra­ra­sı bir pro­jey­di. Ko­ba­ni üze­rin­den bir pro­je uy­gu­la­ndı ve başarıldı. Dün­ya, Su­ri­ye­’nin Ko­ba­ni­’den iba­ret ol­ma­dı­ğı­nı gör­sün.”

DAKİKADA 40 FÜZE

Rus­ya, Ba­yır­bu­cak'ta sür­dür­dü­ğü bom­bar­dı­ma­nı Türk­men kat­li­amı­na dö­nüş­tür­dü. Rus­ya, 3 gündür ha­va­dan ve de­niz­den da­ki­ka­da 40 fü­ze atıyor. n Böl­ge­den an­lık is­tih­ba­rat­lar alan Ankara, Rus­ya Bü­yü­kel­çi­si’ni önceki ge­ce­ya­rı­sı Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı'na çağırdı. 25 Ka­sım'da Rus Dışişleri Bakanı Lav­rov, Ankara’da uyarılacak. DAEŞ karargâhına Türkmen bayrağı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), denetimini ele geçirdiği Harcele köyü yakınlarındaki terör örgütü DAEŞ'in karargahına Türkmen bayrağı astı. Suriye'deki Türkmen muhalif grubu Sultan Murad Tugayları ve ortak hareket ettiği Şam Cephesi, Türk ve Amerikan hava unsurlarının desteğiyle Azez'deki DAEŞ mevzilerine yönelik başlatılan operasyonlar sonucu ele geçirdiği Harcele ve Delha köylerinde kontrolü tam olarak sağladı. (22.11.2015)


HÜRRİYET’e konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Kızıldağ’ın cumayı cumartesiye bağlayan gece rejim güçlerinin eline geçtiğini doğruladı. Kızıldağ’ın savunması sırasında bölgedeki sahadan sorumlu Türkmen komutan Zekeriya Abdullah şehit düştü. Türkmen birliklerinin Kızıldağ’ı geri almak için hazırlık yaptığını belirten Mustafa, Bayırbucak’ta Avanlı, Fırınlı ve Ramanlı cephelerinde ise Türkmen direnişinin devam ettiğini söyledi.

RUSYA VE HİZBULLAH FAKTÖRÜ

Mustafa, Kızıldağ’ın düşmesinde Rusya’ya ait savaş uçaklarının bombardımanı ile Hizbullah güçlerinin karadan verdikleri desteğin önemli rol oynadığını belirtti. Bombardımandan sonra Suriye ordusunun helikopterle Kızıldağ’a yakın tepelere asker indirdiği, askerlerin topçu ve füze atışları sonrası Kızıldağ’ı ele geçirdiği bildirildi. Çatışmalarda ölü ve yaralı sayısında net bilgiye sahip olamadıklarını belirten Mustafa, “Şehitlerimiz ve yaralılarımız artıyor diyebilirim” dedi.

STRATEJİK AÇIDAN ÖNEMLİ

Kızıldağ’ın stratejik önemini, “Bu dağdan tüm ovayı rahatlıkla görebiliyorsunuz. Buradan istediğiniz yere rahatlıkla saldırabilirsiniz. Kızıldağ, Türkmen Dağı için de büyük öneme sahip bir yer” diye anlatan Mustafa, bölgeden Türkiye sınırına doğru göç başladığını belirtti. Mustafa, “İnsanların şu an için Türkiye tarafına geçeceğini düşünmüyorum. Yayladağ’ın karşısında Suriye içindeki kamplara gidiyorlar” dedi.

SINIRDA HAZIRLIK BAŞLADI

AFAD yetkilileri Türkiye sınırına şu an itibariyle yüksek sayıda insanın yığılmadığını ve sınırdan geçiş olmadığını belirterek, Hatay-Yayladağı’nın karşısında Suriye içindeki kampta gereken önlemlerin alındığını söyledi. Kampa 600’den fazla çadır, battaniye ve yatak, ekmek ve diğer gıda maddelerinin taşındığı bildirildi. (22.11.2015)


Rusya havadan, Esad da karadan Türkmenleri vurmaya devam ediyor. Onlarca Türkmen öldü, 17 bin kişi de son çare Türkiye'ye doğru kaçmak zorunda kaldı. AFAD ve Kızılay Türkmenlerin yardımına koşarken, Sağlık Bakanlığı da 3 sahra hastanesi kuruyor Esad birliklerinin Suriye'nin asli unsuru Türkmenlere yönelik başlattığı etnik temizlik Ankara'yı alarma geçirdi. Saldırılar sonrasında en az 50 Türkmen hayatını kaybetti. Tamamı sivil 300 kişi yaralanırken 17 bin civarında Türkmen de Türkiye'ye doğru kaçmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Bunlardan 10 bini Suriye sınırları içindeki Yamada Kampı'na yerleşti. 5 bin Türkmen ise Türkiye'ye giriş yapmak için hareket halinde. Eylül başından bu yana Rus savaş uçaklarının bombaladığı Türkmen Dağı'na yönelik, rejim güçleri de perşembe günü kara harekâtı başlatmıştı. Hatay'ın Yayladağı ilçesi karşısındaki Bayırbucak Türkmenleri bölgesine başlatılan saldırıları, Ankara yakından takip ediyor. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Bayırbucak bölgesindeki stratejik öneme sahip Derhanne, Kızıldağ ve Fırınlık köyleri çevresinde çatışmalar devam ediyor. Rusya, Akdeniz açıklarındaki gemiden de yoğun bombardıman başlatırken dün kritik Türkmen Dağı bölgesinin ve Kızıldağ'ın bir kısmı askeri olarak düştü. Bombardımandan kaçan 200 kadar Türkmen, Yayladağı ilçesine giriş yaptı. Kaçanların büyük bir çoğunluğu ise Suriye tarafındaki Yamada bölgesine geçici olarak intikal etti. Türkiye'ye 500 metre uzaklıktaki Yamada Kampı'na yaklaşık 10 bin Türkmen'in yerleştiği tahmin ediliyor. 5 bini de Türkiye'ye gelmek için yola çıktı. Türk Kızılay'ının AFAD ile birlikte sınırın yakınındaki ormanlık bölgelere gelen Türkmenlerin ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik çalışma yürüttüğü ifade edildi. Türkmenlerin çadır, serum, yatak ve battaniye gibi ihtiyaçlarının anında karşılandığı kaydedildi. AFAD ve Türk Kızılay'ı, şimdiye kadar Türkmenlere 3 bin kişilik çadır, battaniye, yatak ve gıda malzemesi ulaştırdı. Ayrıca, olası göç dalgasında Suriyelilere sıcak yemek dağıtımı için Kızılay'ın mobil mutfak TIR'ı da Yayladağı'na konuşlandırıldı. Hatay Valisi Ercan Topaca ise yaptığı açıklamada, "Bugün itibarıyla yaklaşık bin 500 Türkmen kardeşimiz sınıra gelmiş durumda. Onların her türlü ihtiyacının karşılanması için tedbirleri aldık" dedi. MHP'nin oluşturduğu bir heyet de gelişmeleri yerinde incelemek üzere Hatay'a gitti. Türkiye'ye getirilecek yaralılara yönelik olarak Sağlık Bakanlığı da bölgeye ilave 4 Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), 10 ambulans ve sağlık ekibi gönderdi. Yetkililer, UMKE ekiplerinin sınır noktasına sahra hastanesi kurma çalışması başlattığını, 3 çadırdan oluşan hastanenin bir kaç güne kadar hizmete gireceğini bildirdi.

300'DEN FAZLA YARALI

En az 50 Türkmen'in Kızıldağ bölgesindeki çatışmalarda öldüğü kaydedildi. Tamamı sivil 300'ün üzerinde yaralının hastanelere kaldırıldığı ve hastanelerin tamamının dolduğu da öğrenildi. Öte yandan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise operasyonun amacının Beşar Esad'a zaman ve alan kazandırmak olduğunu belirtti. Mustafa, "Türkiye, hiç bir zaman Türkmenleri unutmamıştır. Türkmenlerin Türkiye'den başka kimsesi yoktur" diye konuştu.

TÜRKMEN KAMPINDA ENDİŞELİ BEKLEYİŞ

Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik operasyon, Bayırbucak Türkmenlerinin kaldığı Osmaniye Konaklama Tesisleri'nde de endişeyle izleniyor. Yaklaşık 10 bin sığınmacının barındığı kampın sakinleri, "Bugün kimin oğlu, kimin kocası şehit düşecek korkusuyla yaşıyoruz. DAEŞ'e karşı mücadele ettiğini söyleyen Rus savaş uçakları neden bir tane bile DAEŞ militanının bulunmadığı Türkmen Dağı'nı vuruyor" diye isyan ediyor.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E 'HAREKETE GEÇİN' ÇAĞRISI

Suriye rejiminin Rusya'nın desteğiyle Türkmenlere yönelik başlattığı yoğun harekat Ankara'daki diplomasi trafiğini arttırdı. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun talimatı üzerine, Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu önceki gün ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'yi telefonla arayarak durumla ilgili değerlendirme yaptı. Ayrıca, Ankara, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığı'na bir mektup göndererek BM'nin bir an önce konuyu ele almasını talep etti. Başbakanlık kaynakları, Rus tarafı ile de temasların sürdüğünü belirtti. (22.11.2015)


TÜRKMENLER TEPKİLİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, bölgedeki son durumu Vahdet Gazetesi'ne değerlendirdi.

“GÜÇLER ORANTILI DEĞİL”

Çatışmaların sürdüğü bölgede güçlerin orantılı olmadığını söyleyen Mustafa, “Esed’in yanında süper güç Rusya var. İran gibi bir devlet var. Hizbullah var. Uçaklarla, füzelerle, ağır silahlarla saldırıyorlar. Karşınızda bu güçler var. Ancak bizim gençlerimiz, bizim yiğitlerimiz de orada kahramanca savaşıyorlar. Sonuna kadar mücadele etmeye yemin ettiler” diye konuştu.

“TÜRKMEN DAĞI DÜŞMEDİ”

Kamuoyuna yansıyan ‘Türkmen Dağı düştü’ şeklindeki haberleri yalanlayan Mustafa, “Türkmen Dağı düşmedi. Burada bulanan Kızıldağ Tepesi düşmüştür” dedi. Mustafa, Türkmen Dağı’nda devam eden çatışmalar nedeniyle 10 bin kişinin Türkiye sınırına yakın yerlere gittiğini belirtti.

DÜNYAYA SİTEM ETTİ

Türk kamuoyunun, Türkmenlere gösterdiği hassasiyet sebebiyle teşekkür eden Abdurrahman Mustafa, dünya kamuoyuna ise sitemde bulunarak, “Dünya, Suriye’nin Kobani’den ibaret olmadığını görmelidir. Kobani’ye gösterdiği duyarlılığı Bayır-Bucak’a da göstermelidir” ifadelerini konuştu. (22.11.2015)



SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA AJANS HABER'E SON GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ

Bayır Bucak'taki son durum hakkında AjansHaber’e bilgi veren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, bugün için bölgenin sakin olduğunu söyledi. Türkmen savaşçıların morallerinin çok yüksek olduğunun altını çizen Mustafa, ‘Biz Bayırbucak’ı kaybetmeyeceğiz’ dedi. Mustafa ayrıca, ‘Türkmen Dağı düştü’ haberleri için şu anda rejimin önemli bir noktada olan tepeyi ele geçirdiğini ancak tamamen bir ele geçirmenin söz konusu olmadığını söyledi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa şu değerlendirmelerde bulundu:

ÇATIŞMALARDA SON DURUM…

Bugün bölge sakin. Dünkü olaylar malumdu o bölgede direnişimiz devam ediyor. Dün gerçekleşen çatışmalarda 20 Türkmen askeri hayatını kaybetti. Ama herşeye rağmen, gençlerimizin, yiğitlerimizin morali çok yüksek. Biz Bayırbucak’ı kaybetmeyeceğiz. Esed’in Türkmen Dağı’nı düşürmesi söz konusu değil. Esed’in ele geçirdiği bölge orada bir tepe onun dışında biz mücadelemizi sürdürüyoruz. “

RUSYA VE İRAN DESTEKLİ

” Havadan Ruslar vuruyor, karadan ise İran destekli olarak rejim güçleri saldırıları gerçekleştiriyor. “TÜRKMENLERİN TÜRKLERDEN BAŞKA DOSTU YOK” Suriye Türkmen Meclisi olarak her zaman söylediğimiz gibi, Türkmenlerin, Türkiye’den başka dostu yok. Türk makamları da her türlü yardımda bulunuyor, insani yönden destek olmaya çalışıyorlar. İster Kızılay olsun ister AFAD ister Sağlık ve Dışişleri Bakanlıkları olsun sürekli temas halindeyiz. (21.11.2015)


TÜRKMEN DİRENİŞİ SÜRÜYOR

Esed güçlerinin, Rus uçaklarının desteğiyle Bayırbucak bölgesine yönelik saldırılarına karşılık Türkmenlerin direnişi sürüyor.Suriye'de Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bayırbucak bölgesindeki Derhanne, Kızıldağ ve Fırınlık köyleri çevresinde çatışmalar sürüyor. Şiddetli Rus hava bombardımanı eşliğinde rejim güçlerinin sivil yerleşim bölgelerine yönelik saldırıları da devam ediyor. Stratejik öneme sahip Kızıldağ mevkinde devam eden çatışmalar, Türkiye'ye doğru göçü tetikliyor. Suriye rejim güçleri, Türkiye'nin sınırında bulunan Lazkiye vilayetinde, Hatay'ın Yayladağı ilçesinin karşısında kalan ve Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bayırbucak bölgesine yaklaşık iki haftadır kara operasyonu düzenliyor. Bölgenin güneyindeki Gımam köyünü hedef alarak başlayan saldırılar, 3 gündür Bayırbucak'taki Acısu, Fırınlık ve özellikle Kızıldağ bölgelerinde Rus savaş uçaklarının yoğun bombardımanıyla devam ediyor. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, dünden bu yana çatışmalar Kızıldağ'da yoğunlaştı. Sahadaki son durum, Gimam, 45 Tepesi, Zuveyk köyü, Acısu Kavşağı, Kızıldağ'ın bir kısmının rejim güçlerinin elinde geçti.

BAYIRBUCAK'TAKİ STRATEJİK NOKTALAR

İki gündür yoğun çatışmaların yaşandığı, Türkiye'ye 5 kilometre mesafedeki Kızıldağ, bölgedeki en yüksek dağ olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Kızıldağ, Türkiye sınırına 500 metre mesafede bulunan bölgenin en doğu ucu olan Yamadı'ya kadar atış üstünlüğü sağlıyor. Rejim güçleri bu tepeyi tam olarak ele geçirirse Kızıldağ'dan Yamadı'ya kadar on Türkmen köyünü topçu atışıyla vurabilir. Rejimin hedefindeki bir diğer nokta ise Acısu bölgesi. Burası, Türkmen birliklerinin batı sahil kesimi ile kuzey hattındaki son nokta. Kızıldağ ve güneydeki 45 Tepesi ile birlikte adeta bir üçgen oluşturan bölge, rejim için stratejik ve hayati öneme sahip.Türkmen Dağı güney hattında Gımam'ın ardından bir diğer önemli nokta Zuveyk köyünü de rejim ele geçirdi. Esed güçleri buradan kuzeydeki Burc Keseb noktasına ilerleyerek Türkmen Dağı ile Cebel Ekrad arasındaki bağlantıyı keserek Türkmen Dağı'nı topyekün kuşatma altına alabilir.

"200 AİLE YAYLADAĞI'NA GEÇTİ"

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, dün gece geç saate kadar Kızıldağ'da çatışmaların sürdüğünü söyledi. Türkmen birliklerin etkili kara savunması sonucu, Kızıldağ'ın kaybedilmediğini belirten Mustafa, "Dünden bu yana bölgede anormal bir değişiklik yok. Yalnızca göç var. Dün yaklaşık 200 aile, Yayladağı'na geçti. AFAD ek çadır gönderdi. Suriye Türkmen Meclisi'nden bazı arkadaşlarımız da Yayladağı bölgesine gitti" dedi."Bayırbucak bölgesinde Türkmen birlikler, başka hiçbir muhalif grubun desteği olmadan rejim güçleriyle savaşıyor" diyen Mustafa, rejimin ele geçirdiği Gimam'dan, sahilden ve Fırınlık mevkiinden olmak üzere kuzey, güney ve orta hattan saldırdığını belirtti.Acısu bölgesinde rejimin ilerleyemediğini aktaran Mustafa, Kızıldağ'ın düşmesiyle doğuya doğru tüm Türkmen köylerinin tehlike altında olacağını vurguladı.

MUSTAFA, ŞÖYLE DEVAM ETTİ:

"Biz orada toprağımız için süper güçler karşısında savaşıyoruz. Teslim olup, bırakacak değiliz. Oradaki birliklerimiz inanıyorlar. Sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz.

HALEP’te DEAŞ’e KARŞI İLERLEME KAYDEDİYORUZ

Dün bir yandan da Türkiye'nin hava desteğiyle Halep’teki Türkmen birliğimiz Sultan Murad Tümeni DAEŞ'in elinden 2 köyü geri aldı. Yaklaşık 4 aydır orada ilerleyemiyorduk. Bu bizim için moral verici bir gelişme oldu. Güvenli bölge oluşturulmasında önemli bir adım atıldı. Güvenli bölge bizim için olmazsa olmazımızdır ve güvenli bölge oluşturulmazsa Türkmenler biter. Bayırbucak'ı kurtarsak da, Halep'in kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmak zorunda. Bu arada, dün gece Kızıldağ'da çatışmalar sürerken, bir diğer Türkmen bölgesinde 2 köyün geri alınması, Türkmenlerin kaç cephede birden savaştığını da gösterdi." (21.11.2015)


SULTAN MURAT TÜMENİ HALEP KIRSALINDAKİ TÜRKMEN KÖYLERİ DELHA VE HARCELE'Yİ DEAŞ'TAN GERİ ALDI!
Halep'teki askeri birliğimiz Sultan Murat Tümeni, Türkiye-Suriye sınırında DAEŞ'ten arındırılmış güvenli bölge oluşturulması için düzenlenen hava ve kara saldırılarında, Türkmen köylerimiz Harcele ve Delha terör örgütünden geri alındı. Sultan Murat Tümeni'nin saldırılarında 70'den fazla DEAŞ militanı etkisiz hale getirildi.
Güvenlik kaynakları ve yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye-Suriye sınırında güvenli bölge oluşturulması için ilk adım atılmış oldu.
Operasyona, Türkiye'ye ait altı adet F-16 ve ABD'ye ait dört adet F-15, bir AC-130 ve 3 insansız hava aracının (İHA) havadan destek verdiği bildirildi.
Geceden bu yana süren çatışmalarda, Sultan Murat Tümeni'nin mevzi kazandığı ve ilerleme kaydettiği ifade edildi.
Güvenlik kaynakları, taktik seviyede sağlanan başarının DAEŞ'in bundan sonraki savunmasının kırılması, muhaliflerin savaş isteğini ve yeteneğini arttırması, DAEŞ'in çöle hapsedilerek sınır güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olacağına dikkati çekti.
(21.11.2015)

DÜNYA YÖRÜK TÜRKMEN BİRLİĞİ KURULUŞ TOPLANTISI


Bugün Ankara’da düzenlenen toplantı ile, Türk dünyasından yüzün üzerinde Yörük, Türkmen dernek ve temsilerinin katıldığı toplantıda DÜNYA YÖRÜK TÜRKMEN BİRLİĞİ kuruluşunu ilan etti.Suriye Türkmenleri adına toplantıya katılıan Suriye Türkmen Meclisi Başkan yardımcısı Zeki Mustafa Türkmen toplantıda konuşma yaptı. Toplantı sonunda, DÜNYA YÖRÜK TÜRKMEN BİRLİĞİ Başkanı Mustafa Tombuloğlu, Birlik adına Bayır Bucak Türkmenleri’ne yönelik saldırıları kınayan bir açıklama yaptı. (21.11.2015)
SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ ÜYELERİ HATAY VALİSİ İLE GÖRÜŞTÜ

Suriye Türkmen Meclisi Üyeleri, Hatay’ın Yayladağ ilçesinde Hatay Valisi Sayın Ercan Topaca ile bir araya geldi. Görüşmede Bayır Bucak’taki son durum hakkında sayın Vali ile istişarelerde bulunuldu. Suriye Türkmen Meclisi üyeleri, sayın Vali’ye Türkmenlerin topraklarına dönmesine ilişkin taleperini iletti.

Suriye Türkmen Meclisi üyeleri, bölgedeki Yetim Okulu’nu da ziyaret etti. MEB yetkilileri ile görüşülerek okulun bakanlık bünyesine alınması talebi iletildi. Böylece öğretmenlere aylık; öğrencilere kırtasiye desteği sağlanacaktır. (21.11.2015)



Suriye rejimi askerleri ve Şii milislerin, Rus hava desteği altında Lazkiye'nin kuzeyindeki Türkmen Dağı'nı kontrol altına almak için başlattığı büyük saldırı sürüyor. Lazkiye kent merkezine en yakın Türkmen bölgeleri olan Avanlı, Acısı ve Fırınlık'a tüm gücüyle saldıran rejim askerleri, Şii milisler ve Ruslar, bölgenin en stratejik noktalarından biri olan Gımman Köyü'nü ele geçirdi. 3 kolda saldırı altına alınan bölgedeki yaklaşık 100 bin Türkmen, ölüm kıskacında. SABAH'a konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmen Dağı'nın Suriye'de Türkmenlerin özgürce yaşadığı son kale olduğunu vurguladı. Mustafa, "Rus uçaklarının bombaladığı Türkmen Dağı'nda çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Çok sayıda şehidimiz ve yaralımız var. Direnmeye devam ediyoruz. Ziveyk Tepesi'nin kontrolünü ele geçirdiler. Türkmenlerin yaşadığı sivil bölgeler de hedef alınıyor. Türkmen Dağı düşerse Suriye'deki Türkmenlerin son kalesi de düşmüş olacak" dedi. (21.11.2015)


TÜRKMEN DAĞI DİRENİŞİ!

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusların “radikal güçler” adı altında Türkmen yerleşim yerlerini vurduğunu söyledi. Rus uçaklarının havadan, İran ve Hizbullah unsurlarının desteğiyle Esat şebbihalarının karadan saldırıları sonucu çok sayıda şehit ve 150’ye yakın yaralı verdikleri anlatan Mustafa, Türkmen Dağı’nın düşmesi halinde yaklaşık 40 bin kişinin göç edeceğini anlattı. Mustafa, “Türkmen Dağı düşmedi, direniyor” dedi. Ancak dün stratejik önemdeki Kızıldağ’ın düşmesiyle birlikte göç dalgısı için Türkiye’den yardım talep ettiklerini anlatan Mustafa, Yayladağı’nın karşısında, Suriye sınırları içindeki Yamada çadırkentine yaklaşık 5 bin çadır takviyesi yapıldığını anlattı.

3 CEPHEDEN VURULDU

Star’a açıklama yapan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa şunları söyledi: Ruslar 30 Eylül’de ilk olarak vurdukları yer Türkmen Dağı ve Bayırbucak’tı. Teröristlerle mücadele diye gelip Türkmenleri vuruyorlar. Bugün de (dün) çok stratejik Kızıldağ dediğimiz bir yer var. Esad rejimi güçleri 3 ayrı cepheden saldırdı. Dün eşi benzeri görülmemiş bir bombardıman vardı. Bugün de Kızıldağ. Kızıldağ denildiğinde Bayırbuçak’ın bütün köyleri Esat rejiminin tehdidi altında. Bundan dolayı bir göç hareketi de oldu. Bu 5 bin ile sınırlı değil. Türkmen Dağı düşmedi, direniyor. Bazı medya grupları düştü diye haberler yapıyorlar ve bizim oradaki şehitlerimize, mücahitlerimize haksızlık yapıyorlar. Ancak çok büyük bir göç olacak. Karşı tarafta Kürt Dağı var, Arapların yoğunlukta olduğu bir yer. Orayı da vuruyorlar. Oradan da büyük bir göç dalgası olacak. Yamada diye bir çadırkent var. 25 bine yakın Arap mülteci var. Bizim Türkmenler de yaklaşık 15 bin kişi var. Türkmen Dağı düşerse çok büyük göç dalgası için Sağlık Bakanlığı, Kızılay ve AFAD ile görüştük. 5 bin kişilik ilk etapta çadır, ilaç ve gıda takviyesi yapıldı. Suriye sınırları içinde Yamada Kampında, 3 çadırkent var. Buraya takviye yapıldı. Türk kurumlarıyla insani yardım konusunda sürekli irtibat halindeyiz. Gerekenler yapılıyor ancak askeri yönden çok kritik durumdayız.

Türkiye’nin Tepkisi

Başbakan Davutoğlu’nun talimatıyla Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, “Büyükelçi Karlov’a Rus tarafının eylemlerinin terörle mücadele değil sivil Bayırbucak bölgesindeki Türkmenleri bombalamak olduğu ve bunun ciddi sonuçlara yol açabileceği vurgulanmıştır. Rusya’dan bu operasyona bir an önce son vermesini istedik” açıklaması yaptı. (21.11.2015)


Bayır Bucak Türkmen bölgesindeki askeri birliğimiz II. Sahil Tümeni’nden gelen bilgilere göre Türkmen Dağı Acısu, Firinlik ve Derhanli cephelerinde Rus ve İran destekli Esed güçleri bölgeye yönelik saldırılarını şiddetlendirdi.

Türkmen yiğitlerimiz, ağır saldırılara tüm cephelerde anında karşılık vermektedir.Türkmen mücahitlerimizin kahramanca müdafaası sonucunda Esed güçlerinin durdurulduğu ve ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Halen devam eden çatışmalarda şehadet mertebesine ulaşan şehitlerimize Allah’tan rahmet; yaralı mücahitlerimize acil şifalar diliyoruz.

Türkmen toprağa bir düşer, bin dirilir! Türkmen’in onuru ve özgürlüğü için, Allah yolunda canını feda eden yiğitlerimizi bu kutlu yoldan döndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir Allah’ın izniyle…

Şükürler olsun ki bizler sadece Allah’a inanır, sadece Allah’ın yolundan gideriz!

Hak olan davada zafer muhakkaktıır!

Gazamız mübarek olsun!

Suriye Türkmen Meclisi

(19.11.2015)


“ÖSO’NUN GÖZ ARDI EDİLMESİ MAKSATLI BİR YAKLAŞIMDI”

Suriye’de IŞİD’in bölgeden temizlenmesini de içeren planlarda IŞİD’ten temizlenen bölgelerde Özgür Suriye Ordusu’nun da aktif olacağı görüşü ağırlık kazanıyor. Peki, Özgür Suriye Ordusu mevcut durumu ile Suriye’de etkili bir aktör olabilecek mi? Özgür Suriye Ordusu’nun durumunu ve Türkmenlerin Suriye’de beklenen çözümden beklentilerini AjansHaber’e değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa Suriye’de Özgür Suriye Ordusu’nun varlığının göz ardı edildiğini söyledi.

Abdurrahman Mustafa’nın AjansHaber’e yaptığı değerlendirme şu şekilde:

“Esed’in gitmesiyle ve bazı bölgelerin IŞİD’ten arındırılmasıyla Özgür Suriye Ordusu’nun etkinlik alanı elbette ki artacaktır. Bu güne kadar Özgür Suriye Ordusu’nun etkinliğinin göz ardı edilmesi zaten maksatlı bir yaklaşımdan ibarettir. Suriye’de sadece bir Esed var bir de radikal güçler algısı yaratmak amaçlanmıştı. Suriye’de Özgür Suriye Ordusu gerçeği mevcuttur ve mücadeleye devam ediyor."

“ORTAK KARAR ALINDI”

Bilindiği gibi Suriye’de hali hazırda bulunan aktörler Viyana Mutabakatı çerçevesinde bir anlaşmaya vardılar. 18 ay sürecek bir anayasa çalışmasının yapılması ve geçiş hükümetinin kurulması konusunda bir ortak karara varıldı. Seçimlere gidilmesi de kararlaştırıldı.

“SURİYE HALKI ESEDSİZ SİYASİ ÇÖZÜMDEN YANA”

"Suriye halkı siyasi çözümden yana. Esed’in Suriye’nin geleceğinde bir rolü olmadığını düşünüyor. Bu konuyla ilgili de Dışişleri Bakanı Sayın Sinirlioğlu’nun açıklamaları var. Sinirlioğlu da Esed’in Suriye’de bir geleceği olmadığını vurguladı."

“HEM SAHADA HEM SİYASİ OLARAK ORTAK HAREKET EDİLİYOR”

"Viyana Mutabakatı’nın içeriğinde Suriye’de bir ateşkes anlaşmasının olacağı da var. Burada muhalefet hem sahada hem de siyasi olarak birlikte hareket ediyor. Özgür Suriye Ordusu ile askeri birlikler arasında ortak toplantılar düzenleniyor. Bu Suriye’yi çözüme götürme amacıyla uygulanan yeni bir yol haritasıdır. Bunun sahada uygulaması kâğıt üzerinde olduğu kadar kolay olmayacaktır."

“HERKES ROL ALDI”

"Açılan yeni yolda herkes rol aldı. Burada aktör ülkeler arasında Esed’i destekleyen İran ve Rusya gibi ülkeler de vardı."

“DEMOKRATİK BİR SURİYE’DE ANAYASAL HAKLARIMIZA KAVUŞMAK İSTİYORUZ”

"Biz Türkmenler olarak başından beri çok fazla fedakârlık yaptık. Suriye devriminde en ağır bedeli ödedik. Bizim amacımız gelecek özgür, demokratik bir Suriye’de özgürce yaşamak kendi kültürel değerlerimizi anayasal haklarımızı garanti altına almak, yeni hazırlanacak anayasada Türkmenlerin kurucu asli unsur olarak yer almak ve Suriye’yi oluşturan diğer unsurlar gibi demokratik bir Suriye’de kendi anayasal haklarımıza kavuşmaktır." (19.11.2015)

Suriye’deki çözüme ilişkin adımlar muhalifleri umutlandırdı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa, “Uluslararası toplumun mutabakata vardığı görülüyor" dedi. Viyana'da Suriye'deki içsavaşa dair çözüm bulmak amacıyla başlatılan görüşmeler, Suriye'deki muhalif grupları ümitlendi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Uluslararası toplumun mutabakata vardığı görülüyor. Bu da bizi ümitlendiriyor. Artık kararı diğer ülkeler veriyor. Esed'in geleceğiyle ilgili çekincelerimiz vardı ancak Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu'nun açıklamasından sonra rahatladık. Yeni Suriye'nin inşasında da asli unsur olarak anayasal haklarımıza kavuşuruz inşallah” diye konuştu. (18.11.2015)

Bayır Bucak Türkmen bölgesine yönelik Rus destekli Rejim bombardımanı şiddetini her geçen gün arttırıyor.

Bölgedeki kaynaklardan edinilen bilgiye göre Esed rejimine ait birlikler,Cebel Ekrad'daki Cubbul Ahmar köyü ile Türkmen Dağı'ndaki Avanlı ve Çanlı (Gimam) köylerine yönelik yoğun saldırılarını sürdürüyor.

Çatışmalar sonucu Türkmen mücahitlerimizden şehit ve yaralılar olduğu bilgisi geliyor.

Ayrıca, bölgedeki kaynaklar, 13 Kasım 2015 tarihinde, Bayırbucak Türkmenlerinin bulunduğu Nedde ve Rüveysa yerleşim yerlerine yönelik saldırılarda yasaklı kimyasal maddelerin kullanıldığını iddia ediyor.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, şehitlik mertebesine ulaşan mücahitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı mücahitlerimize acil şifalar niyaz ediyoruz.

4.5 yıldır aralıksız bir şekilde Rejim ve destekçileri tarafından ateş altında tutulan Bayırbucak, Allah’ın izni Hak yolundaki mücadelesine; haklı davasındaki direnişine sonuna kadar devam edecektir.

Eyyy zalimler…Bizler, zannettiğiniz gibi toprağa düşen her şehidimizle eksilmiyor bilakis çoğalıyoruz. Dökülen her damla kanımız ile içimizdeki mücadele azmi daha da güçleniyor.

Biz, Suriye Türkmenleri olarak varlığımız, tarihimiz, toprağımız, kültürümüz, kimliğimiz için Allah yolunda mücadele ediyoruz. Yüce Allah’ın izni ile bu kutlu yolun sonu zafer; her yiğidimiz birer muzaffer olacaktır!

Allah tüm mücahitlerimizin yar ve yardımcısı olsun…

Suriye Türkmen Meclisi

(16.11.2015)

TÜRKMEN LİDER MUSTAFA "TÜRKMENLER HAZIR"

Hürriyet’e konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, IŞİD’e yönelik kara harekatı hazırlıklarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. IŞİD’in Azez-Cerablus hattından çıkarılmasının ardından burasının “Güvenli bölge” haline getirilebileceğine işaret eden Mustafa, kara operasyonunun hafta sonunda Antalya’da yapılacak G 20 Zirvesi’nden sonra ciddi şekilde gündeme geleceğini ima etti. Mustafa şunları söyledi:

"4 AYDIR HAZIRIZ"

“Azez-Cerablus hattında 142 Türkmen köyü var ve bunların tamamı IŞİD’in elinde. ÖSO birlikleri ile birlikte biz zaten bölgedeyiz ve gerektiği yerde çatışmalara katılıyoruz. Kara operasyonu açıklamalarını yakından takip ediyoruz. Sultan Murad Tümeni 4 aydır kapsamlı bir kara taarruzu için hazırlandı, bekliyoruz. Gerekli teçhizata sahibiz. Ancak bunların neler olduğu ve Türkmen gücünün sayısıyla ilgili bir bilgi veremem.

HAVADAN YOĞUN OPERASYON

Karar verilirse kara harekatını bizler yapacağız. Kara taarruzu başlamadan önce koalisyon güçleri İncirlik’te konuşlu uçaklarla çok kapsamlı hava operasyonu gerçekleştirecektir. ABD’den gelecek olana F 15E’lerin IŞİD mevzilerini havadan etkin ve seri bombalamada kullanılmasını bekliyoruz. Hava operasyonuna Türk uçakları da destek verecektir. Ancak kara operasyonuna Türk askerinin katılıp katılmayacağını bilmiyorum.

G 20’DE KONUŞULACAK

Kara operasyonu G 20’de muhakkak konuşulacak. İkna edilmesi gereken ülke Rusya. G-20 sonrası ciddi hareketlilik başlayacaktır diye düşünüyorum. Azez-Cerablus hattı IŞİD’ten temizlendikten sonra burası ‘güvenli bölge’ haline getirilebilir. Suriye içinde kaçan insanlar buraya yerleştirilir. Güvenli bölge mülteci krizini da ortadan kaldırabilir.” (13.11.2015)



"Fırat'ın batısındaki terör unsurları Türkiye için tehdit!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PYD için çizdiği 'kırmızı çizgi' Fırat'ın batısı Türkiye için neden bu kadar önemli? Suriye'de ABD ve koalisyon güçlerinin hava desteğiyle PYD'nin Tel Abyad'ı ele geçirmesinin ardından Türkiye, sıklıkla PYD'ye Fırat'ın batısına geçmeme uyarısında bulunmuştu. Peki Fırat'ın Türkiye için neden bu kadar stratejik öneme sahip? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın''Fırat'ın batısına kimse geçemez. Teşebbüs ettiler, gereği yapıldı'' dediği nokta, Türkiye'nin Karkamış sınır kapısı karşısındaki Suriye'nin IŞİD kontrolündeki Cerablus kenti. PYD, Nusaybin karşısındaki Kamışlı'dan, Mürşitpınar karşısındaki Kobani'ye uzanan 400 kilometrelik bölgeyi kontrol ediyor ve Cerablus ile 'sınırı' Fırat nehri çiziyor.

"142 TÜRKMEN KÖYÜ VAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kırmızı çizgimiz diye belirttiği Fırat’ın doğusunun Türkiye için önemini AjansHaber’e değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa Bölgenin Suriye Türkmenleri için de çok önemli olduğunu belirterek burada 142 Türkmen köyü bulunduğunu söyledi. “Orada Özgür Suriye Ordusu’yla birlikte Türkmenler de mücadele ediyor. Bizim amacımız terör unsurlarının oradan temizlenmesidir, orada güvenin sağlanmasıdır. Biz orada Türkmen birlikleri olarak hazırız. Türkiye baştan beri Türkmenlerin yanında olmuştur, Suriye halkının yanında olmuştur. Biz orada sahada hazırız. Türkmenler şuna inanıyor; orası terör unsurlarından temizlenecektir” diyen Mustafa’nın ajansHaber’e yaptığı değerlendirme şu şekilde:

“SURİYE HALKI DA GÜVENLİ BÖLGEYİ İSTİYOR”

Türkiye’nin baştan beri güvenli bölge dediği yer Cerablus hattıyla Azez hattı arasıdır. Bu bölge 98 kilometre boyunda 45 kilometre derinliğindedir. Bu bölge 2 yıldır Türkiye’nin talep ettiği ve uluslararası toplumda dile getirdiği konudur. Suriye halkı da güvenli bölgeyi talep ediyor, en azından insani açıdan talep ediyorlar. Suriye Türkmenleri için de çok önemli çünkü coğrafya olarak orası bir Türkmen coğrafyasıdır. Azez ile Cerablus arasında 142 Türkmen köyü var.

“FIRATIN BATISINDAKİ TERÖR UNSURLARI TÜRKİYE İÇİN TEHDİT OLUŞTURUYOR”

Cizire Kantonu’yla Kobani Kantonu birleştiğinde, Tel Abyad’da Arap ve Türkmenler oradan sürüldü, uluslararası örgütlerin de bu durumla ilgili raporları var. PYD batıya doğru ilerleyip aynı durumu burada uygulamasın diye, Fırat’ın batısına doğru ilerlemesin diye, Türkiye’nin kırmızıçizgisidir denildi. Sayın Erdoğan tarafından Azez ile Cerablus arası kırmızı çizgi olarak belirtildi. PYD Fırat’ın batısına yani Cerablus’un batısına gelmezse vururuz dedi. Nitekim bundan önce denediler ve vurduda. Dolayısıyla orası Türkiye’nin, PYD’nin batıya geçmesi mümkün değil. Orada olacak güvenli bölge de Suriye halkı için önemlidir. Kurulacak olan güvenli bölge ile hem PYD koridoru bozulmuş olacak, hem oradaki Türkmenler korunmuş olacak, hem Suriye’de katliamdan kaçan sivil insanların barındırmak mümkün olacak, hem de Türkiye’nin güney sınırının milli güvenliği sağlanmış olacak. Çünkü oradaki terör örgütleri Türkiye için de bir tehdit unsurudur.

“KARA HAREKATI DURUMUNDA BİZ DE SAHADA HAZIRIZ”

Türkmenler Azez’in doğusunda başından beri IŞİD’le mücadele ediyor. Orada Özgür Suriye Ordusu’yla birlikte Türkmenler de mücadele ediyor. Bizim amacımız terör unsurlarının oradan temizlenmesidir, orada güvenin sağlanmasıdır. Biz orada Türkmen birlikleri olarak hazırız. Türkiye baştan beri Türkmenlerin yanında olmuştur, Suriye halkının yanında olmuştur. Biz orada sahada hazırız. Türkmenler şuna inanıyor; orası terör unsurlarından temizlenecektir. (12.11.2015)


Kırım Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulunan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa küresel güçlerin bölgedeki tutumunu değerlendirerek, "Eğer süreç çok farklı bir şekilde, spekülasyonlar doğrultusunda ilerlemeye başlarsa, biz bu duruma karşı da hazırlıklıyız elbette. Birçok kere vurguladığım gibi Türkmenler herşeyin farkında ve her duruma karşı 'B planımız' hazır" dedi. Suriye’de büyük bir 'hesaplaşma oyunu' oynandığına, PYD ve IŞİD'in ise bu oyunun piyonları olduğuna dikkat çeken Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi olarak 'Güvenli Bölge' konusunda ısrarcı olduklarını vurgulayarak, "Çünkü Güvenli Bölge hem bölgenin tüm terörist unsurlardan temizlenmesini sağlayacak hem de başta Türkmenler olmak üzere Suriyeli sığınmacıların 'eve dönüş'ünü hızlandıracaktır" diye konuştu. Suriye’de barış içinde bir arada yaşamanın anahtarının Türkmenler ve Türkmen karakterinin korunması olduğunu vurgulayan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Suriye'de gelinen son noktayı, küresel güçlerin bölgeye etkilerini, Avrupa'nın sığınmacılar konusundaki çalışmalarını ve Türkmenlerin içinde bulunduğu durumu QHA sorularını yanıtlayarak anlattı.

"SURİYE 'KÜRESEL MÜCADELE' ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ"

Öncelikle bölgede size ulaşan son gelişmeler hakkında bizlere bilgi verir misiniz? Suriye bombardıman altında ve siviller hayatını kaybediyor.Suriye'de neler oluyor? Suriye’de 5 yıl önce halkın demokratik talepler ile, barışçıl gösteriler ile “hak, adalet, özgürlük” isyanı bugün artık bambaşka bir noktaya taşınmış durumda. Suriye gelinen noktada “küresel mücadele” alanına dönüştürüldü. Küresel güç odakları kozlarını Suriye’de paylaşıyorlar. Böyle bir ortamda asıl zararı masum siviller görüyor. Suriye topyekün bir şekilde tahrip edilmiş durumda. Bu süreçte en büyük zararı da maalesef Suriye Türkmenleri görmektedir.

"SAVAŞIN EN BÜYÜK MAĞDURU SURİYE TÜRKMENLERİDİR"

Özellikle Türkmen bölgeleri yoğun bombardıman altında ve siviller hayatını feci şekilde kaybetmekte. Suriye'de rejim güçleri de Lazkiye kırsalındaki Türkmen köylerine hava destekli kara harekatı düzenliyor. Öte yandan BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin verilerine göre Suriye'deki çatışmalar nedeniyle 5-30 Ekim arasında Türkmenlerin yoğun olduğu Halep, Hama ve İdlib'de en az 123 bin 842 kişinin yerlerinden olduğunu kaydedildi. Bunlar düşünüldüğünde Türkmen bölgelerinin boşaltılmaya çalışıldığı da iddialar arasında... IŞİD bahanesiyle Türkmen bölgeleri boşaltılmaya çalışılıyor olabilir mi? Böyle bir durum söz konusu mu? Her zaman ifade ettiğimiz gibi Suriye’deki savaşın en büyük mağduru Suriye Türkmenleridir. Köylerimiz, topraklarımız sadece tek bir örgütün değil birçok şer odağının hedefindedir. Çünkü Türkmen bölgeleri son derece stratejik konumda. Suriye’de Türkmen varlığı, Türkmen karakteri korunduğu sürece malum odaklar biliyorlar ki Suriye’de istediklerini alamayacaklar, Suriye’yi parçalayamayacaklar, ortaya koydukları büyük ve kirli oyun başarıya ulaşamayacak! İşte bu nedenle Suriye üzerinde oynanan oyunun tüm yönetmenleri ve figüranları Türkmen’leri hedef alıyor.

"PYD BÖLGEDEKİ TÜRKMENLERİ TECHİR EDİYOR, ETNİK TEMİZLİK UYGULUYOR"

Şunu da belirtmek lazım, Suriye’de savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan 2.5 milyona yakın sığınmacının sadece yüzde 10 kadarı Türkmen. Çünkü biz topraklarımızı sonuna kadar korumak istiyoruz. Biz biliyoruz ki Türkmenler köylerini terkederse bir daha geri dönüşü olmayacak. Nitekim bunun en açık örneğini Tel Abyad’da gördük. PYD bölgedeki Türkmenleri techir ediyor, etnik temizlik uyguluyor ve kadim Türkmen toprakları Türkmenlik vasfından uzaklaştırılmak isteniyor. Ki bu durum Uluslararası Af Örgütü’nün Eylül ve Ekim 2015’te yayımladığı 2 raporda, BM’in Bağımsız Gözlem Raporu’nda, Suriye Ulusal Koalisyonu Raporlarında, Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi Raporu’nda görüntüleri ve tüm kanıtları ile ispat edilmiş olmasına rağmen halen uluslararası camia harekete geçmiş değildir.

"BİN YILDIR YAŞADIĞIMIZ TOPRAKLAR SURİYE'NİN EN STRATEJİK BÖLGELERİ"

Terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD'de Türkmen bölgelerine saldırıda bulunuyor. Diğer yandan Rusya'nın saldırılarını fırsat bilen ISİD de yine Türkmen bölgelerine saldırıda bulunuyor. Türkmenler üzerine özel bir proje mi var ? Siz nasıl yorumluyorsunuz? Biz bunu baştan beri söylüyoruz. Suriye Türkmenleri’nin tarihi toprakları, yani bin yıldır yaşadığımız topraklar Suriye’nin en stratejik bölgeleri. PYD’nin amacı belli, sözde Kürt Kuşağı oluşturma peşindeler. İŞİD ise tabanı olmayan, şer odaklarına vekalet eden güdümlü bir “proje örgüt”. Yani her iki örgüt de Suriye’nin toprak bütünlüğü, Suriye halkının haklı mücadelesine engel olmaya çalışan karanlık yapılardır. İşte bu nedenle bu iki terör örgütü de neredeyse tüm kurgularını Türkmen coğrafyası üzerine kuruyorlar. Bakınız, Suriye’de büyük bir 'hesaplaşma oyunu' oynanıyor. PYD ve IŞİD ise bu oyunun piyonları.

"ULUSLARARASI MÜDAHALELER ÇİZGİMİZİ DEĞİŞTİREMEZ"

Esad Moskova'ya giderek Putin ile görüşmüştü. Putin'in özel temsilcisi, Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mihail Bogdanov, yeni Suriye görüşmelerini Moskova'da yapacaklarını söylemişti. Rusya'nın bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Rusya’nın Suriye konusundaki tutumu en baştan beri bellidir. 30 Eylül’den bu yana da fiilen Suriye’dedir. Bu durum bizim için bir sürpriz değil. Biz her denklemin farkındayız. Bizim çizgimiz bellidir. Biz hem Türkmen topraklarımızın korunması için hem de Suriye halkı ile birlikte tüm Suriye'nin özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Bu süreçte yaşanan uluslararası müdahaleler çizgimizi değiştirmez. Mücadelemiz Allah’ın izni ile sonuna kadar devam edecektir.

"ÖNEMLİ OLAN ALINAN KARARLARIN SAHAYA ADİL ŞEKİLDE YANSIMASI"

Viyana'da 17 ülke dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen "Suriye" toplantısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Suriye konusunda yapılan en geniş katılımlı toplantı oldu. Toplantı da yeni bir Suriye için geçiş süreci hayata geçirilmesi de gündeme geldi. Neler söylersiniz? Bu toplantılar önemlidir ancak asıl önemli olan uygulanabilir ve sürdürülebilir sonuçlar alınmasıdır. Başka bir deyiş ile alınan kararların sahaya adil bir şekilde yansımasıdır. İyi niyetli tüm girişimleri destekliyoruz. Bir önceki soruda dile getirdiğimiz gibi Suriye Türkmen Meclisi olarak herşeyin farkındayız.

"AVRUPA'NIN SAMİMİYETİNE İNANMIYORUZ"

Öncelikle ülkedeki iç savaştan kaçan Suriye halkının sayısı Rus saldırılarıyla artmaya başladı. Sığınmacıların sorunları Aylan bebek ile dünya gündemine oturdu. Sonrasında Edirne TEM otoyolundaki uzun bekleyiş. Sığınmacılar AB gündeminde değerlendirilerek çözümler üretilmeye çalışılıyor. Siz bu çözümlerin yeterli ve kalıcı olabileceğini düşünüyor musunuz? Sığınmacılar göç ettikleri bölgelerde sorunlar yaşayacak mıdır? Maalesef sığınmacı meselesi konusunda Avrupa’nın samimiyetine inanmıyoruz. Neredeyse koskoca dünyada bu konuya ilişkin samimi olan ve bu yükü tek başına çeken bir tek Türkiye var. Türkiye hiçbir ayrım yapmadan tüm Suriye halkına kucak açmıştır. BM, Avrupa ve diğer Batı ülkeleri “biz parasını verelim siz misafir edin” düşüncesindeler. Bu hiç de samimi ve iyi niyetli bir yaklaşım değil. Ortada bir insani dram var, yüzyılın en büyük insanlık meselesi deniyor ve özel olarak Avrupa, genel olarak da Batı bu konuda hiç de iyi niyetli olmayan bir tutum sergiliyor. Maalesef bu tutum devam ettikçe bu dram çözülemeyecek, bilakis derinleşecektir.

"SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNUYORUZ"

Önceki günlerde QHA'ya açıklamalarda bulunan TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan bölgedeki Türkmenler için çıkış yolu olarak, Suriye’de dağınık halde yaşayan Türkmenlerin acilen Türkiye sınırına yakın bir bölgede toplanması ve özerk bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurgulamıştı. Ayrıca coğrafyası ve askeri gücü olan bir topluluğa dönüşmediği sürece Suriye Türkmenlerinin Türkiye’de ya sürgün hayatı yaşayacağını ya da Suriye içinde değişik toplulukların boyunduruğu altına girmek mecburiyetinde kalacağına dikkat çekmişti. Sizce çıkış yolu nedir? Biz düşüncelere saygı duyuyoruz fakat saha gerçeklerini tam olarak bilmek gerek. Biz bilmenin ötesinde bu olayları bizzat yaşıyoruz. Bölgedeki dengeleri ve kurguları çok iyi tahlil ediyoruz ve dediğim gibi Suriye Türkmen Meclisi’nin çizgisi bellidir. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Suriye’de barış içinde bir arada yaşamanın anahtarı Türkmenlerdir. Türkmen karakterinin korunmasıdır. Çünkü Suriye Türkmenleri hem coğrafi konumları hem de tarihi ve sosyolojik değerleri nedeni ile Suriye’nin çimentosudur.

"TÜRKMEN TOPRAKLARINI VE TÜRKMEN VASFINI KORUYACAĞIZ"

Bakınız, Suriye Türkmenleri tarih boyunca Suriye’deki hiçbir etnik, dini ya da mezhepsel grupla sorun yaşamamıştır. Suriye Türkmenleri her anlamda ılımlı bir toplumdur. Yaşadığımız bölgelerde her daim barışı koruduk biz. Bugün de Suriye halkı ile birlikte “Onur ve Özgürlük Mücadelesi” veriyoruz. Türkmen topraklarını ve Türkmen vasfını koruyacağız.

"SAHADAKİ BİRLİKLERİMİZİ TEK ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRDİK"

Bizim zaten askeri yapılanmamız mevcut. Geçtiğimiz Haziran ayında Suriye Türkmen Meclisi olarak sahadaki birliklerimizi tek çatı altında birleştirdik. Malumunuz coğrafi olarak dağınık olduğumuz için birliklerimiz de haliyle dağınık durumdalardı. Meclis olarak yaptığımız koordinasyon çalışması ile saha birliklerimizi Halep ve Çevresini Sultan Murat Tümeni; Bayır Bucak ve çevresini ise II. Sahil Tümeni koordinasyonu altında birleştirdik. Allah’a çok şükür birliklerimiz kahramanca mücadele ediyorlar.

"GÜVENLİ BÖLGE KONUSUNDA ISRARCIYIZ"

Ayrıca Suriye Türkmen Meclisi olarak kurulduğumuzdan bu yana Azez ve Cerablus hattında bir “Güvenli Bölge” talebimiz var. Türkiye de 2012 yılından bu yana bu talebi dile getiriyor. Nitekim ilk dile getirildiğinde Güvenli Bölge oluşturulmuş olsaydı bugün ne PYD kantonlarından ne de IŞİD’den bahsetmezdik. Suriye devrimi çok başka bir safhada olurdu. Suriye Türkmen Meclisi olarak halen Güvenli Bölge konusunda ısrarcıyız. Çünkü Güvenli Bölge hem bölgenin tüm terörist unsurlardan temizlenmesini sağlayacak hem de başta Türkmenler olmak üzere Suriyeli sığınmacıların 'eve dönüş'ünü hızlandıracaktır. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki söz konusu bölge kadim bir Türkmen bölgesidir. Tüm bunların yanı sıra, eğer süreç çok farklı bir şekilde, spekülasyonlar doğrultusunda ilerlemeye başlarsa, biz bu duruma karşı da hazırlıklıyız elbette. Birçok kere vurguladığım gibi Türkmenler herşeyin farkında ve her duruma karşı B planımız hazır.

"TÜM TÜRK DÜNYASININ 'ONUR VE ÖZGÜRLÜĞÜ' İÇİN DUA EDİYORUZ"

Rusya'nın dış politikası bağlamında Kırım'a da değinmek isterim. Rusya'nın son dönemlerdeki dış politikasına bakıldığında Suriye müdahalesi var ancak öncesinde de Kırım işgali ve Kırım'da halka uygulanan baskılar. Kırım halkını zorunlu askere alma, gelmeyenleri cezalandırma, Kırım Tatarlarının kayda geçirilmesi vs. gibi... Son olarak Rus yönetimi tarafından Kırım Tatar Milli Kanalı ATR'ye baskınlar yapıldı kanal sahibi Lenur İslâmov'un evinde de aramalar yapıldı. Rusya'nın bu tutumunu nasıl degerlendirirdiniz? Biz Suriye Türkmenleri olarak her ne kadar Suriye halkının bir parçası olsak da bir yandan da Türk Dünyası’nın bir neferiyiz. Türklük vasfımızı, kültürümüzü korumak için mücadele etmekteyiz. Ve tüm Türk Dünyası’nın “onur ve özgürlüğü” için dua ediyoruz. Birbirimizden çok uzak coğrafyalarda yaşasak da gönül bağımızı muhafaza ediyoruz. İnşallah dünyadaki tüm Türk coğrafyaları çok yakın bir zamanda hak ettikleri adil ve özgür ortamlara ulaşacaklardır.

"SAVAŞ SADECE SAHADA ASKERİ OLARAK YÜRÜTÜLMÜYOR"

Bölgede yaşananlarla ilgili medyaya yansımadığını düşündüğünüz bir konu veya durum var mı? Medya Suriye'de yaşananlara yeterince ses olabiliyor mu? Maalesef Suriye’deki savaş tek boyutlu, konvansiyonel bir savaş değil. Tam anlamı ile çok boyutlu bir savaş içindeyiz. Savaş sadece sahada askeri olarak yürütülmüyor. Savaşın psikolojik, siyasi, yerel, bölgesel ve küresel katmanları var. Üzülerek görüyoruz ki medya özellikle de Batı medyası da bu savaşın psikolojik boyutu içinde. Dezenformasyon ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Türk basını ve Türk dünyası ise tabi ki genel anlamda bizim yanımızda. Özellikle son bir yıldır Suriye Türkmenleri’ne olan ilgi artmış durumda ancak maalesef yeterli değil. Umuyoruz ki gerek Türk basını gerekse Türk Dünyası basını ile daha net ve sürekli iletişim halinde olacağımız günler yakındır. Bu vesile ile Suriye Türkmenleri’ne gösterdiğiniz ilgi için size ve tüm Kırımlı kardeşlerimize teşekkür ederim.

"KÜRESEL ODAKLAR BUGÜN SURİYE'Yİ ÇATIŞMA ALANINA DÖNÜŞTÜRDÜ"

Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mıdır? Ayrıca gerek bölge halkına, ve Rusya'nın bu tutumuna mesajlarınız var mı? Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere biz çok temel bir insan hakkı olan 'hakça, adilce, özgürce' yaşamak için mücadelemize başladık. Ama Suriye halkının mücadelesini görmezden gelen küresel odaklar bugün Suriye’yi bir çatışma alanına dönüştürdü. Terör örgütleri peyda oldu. Ama bizim inancımız tam. Çünkü biz Suriye Türkmenleri olarak, Suriyeli kardeşlerimiz ile birlikte haklı mücadelemizi Allah’ın izni ile sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Mücadelemize her kim destek veriyorsa Allah razı olsun. Mücadelemizin önünde engel olan her kim olursa da karşısında olacağımızdan şüphesi olmasın.

(11.11.2015)


TÜRKİYE'NİN ZİRVESİNDEN SURİYE'YE İLİŞKİN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi'ne yönelik çalışmaları incelemek üzere geldiği Antalya’da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Zirvenin önemli gündem maddelerinden birinin Suriye olacağının belirtilmesi ve Cerablus özelinde DAEŞ'e karşı ortak bir kara operasyonunun gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bizim şunu çok açık, net ortaya koymamız lazım. DEAŞ konusu başta olmak üzere Türkiye için tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine karşı Türkiye'nin gerek kendi başına, gerek kolektif olarak, ortak koalisyon güçleri olarak attığı ve atacağı adımlar var. Şu anda İncirlik'te konuşlanmış olan bir çok uçak var, bu koalisyon güçlerinin orada konuşlanmasıdır. Diğer yerlerde de gerekirse o üslerimizi de kullanabilme şansları olacak. Bu konuda kararlıyız, bu kararlılığımızı ortaya çok açık, net koyacağız. Dün akşam Sayın Obama ile de yaklaşık 45 dakika süren, salt bu konuyla ilgili görüşmemiz oldu. Orada da bunları ayrıca konuştuk. Çünkü, DEAŞ terör örgütüne karşı oluşturacağımız ve oluşturduğumuz koalisyon güçlerinin tavrı çok çok önemli. Ama çevredeki ülkelerin de özellikle 'DEAŞ'ı vuruyoruz' diyerek gidip sivilleri vurması, diyelim ki Bayır Bucak Türkmenleri'ni vurması hoş karşılanabilecek bir şey değildir. Bunu özellikle kendilerine de hatırlattık, söyledik, söylüyoruz.”

"Tampon bölge” değil “Terörden Arındırılmış Bölge”

Erdoğan, "Türkiye'nin tampon bölge oluşturulması konusunda tezleri ortada. Bu noktaya gelindiğini düşünüyor musunuz" sorusuna ise "Bir defa şu tampon bölge olayını literatürümüzden çıkaralım. 'Tampon bölge' diye bir şey söz konusu değil. Türkiye'nin gündeminde "uçuşa yasak bölge", "terörden arındırılmış bölge" ve "eğit-donat" başlıkları vardır. Terörden arındırılmış bölge konusunda dost ülkeler de artık bu noktaya doğru gelmeye başladılar. Uçuşa yasak bölge konusunda, kara operasyonu konusunda vesaire onda da olumlu gelişmeler var, bunu görüyoruz. Çünkü, bu da kabullenilmiş durumda. Olayı yaşayan biziz. Onlar olayın tabi çok çok dışında. Biz yaşadığımız için bir çok şeyi yerinde tespit edebiliyor, görebiliyoruz. Halep'te ne oluyor ne bitiyor, en iyi biz biliyoruz. Halep'te Türkiye ile akrabalık bağı olan insanlar yaşıyor. Halep, nüfusu 2 milyonu bulan Suriye'nin en büyük şehirlerinden bir tanesi. Fakat Cerablus olayı, Azaz konusu bunlar çok stratejik konular. Nitekim Fırat'ın batısına geçme noktasında kararlılığımızı biliyorsunuz. Fırat'ın batısına kimse geçemez, bu konuda çok kararlıyız. Geçenlerde teşebbüs ettiler, gereği de yapıldı. Bu konudaki hassasiyetlerimiz, bundan sonra çok daha farklı şekilde devam edecektir. Bunu da gerek milletimin, gerekse tüm dünyanın bilmesi lazım."

ERDOĞAN-OBAMA GÖRÜŞMESİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, basın açıklamasında değindiği ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı telefon görüşmesinde ise Erdoğan ile Obama, Suriye'deki son gelişmelere ilişkin görüş teatisinde bulundu.

Ilımlı Suriye muhalefetini güçlendirmeye yönelik ortak çabaların artırılmasının ve DAEŞ'e baskının yoğunlaştırılmasının önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Obama, siyasi geçiş süreci de dahil olmak üzere, Suriye'deki çatışmaya “müzakere” suretiyle bir çözüm bulunması konusunu da değerlendirdi.

DAVUTOĞLU: “HAVA VE KARA OPERASYONU OLMAK ÜZERE BÜTÜNLEŞMİŞ BİR STRATEJİYE İHTİYACIMIZ VAR”

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise dün akşam "CNN International" kanalında gazeteci Christiane Amanpour ile yaptığı özel söyleşide Suriye konusunda önemli konulara değindi.

Davutoğlu, "Türkiye'nin Suriye'de DAEŞ'le mücadele için kara operasyonu düzenleyip düzenlemeyeceğine" ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:

"Kara gücü, hep birlikte konuşmamız, paylaşmamız gereken bir durum. Hava ve kara operasyonu olmak üzere bütünleşmiş bir stratejiye ihtiyacımız var. Ancak Türkiye tek başına tüm yükü üstlenemez. Eğer koalisyon ve çok iyi bütünleşmiş bir strateji varsa, Türkiye her anlamda rol almaya hazırdır".

"Kara operasyonu da dahil mi?" sorusu üzerine Davutoğlu, "Evet, elbette. Aksi takdirde, DAEŞ'e karşı karadan operasyon düzenlerken sahada güç boşluğunun devam etmesi, DAEŞ'in yerine başka bir terörist grubun ortaya çıkmasına sebep olur. Suriye krizini kapsamlı şekilde çözmeliyiz" yanıtını verdi.

Başbakan Davutoğlu, "Biz hemen hemen her gün ya da haftanın birçok günü koalisyon içinde DAEŞ'e karşı hava operasyonu düzenliyoruz. Ancak bu yeterli değil. Biz bunu gözlemliyoruz. Şimdi biz müttefiklerimize aylardır önerdiğimiz gibi, yine güvenli bölgeye sahip olmayı ve DAEŞ'i sınırlarımızdan uzağa itmeyi öneriyoruz" dedi.

"PKK bağlantılı gruplara silah yardımını hoş görmeyiz"

Davutoğlu, “ABD, Suriye'de ve Irak'ta, PKK bağlantılı hiçbir gruba yapılacak yardımları hoş görmeyeceğimizi ve bunu durdurmak için her türlü önlemi alacağımızı anlamalı" dedi.

(10.11.2015)


TÜRKMENDAĞI ATEŞ ALTINDA

Bayırbucak Türkmen bölgesindeki askeri briliğimiz II. Sahil Tümeni’nden ulaşan bilgilere göre Rus ve İran destekli Katil rejim güçleri 3 gündür Türkmendağı bölgesine özellikle de Gımam mevkiine yoğun saldırılarda bulunuyor.

Bölgede konuşlu Türkmen birliklerimizin tüm üst düzey komuta kademesinin de bizzat iştirak ettiği çatışmalarda kahramanca mücadele eden mücahitlerimiz çatışmalarda Rejim’e ağır kayıplar verdirdi.

Çatışmalarda 10 mücahidimiz ise şehadet mertebesine erişirken, 35 mücahidimiz ise yaralandı.

Şehit düşen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Kimse unutmasın ki, bu yol öyle kutlu, öyle şerefli bir yoldur ki canımızı feda etmek, şehadet şerbetinden içmek bizim için en büyük zaferdir!

Halen devam eden çatışmalarda Türkmenin “Onur ve Özgürlüğü” için, Allah yolunda mücadele eden kahramanlarımızın gazası mübarek, vuslatı zafer olsun!

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ

(07.11.2015)



"DEMOKRATİK SURİYE GÜÇLERİ'Nİ TANIMIYORUZ"

Suriye Türkmen Meclisi, Anadolu Ajansı'na yaptığı yazılı açıklama ile “Demokratik Suriye Güçleri” adlı grubu tanımadıklarını ve reddettiklerini duyurdu.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, yaptığı yazılı açıklamayla, son dönemde Suriye’de, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin kontrolünde kurulduğunu belirttiği, “Demokratik Suriye Güçleri” adlı grubun, DAEŞ'e karşı mücadelede işbirliği yapılacak ve Özgür Suriye Ordusu’nun alternatifi olacak şekilde lanse edildiğini söyledi. "Suriye Türkmen Meclisi olarak, daha evvel birçok kereler vurguladığımız üzere, PYD üzerinde olumlu bir algı oluşturmaktan başka amaca hizmet etmeyen bu grubu tanımıyoruz ve reddediyoruz" ifadesini kullanan Mustafa, "Söz konusu grubun içerisinde öyle ya da böyle yer alıp, Türkmen olduğunu iddia edenler ile Suriye Türkmenlerinin yakından ve uzaktan bir bağı bulunmamaktadır. Bu gibi kişiler ancak, Suriye’de farklı emeller peşinde koştuğu aşikar olan PYD'nin amaçlarına hizmet etmektedirler" açıklamasında bulundu.

(06.11.2015)


ABD, TÜRKİYE'NİN DEDİĞİNE GELDİ!

ABD'nin terör örgütü IŞİD'e karşı Irak ve Suriye'de yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu'nun sözcüsü Albay Steve Warren, Bağdat’tan sinevizyon aracılığıyla Pentagon'da düzenlenen basın toplantısına katıldı.Toplantıda bir gazetecinin, 'Üst düzey bir Savunma Bakanlığı yetkilisi Cuma günü bize, ABD'nin YPG'ye artık silah ya da mühimmat vermeyeceğini söyledi. Bu durum böyle ise Türkiye ile ilgili başka bir durum ortaya çıkıyor. Buna ne dersiniz?” şeklindeki sorusuna Warren, şöyle yanıt verdi:“Artık YPG'ye silah ya da mühimmat sağlamıyoruz. Daha önce havadan balyalar halinde sağladığımız silahlar, Suriye Arap koalisyonu içindi. Bundan sonra, gelecekte yapılacak silah ve mühimmatlar da Arapların başını çektiği Suriyeli muhaliflere gidecek. Yani bundan sonraki politikamız bu” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN KAYGILARINI ANLIYORUZ”

Warren, başka bir soru üzerine bu konuda Türkiye'nin daha önce dile getirdiği kaygılarını anladıklarını belirterek, “Diplomatik görüşmelerin ayrıntılarına girmeyeceğim. Türkler NATO üyesi ve IŞİD ile mücadelede yakın müttefikimiz. Kendileri ile görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Kendileri ile yakın temas halindeyiz” diye konuştu.Ne tür kararlar aldıklarını dile getirmeyeceğini belirten Warren, “Elbette ki Türklerin kaygıları var ve biz de bunları göz önüne alıyoruz. Onlar müttefiklerimiz, İŞİD'İ yenme konusundaki ortak amaca erişmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

TÜRKİYE ABD VE RUSYA’YI “UYARMıŞTı”

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz Ekim ayında ABD ve Rusya’nın PYD/YPG’ye yönelik silah yardımı gündeme geldiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu “PKK ve PYD’ye bir silah mühimmat yardımı yapılırsa Kuzey Irak’ta aldığımız tedbir neyse Suriye’ye yönelik de alırız.” Ifadelerini kullanmış ve Türkiye ABD ve Rusya’yı diplomatik düzeyde uyarmıştı. (05.11.2015)



Suriye'de rejim güçleri, Lazkiye kırsalındaki Türkmen köylerine hava destekli kara harekatı düzenledi.Bölgeden alınan bilgiye göre, Esed rejimine bağlı birlikler,Türkmen Dağı mevkisi güneyine hava destekli kara saldırısı başlattı.

Kapaklı köyü ve çevresine yönelik saldırılara, Türkmen birliklerin karşılık vermesi üzerine çatışma çıktı.

Mayına basan 15 rejim askeri öldü

Çatışmaların sürdüğü ve zaman zaman şiddetini arttırdığı öğrenildi.

Öte yandan yerel kaynaklar, rejim güçlerinin Cebel Ekrad'daki Cubbu'l Ahmar köyüne sızmaya çalıştığı, mayına basan 15 rejim askerinin öldüğünü bildirdi.

Çatismalarda Türkmen Birligi II. Sahil Tümeni'ninden 2 mucahidimizin şehid oldugu bildirildi. Yüce Allah şehitlerimize rahmet eylesin, mekanları cennet olsun.

Cephedeki mucahitlerimizin gazasi mübarek olsun.

Suriye Türkmen Meclisi

(01.11.2015)


EKİM 2015

KANTONLAR BIRLEŞIRSE TÜRKMENLERIN SONU OLUR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, terör örgütü PYD’nin devletleşme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Mustafa, PYD’nin çok önceden bunu planladığını, Türkmenleri ve Arapları bölgeden sürerek demografik yapıyı değiştirmeye çalıştığını söyledi. IŞİD’le mücadele yalanı PYD’nin özerk yapı için uğraş verdiğine dikkat çeken Mustafa, “Kendilerini o kadar kaptırmışlar ki sözde Kürdistan devleti gibi hareket ediyorlar. Okul inşa ettiler, Kürtçe eğitim veriyorlar. ‘IŞİD’e karşı herkesle birlikte hareket ediyoruz’ diyerek yalan söylüyorlar” dedi.

Türkmen lider Abdurrahman Mustafa, “PYD, Afrin kantonunu Ayn el-Arap kantonu ile birleştirdiği takdirde Suriye’de Türkmen varlığından söz edemeyiz” dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, terör örgütü PYD’nin, ilan ettiği kantonları birleştirdiği takdirde bunun Suriye Türkmenlerinin sonu olacağını söyledi. Mustafa, “PYD, Afrin kantonunu Ayn el-Arap (Kobani) kantonu ile birleştirdiği takdirde Suriye’de Türkmen varlığından bahsedemeyiz” dedi. Mustafa, PYD’nin kendisini şirin göstermeye çalıştığını ve imaj değişikliğine gittiğini de belirtti. PYD’nin “IŞİD’e karşı herkesle beraber hareket ediyoruz” söylemiyle gerçekleri saptırdığını ifade eden Mustafa, “Süryaniler, Araplar ve Türkmenler var diyorlar. Oysa ne Türkmenler var, ne de başka gruplar. IŞİD’e karşı mücadele eden bu grubun içinde farklı etnik yapıdaki insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. ’Muhaliflerle mücadele ediyoruz’algısını oluşturmak için kendilerini gizliyorlar” diye konuştu. Sözde özerk yapı PYD’nin devletleşme çalışmalarının hızla devam ettiğini kaydeden Mustafa, şunları söyledi: “PYD sözde özerk bölge ilan ettiği yerlerde kendine göre bir tür eğitim sistemi kurdu. Okul inşa ettiler. Kendilerine göre Kürtçe eğitim veriyorlar. Buna PYD dışında kalan Kürtlerin de karşı çıktığını biliyoruz. Kendince sözde özerk yapı kurmak için uğraş veriyorlar. Kendilerini o kadar kaptırmışlar ki sözde Kürdistan devleti gibi hareket ediyorlar.” Terör örgütü PYD tarafından Tel Abyad’ın sözde özerk bölge ilan edilmesine dikkat çeken Mustafa, PYD’nin çok önceden bunu planladığı, Türkmenleri ve Arapları bu amaçla bölgeden sürdüğünü belirtti. Aşama aşama hayata geçirilen planda önce Türkmenlerin, ardındın da Arapların PYD tarafından göçe zorlandığını, böylelikle demografik yapının değiştiğini belirtti.

Darmadağın oldular

Tel Abyad bölgesinde sözde özerk yönetim kurmak için PYD’nin Türkmen bırakmadığını ifade eden Mustafa, şöyle devam etti: “Suriye’de yaşanan iç savaşın en büyük mağduru Türkmenlerdir. Türkmenler, Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması için mücadele ediyorlar. Suriye’de her hangi bir yerde herhangi bir isim altında bölünme olursa en büyük zararı Türkmenler görecektir. Çünkü coğrafi olarak baktığınızda Türkmenler Suriye’nin tamamına yayılmış durumdadır.” Türkmen birliklerinin IŞİD ile çatışmaya devam ettiğini belirten Abdurrahman Mustafa sözlerini şöyle tamamladı: “Çatışmalar devam ediyor. Rejim güçlerinin de çok fazla ilerlediğini söyleyemeyiz. Esad rejimi ve Rus güçleri Bayırbucak’ı bombalamaya devam ediyor. Daha sonra bunların bir kara harekâtı başlatacağı söyleniyor. Bilindiği üzere Bayırbucak Türkmen dağıdır. Şu an için Türkmenlerin o bölgedeki mücadelesi devam ediyor”(28.10.2015)


ABD YÖNETİMİNDE GÜVENLİ BÖLGE TARTIŞMALARI

“GÜVENLİ BÖLGE TEKRAR MASADA MI?”

New York Times’ın haberine göre ABD yönetimi, Suriyeli mülteci krizinin derinleşmesinin ardından, güvenli bölge meselesini tekrar masaya koydu. Obama’nın kurmayları Beyaz Saray’da bu konuda bir toplantı yaptı, olası senaryoları tartıştı. Uzmanlara göre güvenli bölge söz konusu olursa Türk askerine de görev düşebilir.

Gazete, konuya ilişkin haberinde güvenli bölge konusunda Beyaz Saray’da yapılan toplantıda başta Dışişleri Bakanı John Kerry olmak üzere bölge uzmanlarının Suriye’de uçuşa yasak bölge oluşturulması için ısrarcı olduğunu yazdı.

ABD Başkanı Barack Obama’nın katılmadığı, Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’ın başkanlık ettiği toplantıda kapsamlı bir tartışma yaşandı. Nitekim Rusya’nın Suriye’deki müdahalesi ve Avrupa üzerindeki artan mülteci baskısı sonrasında güvenli bölge yeniden tartışılır olmuştu.

Beyaz Saray’daki toplantıda Türkiye sınırında siviller için güvenli bölgeler oluşturulması tartışıldı. Yetkililer sadece insani yardım amaçlı güvenli bölgelerin yanı sıra Suriyeli muhaliflere koruma sağlanmasını da öngören çeşitli senaryoları gündeme getirdiler. Pentagon, ABD’nin müdahalesi durumunda bölgedeki hava gücünü artırabilmek için uçak ve personel konuşlandırılmasıyla ilgili ihtiyaçları aktardı.

Ancak ABD’nin havadan sağlayacağı destek dışında karadan nasıl bir askeri kuvvetin olacağı sorusunun yanıtsız olduğunu belirten gazete, bu konuda da askeri uzmanlara dayanarak Türkiye ve Ürdün’ün asker sağlayabileceğini yazdı. (27.10.2015)



"PYD'Yİ İKİ KEZ VURDUK"

Katıldığı televizyon programında Suriye gündemine ilişkin açıklamalar yapan Ahmet Davutoğlu Suriye konusunda şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'ye rağmen Suriye'de bir formül yürüyebilir mi? Yürüseydi Esad bugün ülkeyi tümüyle kontrol ediyor olurdu. Yürümez çünkü Türkiye, 911 kilometrelik sınırını, kaderini herhangi bir ülkeye terk etmez. Bunu Rusya'ya da ABD'ye de söyledik. 'Fırat'ın batısına PYD geçmeyecek. Geçtiği anda da vururuz' dedik. 2 kere de vurduk. 'Türkiye sınırları ihlal edilmeyecek' dedik. Suriye helikopteri geçen sene düşürüldü. İnsansız hava aracı geçmeye kalktığında vuruldu. Türkiye'ye rağmen Suriye'de bir şey yapmak mümkün değil." (27.20.2015)



YENİ GÖÇ DALGASI

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, YENİ ŞAFAK Gazetesi'ne yaptığı açıklamada PYD'nin Tel Abyad'ı yeni “kantonu” ilan ettikten sonra Fırat Nehri'nin batısına saldırması halinde, bölgedeki Türkmen nüfusu göçe zorlayacağını, bu nedenle bölgenin bir an önce “güvenli bölge” ilan edilmesini istediklerini söyledi.

Mustafa, “Kanton ilan etmek bölgede kurulacak Kürt devletine kılıf uydurmaktır. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek içindir” dedi.

GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMALI

Mustafa, şöyle konuştu: “Kobani, Tel Abyad ve Cezire bağlandı. Afrin 'kantonu' ile birleştirme girişimleri var. Azez-Cerablus arası, güvenli bölge oluşturulması gereken alandır. PYD, Cerablus'un batısına geçerse, savaş suçunu yaklaşık 500 binlik Türkmen nüfusunun olduğu bölgede yineleyecek. Halep'ten büyük bir göç olacaktır” diye konuştu.

GİDECEK TEK YER TÜRKİYE


Suriye Türkmen Meclisi Abdurrahman Mustafa SABAH Gazetesi’ne yaptığı bir diğer açıklamada ise şu ifadelere yer verdi:

“50 bin kişinin değil çok daha büyük bir göçün olması muhtemel. Oradan insanların yönelebileceği tek bir yer var. O da Türkiye"(24.10.2015)



SURİYE VE IRAK TÜRKMENLERİ BİRARAYA GELDİ

Suriye Türkmen Meclisi ve Irak Türkmen Cephesi yetkilileri, bir araya geldikleri toplantıda bölgedeki son gelişmeleri istişare etti. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki Suriye Türkmen heyeti ile Irak Türkmen Cephesi lideri Erşad Salihi ve beraberindeki Irak Türkmen heyeti her iki ülkede yaşayan Türkmenlerin mevcut durumu ve ileriye dönük öngörüler hakkında fikir alşıverişinde bulundu. (23.10.2015)



HALEP’İN GÜNEYİNDE TÜRKMEN BİRLİĞİMİZ SULTAN MURAT TÜMENİ MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR

Son bir haftadır havadan Rusya, karadan İran destekli Rejim güçleri ile şiddetli çatışmalara giren Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni, var gücü ile mücadeleye devam ediyor.

Dünden bu yana Halep’in güneyinde daha da şiddetlenen çatışmalarda, Sultan Murat Tümeni Rejime ait 1 adet T72 tanki, içi mühimmat dolu 1 adet BMB'yi ve 46 adet top mermisini imha etti.

Sultan Murat Tümeni’nden yapılan son dakika açıklamasında ise çatışmalarda 6 mücahidimizin şehit düştüğü, 10 mücahidimizin ise yaralandığı bildirildi.

Yüce Allah, Onur ve Özgürlük Mücadelesi için Allah yolunda canını veren mücahitlerimizin şehadetini kabul eylesin; yaralı mücahitlerimize acil şifalar nasib eylesin.

Suriye Türkmen Meclisi (23.10.2015)


ALMAN BASINI SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ'NİN AÇIKLAMALARINI MANŞETLERE TAŞIDI

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın 21 Ekim 2015 tarihinde Hürriyet Gazetesi'nin deneyimli Diplomasi editörü Uğur Ergan'a verdiği özel röportaj dünden bu yana Almanya'nın önemli basın kuruluşları Die Welt, Ziet,Frankfurter Allgemeine Zeitung, Süddeutsche Zeitung'da sürmanşetten veriliyor. (22.10.2015)

TÜRKMENLER TEDİRGİN

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin Tel Abyad'ı yeni "kantonu" ilan ettikten sonra Fırat Nehri'nin batısına saldırması halinde, bölgedeki Türkmen nüfusu göçe zorlayacağını, bu nedenle bölgenin bir an önce "güvenli bölge" ilan edilmesini istediklerini söyledi.

Mustafa, PYD'nin kontrolündeki Kobani ve Afrin'i birleştirmek için attığı adımların iki bölge arasında yaşayan Türkmenlerde yarattığı endişeyi Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda dile getirdi.

PYD'nin 15 Haziran'da DAEŞ'ten aldığı Türkiye sınırındaki Tel Abyad'ı dün "kanton" ilan etmesine değinen Mustafa, "Kanton ilan etmek bölgede kurulacak Kürt devletine kılıf uydurmaktır. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek için atılan adımlardır. Bu projeyi de uluslararası güçlerin desteklediğini görüyoruz. PYD'yi aklama ve bir terör örgütü olmadığını göstermeye yönelik bir algı yaratılmaya çalışılıyor" diye konuştu.

Mustafa, PYD'nin Tel Abyad'ı aldıktan sonra burada yaşayan Türkmen ve Arapları göçe zorladığını hatırlatarak, Uluslararası Af Örgütü'nün 13 Ekim'de yayımladığı ve PYD'nin savaş suçu işlediğine dikkati çeken raporun Suriye Türkmen Meclisi'nin uzun süredir duyurmak için çaba sarf ettiği bir dramı gözler önüne serdiğini belirtti.

PYD'nin Fırat Nehri'nin batısına doğru ilerleyişinin bölgede yoğunluklu olarak yaşayan Türkmen ve Arap nüfusta büyük bir göç dalgasını tetikleyeceğini vurgulayan Mustafa, şöyle konuştu:

"Kobani, Tel Abyad ve Cezire bağlandı. Artık Afrin 'kantonu' ile birleştirme girişimleri var. Azez-Cerablus arası, Suriye Ulusal Koalisyonu'nun (SUK) ve Suriye Türkmen Meclisi'nin devamlı talep ettiği üzere güvenli bölge oluşturulması gereken alandır. PYD, Cerablus'un batısına geçerse, zaten belgelenmiş olan savaş suçunu yaklaşık 500 binlik Türkmen nüfusunun olduğu bölgede yineleyecek. Rakka'da yerlerinden edilen Türkmenler ile kıyaslandığında bu daha büyük bir insani krize neden olacaktır."

"Güvenli bölge talebi isabetli"
Mustafa, Türkiye'yi hem Türkmenler hem Suriye'de ezilen diğer gruplar için "tek güvenli liman" olarak niteleyerek, "Biz her zaman Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana bir siyasi çözüm istedik. Güvenli bölge talebimiz isabetli ve gereklidir" dedi.

Rusya'nın Suriye'de Esed rejimi ile işbirliğini ve PYD'nin "kanton" ilanlarını, "Suriye'de son dizayn çalışmaları" olarak tanımlayan Mustafa, Türkmenlerin demokratik hak ve özgürlüklerin olduğu bir ortamda insanca yaşamayı istediğini belirtti.

Halep'ten büyük göç bekleniyor

Mustafa, Halep'te Rus hava saldırıları başladığından bu yana muhalifler ve rejim güçleri arasında daha da şiddetlenen çatışmalara da değinerek, "Çatışmaların artarak devam etmesi durumunda Halep'ten büyük bir göç olacaktır. Rejim, bu bölgedeki dengeleri değiştirmek için çok fazla baskı yapıyor" diye konuştu. (22.10.2015)


“HALEP REJİM KONTROLÜNE GİRERSE DÜŞÜNÜLEMEYECEK DERECEDE GÖÇ OLUR”

Halep’te korkulan oluyor mu? Bu soruyu sorduran gelişme yaklaşın 10 gün önce Rusya ve İran’ın desteği ile Şam rejiminin Halep’e başlattığı büyük operasyon. YÜZDE 80'İ MUHALİF Savaştan önceki nüfusu yaklaşık 4 milyon olan ve savaş ile bu rakamın eridiği kentin yüzde 80’i muhaliflerin kontrolünde. Halep, bu anlamda Suriye’nin kaderini de etkileyecek öneme sahip.

'HALEP DÜŞÜYOR' ALGISI

Burada yaşanabilecek olan olası rejim kontrolünün ardından muhaliflerin kalmasının mümkün olmadığını ve kuzeydeki IŞİD tehdidi de düşünüldüğünde tek seçeneğin Türkiye’ye göç olduğu söyleyen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, şu an herhangi bir üstünlüğün olmadığını yaşanan göçlerin ise ‘Halep düşüyor’ algısı ile ortaya çıktığını söyledi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Halep’teki son durum hakkında ve Halep savaşının sonuçlarının olası etkileri hakkında AjansHaber’e çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

“ŞU ANDA HALEP’E GİREMEDİLER”

Şu anda Halep’in güneyinde bir haftadır İran destekli, Rusya destekli olarak rejim güçlerinin saldırısı var. Bu konuda bir algı da yaratıyorlar tabii, ‘rejim güçleri Halep’i alacak’ diye. Şu anda Halep’e giremediler. Orada muhalifler püskürtüyorlar. Bizim de orada birliklerimiz var Sultan Murat. O iki gün önce baya tank imha etti.

“DÜŞÜNÜLEMEYECEK KADAR BÜYÜK BİR GÖÇ DALGASI OLUR”

Dolayısıyla bu bölgeye yakın olanlar (Halep’in güneyi) göç ediyorlar. Bu doğrudur. Kuzeye doğru bir göç başladığını duyduk. Orada güvenli bölge olmadığı için Türkiye’ye doğru bir göç olacak. Kuzeyinde de IŞİD var çünkü. Öyle bir tehlike olursa düşünülemeyecek kadar büyük bir göç dalgası olur. Halep’in nüfusu 4 milyona yakın ve yüzde 80’î muhaliflerin elinde. Yüzde 20’si ise rejimin elinde. Dolayısıyle böyle bir şey olduğunda kurtarılmış bölgede olanların göçü anlamına gelir.

GÖÇÜN NEDENİ ‘HALEP DÜŞÜYOR’ ALGISI

Esad tekrar dönerse orada muhaliflerin kalma durumu olamaz. Türkiye’ye çok büyük bir göç başlar. Şu anda da başlamış durumda. Çünkü insanlar çok tedirgin orada. Esad geri dönerse düşünülemez orada kalınması. Büyük bir insani dram yaşanacaktır. ÖSO orada şu an direniyor. 10 gündür net olarak söylenebilecek bir sonuç yok savaşta ancak algı yaratıldığı için şu anda göç dalgası başlamış durumda. Şu anda herhangi bir üstünlük yok. “

HALEP’İN GÜNEY’İNDE REJİM KUZEYİNDE IŞİD VAR”

Halep’in güney bölgesinde rejim var, İran destekli, Rusya destekli olarak kuzeyinde ise IŞİD var. Müthiş bir direniş var şu anda Halep’te. Türkmenlerin durumu da zor. Tüm tehditlerin altındadır. Çünkü kim çatışırsa çatışsın tam ortadadır. Dünya şimdi Türkiye’yi güvenli bölge yapmaya çalışıyor. Güvenli bölge Suriye içerisinde bir an önce yapılmalıdır. (21.10.2015)



50 BİN MÜLTECİ KAPIDA!

Esad rejiminin Rus hava operasyonları desteğinde Halep’te beş gün önce başlattığı harekât yüzünden kent sakinleri şehri terk ediyor. Türkmenlere göre 50 bin kişi Türkiye’ye yöneldi. TÜRKİYE'NİN, Suriye’den yeni bir göç dalgasına dair duyduğu endişenin ilk sinyalleri gelmeye başladı. Rusya’ya ait savaş uçaklarının başta Halep’in güney ve doğusu olmak üzere ılımlı muhalifler ile kentin dışında IŞİD’in hâkim olduğu bölgelere yoğun operasyon düzenlemesi, sonrasında da Esad’a bağlı güçlerin kara harekatına başlamasıyla, ilk etapta kentten ayrılmaya çalışan 70 bin kişiden 50 bininin Türkiye istikametine yönelmek için hazırlık yaptığı bildirildi.

BÖYLE SÜRERSE 350 BİN KİŞİ GÖÇ EDECEK

Bölgeden alınan istihbaratlar doğrultusunda Halep ve civarına yönelik Esad güçlerinin karadan yaptığı harekâta İran ve Hizbullah da destek veriyor. Türk yetkililer, havadan ve karadan operasyonun bu şiddette devam etmesi halinde Halep’ten hafta sonuna doğru 350 bin kişinin ayrılabileceğini, bunun büyük bir bölümünün de Türkiye sınırına dayanabileceğini belirttiler. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa da, 50 bin kişinin Türkiye yoluna döküldüğü bilgisini doğruladı. Mustafa, Hürriyet’e şunları söyledi:

‘DURUM KÖTÜLEŞECEK’:

“Asıl göç, Halep’in güneyinden başladı. Türkmenler, kırsal ve kuzey kesimlerde. Rejim güçleri buraya ulaştığı zaman göç tehdidi daha da büyüyecek. Bayırbucak bölgesinde de şiddetli çatışmalar oluyor. Türkmendağı’nın yanında Cebelekrat’ta (Kürtdağı) rejim güçleri Rusya’nın hava desteği ile yoğun bir operasyon başlattı. Bayırbucak Türkmenlerini de bir yandan Esad, diğer yandan da Rusya ve IŞİD vuruyor. Böyle giderse Türkmenler için durum iyice kötüleşecek.” (21.10.2015)

TÜRKMENLERE KARŞI "ŞER İTTİFAKI"

Türkmen bölgelerine sızmaya çalışan Esed güçleri ve İran askerleri, mücahitlerin direnişiyle püskürtüldü. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı, “Allah’ın izni ile bütün herkese karşı direniyoruz” dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurahman Mustafa, Suriye Türkmenlerinin geleceklerinin tehdit altında olduğunu ve manevra alanlarının giderek daraltıldığını belirterek, “Binlerce yıllık geçmişin, milyonlarca Türkmen’in geleceği bölgesel ve küresel projelerin ipoteği altına girmiştir. Bu projelerin sahibi kim olursa olsun Suriye Türkmenleri sonuna kadar direnecektir” dedi.

RUSYA ESED’İ GÜÇLENDİRİYOR

Abdurrahman Mustafa, Suriye’deki son gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu. Rusya’nın Suriye’de müttefik olarak hareket ettiğini ifade eden Mustafa, “Rusya müttefikini askeri açıdan güçlendirebilmek için bazı önemli ve hassas bölgeleri geri almak istiyor. Bu konuda Esed güçlerine istihbarat desteği veriyor ve Türkiye’nin rolünü azaltmak istiyor. Son zamanlarda yaptıkları eylemler ve açıklamalarda bunu görebiliyoruz” diye konuştu.

PYD’Yİ AKLAMAK İSTİYORLAR

Bir taraftan da bölgede giderek güçlenen PYD’nin de Arap ve Türkmen köylerine yönelik saldırılarının devam ettiğini, bunun da Uluslararası Af Örgütü raporlarına yansıdığını söyleyen Abdurrahman Mustafa, “Bu raporda, Arap ve Türkmen köylülerinin bölgeyi terk etmeye zorlandıklarının altı çiziliyor. Bizi oradan binlerce yıldır yaşadığımız topraklardan atmaya çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayacaklardır. Tüm bunlara rağmen ABD başta olmak üzere bazı güçler, PYD’yi aklamaya çalışıyor. Demokratik Suriye Güçleri adı altında PYD’yi Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi göstermeye çalışıyorlar. Uluslararası Af Örgütü, bağımsız bir örgüt ve dolayısıyla PYD ve bölge hakkındaki raporu bizi memnun etti” dedi. (18.10.2015)

SULTAN MURAT TÜMENİ MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR

Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni ve karadan İran, havadan Rusya destekli Rejim güçleri arasında dünden bu yana şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Halep’in güneyinde bulunan Aptin köyü Tel Duvayhi mevkiiinde gerçekleşen çatışmalarda Rejim güçlerine geçit vermeyen Sultan Murat Tümeni Rejim’e ait 5 tank, 1 buldozer, 1 füze aracı ve 23'lük bir top arabasını imha etti.

Yüce Allah, onuru ve özgürlüğü için canını ortaya koyan mücahitlerimizin yar ve yardımcısı olsun!(17.10.2015)



DAVUTOĞLU: “SURIYE'DE GÜVENLI ALAN OLUŞTURULMASı ARTıK ZARURETTIR”

Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde düzenlenen "Küresel Göç ve Kalkınma Forumu Yıllık Zirvesi"nde konuşma yaptı. Güvenli Bölge’ye vurgu yapan Davutoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Suriye'de yaşanan kriz, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyanın yaşadığı en büyük ve en ciddi insani trajedi haline gelmiştir. Bu kriz nedeniyle neredeyse Suriye nüfusunun yarısını teşkil eden 12 milyon erkek, kadın ve çocuk yer değiştirmek zorunda kalmıştır. Bunlardan 4 milyonu aşkını komşu ülkelerde sığınmacı durumuna düşerken, geriye kalan 7,6 milyon Suriyeli kendi içinde kendi ülkelerinde yer değiştirmiştir. Bunu da şunun için zikrediyorum, bunların her biri tedbir alınmazsa bir sonraki aşamada, mülteci olarak hepimizin kapılarına dayanacaklar. Çok daha büyük bir mülteci dalgasıyla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, Suriye'deki zulme bir an önce 'dur' demek zorundayız."

"Güvenli alan oluşturulması artık bir zaruret"

Türkiye'nin, Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar için 4 yıldır gösterdiği çabaların küresel anlamda bir model teşkil ettiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Uluslararası toplumun gerekli dayanışmayı göstermesini ve yük paylaşımı konusunda daha duyarlı hareket etmesini beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Sığınmacılar konusunda coğrafi yakınlığın sorumluluk anlamına gelmediği hepimizce bilinen bir husustur. Coğrafi yakınlık, bu anlamda bir yük olarak değerlendirilemez. Mülteciler konusunda sorumluluk, coğrafi yakınlıktan değil, insani, vicdani sorumluluktan ve duyarlılıktan kaynaklanmaktadır. O vicdan, tüm insanlığa yani hepimize aittir. Esasen başta göç dalgasından etkilenen AB ülkeleri olmak üzere, uluslararası toplumun Suriyeliler ve diğer sığınmacılara yönelik maddi yardımın da ötesine geçen daha kapsamlı bir strateji uygulama zorunluluğu vardır. Öncelikle, Suriye'den yeni mülteci dalgalarını engelleyebilmek için Suriye için de mutlak surette bir güvenli alan oluşturulması artık bir zarurettir."

"Bu güvenli bölge, üç yıl önce kurulmuş olsaydı şu anda milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk etmek zorunda kalmayacağını" söyleyen Davutoğlu, şöyle konuştu: "Geçen sene DAEŞ'e ve Suriye rejiminin hava saldırılarına karşı korunan bir bölge kurulmuş olsaydı, bugün bu konuyu çok daha farklı bir bağlamda konuşur olurduk. Bu konuda gerekli adımların atılması için uluslararası topluma çağrı ve uyarılarda bulunduk, bulunmaya da devam ediyoruz. Uluslararası toplumun sorumlu üyelerinin, bu kritik dönemde sığınmacıların yaşadığı insanlık dramını hafifletmek için elinden gelen çabayı göstermesi ve insani görevini yerine getirmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, sığınmacılar konusunu bazı ülkeler sadece egemenlik çerçevesinde değerlendirmektedir. Ancak yaşadığımız çağda, özellikle insani konularda egemenliğin tezahürü sadece iş birliğiyle mümkün olabilmektedir. Herhangi bir ülkenin 'şurası benim sınırım, benim egemenlik alanım, buraya herhangi bir mülteci giremez' demesi, insanlık hukuku bağlamında da uluslararası hukuk bağlamında da doğru bir yaklaşım değildir." (16.10.2015)

"PYD'YE VERDIĞIMIZ MESAJ AÇıKTıR"

Türkiye Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu, "PYD lideri Salih Müslim'i aklıselime, aklını başına almaya davet ediyorum. Türkiye'nin iradesinden ve kararlığından şüphe ederse kendisi için iyi olmaz" dedi. Rusya'nın Suriye'de muhaliflere yönelik saldırılarına ilişkin soru üzerine Sinirlioğlu, Suriye ve Irak'taki önceliğin ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ve bir an önce istikrara kavuşarak bölge istikrarına da katkı sağlamaları olduğunu söyledi. Suriye'de siyasi değişim için Cenevre 1 Bildirisi'nin esas olduğunu vurgulayan Sinirlioğlu, "Eğer Beşşar Esed'in tekrar Suriye'de hakim olabileceği ve Suriye'de otoritesini kurabileceği, bu yolla da Suriye'nin tekrar istikrara kavuşacağını düşünenler varsa bunlar hayal içindedir" diye konuştu. Bakan Sinirlioğlu, "Rusya büyük bir yanlışın içindedir. Rusya yaptığıyla Suriye'nin geçiş dönemini, Suriye'nin içinde bulunduğu bu kargaşadan çıkması ihtimalini, imkanını geciktirmekten başka bir yarar getirmeyecektir" dedi. Suriye muhalefetinin halkın, insan onuruna yakışır şekilde, korkudan uzak, iradesini ortaya koyarak demokrasi içinde yaşamasını istediğine dikkati çekerek "Suriye muhalefetinin meşru taleplerini sonuna kadar desteklemeye devam edeceğiz. Çünkü sonuçta haklı olan kazanacaktır" ifadesini kullandı. Sinirlioğlu, PYD lideri Salih Müslim'in "Türkiye'ye karşı kendilerini savunacaklarına" ilişkin açıklamasının hatırlatılması üzerine, şunları söyledi: "Salih Müslim'i aklı selime, aklını başına almaya davet ediyorum. Türkiye'nin iradesinden ve kararlığından şüphe ederse kendisi için iyi olmaz. Türkiye terörle mücadele etmektedir. Bu terörle mücadeledeki kararlığını kimse sınamaya kalkmamalıdır. Bizim PYD'ye verdiğimiz mesaj açıktır. Türkiye'ye dönük herhangi bir harekete tevessül ettikleri takdirde gereken ceza tereddütsüz verilecektir." (16.10.2015)



IRAK TÜRKMEN CEPHESİ BAŞKANI ERŞAD SALİHİ

"DAEŞ HEM IRAK'TA HEM SURİYE'DE TÜRKMENLERİ HEDEF ALIYOR"

İngiltere Türk Dünyası Dayanışma Platformu toplantısında konuşan Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi önemli açıklamalarda bulundu. Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşad Salihi, Suriye'deki Türkmenlerin, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD ve YPG'nin baskılarıyla yerlerinden edildikleri iddialarına ilişkin, Suriye'de yer alan Türkmen coğrafyasının daha önceden bölgedeki DAİŞ varlığı sebebiyle bombalandığını ve bunun Türkmenlerin bölgeden ayrılmasına sebep olduğunu söyledi. Toplahtı öncesi, Uluslararası Af Örgütü'nün PYD ile askeri kanadı YPG'nin, Suriye'nin kuzeyinde Arap ve Türkmen sivillerin yaşadığı bölgeleri kullanılamaz hale getirmesi yönündeki raporuna ilişkin açıklamada bulunan Salihi, bölgede belli bir siyaset uygulandığını dile getirdi. Terör örgütü DAİŞ'i "siyasi bir proje" olarak tanımlayan Salihi, Irak'taki Türkmenlerin yaşadığı Telafer ile Suriye'de Türkmenlerin yaşadığı Tel Abyad kentlerinin birbirine benzerliğine dikkati çekti. Salihi, "DAİŞ gelip bölgede harita çiziyor. Bu birilerinin menfaatine oluyor. Bu haritalarda da özellikle Türkmenlerin üzerini çiziyor. Öyle bir siyaset uygulanıyor ki, Telafer'e DAİŞ belasının getirilmesinde bir gaye var. O da çizilen haritadır. Suriye'deki Türkmen coğrafyası Tel Abyad'a da DAİŞ geldi. Ondan sonra bu bölgede DAİŞ bombalanıyor, bu nedenle Arap ve Türkmenler bölgeden çıkıyor. Ardından PYD, PKK silahlanıyor, bölgeye geliyor, Türkmenler yok, Araplar yok. 'Tel Abyad' bizimdir deniyor" dedi.

-"DAİŞ ilk Türkmenlere saldırdı"-

Salihi, İngiltere'de yaşayan Türkler, Irak Türkmenleri ve Azerilerin yanı sıra çok sayıda davetlinin katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada da Irak Türkmenlerini ilgilendiren gelişmelere ilişkin bilgi verdi. Iraklı Türkmenlerin bölge siyasetinden sürekli etkilendiğini vurgulayan Salihi, Iraklı Tükmenlerin yaşadıklarını Suriyeli Türkmenlerin de yaşadığını dile getirdi. Irak Türkmenlerinin problemlerine çözüm bulma çalışmaları kapsamında muhtelif yöntemlere başvurduklarını aktaran Salihi, "Azami şekilde olsa da askeri gücümüzü, kendimizi yavaş yavaş toparlamaya başlıyoruz. Sağolsun yanımızda yardım elini uzatan Türkiye var. Türkiye'nin bize verdiği destek kesilmedi. Ama şunu söylemek gerekli, Türkiye'nin desteği yeterli değil, daha fazlasını istiyoruz. Başka yolumuz, başka kimsemiz yok. Bugün bizi bir araya toplayan Türk varlığıdır" diye konuştu. Salihi, son gelişmeler kapsamında Türkiye'nin bölgesinde iyi ilişkilere sahip olması gerektiğini anlatarak, "Eninde sonunda Türkiyemizi korumak en önemli görevimiz. Çünkü Türkiye varsa, Türk dünyası daha fazla ayakta duracaktır. Türkiyemizi dimdik görürsek, burada oturan dünya Türkleri hiçbir zaman esarette kalmaz, eli kolu bağlı olmaz" değerlendirmesinde bulundu. (16.10.2015)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA

"HEDEF BÜYÜK KÜRDİSTAN"

ABD, PKK’nın Suriye kolu PYD’ye havadan balya balya silah ve cephane indirdiğine yönelik haberler gündeme bomba gibi düştü. Konuya ilişkin Vahdet Gazetesi'ne konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, gazeteye şu açıklamalarda bulundu: “PYD’yi, Suriye hava sahasında vuran hiçbir uçak yok. Tam tersi Esad, Rus ve Amerikan uçakları onları destekliyor. 5 yıldır Esad uçakları, şimdi de Rus uçakları ılımlı muhalifleri vuruyor. Yani PYD’ye karşı bir uçak tehdidi yok. Dolayısıyla bu füzelere de ihtiyaçları yok. Bu füzelerin ne için kullanılacağını bilmiyorum fakat sözde Büyük Kürdistan Projesi’nin gerçekleşmesi için uluslararası güçler, her şeyi yapıyor, onlara her türlü yardımda bulunuyor.” (15.10.2015)


AF ÖRGÜTÜ RAPORU GERÇEKLERİ GÖSTERDİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Uluslararası Af Örgütünün raporuna ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, raporda, Suriye'nin kuzeyinde özellikle Arap ve Türkmen köylerinin PYD'nin yönetimindeki özerk idare tarafından ateşe verildiğinin ve köylülerin de bölgeyi terk etmesi için ölümle tehdit edildiğinin belirtildiğini anımsattı. Kendilerince savunulan ancak PYD ve YPG tarafından kabul edilmeyen konuların, rapor sayesinde ispatlandığını belirten Mustafa, şöyle devam etti: "Tüm bunlara rağmen ABD başta olmak üzere bazı güçler, PYD'yi aklamaya çalışıyor. Demokratik Suriye Güçleri adı altında PYD'yi Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi göstermeye çalışıyorlar. Yani PYD için yeni bir kılıf uydurup ÖSO ile hareket ettiği algısını oluşturmaya çalışıyorlar. Uluslararası Af Örgütü başta olmak üzere birçok uluslararası örgüt tarafından PYD hakkında çıkan raporlara rağmen ABD, PYD'yi resmen bunlardan arındırmaya çalışıyor. Uluslararası Af Örgütü, bağımsız bir örgüt ve dolayısıyla PYD ve bölge hakkındaki raporu bizi memnun etti."

"PYD'nin gerçek yüzünü göstermiş oldular"

Raporla ilgili uluslararası anlamda bir girişimde bulunmayacaklarını ifade eden Mustafa, zaten raporun her şeyi anlattığını söyledi. Suriye konusunda artık hukukun konuşulmadığını, algı operasyonları, senaryolar ve tiyatrolar sergilendiğini anlatan Mustafa, "Esed, PYD ve DAEŞ hepsi birer terör örgütüdür ama uluslararası güçler bunlar için hukuka dayalı bir eylemde bulunmuyor. Algı operasyonlarıyla Ortadoğu'yu idare etmeye çalışıyorlar. Rapor bizim söylediklerimizi resmen onaylıyor. En azından Suriye'de yaşanan dram bu raporla belgelendi ve PYD'nin gerçek yüzünü göstermiş oldular" değerlendirmesinde bulundu.

"Bölgede etnik temizlik yapıldı"

Kuzey Suriye bölgesinde yaşayan Arap ve Türkmenlerin göçe zorlandığına işaret eden Mustafa, "PYD bölgenin demografik yapısını değiştirmek adına etnik temizlik yaptı. İnsanları silah zoruyla göçe zorladılar, evlerini yakıp yıktılar. Mal varlıklarına ve arazilerine el koydular" diye konuştu. Uluslararası Af Örgütünün dün açıkladığı raporda, Suriye'nin kuzeyinde Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile askeri kanadı YPG'nin Arap ve Türkmen sivillerin yaşadığı bölgeleri kullanılamaz hale getirdiği, bölge sakinlerini zorla yerlerinden ederek insan haklarını ihlal ettiği ve savaş suçu işlediği kaydedilmişti. (13.10.2015)


"DAEŞ'I NE RUSYA NE ABD NE DE KAHRAMAN ILAN ETTIKLERI PYD VURUYOR!"

Rusya’nın Suriye’deki savaşa aktif bir şekilde dâhil olmasının ardından Suriye’deki dengeler de değişti...

Bölgede zaten birçok düşmanla mücadele eden ve müttefiki olmayan Türkmenlerin durumu Rusya'nın savaşa dahil olmasıyla daha kritik seviyelere geldi. Türkmenlerin şuanki durumunu AjansHaber'e değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa,Türkmenlere yapılan saldırıların yeni bir gelişme olmadığını, daha önce Esed rejimi tarafından yapılan operasyonların bugün isim değiştirerek Rusya tarafından yapılmaya başlandığını söyledi. “Rusya’nın DAEŞ’e karşı çok etkin bir mücadelesi olduğu dillendiriliyor. Bu kesinlikle bir algı operasyonudur. Suriye’de herkes DAEŞ’i bir piyon olarak kullanıyor. DAEŞ’le şuana kadar ciddi bir şekilde Özgür Suriye Ordusu ve Türkmenler haricinde hiç kimse savaşmadı” diyen Abdurrahman Mustafa AjansHaber’e şu değerlendirmelerde bulundu: “BURADA SADECE DÜŞMANLAR DEĞİŞİYOR” Türkmenler zaten beş yıldır ‘Onur Verici Birlik Mücadelesi’ adını verdiğimiz bir mücadeleyle burada bir savaş veriyoruz. Burada sadece düşmanlar değişiyor. İlk mücadelemiz Esed’e karşıydı. Esed katlediyordu insanlarımızı. Daha sonra Hizbullah geldi ondan sonra İran geldi, şu anda da Rusya geldi.

“TÜRKMENLERİN SADECE TÜRKİYESİ VAR”

Biz tüm bu düşmanlara rağmen yolumuza devam ediyoruz. Maalesef Suriye’de Türkmenlerin bir müttefiki yoktur. Türkmenlerin sadece Türkiye’si bir anavatanı vardır. Türkmenler tüm katliamlardan stratejik bir noktada bulunduğu için ilk etapta etkileniyor. Türkmenler Türkiye’nin bir uzantısı olarak görülüyor. Türkmenler Türk olmanın bedelini ödüyor.

“SAVAŞ YENİDEN DİZAYN EDİLİYOR”

Suriye’deki savaşta denklemler Rusya’nın girmesiyle değişiyor. Suriye’de savaş uluslararası güçler tarafından yeniden dizayn ediliyor. Bir taraftan Rusya’nın Esed’i ayakta tutması bir taraftan uluslararası koalisyonun PYD ile iş birliği yapması Suriye’deki bütün dengeleri alt üst etti.

“DAEŞ ÜZERİNDEN ALGI OPERASYONU YAPILIYOR”

Rusya’nın DAEŞ’e karşı çok etkin bir mücadelesi olduğu dillendiriliyor. Bu kesinlikle bir algı operasyonudur. Suriye’de herkes DAEŞ’i bir piyon olarak kullanıyor. DAEŞ’le şuana kadar ciddi bir şekilde Özgür Suriye Ordusu ve Türkmenler haricinde hiç kimse savaşmadı. “DAEŞ’İ NE

RUSYA NE ABD NE DE KAHRAMAN İLAN ETTİKLERİ PYD VURUYOR!”

Rusya’da şuanda Özgür Suriye ordusunu vuruyor. Bu konuyla ilgili çeşitli açıklamalarımız da oldu. Rusya’nı ilk operasyonu da bize oldu. Bayır - Bucak’ta Türkmenler vuruldu. Orada radikal güçler yoktu. Orada bir DAEŞ yok. DAEŞ bizim bölgemizde, Azez’in doğusunda. Bizim birliklerimiz de orada. DAEŞ’le üç aydır çatışıyoruz. 150’den fazla sadece Türkmen şehidimiz var. DAEŞ nerdeyse Halep’e yanaştı ama kimse müdahale etmiyor. Ne Ruslar vuruyor ne Amerika vuruyor ne de kahraman ettikleri PYD vuruyor. Şuanda da PYD’ye Özgür Suriye Ordusu ile birlikte savaşıyor diye yeni bir kılıf uydurmaya çalışıyorlar. Bu tamamen aklandırma operasyonudur. Amerika tonlarca silah veriyor.

“PYD’NİN İŞLEDİĞİ SAVAŞ SUÇLARI RAPORLANDI AMA…”

Uluslararası Af Örgütü dün yine bir rapor yayımladı. Bu örgütün yayımladığı ikinci rapor. Bu raporda PYD’nin yaptığı insan hakları ihlalleri açıkça belirtiliyor. Bu raporlarda PYD’nin savaş suçu işlediği belirtiliyor. Uluslararası Af Örgütü de ciddi bir kuruluştur. Tüm bu raporlara rağmen PYD uluslararası hukuka tabi tutulmuyor. Af Örgütü’nün çıkardığı b rapor gerçekten çok önemli. Bizim başından beri söylediklerimizin yazılı bir kanıtı niteliğindedir. Bu konuyla ilgili gayri resmi de olsa Birleşmiş Milletler’in de bir raporu söz konusu. Sonuç olarak Türkmenler zor durumda bunu net olarak ifade edebiliriz. (13.10.2015)


ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN PYD/YPG’NİN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE İLİŞKİN 2. RAPOR:

"YPG, ARAP VE TÜRKMEN KÖYLERİNİ YAKARAK SAVAŞ SUÇU İŞLEDİ"

Uluslararası Af Örgütü,PYD ile askeri kanadı YPG'nin, Suriye’nin kuzeyinde Arap ve Türkmen sivillerin yaşadığı bölgeleri kullanılamaz hale getirdiğini, bölge sakinlerini zorla yerlerinden ederek insan haklarını ihlal ettiği ve savaş suçu işlediğini bildirdi.

Uluslararası Af Örgütü, PYD ve YPG'nin Suriye'de savaş suçu işlediğini belirten bir rapor yayınladı. Örgüt, Suriye'nin kuzeyinde PYD'nin kontrolündeki 14 köy ve ilçede geçen yaz araştırma yaptı ve ortaya çıkan raporu, ‘Gidecek Yerimiz Yok’ başlığıyla yayınladı. YPG'nin savaş suçu işlediğinin belirtildiği raporda, Arap ve Türkmen köylerinin PYD'nin yönetimindeki özerk idare tarafından ateşe verildiği ve köylülerin de bölgeyi terk etmesi için ölümle tehdit edildiği vurgulandı. Raporda aynı zamanda uydu görüntülerine de yer verildi. Görüntülerde, YPG'nin, bölgedeki köylerin kontrolünü ele geçirdikten sonra evlerin yıkımına başladığı görülüyor.

Af örgütünün yayınladığı raporda, bölgede yaşayan görgü tanıklarının ifadeleri de yer aldı. Raporda, bölgede yaşayan bir köylünün, "Bizi evden çıkardılar, evimizi yakmaya başladılar. Buldozerler getirdiler. Tüm köy yerle bir edilene kadar tek tek evleri yıktılar" ifadesine yer verildi. PYD'nin ABD'nin bölgedeki önemli müttefikleri arasında yer aldığına dikkat çekilen rapora ilişkin Uluslararası Af Örgütü'nün kıdemli kriz danışmanı Lama Fakih'in yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Sivillerin evlerini kasıtlı şekilde yıkarak, köylerin tamamını yakarak, savunabilir askeri bir zemin olmadan köylüleri yerlerinden ederek YPG, otoritesini suistimal ederken, uluslararası insani hukuku yüzsüzce küçümsüyor. Bu, savaş suçları işlediği anlamına geliyor. YPG, bir an önce yasa dışı olarak sivillerin evlerini yıkmaya son vermeli, yasa dışı olarak evleri yıkılan tüm sivillerin zararını karşılamalı ve sivillerin evlerine geri dönüşleri ile evlerinin yeniden inşasına izin vermelidir." (13.10.2015)



RUSYA’NIN SURİYE’YE YÖNELİK HAVA SALDIRILARI TÜRKİYE’NİN VE SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ’NİN

“GÜVENLİ BÖLGE” TALEBİNİ BİR KEZ DAHA HAKLI ÇIKARDI

Türkiye’nin 2012 yılından, Suriye Türkmen Meclisi’nin ise kurulduğu günden bu yana dile getirdiği “Güvenli Bölge”nin gerekliliği, Rusya’nın Suriye’ye yönelik saldırıları sonrası bir kez daha pekişti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Başabakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı resmi açıklamalarda “Güvenli Bölge” konusunun bir kez daha altı çiziliyor.

Uluslararası koalisyonun ısrarla ayak direttiği “Güvenli Bölge” derhal oluşturulmazsa, Suriye Türkmenleri’nin varlığının yanı sıra Türkiye’nin güney sınırlarının ve bununla doğru orantılı olarak Türkiye’nin milli güvenliğinin tehditlere açık hale gelmesi kaçınılmaz olacaktır yorumları yapılıyor. Aynı zamanda Türkiye’den Avrupa’ya kadar uzanacak yeni bir mülteci dalgasının gelmesi de söz konusu olacaktır.

Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst düzey resmi makamları konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunmuşlar, başta uluslararası koalisyon olmak üzere BM’i ve tüm muhatapları açık bir dille uyarmışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan konuya ilişkin Brüksel’de yaptığı açıklamada Suriye'de “güvenli bölge” ve “uçuşa yasak bölge” oluşturulması önerilerini yineledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Brüksel'de AB Konseyi Başkanı Tusk ile görüştü. Ortak basın açıklamasında Suriye'de güvenli bölge ve Rusya'nın hava sahası ihlali gündeme geldi. PYD'nin DEAŞ'le mücadele ederek meşruiyet kazanamayacağını söyleyen Erdoğan, "PYD de PKK gibi terör örgütüdür" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise Rusya'nın "DEAŞ'le mücadele" adı altında Suriye topraklarında başlattığı operasyonları değerlendirdiği açıklamasında Rusya'nın Suriye'ye müdahalesini ve buna gerekli karşılığı veremeyen Batılı devletleri eleştirdi. Kalın, çözüm önerisi olarak ise "güvenli bölgelerle desteklenen bir eğit donat programı"nı önerdi.
İbrahim Kalın, Batılı devletlerin Rusya’nın Suriye'de Esad rejimini kalıcı bir şekilde ayakta tutmak için verdiği desteğe yeterince güçlü bir yanıt veremediğini dile getirdi. Şu anda sahada DEAŞ'e karşı durabilecek tek meşru gücün ılımlı muhalifler olduğunu belirten Kalın, buna karşın Esad'ın güçlendikçe muhalifleri daha çok ezeceğine dikkat çekti.

“EĞIT-DONATıN BAŞARıLı OLMASı IÇIN GÜVENLI BÖLGELER ŞART”

Esad güçleri ve DEAŞ'i dengelemek için en iyi çözümün etkin bir eğit-donat programı olacağını belirten Kalın, şu ifadeleri kullandı:
"Eğit-donat programı, ancak Esad rejimi ve DEAŞ'den arındırılmış güvenli bölgelerle desteklendiği zaman başarılı olabilir. Bu bölgeler, ılımlı gruplara kendilerini organize etme ve Suriye halkına ölümcül saldırılardan korunma dayanak noktası oluşturacaktır. Güvenli alanlar, aynı zamanda Suriyeli mültecilerin sayısını da azaltacaktır. Esad'ın yönetimde kalması ise ancak yeterince uzun süredir devam eden kanlı savaşın daha da uzun sürmesine neden olacaktır. Esad, Suriye'nin birleştiricisi olma şansını çok uzun süre önce kaybetmiştir. Esad yönetimde kaldıkça DEAŞ ve aşırıcılık daha da ölümcül bir hal alacaktır. Suriye halkı DEAŞ ve Esad arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalıdır."

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu ise konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda yine “ Güvenli Bölge” vurgusu yaptı. Sayın Davutoğlu:

"Şu anda dünya, 'güvenli bölge'yi konuşuyor. Biz 3 sene önce 'güvenli bölge' demiştik. Bütün Avrupa'da bugün 'güvenli bölge' konusu ele alınıyor ama şimdi fark ettiler. Dünyayı çağırdık güvenli bölge kurulması için ama kulaklar kapatıldı. Güvenli Bölge oluşturulsaydı süreç buraya gelmezdi” sözleri ile Türkiye’nin ve Suriye Türkmen Meclisi’nin “güvenli bölge” konusundaki net duruşuna karşı Batı’nın aldığı tavrın çok yanlış sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Esad rejiminin kendi halkına yüzyılın en büyük kıyımını uyguladığını söyleyerek, Rusya'nın bölgeye müdahale ederek büyük yanlış yaptığını söyledi. Suriye'nin giderek uluslararası bir sorun haline geldiğini de belirten Davutoğlu, ihlallerin devam etmesi halinde sonuçları kestirmenin zor olduğunu, savaşın bir parçası olmak istemediklerini söyledi.

Rusya’nın Suriye’ye müdahalesine ilişkin Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan 7 ülke’nin ortak bildirisi ise Rusya’nın Suriye müdahalesi konusunda tarihe düşülen önemli notlardan biridir.
“ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye Hükümetleri olarak, Rusya Federasyonu’nun Suriye’deki son askeri faaliyetleri hakkında aşağıdaki hususları beyan ederiz:

Rusya Federasyonu’nun Suriye’ye askeri yığınağından ve özellikle Rus Hava Kuvvetleri’nin dünden beri Hama, Humus ve İdlip’te sivil kayıplara sebep olan ve hedef olarak DEAŞ'ı almayan saldırılarından derin kaygı duyuyoruz.

Gerilimi tırmandıran bu askeri faaliyetler, aşırıcılığın ve radikalleşmenin daha fazla körüklenmesinden başka hiç bir amaca hizmet etmeyecektir.

Rusya Federasyonu’na, Suriye muhalefetine ve sivillere yönelik saldırılarına derhal son vermesi ve DEAŞ’la mücadele çabalarına odaklanması çağrısında bulunuyoruz.”Ifadelerini içeren söz konusu açıklama Suriye Türkmen Meclisi’nin müdahale sonrası yaptığı ve tüm dünya basınının referans aldığı açıklamada dile getirdiği üzere Rusya’nın söz konusu müdahalesinin asıl hedefini gözler önüne sermektedir. (08.10.2015)


ADANA BB'DEN TÜRKMENLERE DESTEK

Adana Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanı Sayın Op.Dr.Fatih Karayandı ve ekibi Suriye Türkmen Meclisi Hatay/Yayladağı ilçesi ofisini ziyaret etti. Sayın daire başkanına ve ekibine, Suriye Türkmenlerine verdikleri destek ve gösterdikleri ilgi için teşekkür ederiz. (08.10.2015)


BİZİ ENGEL OLARAK GÖRÜYORLAR

Rusya’nın, Suriye’de gerçekleştirdiği hava harekâtına sert tepki gösteren Mustafa, “Rusya, Esed’i ayakta tutmak için kendi çıkarlarını ayakta tutmak için böyle bir operasyon gerçekleştirdi. Bu yapılanlarda Suriye’de halkı için olumlu bir şey yoktur. Sıcak denizlere inmek yönünde gerçekleştirdiği bir saldırıdır. Bayır Bucak Türkmenleri’ne de saldırmıştır” diye konuştu.

BİZİ ENGEL OLARAK GÖRÜYORLAR

Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu saldırılarda en dikkat çekilmesi gereken konu Türkmenlere yapılan saldırılardır. Neden Türkmenlere de saldırmıştır? Bunun iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. Suriye’de oluşturulmak istenen yapı için bir engel de Türkmenlerdir. Bu engelin direnişini kırmak için Türkmen hedeflerine de saldırmışlardır. Bayır Bucak’ta askeri birliklerimize hava operasyonları düzenlediler. Allah’tan ölü ya da yaralımız yoktur.(06.10.2015)


ABDURRAHMAN MUSTAFA: HALK, IŞID'LE REJIM ARASıNDA BIR SEÇIME ZORLANıYOR

Rusya, terör örgütü IŞİD'e müdahale adı altında başlattığı saldırılarda, rejim muhalifi güçlerle birlikte Bayırbucak bölgesindeki Türkmenleri de vuruyor. Suriye Türkmen Meclisi Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bayırbucak Türkmenleri için bu saldırıların yeni bir gelişme olmadığını, daha önce Esed rejimi tarafından yapılan operasyonların bugün isim değiştirerek Rusya tarafından yapılmaya başlandığını söyledi.

TÜRKMENLER GÜVENLİ BÖLGE İSTİYOR

Kendileri için asıl sorunun PYD olduğunu söyleyen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa, “Türkiye tarafından oluşturulacak güvenli biz Türkmenlerin ve Suriye halkının talebidir. İster Suriye Türkmen Meclisi olsun, ister Suriye Ulusal Koalisyonu olsun herkes bu talebi iletiyor. Güvenli bölge olmazsa olmaz artık çok elzem bir durum haline geldi”diye konuştu. Rusya, IŞİD’le mücadele olarak başlattığı operasyonlarda, rejim muhalifi güçlerle birlikte Bayırbucak bölgesindeki Türkmenleri de vuruyor. Suriye’de Esed’i 5 yıldır ayakta tutan Rusya ve İran olarak gözüküyordu. İran fiili olarak devrim muhafızları, Hizbullah Suriye’de çatışıyordu. Suriye baştan beri Esad’ın yanında, daha önce de BM kararlarını iki defa veto etmişti. Esed’in zayıfladığını Suriye topraklarının yalnızca %14’üne hakim olduğunu söyleyebiliriz. Bunun üzerine de Rusya, fiili ve fiziki olarak Esad’ı desteklemeye başladı. Askeri desteğini resmen başlattı. Bu hamleyle birlikte Suriye’deki denklemler de değişti. Rusya’nın Esed’i daha uzun süre ayakta tutarak kendi menfaatlerini ön planda tutuyor. Kısacası Rusya’nın Esed’i desteklemesinin sebebi, kendi muhataplarına karşı elini güçlü tutmak. IŞİD, herkesin piyonudur. Herkes IŞİD’le mücadele adı altında Suriye’de müdahale ediyor ancak IŞİD’le ciddi anlamda mücadele eden hiçbir güç de yok. Rusya ilk yaptığı operasyonlarda ılımlı muhalefet ve sivil vatandaşları vurdu. Bayırbucak’a saldırılar düzenledi, hala da devam ediyor. Rusya teröre Esed gözüyle bakıyor. Esed’e kim karşıysa terörist ilan ediliyor. Türkmenlerin bulunduğu bölge stratejik bölge olduğu için Bayırbucak’ta Türkmenlere saldırdı. Dolayısıyla Suriye halkı mücadele ediyor, nefsi müdafa yapıyor. Daha önce olduğu gibi İran’a, Irak’a ve Rusya’ya karşı kendini savunuyor.

TÜRKMEN GÖÇÜ YENİDEN BAŞLAR MI?

Füze ve uçak saldırıları olursa Türkmenlerin göçü yeniden başlar. Sınıra yakın bölgelere daha önce Esed’in saldırı düzenlemediği yerlere Rusya saldırı düzenlemeye başladı. Dolayısıyla bu durum insanları göçe zorlayacaktır. Savaşın ilk başladığı günden bu yana Türkmenler en çok zarar gören topluluk olmuştur. Türkmenlere dost olan kimse yok. Suriye halkı ile birlikte hareket ediyoruz. Türkmenler can havliyle vak’a mücadelesi veriyor.

“TÜRKİYE, GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURMALI”

Türkiye tarafından oluşturulacak güvenli biz Türkmenlerin ve Suriye halkının talebidir. İster Suriye Türkmen Meclisi olsun, ister Suriye Ulusal Koalisyonu olsun herkes bu talebi iletiyor. Güvenli bölge olmazsa olmaz artık çok elzem bir durum haline geldi. Bizim için asıl tehlike PYD. En fazla Türkmen Halep’te mevcut. 400 ila 500 bin arasında Türkmen yaşıyor, oradaki Türkmenler için güvenli bölge oluşturulması çok önemli. Burada oluşturulacak bir güvenli bölge Türkiye’nin sınır güvenliği için de çok önemlidir. Hem de Türkmenlerin Suriye’deki varlığından bahsedebilmemiz için güvenli bölgenin olması şart. Bayırbucak zaten son 5 yıldır hava operasyonlarına maruz kalıyordu. Önceden rejim vuruyor iken şimdi Rus uçakları vuruyor.

“HALK, IŞİD’LE REJİM ARASINDA BİR SEÇİME ZORLANIYOR”

Suriye’de devriminde artık hiçbir bölge kalmadı, muhalefet vuruluyor. İnsanlar IŞİD’le rejim arasında bir seçime zorlanıyor. Dolayısıyla Türkmenlerin koruma altına alınmasını istiyoruz. Türkmenlerin sadece Türkiye’si var. Diğer grupların arkasında birden çok devlet olduğunu görüyoruz. Suriye’de savaşanlar sadece rejim, IŞİD ve PYD olarak gösteriliyor. Aslında ilk günden beri muhalefet de savaşıyor ama bu hiç gündeme getirilmiyor. Suriye’de Türkmenlere karşı etnik bir temizlik yapılıyor. Artık koşullar değişiyor Suriye’de güvenli bölgenin biran önce oluşturulması gerekiyor ve Türkmenlerin koruma altına alınması gerekiyor. (05.10.2015)



SURİYE'DE SAHA ŞARTLARI YENİDEN DİZAYN EDİLİRKEN

TÜRKMENLER YİNE HEDEFTE

Rus uçaklarının 30 Eylül’den bu yana aralıksız olarak düzenlediği hava saldırıları Suriye’deki saha şartlarının yeniden dizayn edilmeye başlandığının açık bir göstergesidir. Suriye Türkmen Meclisi’nin bir yıl önceden öngördüğü ve her fırsatta dile getirdiği üzere bu süreçte, 5 yıldır olduğu gibi yine Türkmenler hedef alınmaktadır. Yerel kaynakların iddiasına göre 1 Ekim Cuma gününden bu yana Rus destekli Rejim güçleri BayırBucak Türkmen bölgesini hem havadan hem de karadan ateş altına almıştır. Türkiye sınırına çok yakın noktalarda bulunan Türkmen köyleri Yamadı, Cip Toros , Sallur, Karaman , Kelez, Kulcuk ve Karacağız’ın yoğun bombardıman altında olduğu haberleri gelmektedir.Köylerde yaşayan ve zaten iç bölgelerdeki saldırılardan kaçıp sınır bölgesine yerleşen binlerce sivil Türkmen can havli ile sığındıkları bu köylerden de göçe zorlanmaktadırlar. Saldırılarda sivil bölgeler, hastaneler ve insani yardım depolarının hedef alındığı belirtilmektedir. Sadece BayırBucak değil Hama, Humus ve İdlip’te de içinde Türkmenlerin de yaşadığı bölgeler ateş altındadır.Suriye Türkmen Meclisi’nin ulaştığı yerel kaynaklar onlarca sivilin hayatını kaybettiğini ifade etmektedir.

Yüce Allah hayatını kaybeden kardeşlerimizin şehadetini kabul eylesin.

Kimse unutmasın ki, zafer Allah’ın izni ile zalimlere karşı savaşan mazlum Suriye halkının olacaktır!

Suriye Türkmen Meclisi

(04.10.2015)



DÜNYA BASINI

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ'NİN AÇIKLAMASINI MANŞETLERİNE TAŞIDI

Rusya'nın ısrarla "DEAŞ"ı vurduğunu ifade ettiği hava saldırılarının gerçek yüzü, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın ifadeleri ile dünya basını tarafından manşetlere taşındı.

Reuters başta olmak üzere İtalyan, Fransız, İngiliz ve hatta Rus basınının olaya ilişkin haberlerinde Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın şu sözlerine yer verildi:

"Rusya DEAŞ'i değil Özgür Suriye Ordusu'nu ve sivilleri hedef aldı. Rusya’nın hava saldırısında bulunduğu Humus’un kuzey kırsalındaki Telbise'de içinde Türkmenlerin de bulunduğu 40 sivil hayatını kaybetti. Türkmenler 2011 yılından bu yana hem Esed Rejimi'nin hem de DEAŞ'in hedefinde yer alıyor. Katil rejime verdiği sınırsız destekle yetinmeyip "demokrasi" vaadi ile Suriye halkına bomba yağdıran Rusya'yı şiddetle kınıyoruz. " (02.10.2015)


TÜRKMENLER YİNE HEDEFTE

Rusya’nın Suriye’deki hava operasyonlarında Suriyeli Türkmenler de vuruldu. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya’nın önceki gece geç saatlerde düzenlediği hava operasyonlarında Bayırbucak Türkmenlerinin yaşadığı Türkmendağı’nın da hedef olduğunu ifade etti.

9 BİNDEN FAZLA TÜRKMEN

Hürriyet’e konuşan Abdurrahman Mustafa, Rusya’nın hava operasyonlarında IŞİD’ten daha çok Türkiye’nin destek verdiği ÖSO unsurlarını vurduğu iddialarının doğru olduğunu belirtti. Mustafa şöyle devam etti: “Rusya’nın vurduğu Hama’nın güney, Humus’un kuzey kırsalındaki Telbise, Kanto ve Zefare’de 9 binden fazla Türkmen yaşıyor. IŞİD’den kaçıp buraya yerleştiler. Bölgede ÖSO’nun hakimiyeti var, IŞİD yok. Buralarda da çok ölü olduğu söyleniyor. Bölgedeki Türkmenlerin buraları terkedip Lübnan’a gitme planları yaptığını öğrendik. Türkmenleri nasıl kurtaracağız, şimdi bunu düşünüyoruz.”(02.10.2015)


PYD, RUS SALDIRILARINDAN FIRSAT YAKALAMA PEŞİNDE!

Diktatör Esad'a kol kanat geren Rusya, Suriye'deki DAEŞ güçlerini vurduğunu söyledi. Ancak ABD, Rus jetlerinin bombaladığı bölgede DAEŞ'in olmadığını kaydetti... Suriyeli muhalifler ve Türkmenler ise kendilerinin hedef alındığını belirtti... Ortadoğu'da dengeler değişti. ABD Başkanı Obama "Esad bir tiran. Halkının üzerine varil bombaları atan biriyle ortak hareket etmek akıllıca olur mu?" dedi. Putin ise Esad ile işbirliğini reddetmenin devasa bir hata olacağını söyledi. İşte ABD'yi karşısına alan Rus lider, Esad'a bir destek daha verdi. Putin'in talimatıyla harekete geçen Rus jetleri, dün ikinci kez Suriye hava sahasına girdi. Rusya, 8 DAEŞ hedefini vurduğunu söyledi. Ancak ilk yalanlama ABD'den geldi.

ABD Savunma Bakanı Ash Carter, "Rusya'nın hava operasyonu düzenlediği bölgede DAEŞ yok" dedi. Türkiye merkezli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Halid Hoca ise Rus savaş uçaklarının düzenlediği saldırılarda en az 36 sivilin öldüğünü iddia etti. Batı destekli muhalif Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) komutanlarından Cemil Salih de Rus hava saldırısında 8 muhalifin öldürüldüğünü açıkladı.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise, Rus uçaklarının Hama'nın güney ve Humus'un kuzeyindeki Türkmen bölgelerini hedef aldığını belirterek, "Burada ne DAEŞ ne radikal güçler var. Burası Suriye muhalefetinin bulunduğu yerler" dedi. Lübnan basınına göre ise Rus jetleri Suriye'deki muhalif grupların oluşturduğu Fetih ordusunu vurdu.

Bu arada ABD'nin terör örgütü olarak görmediği, PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'nin silahlı kanadı YPG, Rusya harekatını da fırsata dönüştürme çabasında. YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, "Rusya'nın DAEŞ'e karşı bize destek vermesini istiyoruz. Rusya ile DAEŞ'e karşı birlikte hareket edebiliriz" dedi. (02.10.2015)




RUSYA TÜRKMENLERİ VURUYOR

Rusya 30.09.2015 itibari ile “DAEŞ ile mücadele” kisvesi altında Suriye’de çeşitli noktalara hava saldırısı düzenledi.

Rusya’nın “vurulan hedefler DEAŞ üsleridir” şeklindeki resmi açıklamasının aksine vurulan hedeflerin büyük bir kısmı ılımlı muhaliflerin, Özgür Suriye Ordusu’na ait mevzilerdir. Saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetmiştir.

Humus’un Telbise ve Rastan ilçeleriyle Mukramiye ve Zafaraniye beldeleri; Hama'nın El Latamne bölgesi ve BayırBucak Türkmen bölgesi Rus uçaklarının saldırılarına maruz kalmıştır. İlk belirlemelere göre sadece Humus Telbise’de, içlerinde Türkmenlerin de bulunduğu 40’tan fazla masum sivil hayatını kaybetmiştir.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, Katil Rejim’e verdiği sınırsız destek ile yetinmeyip, Suriye halkına “demokrasi” vaadiyle bomba yağdırmayı reva gören Rusya’yı şiddetle kınıyoruz.

Yüce Allah saldırılarda hayatını kaybeden masumların şehadetini kabul eylesin.

Zafer, Allah’ın izni ile “onuru ve özgürlüğü” için mücadele eden Suriye halkının olacaktır!

Suriye Türkmen Meclsi

(01.10.2015)


EYLÜL 2015

TÜRKMEN MAHALLELERİ HEDEFTE

Halep’in güneybatısındaki Şeyh Maksut bölgesini kontrol eden PYD ile aralarında Ahraruş Şam, Cephe Şamia, Nusra Cephesi, Ebu Amara Tugayı, Liva Sultan Murat Hareketi, Nurettin Zengi, Ceyşul Mücahidin, Muntasır Billah Tugayı, Feylak eş Şam gibi muhalif gruplar arasındaki çatışmalar büyüyor.

Al Jazeera Türk’e konuşan Halepli Türkmen gruplardan Muntasır Billah Tugayı Komutanı Firas Paşa, gerilimin Şeyh Maksut bölgesinde, PYD’nin rejim güçlerine kapı açmasıyla başladığını savundu. Firas Paşa çatışmaların öncesini ve gelinen son durumu şöyle anlattı: "Ağustos ayı içerisinde PYD tarafından Şeyh Maksut bölgesinde güvenli geçiş kapısı açılacağı duyuruldu. Bu açıklama sonrası böyle bir girişime müsaade edilmeyeceğini deklare ettik. İnsani yardım noktası olarak açılacağı söylenen bu kapı stratejik açıdan bizim aleyhimize bir gelişmeydi. İleride buradan askeri destek kapısı olmayacağına dair elimizde hiçbir garanti yok. PYD ve Esed ne kadar inkâr etseler de ittifak içerisindeler. Geride kalan beş yıl boyunca da hiç çatışmadılar. Doğrusu biz bu girişim karşısında güvenliğimizi tehlikeye atamazdık. İşte bu sebeple Halep’in tek giriş koridoru olan Kastillo Geçidi'nde PYD-Esed ittifakı neticesi gerçekleşebilecek sızmalara yönelik koruma bariyerleri oluşturmaya başladık. Bu faaliyeti PYD tehdit olarak gördü ve çalışmalar esnasında yola saldırılar düzenlediler. Keskin nişancı atışlarıyla yoldan geçen araçları taciz etmeye başladılar. Bu esnada birçok araç hedef oldu ve can kayıpları yaşandı. Şu ana kadar Kastillo Geçidi'nde iki kişi bu saldırılarda hayatını kaybederken altı sivil de yaralandı. Şu an PYD bölgesi kuşatmamız altında. Çatışmalar günün bazı saatleri şiddetlenirken, gece saatleri daha durgun seyrediyor. Her iki taraf da birbirlerini orta menzilli silahlar ve keskin nişancılarla vuruyor."

Türkmen mahalleleri hedefte

Muhalif Türkmen komutan, PYD tarafından Şeyh Maksut’a en yakın yerleşim birimleri arasında yer alan Cendul Kavşağı ile Türkmenlerin yoğun yaşadığı Beydin, Bostanpaşa ve Höllük semtlerinin PYD tarafından en fazla vurulan mahalleler arasında olduğunu öne sürdü. (30.09.2015)



TÜRKMENLERDEN ‘ÜÇ ŞEHİR’E DESTEK

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Cerablus-Azez arasında 100’er bin nüfuslu 3 şehir teklifine Suriye Türkmen Meclisi’nden de destek geldi. Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, “En başından beri böyle bir isteğimiz var. En azından kamplarda yaşayanlar ve Suriye’den yeni gelecek olan kardeşlerimizin barınabileceği şehirler kurulmalı” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu önceki gün, AB'ye Suriyeli mülteciler için tarihi bir teklifte bulundu. Cerablus-Azez arasında 100 bin nüfuslu 3 şehir kurulmasını isteyen Davutoğlu, “Van depreminde kurduk. Maliyeti AB üstlenecek, inşasını biz yapacağız. Türkiye'de toplama kampları gibi birşeyi kabul etmeyiz” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun 3 şehir önerisine Suriye Türkmenlerinden destek geldi. Suriyeli Türkmenlerin en başından beri bu yönde bir isteklerinin bulunduğunu anlatan Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, “En azından kamplarda yaşayanlar ve Suriye'den yeni gelecek olan kardeşlerimizin barınabileceği şehirler kurulmalı” dedi. Mustafa, Güvenli bölgeyi de bu sonuçların oluşması için talep ettiklerini anlattı.

İNSANLIK DRAMI YAŞANMIŞTI

Suriye Türkmenleri'nin Tel Abyad'da yaşadığı insanlık dramını hatırlatan Mustafa, “DAEŞ'ten temizlenen bölge, bir başta terör örgütü PYD'nin kontrolüne geçmişti. Bölgede Suriyeli Türkmenlere yönelik yaşanan etnik temizlik herkesin bildiği bir gerçek. Biz böyle durumların yeniden yaşanmaması için güvenli bölge olsun istedik” şeklinde konuştu. “En azından kamplarda yaşayanlar ve Suriye'den yeni gelecek olan kardeşlerimizin barınabileceği şehirler kurulmalı” diyen Mustafa, güvenli bölgenin bu yaşananların tekrarlanmaması için kurulmak istendiğini kaydetti.

GÜVENLİ BÖLGE İSTİYORUZ

Suriye iç savaşı beşinci yılına girerken Suriyeli Türkmenlerin de yeni bir hayata başlamak istediğini anlatan Mustafa, “İnsanlar hayat şartlarını beş yıldır süren iç savaşa göre ayarlamak zorunda kalıyor. Biz Türkiye'yi anavatanımız biliyoruz ama Suriye'de köylerimiz var. Türkmenlerin köylere dönmesini teşvik etmeye çalışıyoruz. Sürekli telkinlerde bulunarak, Suriye memleketimizdir, orada bin yıldır yaşıyoruz, topraklarımızda gözü olanlar var oraya dönmeliyiz diyoruz. Bu da ancak oluşturulacak şehirler sayesinde olur. Şehirler oluşursa, Suriyeliler geri dönebilir. Güvenle yaşanılacak bölge istiyoruz” diye açıkladı. İNSANİ ŞARTLAR İÇİN ŞART Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da gündeme getirdiği şehirlerin kurulması halinde Suriye ile ilgili önemli adımların atılacağını kaydeden Başkan Mustafa, “Güvenli bölge kurulması talebi insani amaç taşıyordu. Mülteciler bu bölgelerde daha insani şartlarda yaşayabilirdi. Teklifi sonuna kadar destekliyoruz. Zaten bu şehirler kurulursa mülteci akınlarının yeniden Türkiye'ye gelmesi de engellenir. Ayrıca Cerablus- Azez hattında kurulacak şehirler sayesinde Türkiye'nin güney sınırı da terör örgütlerinden arınarak daha güvenli hale gelir” dedi. (29.09.2015)

TÜRKMENLERE YARDIM ELİ

Bir bayramı daha vatanımızdan uzak, buruk ve hasret içinde geçirdik. Bin yıldır yaşadığımız topraklar yangın yeri; köylerimiz, evlerimiz yerlebir, geçmişimiz tarumar olmuş durumda. Ama Yüce Allah’a şükürler olsun ki bizlere destek olan, kapılarını açan, elindeki avucundakini bizlerler paylaşan Türkiyemiz var. Bu bayram da Suriye Türkmeninin içindeki burukluğa ilaç yine Türkiye oldu.

Bu kurban bayramında Suriye Türkmen Meclisi koordinasyonu ile kurban bağışları ile Suriye Türkmenleri’ne destek veren

KIZILAY, Türk Ocakları Genel Merkezi, Ülkü Ocakları

ve bireysel bağışta bulunan tüm kardeşlerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Allah bu mübarek günlerde Türkmen’e elini uzatan, çocuklarımızın yüzünü güldüren, umut veren, destek olan tüm kurumlardan ve bu yardımları ulaştıran herkesten razı olsun...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (28.09.2015)


HALEP'TE ÇATIŞMA

Suriye'nin kuzeyindeki Halep kentinde Şeyh Maksud mahallesi çevresinde PYD güçleri ile içinde Türkmen birliklerin de bulunduğu muhalifler arasında sabah saatlerinden beri şiddetli çatışmalar yaşanıyor.PYD hali hazırda Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud bölgelerini elinde bulunduruyor ve bu bölgelerden Esed rejimine direkt geçiş hakkı vererek muhaliflerin Halep’teki ilerleyişini kırmaya çalışıyor. Yerel kaynaklar, PYD’nin elinde tuttuğu Şeyh Maksud mahallesi yakınlarından geçen ve muhalifler için son derece stratejik bir konuma sahip olan Kastillo yolu çevresinde sivillerin ve ambulansların geçişine izin vermeyip, taciz ateşi açması sonrası Özgür Suriye Ordusu ve PYD arasında şiddetli çatışmaların başladığını bildiriyor.Taraflar arasında devam eden şiddetli çatışmalar nedeniyle bölgenin, özellikle de muhaliflerin en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Kastillo yolunun ulaşıma kapandığı bildirildi. (27.09.2015)


KATİL REJİM YİNE BAYIRBUCAK'TAKİ TÜRKMEN SİVİL YERLEŞİMLERİ BOMBALIYOR

Katil Rejim Bayırbucak Türkmen bölgesindeki Çümeren Köyü’ne öğle saatlerinden beri bomba yağdırıyor. Saldırılar sonucunda köyde onlarca ev yerlebir oldu, köyün çeşitli noktalarında 5 farklı yangın meydana geldi ve yangınlar devam ediyor. Köyde yaşayan sivil halk köyü boşaltmak zorunda kaldı. Rejim'in saldırıları halen devam ediyor. (27.09.2015)


CERABLUS'U KAYBETMEK TÜRKMENLERİN SONU OLUR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cerablus’un PYD’nin eline geçmesi halinde 400 bin Türkmenin göç etmek zorunda kalacağını söyledi Mustafa, “Cerablus verilir ve kantonlar birleştirilirse bu bölgede Türkmenlerden bahsedemezsiniz. Cerablus ile Azez arasında 500 bine yakın Türkmen yaşıyor. Humus ve Hama’da rejim Türkmenlere etnik temizlik yaptı” dedi.

Cerablus elden çıkarsa Türkmenlerin sonu olur

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cerablus’un PYD’nin eline geçmesi halinde 400 bin Türkmenin göç etmek zorunda kalacağını söyledi. Mustafa, “Cerablus verilir ve kantonlar birleştirilirse artık bu bölgede Türkmenlerden bahsedemezsiniz. Cerablus ile Azez arasında 500 bine yakın Türkmen yaşıyor” dedi. Tel Abyad’da yaşanan olayın daha fazlasının bu bölgede yaşanacağına değinen Mustafa, PYD tarafından 30 bin Türkmenin bölgeden göç ettirildiğini hatırlattı. Mustafa şunları kaydetti:

Etnik temizlik yapıldı

“Kantonların birleştirilmesi demek oradaki Türkmenlerin yerinden tehcir edilmesi demektir. Cerablus’ta da aynı şeyin yaşanmaması için baştan beri bunun olmaması gerektiğini söylüyoruz. Cerablus PYD’ye verilirse bu sefer büyük bir facia olur. Cerablus bölgesi ağırlıklı olarak Türkmen bölgesidir. Cerablus ile Azez arasındaki bölgede 142 Türkmen köyü vardır. O bölgede 500 bin kişiye yakın Türkmen yaşıyor. Orası PYD’ye verilirse Türkmenlerin varlığı tehdit altına girer. Türkiye’nin güney sınırına tamamen terör örgütü yerleşmiş olur.” Abdurrahman Mustafa, bugün Halep denilen bölgenin Türkmen yurdu olduğunu dile getirerek böyle bir olayın yaşanması durumunda Suriye’de Türkmen varlığından bahsedilemeyeceğini belirtti. Humus ve Hama’da rejim tarafından Türkmenlere bir etnik temizlik yapıldığını anımsatan Mustafa, “Bayırbucak zaten tehlike altında. Halep de olursa artık Suriye’de Türkmenlerden kimse bahsedemez. Ama Suriye Türkmenleri olarak buna izin vermeyeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bizim toprağımızda gözü olan herkese karşı aynı mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu. PYD’nin Cerablus’u almasıyla Kürt koridorunun tamamlanmış olacağına dikkat çeken Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: “O zaman Akdeniz’e açılırlar. Afrin kantonuyla Ayn el-Arap kantonu birleştirilirse o bölgede Türkmenleri çok zor günler bekliyor demektir. Kürt koridoru dediğimiz 3 kantonu birleştirmiş, Suriye’de Kürdistan’ı kurmuş olurlar. Çünkü Cerablus ile Azez bölgesinin arasında bulunan Türkmen bölgeleri tamamen kaybedilmiş, bununla beraber Suriye muhalefetinin de lojistik yolu kesilmiş demektir. Biz bugün IŞİD’e karşı nasıl mücadele ediyorsak topraklarımızda gözü olan herkese gerekli cevabı veririz.” (27.09.2015)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, PKK terör örgütünün Suriye'deki kolu PYD'nin, Esad rejiminin verdiği destekle Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) Halep'teki güçlerine saldırdığını söyledi. PYD'nin Halep'teki saldırılarının Esad'ın kontrolündeki bölgelerden yapıldığını ifade eden Mustafa, Şam rejiminin geçiş için PYD güçlerine koridor açtığını savundu. PYD'nin, halen DAEŞ'in kontrolünde bulunan Cerablus'a girmek için hazırlık yaptığı yönündeki haberleri de doğrulayan Mustafa, bu girişimin Batı'dan Afrin üzerinden yapılması halinde, DAEŞ'ten önce PYD ile ÖSO'nun karşı karşıya geleceğini vurguladı.

AZEZ'DE ÇATIŞMA KAÇINILMAZ

Mustafa şunları söyledi: "PYD Afrin'den hareketle Cerablus'a girmeye kalkarsa, tek geçiş yolu olan ve ÖSO'nun kontrolünde bulunan Azez bölgesini kullanacak. Böyle bir gelişme de, PYD ile ÖSO'nun çatışmasını kaçınılmaz kılar. ÖSO, Şam rejimi ile işbirliği yaparak Halep'te saldırılar gerçekleştiren PYD'nin Azez'e girmesine müsade etmez." Salih Müslim'den itiraf ve tehdit PYD lideri Salih Müslim, İngiliz gazetesi Independent'ın Ortadoğu yazarı Patrick Cockburn ile yaptığı röportajda, hedeflerinin Afrin olduğunu itiraf etti. "Beşşar Esad'ın DAEŞ ve El Kaide bağlantılı gruplar tarafından devrilmesinin dünya için facia olacağı"nı savunan Müslim, Kürtlerin Afrin'e yol açmak istediğini ifade etti. Cockburn, Türkiye'nin Suriye'de Rojava benzeri bir Kürt devlet yapılanmasından büyük endişe duyduğunu söylerken, Müslim'in şu sözlerini de aktardı: "Türkiye'nin işgal etmesinin mümkün olduğunu sanmıyorum. Ama eğer işgal ederse, bu Türkiye için çok büyük bir sorun olacaktır." (26.09.2015)


PYD'NİN BAYRAM ZULMÜ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, PYD'nin bayram için ülkelerine geçmek isteyen Suriye'lilere izin vermemesi ile ilgili AA'ya özel açıklamalarda bulundu.

Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Akçakale ilçesinde yaşayan Suriyelilerin bayramı ülkelerinde geçirmek istediğini, ancak Tel Abyad'ın kontrolünü elinde bulunduran PYD'nin buna izin vermediğini söyledi. Bayramların PYD için bir anlam ifade etmediğini bu davranışın onların ideolojik düşüncelerine de uygun olduğunu dile getiren Mustafa, şöyle konuştu: "PYD Suriyeli Türkmen ve Arapların evlerine ve mallarına el koymuştu. PYD kendi stratejisini devam ettiriyor. Suriye'den gidenlerin evlerine mallarına el koyuyorlar, durum böyleyken tekrar Suriyelileri almazlar. PYD tehcir politikası ve ilçenin demografik yapısını değiştirme politikasını sürdürüyor. Bayramlar Müslümanlar için manevi ve özel günler ancak PYD'den böyle bir insani davranışı beklemiyoruz." Suriye halkının vatanlarından uzakta geçirdiği 8. bayram olduğunu da anımsatan Mustafa, "İnşallah Suriye'de bir barış sağlanır ve insanlar gelecek bayramı kendi evlerinde kutlarlar. Suriye'de artık bir savaş yorgunluğu var, Esed gitsin derken Suriye halkı gitti ama Esed kaldı bu uluslararası güçlerin istediği doğrultuda oluyor. Suriye bir çıkmazın içerisinde, Rusların da ülkeye girmesiyle daha karmaşık bir hale geldi. İnşallah bizim için güvenli bölge oluşturulması bizim kurtuluşumuz olur" diye konuştu. Tel Abyad'ın kontrolünü 15 Haziran'dan bu yana elinden bulunduran PYD, ülkelerine geçmek isteyen Suriyelilere o tarihten beri izin vermiyor. (24.09.2015)


BM'DEN PYD/YPG RAPORU

Uluslararası Af Örgütü’nden sonra Birleşmiş Milletler (BM) de PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'nin silahlı kanadı YPG'nin, Suriye’de insan hakları ihlalleri yaptığını, bazı bölgeleri yağmaladığını ve tahrip ettiğini açıkça gözler önüne seren bir rapor hazırladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, BM İnsan Hakları Konseyi'ne Suriye'deki insan hakları ihlalleriyle ilgili raporunu sundu.

Henüz tam metni yayınlanmayan ancak basına başlıklar haline verilen raporda PYD ve YPG’nin DEAŞ ile mücadele kisvesi altında yaptığı insanlık dışı uygulamaların yer aldığı açıklandı.

BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Paulo Pinheiro, söz konusu raporun sunulduğu BM Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, "Suriye gözlerimizin önünde parçalara ayrılıyor. Bir ulus, dünyanın en kaotik ve en ölümcül savaş alanı içinde" dedi.

Pinheiro, Suriye'de bazı bölgelerdeki yerel halkın DEAŞ ile YPG arasında çatışma çıkacağı korkusuyla yaşadığı bölgeyi terk etmek zorunda bırakıldığını söyledi.

Komisyonun raporlarında, PYD’nin silahlı kanadı YPG'nin Suriye'deki insan hakları ihlallerine yer verdiklerini ifade eden Pinheiro, "YPG, Suriye'deki bazı bölgeleri yağmaladı ve tahrip etti" ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise yaptığı açıklamada Suriye'de insan haklarını ihlal eden tüm kesimlerin yargı önüne çıkması gerektiğini dile getirdi.

Dujarric, BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu'nun, Suriye'deki insan hakları ihlalleriyle ilgili raporunda, PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'nin silahlı kanadı YPG'nin insan hakları ihlallerini belgelemesine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı "BM Genel Sekreteri'nin bu konudaki tutumu açıktır. Suriye'de insan haklarını ihlal eden her grup ve birey yargılanmalıdır"

Konsey toplantısında konuşan Türkiye'nin BM Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Ferden Çarıkçı ise Suriye'deki insani durumun arazideki vahametinin uluslararası siyasi karar alma süreçlerine yansıması gerektiğini ifade ederek "Gönülsüzce atılan siyasi adımlar artık yeterli değil" dedi.

Çarıkçı, PYD’nin insan hakları ihlalini belgeleyen BM raporuna ilişkin ise "PYD, yerel demografik yapı üzerinde oynarken, bölgedeki durumun kontrol altında olmamasından avantaj sağlıyor. PYD'nin hedefleri, Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünü tehdit ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'i eleştiren Çarıkçı, Esed iktidarda kaldığı sürece, Suriye'nin bu korkunç döngüde kalmaya devam edeceğini vurguladı.

ABD "PYD/YPG İnsan Hakları İhlali Raporu'nu Ciddiye Alıyoruz"

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby’ye, günlük basın brifinginde, Birleşmiş Milletler’in (BM) Suriye’de YPG güçlerinin insan haklarını ihlal ettiğine ilişkin raporu soruldu. BM’nin raporunu henüz görmediklerini belirten Kirby, "Ancak ister insan hakları olsun ister altyapı tesislerinin yıkımı olsun, DEAŞ’e karşı çabalarımızla uyumlu olmayan her türlü kaygıyı ciddiye alıyoruz” diye konuştu. (22.09.2015)

Haberin Kaynakları:

http://www.aa.com.tr/…/bm-ypg-suriyede-insan-haklari…/289799

http://www.aa.com.tr/…/suriyede-insan-haklarini-ihla…/294610

http://www.aa.com.tr/tr/dunya/kirbyden-ypg-aciklamasi/294621


GÜVENLİ BÖLGE ŞART

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurahman Mustafa,Yeniçağ Gazetesi'ne verdiği röportajda bayramda unutulduklarını söyledi. Başkan Mustafa, “Türkmenler bir bayramı daha topraklarından ve ailelerinden uzak geçirecek. 5 yıldır bu çaresizliğimiz devam ediyor” dedi.

"Güvenli bölge şart"

Mustafa, “Türkmenlerin ve Türkiye’nin bölgedeki güvenliği için Azez-Cerablus’ta güvenli bölge olmalı” diye konuştu.

"Türkmenler bayram kutlamayalı çok oldu"

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurahman Mustafa, Kurban Bayramı öncesi ailelerinden ayrı, topraklarını tek etmiş Türkmenlere bayram sevincinin uğramayacağını ifade etti. Mustafa, “Ben de dahil olmak üzere Türkmenler yine ailelerinden ayrı bilmem kaçıncı buruk bayramını geçirecek. Bayram bizim için artık bayram olmaktan çıktı. Sadece acımızı hatırlatıyor. Türkmenler bayram kutlamayalı çok oldu” dedi. Mustafa şunları söyledi: “Kurban Bayramı’nda Türk Ocakları ve Ülkü Ocakları’yla irtibattayız. Bayramı unutan Türkmenlerin burukluğunu biraz olsun gidermek için elimizden geleni yapacağız. Kurbanlık et dağıtılacak. Türkmenlere bağışlanan kurbanlar ailelere paylaştırılacak. Özellikle en zor durumda olan Türkmenler Halep ve Bayır Bucak’ta olduğu için oraya öncelik verilecek.” Suriyeli siyasiler olarak bundan sonra sahadaki savaşçılarla birlikte hareket edeceğini ifade eden Mustafa, Türkmen tugaylarına ziyaretlerini sıklaştıracağını kaydetti. Mustafa şunları söyledi: “Haziran ayında sahadaki birliklerimizi tek komuta çatısı altında birleştirdik. Sahadaki birliklerimizle koordinasyonu arttırdık. Komutanlarımızla sürekli istişare halindeyiz. Bundan sonra sahayla siyasi isimler birlikte hareket edecek. Böyle bir karar aldık. Sürekli birbirimizle irtibatta kalacağız. Suriye konusunda süreç giderek sahadaki dengelere kayıyor. Rejim sürekli saldırıyor. Lazkiye bölgesi ve Bayır Bucak, gün geçtikçe önem kazanıyor. Rusya ve ABD’nin askeri hamleleri, İran’ın duruşu, rejim, PYD ve IŞİD’in mevcut konumları sürecin iyiden iyiye saha üzerinden yürütüleceğini gösteriyor. Dengeler değişiyor, değiştiriliyor. Suriye Türkmen Meclisi olarak biliyorsunuz sahaya özellikle de askeri yapılanmaya ilişkin uzun süredir yoğun çaba sarf ediyoruz. Haziran ayında sahadaki birliklerimizi tek komuta çatısı altında birleştirdik. Bu birliklerimizle koordinasyonu arttırdık. Komutanlarımızla sürekli istişare halindeyiz. Zaman zaman da gerek Halep’te gerek Bayır Bucak’taki birliklerimizi ziyaret ediyoruz.”

"5 yıldır mücadele ediyoruz"

Türkmenlerin ve Türkiye’nin milli güvenliği için Azez ve Cerablus arasındaki bölgenin güvenli haline getirilmesi gerektiğini kaydeden Mustafa, Türkmen Dağı’na yaptığı ziyareti Yeniçağ’a anlattı: “Türkmen Dağı ziyaretlerinde komutanlarımızı motive etmeye çalışıyoruz. Suriyeli Türkmenlerin her zaman arkasında olduğumuzu söylüyoruz. Bizim tugayı ziyaret ettiğimiz gün bile bombardıman vardı. Türkmen dağında yakınımıza bombalar düşüyordu. ”(20.09.2015)



TÜRKMENLER BİRLEŞİYOR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurahman Mustafa, Vahdet Gazetesi'ne özel açıklamalarda bulundu. Mustafa, Suriye’de Esed, IŞİD ve PYD’ye karşı mücadele eden Türkmen birliklerinin birlikte hareket etmeye başladıklarını bildirdi. Suriye’deki Türkmen varlığının yok edilmesine yönelik olarak sürdürülen saldırılara karşı Suriye’deki Türkmen birlikleri birleşiyor. Suriye Türkmen Meclis’i Başkanı Abdurahman Mustafa, Suriye’de Esed, IŞİD ve PYD’ye karşı mücadele eden Türkmen birliklerinin birlikte hareket etmeye başladıklarını belirterek, Suriye’deki Türkmen varlığını yok etmeye yönelik olarak başlatılan sürece karşı direnildiğini anlattı. Son aylarda Suriye’de dengelerin değiştiğini Rusya’nın ve ABD’nin askeri hamleler yaptığını söyleyen Mustafa, “Biz orada olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve buna göre politikalar geliştiriyoruz. Askeri hamlelere karşı Suriye’deki Türkmen Birliklerinin güçlerini birleştirmesi gerektiğini ve birlikte hareket etmeleri gerektiğini dile getirdik. Oradaki gruplarla temasa geçtik. Getirdiğimiz öneri kabul gördü ve birliklerimiz birleşti. Birlikte hareket etmeye başladı” dedi. Suriye Türkmen Meclis’i olarak sorunları gidip yerinde tespit etmeye çalıştıklarını söyleyen Mustafa, “ Haziran ayında başlattığımız girişimler sonuç verdi. Bayır Bucak da birlikte hareket ediyor ve burada rejime karşı savaşıyor” ifadesini kullandı. (20.09.2015)



SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ VE TÜRKMENDAĞI’NDAKİ TÜRKMEN MÜCAHİTLERDEN

“BİRLİK VE BERABERLİK” VURGUSU

Başkan Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Türkmendağı’ndaki II. Sahil Tümeni komutanlarımız ve mücahitlerimiz ile bir araya geldi. Cephedeki komutanlar ve askerler ile teker teker sohbet eden heyet, Onur ve Özgürlük Mücadelemizin kahraman neferleri ile çok önemli istişarelerde bulundu.

Görüşmede saha ve siyasi cephenin ayrılmaz bir bütün olduğu, birliğin ve beraberliğin davamıza güç katacağı, saha ve meclis arasındaki koordinasyonun ise her açıdan güçlenerek artacağı vurgulandı. Cephedeki askerlerimizin birlik içinde olmasından duyulan memnuniyet dile getirildi.

Başkan Abdurrahman Mustafa, Türkmendağı ziyaretinin, Türkmenin hem cephede hem de siyasi arenada her zaman birlik ve beraberlik içinde olduğunun dosta; dost gibi görünenlere ve en çok da düşmanlara karşı önemli mesajlar içerdiğini dile getirdi.

Saha ve Meclis arasındaki koordinasyonun her geçen gün artacağının altını çizen Abdurrahman Mustafa bu önemli ziyaretin ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Biz çok büyük bir davanın peşinden gidiyoruz. Onur ve Özgürlük için savaşıyoruz. Türkmen davası bazı kişilerin akıllarının alamayacağı kadar büyük bir davadır. Davamıza hizmet eden, omuz veren herkes ile yollarımız birdir. Özellikle de bu yolda canını ortaya koyan mücahitlerimize çok şey borçluyuz. Sahadaki mücahitlerimiz birlik içinde olması bizi ziyadesi ile menun etmektedir. Sahada dengelerin değişmeye daha doğrusu değiştirilmeye başladığı çok kritik bir sürece girdik. Bu süreçte Türkmen’in birlik ve beraberlik içinde olması, özellikle de cephedeki mücahitlerimizin birliği davamız için çok elzemdir. Suriye Türkmen Meclisi olarak sahadaki organizasyon ve koordinasyona her zamankinden çok önem ve değer veriyoruz. Meclis olarak artık sahaya daha çok ineceğiz. Askerimizin de bizimle aynı fikirde olduğunu görmek, davaya olan inancının perçinlendiğini görmek umudumuzu arttırıyor.

Bugün Türkmendağı’ndayız ve burada canını siper eden Türkmen gençlerimiz var, Allah onları korusun. Allah onlardan razı olsun, yar ve yardımcıları olsun. Biz Türkmen Meclisi olarak her konuda birliklerimizin arkasındayız, yanındayız. Bu dava bizim davamız ve Allah’ın izni ile hep birlikte zafere ulaşacağız.”(17.09.2015)



ABDURRAHMAN MUSTAFA:"DAEŞ, PYD VE PKK TAŞERON ÖRGÜTLERDİR"

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, DAEŞ, PYD ve PKK'nın uluslararası güçlere hizmet eden taşeron örgütler olduğunu belirterek, "Bizim için tüm terör örgütleri aynıdır. Bunlar ne Türkmenlere ne de Türkiye Cumhuriyeti'ne dost gruplardır" dedi.

Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye'deki Türkmenlerin, stratejik noktalarda bulundukları için Türkiye'nin güvenliği açısından çok önemli olduğunu söyledi. Suriye'deki iç savaşta en büyük mağduriyeti Türkmenlerin yaşadığını vurgulayan Mustafa, "Suriye Türkmenlerinin karakterini korumak, Türkiye'nin güvenliğini korumaktır" diye konuştu. Türkmen bölgelerinin büyük sıkıntıda bulunduğuna işaret eden Mustafa, "Bütün terör örgütleri, Türkmen bölgelerine yuvalanmış şekilde. Bu bölgeler güney sınırında olduğu için Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmekte. Halep bölgesindeki Türkmen köyleri tamamen DAEŞ kontrolünde. Tel Abyad ve Rakka'daki Türkmen bölgeleri, PYD terör örgütü kontrolünde. Bugün Bayırbucak Türkmen Bölgesi de rejim tehdidi altında" ifadelerini kullandı. Türkiye'deki terör saldırılarını kınayan Mustafa, Türkiye'nin, Türkmenlere destek vermek için irade gösterdiği durumlarda içeride terör örgütlerinin ayaklandırıldığını savundu.

"Türkmenlerin tek dayanağı Türkiye'dir"

"DAEŞ, PYD ve PKK, bunlar uluslararası güçlere hizmet eden taşeron örgütlerdir" diyen Mustafa, "Bizim için tüm terör örgütleri aynıdır. PYD de DAEŞ de bir terör örgütüdür. Bunlar ne Türkmenlere ne de Türkiye Cumhuriyeti'ne dost gruplardır. Şu an sınırın iki tarafında da şehitler veriyoruz. Hem Türkiye hem de Suriye'deki Türkmen bölgelerinde şehitler veriyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye'nin her zaman Türkmenlere destek verdiğini anlatan Mustafa, şunları kaydetti: "Türkmenlerin, her zaman tek dayanağı, tek güç aldığı yer Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Diğer grupların arkasında birden fazla devlet var ancak Türkmenlerin garantörü Türkiye olmuştur. Allah Türkiye'nin istikrarını bozmasın. Burası her zaman bizim için güvenli bir liman. İnşallah bu oyunların da hepsi bozulacak. Türkiye güçlü bir ülke. Türkmenler de kendilerine ne düşüyorsa yapmaya hazır."(16.09.2015)



SULTAN MURAT TÜMENİ REJİM'E GEÇİT VERMİYOR

Bugün itibari ile, Halep’in kuzey girişindeki Breej bölgesinde Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni ve Rejim arasında şidettli çatışmalar yaşandı. Gün boyu süren çatışmalar sonucunda Sultan Murat Tümeni, Rejim güçlerini püskürterek geçit vermedi. Çatışmalarda 3 mücahidimiz yaralandı.

Yaralı mücahitlerimize acil şifalar dileriz. Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun, gazamız mübarek olsun.

Suriye Türkmen Meclisi (15.09.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ BAYIRBUCAK'LI TÜRKMENLER İLE BİR ARAYA GELDİ

Suriye Türkmen Meclis Başkanı Sayın Abdurrahman Mustafa, Genel Sekreter Sayın Dr. Emin Bozoğlan ve yürütme kurulu üyesi Sayın Mehmet Türkhan(Silo) Hatay'ın Yayladağı ilçesinde Yayladağı, Osmaniye,Kırkhan,Mersin, Kahramanmaraş, İskenderun, ve Antakya'dan gelen Türkmen temsilciler ile bir araya geldi. Buluşmada Bayırbucak’taki ve Suriye'deki son gelişmeler, mevcut durum ve Türkiye’deki Bayırbucaklı ve tüm Suriye Türkmenlerinin durumları hakkında istişarelerde bulunuldu.

Toplantı öncesi AA muhabirine açıklamalarda bulunan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Meclis olarak sürekli saha toplantıları yaptıklarını söyledi. Bu kapsamda Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan Bayırbucak Türkmenleri ile Yayladağı ilçesinde bir araya geldiklerini belirten Mustafa, şunları söyledi: "Amacımız daha organize şekilde çalışmak. İnsani yardımlar ve diğer konulardaki Türkmenlerin sıkıntısını organize olmuş, örgütlenmiş bir şekilde görmek ve bunları gerekli yerlere aktarmak. Bilindiği gibi Türkmenler adına çok konuşanlar olabiliyor. Ancak bu netice vermiyor. Sadece konuşmakta kalıyor. Bu toplantımızla, sağlık, eğitim ve yardımlar hakkındaki sorunları kurumsal bir yapıyla çözmeye çalışacağız. Bunun için bu toplantı inşallah iyi bir başlangıç olacaktır."(13.09.2015)


SULTAN MURAT TÜMENİ MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR

Halep'in kuzeyinde "onur ve özgürlük" mücadelemizi kahramanca sürdüren Sultan Murat Tümeni, saha mücadelesine kahramanca devam ediyor. Bugün, sabah saatlerinden beri Sultan Murat Tümeni ve DAEŞ arasında Havar ve çevresinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Saha kaynaklarımızdan gelen son bilgilere göre, söz konusu çatışmalar neticesinde Sultan Murat Tümeni askeri anlamda son derece stratejik olan bazı noktalardan DAEŞ'i uzaklaştırdı.

Yiğit ve kahraman mücahitlerimizin gazaları mübarek olsun, bu kutlu yolda Yüce Allah yar ve yardımcıları olsun...(12.09.2015)


ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ'NDEN PYD'YE SERT UYARI


Uluslararası Af Örgütü hazırladığı raporda, PKK’nin Suriye kolu olan PYD’yi, Suriye’nin kuzeyinde denetimi altında tuttuğu bölgelerde “DAEŞ ile mücadele” kisvesi altında insan hakları ihlali yapmak ile suçladı. Uluslararası Af Örgütü’nün kıdemli uzmanlarından Lama Fakih’in saha araştırmalarına dayanarak yazdığı raporda PYD’nin DAEŞ ile bağlantılı olduğu gerekçesi ile tutuklamalar ve yerel halka yönelik baskıları belgendi.

Bazı kişilerin mahkeme önüne çıkarılmadan bir yıla yakın bir süre tutuklu kaldığını ve kendilerini savunma hakkının ellerinden alındığı belirtilen raporda, Uluslararası Af Örgütü, PYD’yi insan haklarına uygun hareket etmeye çağırdı.

Raporda ayrıca, PYD’nin kendi kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan sivil insanların haklarını çiğnemek için terörizmle mücadele bahanesini kullandığı ve bunun çok yanlış bir politika olduğu vurgulandı. Yargısız infaz üzerine inşaa edildiği açıkça görülen bu yanlış ve orantısız politikanın mevcut konjonktür içerisinde geri tepebileceği ve güvenliği sağlamayacağı ifade edilen raporda PYD’nin keyfi tutuklamalara bir an önce son vermesi ve adil bir anlayış benimsemesi gerektiğinin altı çizildi.

Raporda ayrıca, PYD’nin yargısız infazına, adaletsiz uygulamalarına maruz kalan kişilerle yapılmış mülakatlara yer verildi.

Raporun ingilizce orjinal metni için lütfen aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız:

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ PYD'YE YÖNELİK İNSAN HAKLARI İHLALİ RAPORU

(09.09.2015)

TÜRKİYE'NİN ACISI ACIMIZDIR

Bir süredir anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti'nin ve necip Türk milletinin karşı karşıya olduğu terör saldırıları, biz Suriye Türkmenlerini derinden üzmektedir. Maalesef sınırın her iki tarafında da terörün en ahlaksız yüzü ile mücadele eden Türklerdir. Terörün, her ne hikmetse ilk hedefi bu coğrafyadaki Türk varlığı olmuştur, olmaya da devam etmektedir. Kimse unutmasın ki Anadolu topraklarında yedi düvele karşı yokluk içinde verilen istiklal mücadelesi sonucu kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, teröre baş eğmeyecektir. Türkiye'nin acısı, acımızdır. Vatan uğruna hain terör saldırılarında şehit olan tüm kahraman Mehmetçiklere Yüce Allah'tan rahmet; gazilere acil şifalar; kederli aileleri ve aziz Türk milletine baş sağlığı dileriz.

Suriye Türkmen Meclisi(07.09.2015)



Türkçe ve İngilizce yayımlanan Diplomatik Gözlem Gazetesi'nin Eylül sayısı için Suriye Türkmenleri dosyası hazırladık.

Türkmen hassasiyeti güden, davamıza destek veren herkese sonsuz teşekkürler.... (05.09.2015)

DİPLOMATİK GÖZLEM

AZERBAYCAN MEDYASINDAN TÜRKMENLERE YOĞUN İLGİ

Azerbaycan medyası Suriye Türkmen Davasını çok yakın ve yoğun bir ilgi ile izlemeye devam ediyor. Azerbaycan'ın önde gelen gazetelerinden Hafta Az Gazetesi'nden Vüsal Tağıbəyli Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Tağıbeyli'nin "Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler, Türkmenlerin sahadaki son durumu ve köylerinden göçe zorlanan Türkmenler" hakkındaki sorularını yanıtlayan Abdurrahman Mustafa, son dönemde Azerbaycan medyasının Türkmenlere yönelik yoğun ilgisi ve desteği için teşekkürlerini iletti. (04.09.2015)

Röportajın tamamını okumak için lütfen tıklayınız...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ'NİN GİRİŞİMLERİ VE ORSAM İŞBİRLİĞİ İLE

"SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ GELİŞMELER BAĞLAMINDA GÜVENLİ BÖLGE TARTIŞMALARI VE TÜRKMENLERİN KONUMU"

BAŞLIKLI ÇALIŞTAY DÜZENLENDİ

Suriye Türkmen Meclisi'nin girişimi ve ORSAM (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi)'nin işbirliği ile"SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ GELİŞMELER BAĞLAMINDA GÜVENLİ BÖLGE TARTIŞMALARI VE TÜRKMENLERİN KONUMU" başlıklı çalıştay düzenlendi. Çeşitli kurum ve kuruluşlardan gelen uzmanların konuya ilişkin görüşlerini ortaya koyduğu çalıştay, son derece verimli geçti. Özellikle Suriye'nin kuzeyinde yaşanmakta olan dinamik sürecin masaya yatırıldığı çalıştayda, Türkmen'lerin söz konusu süreçteki önemi ve stratejik değeri konuşuldu. (03.09.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ İSTANBULDA İKAMET EDEN SURİYE TÜRKMENLERİ İLE BİRARAYA GELDİ

Suriye Türkmen Meclisi başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki STM heyeti, Suriye Türkmenleri Meclisi Yardımlaşma, Dayanışma, Kültürel, Sosyal Faaliyetler Derneği İstanbul ofisinde İstanbulda ikamet eden Suriye Türkmeni kardeşlerimiz ile bir araya geldi.

Hep beraber çıktığımız onur ve özgürlük mücadelemizde, bir olmanın, birlik olmanın önemini bir kez daha idrak ettik...

Yüce Allahın izni ile davamıza olan inancımızla, Suriye Türkmenlerinin birlik ve beraberliği ile bu kutlu yolda, zafere doğru yürümeye devam edeceğiz inşallah...

Suriye Türkmen Meclisi(02.09.2015)



SULTAN MURAT TÜMENİ'NDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Halep'teki Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni, bugün yaptığı açıklama ile Havar Köyü ve civarını askeri bölge ilan etti. Söz konusu bölgeye can güvenliği gerekçesi ile sivillerin bölgeye yaklaşmamasını istedi. (02.09.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA , IRAKLI TÜRKMEN ÖĞRENCİLERLE BİR ARAYA GELDİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, ORSAM ve TİKA'nın Irak Türkmenlerine yönelik ortaklaşa düzenlediği "Iraklı Türkmenler Kişisel Gelişim ve Liderlik Okulu" programı çerçevesinde, Irak'tan gelen 22 Türkmen gencine Suriye Türkmenleri hakkında bir konferans verdi.

Suriye Türkmenlerinin tarihi ve mevcut durumu hakkında kapsamlı bir içeriğe sahip olan konuşma Iraklı Türkmen gençler tarafından yoğun bir ilgi ile takip edildi.

Konferans sonrası gençlerle sohbet eden Abdurrahman Mustafa, Irak ve Suriye Türkmenlerinin tarihinin de kaderinin de bir olduğunu ifade etti. Abdurrahman Mustafa, böyle verimli ve önemli bir projeyi hayata geçiren TİKA ve ORSAM'a Ortadoğu Türkmenleri'ne verdikleri destek için teşekkür etti.(02.09.2015)


Mehmet Çardak'ın kaleminden Suriye Türkmenleri

AH ŞU SURİYELİ TÜRKMENLER

Suriye Arap Cumhuriyeti, 1963’ten beri BAAS Partisi tarafından yönetilmektedir. Yönetim biçimi; tek parti rejimi, yarı başkanlık sistemidir. Devletin başında 1970’ten beri Esad ailesinden biri olmuştur. Suriye’nin şimdiki devlet başkanı, ülkeyi 1970’ten öldüğü 2000 yılına kadar yöneten Hafız Esad’ın oğlu Beşar Esad’dır. Suriye’nin kültürü Mezopotamya kültürü, İslam dini ve geleneksel Arap ve Kürt kültürü etrafında biçimlenmiştir. Buna karşın, Suriye’nin çeşitlilikler içinde yüksek bir kozmopolit toplum ve canlı bir kültüre sahiptir. İslam etkisi Arap ve Kürt kültürünün mimari, müzik, giyim, mutfak ve yaşam tarzında görülebilmektedir. Suriye Arap Cumhuriyeti’nde kuruluşundan itibaren hiçbir zaman temsilde adalet, yönetimde istikrar sağlanamamıştır. Suriye’de adalet ve kanun yoktur. Suriye’de kanunlar sadece güçsüzlere uygulanmıştır. Kanunlar El-Muhaberat (Suriye İstihbarat Servisi), polis, asker ve Esad rejimi yakınları için geçerli olmamıştır. Suriye’de yaşayan halk birbirinden çekinir ve korkar hale gelmiştir. Herkes birbirini El-Muhaberat elemanı gibi görmüştür. Herkes korku içinde yaşamıştır. El-muhaberata ve baskıya dayalı rejim, Suriye halklarını mutlu etmemiştir. 2011 yılının Mart ayında Ortadoğu’da yaşanan dalgalanmalardan etkilenerek sokağa dökülen halk gösteriler düzenlemiştir. Daha sonra, Suriye’de iç savaş başlamış ve kaos olmuştur. İç savaştaki dinamiklerin sürekli değiştiği Suriye’de, denge unsurlarından birini nüfusu 3 milyonu aşan Suriye Türkmenleri oluşturmaktadır. Ağırlıklı olarak Bayır-Bucak, Rakka ve Halep’te yaşayan Türkmenler, yıllardır Suriye yönetimlerinin baskı ve zulmüne muhatap olmuştur. Türkmenler, iç savaşta rejim güçleri ile terör örgütleri arasında, bir arada bir derede sıkışıp kalmıştır. Milyonlarca Türkmen evlerini terk etmeye, Türkiye’ye sığınmaya zorlanmıştır. Suriye savaşının en büyük mağduru Türkmenler olmuştur. Şimdilerde, Suriye’deki pek çok Türkmen teröristlerin ve rejim bombalarının altında evlerine, köylerine sahip çıkarak yaşamaya çalışmaktadır.

AH ŞU TÜRKMENLER!

Suriye’de Kürtler birçok kenti ele geçirip bağımsız kantonlar oluştururken, Suriye Türkmenleri, Türk ve dünya kamuoyunda hiç anılmamaktadır. Suriyeli Türkmenler maalesef adeta yok sayılmaktadır. Bugün, Türk olduğunu bilmekle beraber anadili Türkçeyi konuşamayan Türkler ile birlikte Suriye’de Türk nüfusunun 3.5 milyon olduğu bilinmektedir. Osmanlı döneminde Hac yolunu korumak üzere Suriye’ye yerleştirilen Türkler, anadillerini unutmak üzeredir. Çoğunlukla Şam, Humus, Lazkiye ve Halep’te kenar mahallelerde yaşayan Türkmenler her bakımdan çok sıkıntıdadır. Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş ve kaosun ardından, bugüne kadar 3 milyona yakın Suriyeli Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmıştır. Türkiye’deki Suriyelilerin önemli bir kısmi Türkmenlerdir. Bugün Suriye’de yaşayan Türkmenlere ilişkin net bir rakam yoktur. Onlara kalırsa nüfusları 4 milyonu bulmaktadır. Ancak Türkiye kaynakları 2,5 milyon Türkmen’den söz etmektedir. En doğru bilgi Suriye’nin elindedir. Çünkü nüfus cüzdanlarında Arap vatandaşı görünenlerin gerçek kimlikleri kayıt altındadır. Aslında Suriye Türkmenlerinin en büyük sorunu anadillerini unutuyor olmalarıdır. Özellikle Hama ve Humus’un iç kısımlarında esenliği Arap gibi yaşamakta bulanlar, çocuklarına Türkçe öğretmekten ısrarla uzak durmaktadırlar. Çünkü Suriye’de Türkmen olmak, onlara iyi bir gelecek vaat etmemektedir. Şimdilik kimliklerini reddetmiyorlar ama yakın bir gelecekte kim olduklarını unutacaklardır. Suriye Türkmenlerinin önemli bir sıkıntısı da ülkede yaşanan iç savaşta çatışan Sünni Araplar, Kürtler ve Nusayrilerin hepsi tarafından hedef alınmalarıdır. Dolayısıyla da Suriye’deki iç savaşta kim kazanırsa kazansın, kaybeden daima Türkmenler olmaktadır ve olacaktır. Siyasal bilinçleri, örgütlenmeleri, ekonomileri ve silahları yetersiz bir toplum olan Türkmenler; Türkiye’de de olduğu gibi Allah’a sığınmışlardır. Suriyeli Türkmenler çaresizlik içinde varlıklarını korumaya çalışmaktadırlar. Elbette ki Türkiye, Suriye’deki Türkmen varlığını desteklemektedir. Türkiye, Suriyeli Türkmenlere siyasi ve insani, her konuda destek olmaktadır. Türkiye, herkese kapılarını açtığı gibi Türkmenlere de açmaktadır. Ama yine de Türkiye’deki Suriyeli Türkmenler biran önce savaşın bitmesini istemektedir. Türkmenlerin tek isteği, geldikleri yerlere, Suriye’ye geri dönebilmektir!

GÜVENLİ BÖLGE

Suriye’deki Türkmenler; hem rejim güçleri, hem vahşi IŞİD, hem de ABD destekli PYD’nin katliamları arasında sıkışıp kalmışlardır. Bir Ayn-el Arap / Kobani için dünyayı ayağa kaldıran küresel güçler, Türkmenlerin yaşadığı bunca zulme karşı son derece sessiz ve duyarsızdırlar. Türkmenler için o meşhur ‘insan hakları’ndan söz eden yoktur! Suriye iç savaşının bundan böyle silahla şekillenemeyeceği gerçeği apaçık ortadadır. Süreç artık Cenevre-1 prensiplerine göre masada şekillenmelidir. Ortadoğu haritalarını yeniden çizecek olanlar, Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) tasarlayanlar, sınırımıza kadar getirdikleri savaşın ateşini bize de sıçratanlar, eninde sonunda; Suriye’de yaşanan iç savaşın sonunda yeni bir düzen kuracaklardır. Suriye’nin sorunu siyasetle çözüme ulaştırılmalıdır. Türkmenler, her zamanki gibi yine Suriye’deki bu karmakarışıklığın mağdurudurlar. Ancak Suriye Türkmenleri onur ve özgürlük mücadelelerine her türlü güçlüğe rağmen devam etmelidir. Türkmen topraklarının çoğu IŞİD’in işgalindedir. Her türlü yetersizliğe rağmen, cephede Türkmenler de vardır. Öncelikle Türkmenler, köylerinin, kendi insanlarının varlığı ve geleceği için mücadele vermektedir. Türkiye – ABD işbirliği ile Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan ‘güvenli bölge’ Türkmen bölgesi olması hesabıyla Türkmenler için çok önemlidir. Güvenli bölge hem Suriye halkı için, hem oradaki Türkmenler için, hem de Türkiye için çok önemlidir. Çünkü Türkiye’nin güney sınırları terör örgütleriyle yuvalanmış bir durumdadır. Türkiye güney sınırını daha güvenli bir pozisyona getirme gayreti içerisindedir. Suriyeli Türkmenlerin her ne olursa olsun kendi topraklarını koruması ve kendi mücadelelerini vermesi gerekmektedir. Aslında ‘güvenli bölge’ terörden arındırılmış bölge demektir. İsmi ne olursa olsun, önemli olan oradaki sivil halkın, bin yıldır orada yaşayan Türkmenlerin bekasının korunmasıdır.

TÜRKMENLERİN GELECEĞİ

Aslında Suriye iç savaşının en büyük mağduru Suriyeli Türkmenlerdir. Suriyeli Türkmenlerin tek destekçisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Suriyeli Türkmenlere kucak açan Türkiye’dir. Suriyeli Türkmenlere yardım elini uzatan Türk milletidir! Eğer Türkiye ve Türk halkı olmasaydı 3 milyondan fazla Suriyeli Türkmen hayatta kalamazdı. Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olan ve uluslararası emperyalist güçlerden destek görmeyen Türkmenlerin; Esad güçleri ile PYD ve IŞİD terör örgütlerinin tarafından katliama uğraması kaçınılmazdı. Çünkü Arapların da, Kürtlerin de, Nusayrilerin de Türkmenlerin topraklarında gözü vardı! Son birkaç yıldır, Suriye Türkmen davasını savunan ve dünyaya duyuran Ankara’daki Suriye Türkmen Meclisi’dir. Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmen davasını her platformda kahramanca savunmaktadır. Türkiye ve dünya Türklerinin Suriye Türkmenlerine yönelik desteği artarak devam etmektedir. Gelecekte bir gün, iç savaş biter de Suriye’de demokrasi tesis edilebilirse; Suriye Türkmenleri de ortak halklardan biri olarak tanınmalıdır. Suriye Türkmenleri insan haklarından yararlandırılmalıdır. Suriye Türkmenlerine anadilde eğitim ve kültürel hakları verilmelidir. Bunun için, Suriye’deki kaos ortamında ve zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermekte olan Türkmenler kadar, Türkiye’deki Suriyeli Türkmenlerin de ‘insan hakları’ konusunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Suriye toprakları Kürtler, Araplar ve Nusayriler arasında paylaşılmamalıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalıdır. Suriye’nin asli unsurlarından biri olan Türkmen varlığı göz ardı edilmemelidir. Suriye; Esad rejimi, PYD ve IŞİT’ten ibaret değildir! (01.09.2015)


AĞUSTOS 2015

PYD'NİN BAYRAK OYUNU

Türkiye ile ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde bir "güvenli alan" oluşturmak için anlaşmasının hemen ardından, Tel Abyad'tan çekildiğini açıklayan PYD'nin hamlesinin göstermelik olduğu ortaya çıktı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "PYD'nin Tel Abyad'tan çekildiği iddiası tamamen asılsız. PYD'nin varlığının sürmesinin yanısıra Türkmenlerin evlerine dönmesine de hala izin verilmiyor" dedi. AKŞAM’a konuşan Mustafa şu değerlendirmeleri yaptı: “Bölgede kontrol yine PYD'de ancak PYD tarafından kurulan ve ÖSO'ya bağlı muhalifler tarafından dışlanan Suvan-ı Rakka / Rakka Devrimcileri diye bir yapıya bırakıldı. PYD'nin bunu yapmasının altındaki neden ise, uluslararası koalisyonun kendisine olan desteğinin kesileceği kaygısı.” (31.08.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA:"HALEP'TE ÇAPRAZ ATEŞTEYİZ"

Terör örgütü DAEŞ, Suriye'nin kuzeyinde Türkmenlerin bulunduğu bölgeye saldırdı. Çıkan çatışmalarda Azez’e bağlı iki köyün DAEŞ’in eline geçtiği bildirildi. Köyleri geri almaya çalışan Türkmen birlikleriyle terör örgütü DAEŞ arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği öğrenildi.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmenlerin bir taraftan rejim diğer taraftan da DAEŞ saldırısı altında olduğunu ifade etti. Önceki gece Azez’e bağlı köylere saldıran terör örgütü DAEŞ ile Sultan Murat Tümeni arasında çıkan çatışmalarda çok sayıda şehit ve yaralının olduğunu anlatan Mustafa, koalisyon güçlerinin duruma müdahalesinin yetersiz kaldığını ifade etti. Mustafa, Türkmen birliklerinin eğitimiyle ilgili çıkan haberlerin ise yalan olduğunu dile getirerek şunları kaydetti: Mücadele sürecek “Dün gece DAEŞ, Azez’in doğusunda bulunan iki köye baskın yaptı. Sultan Murat tümenimiz saldırılara anında karşılık verdi. Şiddetli çatışmalar nedeniyle çok sayıda şehit ve yaralımız var. DAEŞ’ten ölen militan sayısının da çok olduğunu öğrendik. İki gündür Türkmenler saldırı altında, bölgede çatışmalar devam ediyor. O bölgede bulunan Türkmen tugaylarımız var, onlar çatışıyor. Birliklerimiz kaybettiğimiz köyleri geri almaya çalışıyor. Şu anda koalisyon uçaklarının müdahale etmesi lazım. Biz Türkmenler olarak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Zaten Halep’te de rejimle çatışıyoruz. Orada bir şehit verdik.” Türkmen birlikleriyle terör örgütü DAEŞ arasındaki çatışma seslerinin Kilis sınır hattından da duyulduğu öne sürüldü. Bölgeden yükselen dumanın Arpakesmez ve Ardıçlı köylerinden de görüldüğü bildirildi. (29.08.2015)



HALEP'TEKİ TÜRKMEN BİRLİĞİMİZ SULTAN MURAT TÜMENİ DAEŞ ve REJİM İLE EŞZAMANLI OLARAK MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYOR

Halep'in kuzeyinde DAEŞ ile mücadele eden Türkmen Sultan Murat Tümeni, eş zamanlı olarak Halep'in Sahra semtinde Rejim ile mücadele ediyor. Bugün de devam eden şiddetli çatışmalarda Katil Rejim'e karşı kahramanca mücadele eden 1 Türkmen mücahidimiz şehid olmuştur. Yüce Allah mücahidimizin şehadetini kabul eylesin, "onur ve özgürlük mücadelemiz"e baş koymuş, canını feda etmiş tüm şehitlerimizin mekanları cennet olsun...

Suriye Türkmen Meclisi (28.08.2015)



BAŞBAKANLIK BAŞDANIŞMANI SAYIN MURTAZA YETİŞ,YAYLADAĞI'NDA SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ TEMSİLCİLERİ İLE BİRARAYA GELDİ

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun Başdanışmanı, Suriyeliler, mülteciler ve insani yardımlardan sorumlu olan Sayın Dr. Murtaza Yetiş, Yayladağı'nda Suriye Türkmen Meclisi temsilcileri ile bir araya geldi. Görüşmede Türkmen kamplarındaki talep ve ihtiyaçlar, eğitim ve sağlık konuları görüşüldü. Sayın Yetiş'e Suriye Türkmenlerinin mevcut durumu ve STM'nin bölgedeki faaliyetleri hakkında detaylı bilgiler verildi.

Sayın Yetiş, görüşmede dile getirilen ihtiyaç ve taleplerin mümkün olan en kısa sürede karşılanacağını, Türkiye'nin Türkmen'lere olan desteğinin süreceğini ifade etti.Yayladağı'ndaki Türkmen kampını da ziyaret eden Yetiş, kampta kalan Türkmenler ile bir süre sohbet etti. (28.08.2015)


DAEŞ TÜRKMENLERE SALDIRIYOR

DAEŞ, Türkiye ile ABD’nin müzakere ettiği ve ‘Güvenli Bölge’ olarak tanımlanan bölgede 5 köyü ele geçirdi. Köylerden ikisi Türkiye sınırında. Diğer üç köy ise Türkiye’den 20 kilometre uzaklıktaki Mare’nin çevresinde. Bu gelişmeyle beraber Suriye rejimine muhalif grupların Türkiye üzerinden kurdukları ikmal hattının parçası olan Mare, neredeyse tamamen DAEŞ militanları tarafından kuşatıldı. DAEŞ'in ele geçirdiği yerler arasında Türkmen köylerinin de bulunduğu bildirildi.

DAEŞ’in bu sürpriz saldırısının, Ankara ve Washington’ın ortak hava operasyonları düzenlemede son aşamaya geldiği bir sırada gerçekleşmesi dikkat çekti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç dün düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’nin DAEŞ’e yönelik mücadelesindeki hedefi gayet açık ve net. DAEŞ, Türkiye için bir terör örgütü. Türkiye’nin temel hedefi tüm terör örgütlerinde olduğu gibi DAEŞ’e karşı da mücadele etmek” dedi.

Hürriyet’e konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa haberi doğruladı. Mustafa, DAEŞ’in Türkiye sınırına yaklaşık 15-20 kilometre uzaklıkta Öncüpınar’ın karşısındaki Azez’in doğusunda bulunan 5 köye çarşambayı perşembeye bağlayan gece saldırı başlattığını söyledi. Bölgede Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile ÖSO içinde yer alan Türkmen tümenlerinin bulunduğunu ifade eden Mustafa, kendilerine bölgeden gelen bilgiler doğrultusunda şunları anlattı: “DAEŞ’in saldırdığı yerlerden Delha, köy olarak geçse de oldukça büyük bir yerleşim yeridir. Nüfusunun tamamı Türkmen’dir. Saldırılan bir diğer yerleşim yeri olan Mera’nin yarısı Türkmen, yarısı da Arap’tır. Buradaki tahıl ambarı DAEŞ’in kontrolüne geçti. DAEŞ güçlerinin hedefi olan bir başka köy de Herbel. Diğer iki yerin ise küçük köyler olduğu bilgisi geldi. DAEŞ bölgeye ciddi yığınakla şiddetli saldırı başlatmış. Bu sabah (dün) saatlerinde koalisyon güçlerine ait uçaklar havadan operasyon yapmışlar. Ancak bizim oradaki kaynaklarımız bu operasyonun yetersiz kaldığını bildirdi. Bu nedenle hava operasyonlarının aralıksız sürmesi gerekiyor. Sizinle konuştuğumuz şu anda (dün öğleden sonra) çatışmalar devam ediyor bilgisine sahibiz. ÖSO içindeki Türkmen birlikleri Delha’yı almak için kapsamlı bir saldırı planlıyor. Kiminle konuşsak hava operasyonlarının şart olduğunu söylüyorlar. İlk bilgilere göre 27 Türkmen çatışmalarda şehid oldu. Bu sayının artmasından endişe ediyoruz”. (28.08.2015)

DAEŞ SALDIRILARI

26 Ağustos Çarşamba günü Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni’nin bulunduğu Halep’in Sahra bölgesine Rejim tarafından saldırı başlatıldı. Aynı günün gece yarısında ise bu defa Türkiye sınırına sıfır noktada yer alan Delha ve Harbel bölgelerine DAEŞ tarafından yoğun bir saldırı gerçekleştirildi.

Rejim ve DAEŞ tarafından arda arda gelen iki saldırıya karşı kahramanca mücadele eden Türkmen mücahitlerimizden şehid düşen kardeşlerimize Allah'tan rahmet; yaralı mücahitlerimize acil şifalar dileriz.

Yüce Allah, Türkmen davası için canını hiç düşünmeden ortaya koyan yiğit mücahitlerimizin yar ve yardımcısı olsun.

Suriye Türkmen Meclisi

(27.08.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA:

“TÜRKİYE’Yİ VE TÜRKMENLERİ ZOR DURUMDA BIRAKIYORLAR”

Uluslararası basında sıkça yer almaya başlaya bu tür ‘Türkmen’ haberlerinin ardından AjansHaber’e çok önemli değerlendirmelerde bulunan Suriye Türkmen Meclisi Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa “Bu şekilde ortaya atılan haberlerin amacı Türkiye’yi zora sokmak ve Türkmenleri de Suriye’nin içerisinde zor durumda bırakmaktır.” dedi İşte Abdurrahman Mustafa’nın AjansHaber’e yaptığı o değerlendirme:

İngiliz Telegraph gazetesi Suriye’nin kuzeyinde kurulması planlanan güvenli bölge için Türkiye’nin Türkmenlerden oluşan polis gücünü eğitmeye başladığını yazmıştı…Bahsi geçen İngiliz gazetesinin iddiası daha öncede ortaya atılan ve aslı astarı olmayan bir iddiadır. Bu iddiaları sosyal medya üzerinden de yalanladık. Bu iddianın gerçekle alakalı olmadığına dair çeşitli beyanatlar da verdik. Daha önce de yine İngiliz İndependent gazetesinde de benzer bir iddia ortaya atılmıştı. Böyle haberlerle bizler de karşılaşıyoruz. Hatta AK Parti kurdurdu maaşları da Türkiye veriyor şeklinde haberler bile yaptılar. Böyle bir durumun olması mümkün müdür? Bunlar gerçekle hiçbir ilgisi bulunmayan, aslı astarı olmayan iddialardır.

“ÖNCE TERÖRÜ TEMİZLEYELİM KENDİ POLİSİMİZ OLURUZ”

Bizim zaten bir ordumuz, birliklerimiz var. Türkmen Ordumuz var. Biz hareketlerimizi onlar üzerinden yapıyoruz. Mantık çerçevesinde irdelenince de durum ortaya çıkıyor. Şu an bizim oradaki terör unsurlarıyla mücadele edecek polise mi ihtiyacımız var yoksa askere mi ihtiyacımız var? İlk önce terörü oradan temizleyelim daha sonra biz kendi bölgelerimizde polislik yaparız.

“AMAÇ TÜRKİYE’Yİ ZORA SOKMAK”

Bu şekilde ortaya atılan haberlerin amacı Türkiye’yi zora sokmak ve Türkmenleri de Suriye’nin içerisinde zor durumda bırakmak. Kısaca fitne yaratmak amacı ile ortaya atılan haberler. Sanki biz Suriye halkının dışında Türkiye’nin güdümünde harekette bulunuyormuşuz gibi o algıyı yaratmak için böyle bir operasyon yapıyorlar.

“DİĞER AMAÇ TÜRKMENLERİ HEDEF GÖSTERMEK”

Diğer amaç da Özgür Suriye Ordusu’nun içinde Türkmenleri hedef göstermektir. Ortaya atılan bu tür haberlerin tek amacı Türkiye’yi ve Türkmenleri hedef almaktır. Şuan nasıl PYD bölücülük yapıyorsa aynı algıyı Türkmenlerin üzerine de yıkmaya çalışıyorlar. Türkmenleri de bölücü faaliyetlerde bulunuyormuş havası yaratmaya yönelik adımlar. “HEM TÜRKİYE’Yİ HEM BİZİ ZORA SOKUYOR” Bu tür haberler tamamen PYD’ye hizmet etmek amaçlı ve PYD’yi şirin göstermek amaçlı haberlerdir. Bu bölücülük iştahıdır. Türkmenlerde Türkiye’nin güdümünde hareket ediyor, Suriye’den ayrı hareket ediyor mesajı vermeye yönelik algı yaratmak amaçlanmıştır. Ne yazık ki bu duruma Türkmenim diyenler ve Türkiye’deki bazı medya kuruluşları da alet oluyor. Bu durum bizi de çok zora sokuyor. Hem Türkiye’yi hem bizi zora sokuyorlar. (27.08.2015)


BAYRAK OYUNU

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rakka kentine bağlı Tel Abyad ilçesine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bayrağı asılmasının, PYD'nin dünyaya şirin görünmek için tasarladığı bir oyun olduğunu söyledi.

Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tel Abyad'ın kontrolünü elinde bulunduran PYD'nin geçtiğimiz günlerde ilçeye büyük bir ÖSO bayrağı asmasının kamuoyunda farklı bir algı oluşturmaya yönelik çaba olduğunu belirtti. Bölgede tehcir politikası izleyen PYD'nin yeni taktikler ortaya koyduğunu anlatan Mustafa, şöyle konuştu: "Tel Abyad bölgesindeki 'Süvari Rakka' denilen grup, ÖSO tarafından dışlandı ve sayıları da çok azdır. PYD, Tel Abyad'a ÖSO bayrağı çekerek kapının açılmasına ve bölgede Türkmen ve Araplara uyguladığı tehcir politikasının üzerini örtmeye çalışmaktadır. Bunların hepsi bir oyun, tamamen algı operasyonudur. PYD dünyaya şirin görünmeye çalışıyor. Amaçları Tel Abyad'ı ÖSO'ya bırakmak değil, kapalı olan Akçakale Gümrük Kapısı'nın açılmasını sağlamaktır. Daha önce de Tel Abyad'a ÖSO bayrağı astılar yarım saat sonra kaldırıp yerinePYD bayrağı astılar. PYD ve Salih Müslim'e kesinlikle biz güvenmiyoruz. Bu bayrağın bir taktik olduğunu düşünüyoruz." (26.08.2015)



AZERBAYCAN TÜRKLERİ'NİN SURİYE TÜRKMENLERİNE YÖNELİK DESTEĞİ ARTARAK DEVAM EDİYOR

Azerbaycan medyası, Suriye savaşının en büyük mağduru olan Suriye Türkmenleri'ne verdiği destek ile dikkat çekiyor. Suriye Türkmeninin "onur ve özgürlük" mücadelesini manşetlere taşıyan, Azerbaycanlı gazeteci kardeşlerimiz, Suriye Türkmen davasının dünyaya duyurulmasında bizlerden desteklerini esirgemiyorlar.

Son olarak, Azerbaycan'ın önde gelen gazetelerinden "TÜRKİSTAN Gazetesi" sayfalarında Suriye Türkmenleri'ne yer verdi.

Davamıza gösterdikleri ilgi ve verdikleri destek için Azerbaycan'lı kardeşlerimize teşekkürü borç biliriz.

Suriye Türkmen Meclisi

(20.08.2015)

İç savaştaki, dinamiklerin sürekli değiştiği Suriye’de, denge unsurlarından birini nüfusları 3 milyonu aşan Suriye Türkmenleri oluşturuyor. Ağırlıklı olarak Bayırbucak, Rakka ve Halep’te yaşayan Türkmenler, iç savaşın bir an önce bitmesini istiyor. Onları tek bir yapı altında toplayan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Habertürk’e konuştu.

Suriye iç savaşının bundan böyle silahla şekillenemeyeceğini savunan Mustafa, “Süreç artık Cenevre 1 prensiplerine göre masada şekillenmeli. Suriye’nin sorunu siyasetle çözüme ulaştırılmalı. Yeni Suriye’de Türkmen varlığını korumak istiyoruz” dedi. Mustafa, milyonlarca insanın evlerini terk ettiği Suriye’de Türkmenlerin çoğunun evlerine sahip çıktığını belirterek şunları söyledi: “Halkımıza köylerini terk etmemeleri yönünde çağrı yapıyoruz. Hatta meclis olarak terk edenlere de Türkmenler için köye dönüş projelerimiz var. Bugün pek çok Türkmen teröristlerin ve rejim bombalarının altında evlerine, köylerine sahip çıkarak yaşıyor.” Türkiye’nin Suriye’deki Türkmen varlığını desteklediğinin de altını çizen Mustafa, “Türkiye bize siyasi ve insani, her konuda destek oluyor. Herkese kapılarını açtığı gibi Türkmenlere de açıyor” ifadesini kullandı. (20.08.2015)

Esed rejimi, IŞİD ve muhaliflerin ana aktör olduğu Suriye savaşında işin seyrini değiştirecek gelişmeler yaşanıyor.Geçtiğimiz hafta El Nusra’dan boşalan yerlere Türkmenlerin yerleşmesi güvenli bölge açısından olumlu bir gelişme olarak gündemdeki yerini almışken yeni hafta Rusya’nın Esed rejimine savaş uçağı yardımı ile dengeleri bir kez daha değiştirdi.Batı ile yakınlaşan İran’ın Rusya ziyaretinin ardından gerçekleşen yardım ile Esed’in eli bir anlamda güçlenmiş oldu.Bu hamleler ile savaşın daha karmaşık bir hal aldığını söyleyen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Batı’nın tutumunu eleştirerek “Uluslararası toplumun katliamlara sessiz kalması Esad’a ‘istediğini yap’ demek anlamına geldiğini söyledi.

Abdurrahman Mustafa son gelişmeleri AjansHaber’e değerlendirdi:

RUSYA’NIN UÇAK YARDIMI İŞİN SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ

Suriye devriminin tamamına baktığımızda son derece karmaşık bir süreç görüyoruz. Rejimin yaptığı katliamlar, İran Dışişleri bakanının Rusya’ya gitmesi, Rusya’nın Esed rejiminin tükenmekte olan askeri kapasitesini arttırmak için güçlü silah ve uçaklarla donatması tüm bunlar Suriye savaşını daha da karmaşık hale getiriyor.

BATI’NIN TUTUMU ‘ESED’e İSTEDİĞİNİ YAP’ ANLAMINA GELİYOR

Uluslararası toplumun tüm bu katliamlara seyirci kalması , Esed’e “istediğini yap” demek oluyor. Türkmenler de her zamanki gibi yine bu karmaşıklığın içinde en büyük mağdurdur. Ancak biz mücadelemize her şeye rağmen devam ediyoruz ve edeceğiz.

TÜRKMENLERİN EL NUSRA’DAN BOŞALAN BÖLGELERE YERLEŞMESİNİN ÖNEMİ

Sultan Murat Tümeni, Nusra’nın boşalttığı alanlara çekildi ancak burada önemli olan bu bölgelerin zaten Türkmen toprakları olmasıdır. Yani o köyler zaten bin yıldır Türkmen toprağıdır. Köylerimizin çoğu IŞİD’in işgalindedir. Cephede ise zaten biz varız.

GÜVENLİKLİ BÖLGE’NİN ÖNEMİ

Öncelikle biz köylerimizin, kendi insanlarımızın varlığı ve geleceği için bu mücadeleyi veriyoruz. Tabi ki bu güvenli bölge Türkmenler için çok önemlidir. Türkiye güney sınırını daha güvenli bir pozisyona getirecektir. Biz Türkmenlerin her ne olursa olsun kendi toprağımızı korumamız ve kendi mücadelemizi vermemiz gerekiyor. Bunun için var gücümüzle çalışıyoruz.

(19.08.2015)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKAN YARDIMCISI

SAYIN NUMAN KURTULMUŞ İLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİ


Suriye Türkmen Meclisi Heyeti, Başbakan Yardımcısı Sayın Numan Kurtulmuş ile özel bir görüşme gerçekleştirdi. AFAD ve YTB gibi Suriye Türkmenleri ile ilgili kuruluşlardan sorumlu olan Sayın Kurtulmuş ile Türkmen öğrencilerimizin durumu, üniversite ve burs taleplerimiz ile ilgili konular görüşüldü. Türkmenler’e verilen desteğin artarak süreceğini belirten Sayın Kurtulmuş, Suriye Türkmen Meclisi’nin taleplerinin ivedilikle karşılanacağını ifade etti. (19.08.2015)


SULTAN MURAT TÜMENİ'NE HAİN PUSU

Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonların yönetilmesi ve yönlendirilmesinden sorumlu olan Türkmen yiğitleri Sultan Murat Tümeni, Halep'in kuzeyinde IŞİD'e karşı kahramanca sürdürdüğü mücadelede terör örgütü IŞİD’in Türkiye sınırına yakın bir noktada “Havar-Delha yolu” üzerine döşediği mayınlar nedeniyle pusuya düşürüldü. Sultan Murat Tümeni’nden gelen bilgiye göre hain pusu sonucu 5 Türkmen yiğidimiz şehit olmuş, 7 yiğidimiz yaralanmıştır.Şehadet şerbetinden içen yiğit Türkmen mücahidlerimize Yüce Allah'tan rahmet; aileleri ve tüm Türkmen halkına baş sağlığı ve sabırlar diliyoruz. Yaralı mücahitlerimize acil şifalar diliyoruz.

Düşmanlarımız sanmasın ki biz öldükçe eksiliriz; biz bu kutlu yolda bir ölür, bin diliriz! Biz öyle büyük bir davanın peşinden gidiyoruz ki bu yol Allah'ın yoludur!

Bu yolda şehid olmak Türkmen için bir şereftir, onurdur.

Allah, bütün şehitlerimizin mekanını cennet eylesin.

Allahın izni ile, zafer devrime inanmış, onur ve özgürlüğü için mücadele eden bizlerin olacaktır.

Suriye Türkmen Meclisi (18.08.2015)


KATİL REJİM YİNE MASUM SİVİL HALKI HEDEF ALDI!

Suriye'nin başkenti Şam'da muhaliflerin kontrolündeki Doğu Guta bölgesindeki Duma ilçesine Esed güçleri tarafından vakum bombalı saldırı düzenlendi. Uzun süredir abluka altında bulunan bölgedeki pazar yerine düzenlenen hava saldırısında 130 masum sivil hayatını kaybetti. Yaralı sayısının ise 500’i geçtiği bildirildi. Bölgedeki sahra hastanelerinin yaralılarla dolduğu ve birçoğunun durumunun ciddi olduğunu aktaran yetkililer, acil tıbbi malzemeye ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.Ölü sayısının artmasından endişe ettiklerini ifade eden hastane yetkilileri, ambulansları yaralı taşımada, hastanelerin ise tedavide yetersiz kaldığını dile getirdi.Bölgeden alınan bilgilere göre hava saldırılarının yanı sıra rejim güçleri Duma'ya tank, havan topu ve füzelerle karadan da saldırı düzenledi.Yerel kaynaklar, ölümlerin daha çok ilk bombardımanın ardından enkaz altındakileri çıkarmak için toplanan kalabalığın tekrar bombalanması neticesinde gerçekleştiğini ifade ediyor.

Zaten abluka altında olan, açlığa ve susuzluğa mahkum edilen; elektrik ve suyun verimediği bölgedeki sivil masum halkı hedef alan bu hain saldırıyı Suriye Türkmen Meclisi olarak şiddetle kınıyor, tüm insanlığı ve uluslararası toplumu kendi halkını acımasızca katleden Katil Esed Rejmi’nin bir an önce gitmesi için daha fazla çaba sarfetmeye davet ediyoruz!

Katil rejimin saldırıları, insnalık dışı ablukaları devrime inanmış Suriye halkını yıldıramayacktır. Zafer onuru ve özgürlüğü için mücadele eden Suriye halkının olacaktır!

Bu hain saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet; yaralılara acil şifalar diliyoruz. (17.08.2015)


SURİYELİ TÜRKMEN GENÇLER SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ MERKEZ OFİSİNİ ZİYARET ETTİ

Üniversite sınavını kazanan gençlerimiz, YTB'deki resmi işlemleri için geldikleri Ankara'da, Suriye Türkmen Meclisi Merkez ofisini ziyaret etti.

Türkmen gençlerimiz, Meclis Başkanımız Abdurrahman Mustafa ve Yürütme Kurulu üyemiz Mehmet Türkhan tarafından ağırlandı. Gençlerle, geleceğe dair idealleri hakkında sohbet eden Başkan Abdurrahman Mustafa şu ifadeleri kullandı:

"Türkmen davası sizin omuzlarınızda yükselecek. Bizim umudumuz, geleceğimiz siz gençlerimizsiniz. Sizlerin iyi eğitim alması, kariyer sahibi, bilgili insanlar olması Yeni Suriye'nin inşasında Türkmenlerin en büyük kozu olacaktır. Allah yolunuzu ve bahtınızı açık etsin. Meclis, her zaman yanınızdadır." (16.08.2015)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ İLE SAHADAKİ TÜRKMEN BİRLİKLERİ

ARASINDAKİ KOORDİNASYON GÜÇLENEREK ARTIYOR

Suriye’nin kuzeyinde ve eş zamanlı olarak Türkiye’nin güneyinde yaşanmakta olan dinamik ve son derece hayati süreç Türkmen birliklerinin stratejik değerini açıkça ortaya koymuştur. Suriye Türkmen Meclisi’nin Haziran ayında tek çatı altında topladığı ve “hatt-ı müdafa’dan sath-ı müdafa” stratejisine geçen Türkmen birlikleri ile Suriye Türkmen Meclisi’nin koordinasyonu arttırılmıştı. “Stratejik koordinasyon” çerçevesinde rutin görüşmeler ve toplantılara devam eden Suriye Türkmen Meclisi ve sahadaki Türkmen Birlikeri son durumu ve olası harekat stratejisini istişare etmek için yeniden bir araya geldi. Suriye Türkmen Meclisi yürütme kurulu ve Sultan Murat Tümeni Komutanı ve üst düzey yetkililerinin bir araya geldiği toplantıda önümüzdeki sürece yönelik önemli kararlar alındı. Toplantıda ayrıca, Meclis ve Saha arasındaki koordinasyonun artarak devam etmesinin gerekliliği konusunda tam mütabakata varıldı. (14.08.2015)


REJİM BAYIRBUCAK TÜRKMEN BÖLGESİNE NAPALM BOMBASI İLE SALDIRIYOR

Katil Esed Rejimi Bayır Bucak Türkmen Bölgesindeki sivil yerlesimlere bu defa Napalm bombalarıyla saldırdı. Düştüğü alanı yakarak tahrib eden ve yok etmeye yönelik bu vahşi bombalar nedeni ile 2 Türkmen kardeşimiz agir yaralandı, 1 kardeşimiz bu hain saldırıda şehit düştü. Yüce Allah'tan yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz.

Yiğit şehidimizin mekanı cennet olsun, Allah şehadetini kabul eylesin.

Suriye Türkmen Meclisi (14.08.2015)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK BAŞDANIŞMANI SAYIN DR. MURTAZA YETİŞ İLE ÖZEL BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun Başdanışmanı, Sayın Dr. Murtaza Yetiş ile özel bir görüşme gerçekleştirdi. Suriyeliler, mülteciler ve insani yardımlardan sorumlu Başbakan Başdanışmanı sayın Yetiş ile yapılan görüşmede, son dönemde yaşanmakta olan Türkmen odaklı gelişmeler ve bunlara ilişkin öngörüler konusunda istişarelerde bulunuldu.

Sayın Yetiş, çok zor bir süreçten geçen Suriye Türkmenleri için insani, maddi ve manevi her türlü desteğin süreceğini özellikle vurguladı. Bu süreçte Suriye Türkmen Meclisi'ne son derece stratejik ve çok önemli görevler düşeceği konusunda fikir birliğinin dile getirildiği görüşmede Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Sayın Yetiş nezdinde tüm kurumları ile Türkiye Cumhuriyeti'ne ve aziz Türk milletine şükranlarını iletti. (13.08.2015)


TÜRKMEN BİRLİĞİMİZ SULTAN MURAT TÜMENİ'NİN IŞİD'E KARŞI BAŞLATTIĞI OPERASYONDA 6 TÜRKMEN YİĞİDİMİZ ŞEHİD OLDU

Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonların yönetilmesi ve yönlendirilmesinden sorumlu olan Türkmen yiğitleri Sultan Murat Tümeni, Halep'in kuzeyinde IŞİD'e karşı kahramanca sürdürdüğü mücadelede bugün İmelhoş cephesinde 6 şehit vermiştir.

Şehadet şerbetinden içen yiğit Türkmen mücahidlerimize Yüce Allah'tan rahmet; ailesi ve tüm Türkmen halkına baş sağlığı ve sabırlar diliyoruz.

Düşmanlarımız sanmasın ki biz öldükçe eksiliriz; biz bu kutlu yolda bir ölür, bin diliriz! Biz öyle büyük bir davanın peşinden gidiyoruz ki bu yol Allah'ın yoludur! Bu yolda şehid olmak Türkmen için bir şereftir, onurdur...

Allah, bütün şehitlerimizin mekanını cennet eylesin...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (09.08.2015)


TÜRK DÜNYASININ SURİYE TÜRKMENLERİNE OLAN İLGİSİ VE DESTEĞİ ARTIYOR

Irak ve Lübnan'daki Türkmenler ve Azerbaycan başta olmak üzere Türk dünyasından Suriye Türkmenleri'ne yönelik ilgi ve destek gün geçtikçe artıyor. Son olarak İran'da yaşamakta olan Türk kardeşlerimiz de Suriye Türkmen Meclisi ile irtibata geçerek son dönemde Türkmenler'in içinde bulunduğu durumu ilk elden öğrenmek için STM başkanı Abdurrahman Mustafa ile özel bir röportaj gerçekleştirdiler.

Bizler tüm dünya Türkleri olarak bir oldukça, birbirimize destek oldukça gücümüz daha da büyüyecektir. Suriye Türkmenlerinin "onur ve özgürlük" davasına destek olan tüm dost ve kardeşlerimize bu vesile ile bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. (09.08.2015)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın İran Azerbaycanı VOA'ya verdiği özel röportaj:

Suriya Türkmən Məclisi Başqanı: Torpaqlarımızda gözləri var [Audio-Müsahibə]

BAYIRBUCAK YANIYOR

Bayırbucak Türkmen Dağı bölgesinde Rejimin attığı füzelerden dolayı büyük çaplı orman yangınları başladı. Savaş koşulları ve maddi imkansızlıklardan dolayı yangın söndürülemiyor. Yangınların Türkmen köylerine sıçramasından endişe ediliyor. (04.08.2015)

SURİYE TÜRKMENLERİ DÖNÜŞ HAZIRLIĞINDA

Suriye'deki iç savaş 5. yılına giriyor. Bölgedeki çatışmalardan kaçarak Türkiye'ye sığınan mültecilerin sayısı ise 2 milyonu aştı. Türkiye, bu aşamada hem Suriye sınırını kontrol altında tutmak hem de muhtemel mülteci göçlerini sınıra yakın bölgede iskan ettirmek için 'Güvenli Bölge' oluşturulmasının mücadelesini veriyor. Azez ve Cerablus arasında 110 kilometreyi kapsayan 'Güvenli Bölge' ile Türkmen köylerinin saldırılara karşı korunması amaçlanıyor. Güvenli bölge en çok da Türkiye'de sayıları 200 bini geçen Türkmenler'e umut oldu. Güvenli bölgenin hazır hale getirilmesiyle köylerine dönmek için hazırda bekleyen Türkmenler için köye dönüş projesi başlattıklarını söyleyen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Suriye'deki topraklarımızı terk etmek istemiyoruz. Suriye'de Türk varlığının devamı için geri dönmek istiyoruz” dedi. “Suriye'deki Türkmen varlığı stratejik önem taşıyor” diyen Abdurrahman Mustafa, “Azez ve Cerablus arasındaki tüm köyler Türkmen köyleridir. Türkiye sınırına yakın olan bu bölge stratejik olarak da önem taşımaktadır” diye konuştu. Türkmen kamplarının en başından beri Suriye'de oluşturulmasını savunduklarını belirten Mustafa, “Suriye'deki demografik varlığımız korunmalı. Bu bölgeleri savunarak Türkmen varlığını sürdürmeliyiz. Türkmenler, Türkiye'de kalıcı olmak istemiyor. Birçoğu, şartların olgunlaşmasıyla köylerine geri dönmeyi arzuluyor” ifadelerini kullandı. Türkmenler için köye dönüş projesi başlattıklarını ifade eden Mustafa, “Güvenli bölge olarak adlandırılan bölge, Azez ve Cerablus arasında olup buraları zaten Türkmen köyleridir. Bölgede 600 bine yakın Türkmen yaşıyor. İç karışıklığın yaşandığı günden bugüne Türkiye'ye 200 bin Türkmen göç etmiştir. Ama birçoğu kalıcı olmak için değil misafir olma amacıyla göç etti. Güvenli Bölgenin oluşturulmasıyla Türkiye'deki Türkmenlerin de birçoğu köylerine dönüş yapacaktır” dedi. (02.08.2015)


TÜRKMEN BİRLİKLERİ'NDEN STRATEJİK OPERASYONLAR


Suriye'nin Bayır Bucak Türkmen bölgesinde mcadele eden Türkmen birlikleri Rejim'e karşı stratejik öneme haiz operasyonlar başlattı. Suriye Türkmen Meclisi'nin saha kaynaklarından edindiği bilgiye göre Türkmen Birlikleri "Sultan Abdülhamit Tugayı, 1. Sahil Tümeni, 2. Sahil Tümeni ve Ketibetul Mustafa" birliklerinin eşgüdümlü olarak başlattığı operasyonda katıldı. Rejimin elinde bulunan Sinan Tepesi, Fırınlık, Mahmiyye, 32. Tepe, 45 ve 46 tepelerinin bu sabah 05:00 sularında başlayan operasyonda geri alınması hedefleniyor.İlk etapta 20 kilometrelik alanı kapsayan operasyonun rejim güçlerinin elinde olan söz konusu stratejik noktalar alınana dek süreceğini ifade ediliyor. Suriye Türkmen Meclisi olarak, vatan savunmasında yeni bir aşamaya geçen mücahitlerimizin gazalarının mübarek olmasını Yüce Allah'tan temenni ediyoruz. (02.08.2015)

LÜBNAN TÜRKMENLERİ’NDEN SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ’NE DESTEK ZİYARETİ

Lübnan Türk Cemiyeti Baskan yardimcisi Hıdır Abbas, Suriye Turkmen Meclisi'ni ziyaret etti. Suriye Türkmen Meclisi baskan yardimcisi Zeki Mustafa Türkmen ile Meclis'in Ankara'daki merkez ofisinde görüşsen Hıdır Abbas, son derece zor bir süreçten geçen Suriye Türkmenleri'ne Lübnan Türkmenlerinden selam, sevgi ve destek getirdiklerini ifade etti. Görüşmede ayrıca Lübnan’da bulunan ve zor şartlarda yaşayan Suriyeli Türkmenlerin durumu da değerlendiridi. Lübnan Türk Cemiyeti baskan yardimcisi Abbas ve Suriye Türkmen Meclisi başkan yardimcisi Türkmen'in yani sira ORSAM uzmani Oytun Orhan'in da katildigi görüşmede bölgedeki son durum da degerlendirildi ve karsilikli kardeslik ve destek mesajlari verildi. (01.08.2015)


TEMMUZ 2015

AZEZ-CERABLUS HATTINA TÜRKMENLER YERLEŞTİRİLECEK

Suriye Türkmen Meclisi başkanı Abdurrahman Mustafa, Al Jazeera’ye olası güvenli bölge ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu:

Bölgedeki en yoğun nüfusu Türkmenlerin oluşturduğu, halihazırda kendi yaşadıkları bölgeleri koruduğunu söyleyen Mustafa “Türkmenler, Suriye’deki çatışmaların yaşandığı en stratejik bölgelerde yaşıyor. Örneğin Tel Abyad’da IŞİD ile YPG arasında süren savaş, Türkmen bölgesinde cereyan etti. Oradan IŞİD çıkarıldıktan sonra PYD’nin Araplar ve Kürtler aleyhine bir etnik temizlik yapmaya çalıştığını gördükten sonra, aynı şeyi Cerablus ve Azez’de yapacağını düşünüyoruz. Bir yandan IŞİD’e karşı savaşırken, bir yandan da YPG’ye karşı savaşıyoruz, tek düşmanımız IŞİD değil.” Mustafa, ABD ile Türkiye’nin vardığı anlaşmadan sonra bu bölgenin daha da fazla önem kazandığı söylüyor: “Bu bölgeyi IŞİD’den temizlemek gündemde. Tel Abyad’ı temizledikten sonra oradaki boşluğu PYD doldurdu. Azez-Cerablus arasında oluşacak boşluğu ise Türkmen gruplar ve hem bu gruplara hem Türkiye’ye dost olan muhalif gruplar doldurmalı. “Zaten bölgede 150 bin Türkmen yaşıyor. Topraklarımızı bırakmamak için IŞİD kontrolü ele geçirdikten sonra bile, çok zor şartlar altında da olsa Türkmenler orada yaşamaya devam etti. IŞİD gittikten sonra da doğal olarak ılımlı muhalefetin oradaki güçlerinin başında Türkmenler olacak.” Mustafa, Suriye’deki iç savaşta son dört yıldır hiçbir radikal gruba katılmayan Türkmenlerin, bu anlamda Amerikalıların da ilgisini çektiğini ifade ediyor. (31.07.2015)


TÜRKMENLER HEP GÜVENLİ BÖLGE İSTEDİ

İSon dönemde Suriye merkezli gündemin en önemli maddelerinden biri olan “güvenli bölge”ye ilişkin VOA (Amerika’nın Sesi)’nin sorularını yanıtlayan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, önemli açıklamalarda bulundu. “IŞİD temizlendikten sonra bölgeyi, Özgür Suriye Ordusu ve zaten oradaki insanlarımızdan oluşan askeri birliklerimiz koruyabilir. 22 Haziran’dan itibaren de birliklerimizi yeniden yapılanmaya gidiyoruz. Türkmen birlikleri zaten son 5 yıldır orada mücadele ediyor. Bunun belli sayısı da yoktur. Kendi memleketini savunacak Türkmenler'e açıktır” dedi.

Suriye halkı tarafından ‘güvenli bölge’nin en başından beri talep edildiğini söyleyen Mustafa, Esad rejimi ile mücadelelerinde, Rejim’in hava üstünlüğü nedeniyle de bunun gerektiğini ancak uluslararası kamuoyunda kabul görmediğini vurguladı. “Güvenli Bölge’nin Birinci faydası, Suriye halkını orada kamplar kurarak ülke içinde tutmaktı. İkincisi de Türkiye bakımından orada terör örgütleri yuvalandı, bu yuvalanma önlenebilirdi. Bu bahsedilen bölge zaten doğal olarak Türkmen bölgesi” diyen Mustafa, Cerablus ile Azez (Kilis’in karşısında) arasındaki Türkmen bölgesini 1,5 yıl önce IŞİD’in kontrolü altına girdiğini anımsattı. Türkiye’nin de güvenli bölge olarak önerdiği coğrafyada 142 köyde yaklaşık 500 bin Türkmen nüfusundan söz edildiğini dile getiren Mustafa, Türkiye’ye ise 150-160 bin arasında Türkmen’in sığınmacı olarak geldiğini düşündüklerini belirtti. Bu arada Suriye Türkmen Meclisi’nin de Türkmenler’i temsil eden çatı örgüt olduğunu belirten Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi’nin “seçimle gelmiş tek meşru örgüt” olduğunu söyledi. Suriye Türkmen Meclisi içerisinde ise farklı siyasi partiler bulunduğunu hatırlattı. (30.07.2015)

Suriye’de ‘güvenli bölge’ kimi rahatsız eder?

Türkiye’nin yıllardır fikren desteklediği Suriye’de güvenli bölge oluşturulması önerisinden neden rahatsızlık duyulduğunu da değerlendiren Abdurrahman Mustafa, güvenli bölge oluşturulmasından Rejim ile terör örgütlerinin rahatsızlık duyduğunu söyledi. Mustafa, “Güvenli bölge”den Rejim ve terör örgütlerinden başka hiç kimse rahatsız olmaz. Suriye Türkmen Meclisi, siyasi otorite olarak Suriye Ulusal Koalisyonu çatısı altındadır. Askeri olarak da Türkmenler Özgür Suriye Ordusu şemsiyesi altında savaşıyor. Biz Suriye halkıyla hareket ediyoruz. Bundan Suriye’ye yabancı olanlar ve Suriye’yi bölmek isteyenler rahatsız olur” dedi. Suriye Türkmen Meclisi’nin, kuzeydeki kanton yapılanmasıyla özerklik ilan etmiş olan PYD’ye bakışı net, Suriye Türkmen Meclisi PYD’yi terör örgütü olarak tanımlıyor. Mustafa, “PYD’yi bir terör örgütü olarak görüyoruz. Biz rejime karşı Suriye halkıyla mücadele verirken PYD rejimle işbirliği yapıyordu. Tel Abyad’da yaşanan olayda da nüfus yapısını sistematik olarak değiştirmeye kalktı. Türkmenleri techir etti. Orada Kürt nüfusu azdı. Bizim PYD’yle herhangi bir ilişkimiz yok” diye konuştu. (30.07.2015)

GÜVENLİ BÖLGE İLE TÜRKMENLERİN HAREKET ALANI GENİŞLEYECEK

Suriyeli Türkmenlerin, Suriye devrimi içerisindeki mücadelesinin başından beri sürdüğünü ve bunun gerek Türkmenlerin varlığı gerekse Türkiye’nin sınır güvenliği açısından önemli olduğunu dile getiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Halep’in kurtarılmasının da bölge dinamikleri açısından önemli olduğunu vurguladı. Stratejik önemi bulunan Halep’in şu anda yüzde 20’sinin Şam yönetiminde olduğunu belirten Mustafa, ‘Halep kırsalında, sınır boyu Türkmen bölgeleri güvenli bölge olarak ilan edildiğinde Halep’in kurtarılışı da hızlanacak’ dedi. Suriye Türkmen Meclisi Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa, yeniden yapılanan Türkmen birlikleri ile ilgili olarak önemli açıklamalarda bulundu:

Halep’te bizim Türkmen bölgeleri, sınır boyunca Azez-Cerablus hattında olarak tamamen IŞİD’in kontrolü altında. Şu anda Halep’in yüzde 20’si rejimin kontrolünde diğer bölgelerde ise rejim sıkışık durumda. Halep kırsalında, sınır boyu Türkmen bölgeleri güvenli bölge olarak ilan edildiğinde Halep’in kurtarılışı da hızlanacak. Biz rejimle savaşırken bölgede IŞİD her zaman, ÖSO’ya karşı arkadan gelerek savaşıyor. Güvenli bölge bu bakımdan oldukça önemli. (30.07.2015)

GÜVENLİ BÖLGE TÜRKMENLERE UMUT OLDU

Yeni Şafak Gazetesi'ne konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "Güvenli Bölge"ye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

4 yılı aşkın süredir Esed'in varil bombalarıyla yaşamını yitiren Suriyelilere, güvenli bölge umut olacak. Türkiye - Suriye sınırı boyunca Cerablus ve Azez hattında oluşturulması planlanan yaklaşık 110 kilometrelik alanın Esed'in saldırı alanını daraltacağını belirten Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, rejim güçlerinin bombardımanı nedeniyle zorlaşan saha savaşının muhalifler lehine döneceğini kaydetti. Esad'ın bugüne kadar varil bombalarıyla sivil halkı katlederek üstünlük sağladığını belirten Mustafa, “Güvenli bölge hayata geçirildiğinde Esad üstünlük sağlamakta zorlanacaktır. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'nun hava saldırıları nedeniyle verdiği kayıpların da güvenli bölge ile aza indirilebilir. Ayrıca ÖSO'ya lojistik destek sağlanması da kolaylaşır" diye konuştu. Halep'in güvenli bölge sayesinde özgürleşebileceğini belirten Mustafa, “Halep'in özgürleştirilmesi de Suriye'deki denklemleri muhalefet lehine değiştirir" dedi.

Suriye muhalefetinin hem Türkiye'nin sınır güvenliği hem de muhalefetin güçlenmesi adına güvenli bölge istediğini aktaran Mustafa, “Güvenli bölgenin süratle hayata geçirilmesi gerekiyor. Biz Suriye iç savaşından bu yana güvenli bölgenin oluşturulması için çalıştık" dedi. Öte yandan güvenli bölge, iç savaş nedeniyle Suriyeli mülteci akınının daha kolay hale getirilebilmesi açısından önem taşıyor. (30.07.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ'NDEN PYD UYARISI

Bölge DAEŞ'ten temizlendikten sonra tekrar PYD'nin kontrolüne verilmemeli. Sınırın Suriye tarafında, "uçuşa yasak güvenli bölge" için geri sayım sürerken, AKŞAM'a konuşan Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, DAEŞ terör örgütünden temizlenerek oluşturulacak güvenli bölgede, PYD'nin hakimiyetine izin verilmemesi uyarısında bulundu. (29.07.2015)

“GÜVENLİ BÖLGE HEM TÜRKMENLERİ KORUYACAK HEM DE SURİYE DEVRİMİNE DESTEK OLACAK”

Bölgedeki son gelişmeleri AjansHaber’e aktaran Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, ‘PYD baskılar sonucunda demografik yapıyı değiştiriyor’ dedi. Mustafa önemli açıklamalarda bulundu:

PYD Tel Abyad’da aynısını yaptı ve tehditleri devam ediyor. PYD’nin oyunu inşallah Azez-Halep arasındaki Türkmen bölgesinde bozulacaktır. Bahsedilen güvenli bölge oradaki Türkmenlerin bekası için oradaki yerlerini koruyacak hem de Suriye devrimine ve halkına da destek olacak bir proje.

“TÜRKMEN BİRLİKLERİ DE SURİYE DEVRİMİNDE YERİNİ ALACAK”

Bu hattaki güvenli bölge ile Suriye halkının Türkiye’ye yığılmasının da önüne geçilmiş olacak. Baskı altındaki Suriye halkını Suriye içinde tutmak açısından da çok önemli bir gelişme. Şu anda biz kendi askeri birliklerimizin tekrar organizasyonunu yapıyoruz, askeri anlamda yeniden yapılanmaya gidiyoruz. Bu şekilde Türkmen birlikleri de Suriye devriminde yerini alacaktır. (28.07.2015)


"SURİYE'DEKİ TÜRKMEN VARLIĞINI KORUMAK, TÜRKİYE'NİN GÜNEY SINIRLARINI KORUMAKTIR"

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin IŞİD ve PKK kamplarına yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlarını Vahdet'e değerlendirdi. Mustafa, "Türkiye bu operasyonları kendi angajman kuralları içerisinde yaptığı için uluslararası hukuk açısından bir sakıncası yoktur. Bütün bu olanlar Türkmen bölgesinde gerçekleştirdiği için bizim açımızdan çok önemlidir. Orada bir terör yuvalanması vardı. IŞİD ve PYD Türkmen bölgelerinde hakimiyet kurmak istiyordu. Operasyonlar bunun önlenmesi açısından yerinde olmuştur" dedi. (28.07.2015)


GÜVENLİ BÖLGE TÜRKMENLERİN KURTULUŞU OLACAK

Akşam Gazetesi Diplomasi muhabiri Mahmut Gürer'e önemli açıklamalarda bulunan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa "Güvenli Bölge, tehdit altındaki 500 bin Türkmen'in kurtuluşu olur" dedi. (28.07.2015)


ORTADOĞU'NUN KADERİNİ "GÜVENLİ BÖLGE" BELİRLEYECEK

Türkiye ve Suriye Türkmen Meclisi'nin 3 yıldır "elzem" olarak dile getirdiği "Güvenli Bölge"nin gerekliliği ve stratejik önemi artık kaçınılmaz bir şekilde anlaşılmıştır. Suriye Türkmen Meclisi'nin en başından beri dile getirdiği "Güvenli Bölge" stratejisi hem insani hem de stratejik olarak olarak kabul görmüştür. Bu noktada asıl önemli olan ise yine her daim ifade ettiğimiz üzere söz konusu bölgenin niteliği ve niceliğidir. PYD/IŞİD gibi terörist unsurlardan arındırılarak oluşturulacak hat, mutlak suretle Türkiye ve Türkmenlere dost unsurlar tarafından kontrol edilmelidir. Bu şartlarda oluşturulacak olan bölge, Türkmenlerin varlığına ve kimliğine; Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditleri bertaraf edeceği gibi başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu'nun selameti için elzemdir. (27.07.2015)


SURİYE VE IRAK'LI TÜRKMEN LİDERLER SON GELİŞMELER IŞIĞINDA TÜRKMENLER'İN DURUMUNU İSTİŞARE ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi, Türkmen Bağımsızlık Hareketi Başkanı Kenan Şakir Üzeyirağalı,TBH Türkiye Temsilcisi Veysel Şahin ve Irak Türkmenleri'nin kanaat önderlerinden önemli isimlerin katıldığı görüşmede Suriye ve Irak'ta Türkmen topraklarına ve ve Türkmen kimliğine yönelen tehditler değerlendirildi. Suriye ve Irak Türkmenleri'nin kader ve gönül birliği içinde oldukları, her daim birbirlerine destek olacakları görüşü dile getirildi. (26.07.2015)


"GÜVENLİ BÖLGE" SURİYE'DE TÜRKMEN VARLIĞI İÇİN ELZEMDİR!

Suriye Türkmen Meclisi ve Türkiye'nin en başından beri defaatle dile getirdiği gerçekleri artık herkes görüyor. "Güvenli Bölge" Suriye'de Türkmen varlığı için elzemdir. Suriye'deki Türkmen varlığının bekası ise hem Suriye'nin bütünlüğü hem de Türkiye'nin milli güvenliği için çok stratejik bir değer taşımaktadır. (25.07.2015)



SURİYE'NİN KUZEYİNDE SICAK GELİŞMELER YAŞANIRKEN REJİM, BAYIRBUCAK'A YÖNELİK SALDIRILARINI ARTTIRDI

Rejim, sadece bugün içinde BayırBucak Türkmen bölgesine 5 hava saldırısı düzenledi.Suriye'nin kuzeyinde sıcak gelişmeler yaşanırken, Suriye rejimi intikam alırcasına Türkmenlere yöneliksaldırılarını şiddetlendirdi.Yüce Allah bölgedeki masum sivil Türkmen halkımızın ve Rejim'e karşı savaşan yiğit Türkmen mücahitlerimizin yar ve yardımcısı olsun.

Suriye Türkmen Meclisi (24.07.2015)


SURİYE TÜRKMENLERİ MECLİSİ DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ'NDEN ÜCRETSİZ EĞİTİM KURSLARI

Suriye Türkmenleri Meclisi Derneği İstanbul Şubesi, eğtim hayatına devam edemeyen Suriye Türkmeni kardeşlerimiz için ücretsiz kurs projesini hayata geçirdi.Kurslarda istenilen seviyede eğitimler verilmekte ve kurs kitapları ve tüm kırtasiye malzemeleri ücretsiz olarak sağlanmakta.Şu an için 46 Suriye Türkmeni kardeşimiz ile dersler başlamış bulunmaktadır.Bu çok değerli ve önemli projeyi hayata geçiren, emeği geçen herkesten Allah razı olsun.Suriye Türkmen Meclisi olarak her daim dile getirdiğimiz gibi gençlerimiz, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onların iyi eğitim almaları geleceğimizin garantisi olacaktır.Kurslara katılan tüm öğrenci kardeşlerimize başarılar diliyoruz. Allah yolunuzu açık etsin...

Suriye Türkmen Meclisi (21.07.2015)


TÜRKMENLER'İN BAYRAMI KANA BULANDI

Abdurrahman Mustafa: “Türkmenler bu bayramı da bombardıman ve çatışmalar içinde geçirdi. Bayramı fırsat bildiler, güçsüz yakalamak istediler. Neyse ki, askerlerimiz rejim güçlerini püskürtmeyi başardı. (20.07.2015)


ESED TÜRKMENLERI BOMBALıYOR

Suriye Türkmen Meclisi başkanı Abdurrahman Mustafa Al Jazeera Türk'e konuştu.

Mustafa, Ramazan Bayramı’nın ilk gününden bu yana bölgede Esed güçlerinin mevzi kazanmaya çalıştığını belirtti.Yoğun hava ve kara bombardımanı desteğinde, Esed’e bağlı kara birliklerinin, Lazkiye’nin Kuzey kırsalında bulunan Türkmen bölgelerini ele geçirmeye çalıştığını söyleyen Mustafa,Türkmen mücahitlerin saldırıları püskürttüğünü ifade etti. (20.07.2015)


SURİYE'DE TÜRKMEN BİRLİKLERİ STRATEJİK OSMAN TEPESİ'Nİ ELE GEÇİRDİ

Bayır Bucak'taki Türkmen birliklerimiz, Lazkiye kentinin kuzeyindeki Bayırbucak bölgesinde yer alan stratejik öneme sahipOsman Tepesi'nin (Tellet Osman) denetimini ele geçirdi. (20.07.2015)


BAYIR BUCAK'TAN ŞEHADET HABERLERİ GELİYOR

Rejim'in bayram sabahı Lazkiye kırsalındaki Türkmen Dağında yer alan (Cebel Et-Türkmen) Avanlı köyü ve çevresine ağır silahlarla başlattığı saldırılar devam ediyor. Rejimin ağır saldırılarına kahramanca karşılık veren Türkmen mücahitlerimiz, Bayır Bucak'ın Türkmen kimliğini korumak için canını siper etmiş durumda. Dünkü çatışmalarda 15 Türkmen kardeşimiz yaralanırken, Burak Siminci ve Ahmet Taha kardeşlerimiz, katil Rejim ordusu tarafından şehid edildi. Mübarek bayram gününde şehadet şerbetinden içerek Hakka'a yürüyen mücahitlerimize, Yüce Allah'tan rahmet, kederli aileleri ve tüm Türkmen halkına başsağlığı diliyoruz.

Kimse unutmasın ki Rejim'in zulmü varsa, Türkmen'in Allah'ı var! Yüce Allah bu kutlu yolda tüm Türkmen mücahitlerimizin yar ve yardımcısı olsun, şehadete eren mücahitlerimizin mekanlarını cennet eylesin, rahmetini yiğitlerimizin üzerinden eksik etmesin...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (20.07.2015)


SURİYE TÜRKMENLERİ'NDEN "ASKERİ ÇATI" KARARI

Suriye'de Esad rejimi, IŞİD ve PYD’nin hedefi olan Türkmenler, yaşadıkları bölgeleri ve nüfus yapısını korumak için askeri olarak tek çatı altında birleşme kararı aldı. Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, Hürriyet’e, Suriye’nin değişik bölgelerindeki silahlı Türkmenleri “Sultan Murad Tugayları” adı altında toplama kararı aldıklarını söyledi. Bunun ileride “Türkmen Ordusu” olarak tanımlanabileceğini belirten Mustafa, “Suriye Türkmen Meclisi, Suriye Ulusal Koalisyonu’nun bir üyesidir. Dolayısıyla yeni askeri oluşumun Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bünyesinden ayrılması söz konusu değildir” dedi. (20.07.2015)

KATİL REJİM KANA DOYMUYOR!

Hama kırsalı Akrep köyü mevkiinde faaliyet gösteren "Osman'ın Torunları Türkmen Tugayı"komutanı, Binbaşı İsam Hicazi bugün Rejim güçleri tarafından şehit edilmiştir. Mübarek Ramazan bayramında şehadet şerbetinden içen yiğit Türkmen mücahidimize Yüce Allah'tan rahmet; ailesi ve tüm Türkmen halkına baş sağlığı ve sabırlar diliyoruz.

Düşmanlarımız sanmasın ki biz öldükçe eksiliriz; biz bu kutlu yolda bir ölür, bin diliriz! Biz öyle büyük bir davanın peşinden gidiyoruz ki bu yol Allah'ın yoludur! Bu yolda şehid olmak Türkmen için bir şereftir, onurdur...

Allah, bütün şehitlerimizin mekanını cennet eylesin...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (19.07.2015)

"BAYIR BUCAK ATEŞ ALTINDA" HABERİMİZ BÜYÜK YANKI UYANDIRDI"

Dün sabah Suriye Türkmen Meclisi'nin tüm dünyaya duyurduğu "Bayır Bucak Ateş Altında" haberi büyük yankı uyandırdı.

Suriye Türkmen Meclisi'nin yerel kaynaklardan aldığı ve dünya ile paylaştığı haber, başta Anadolu Ajansı aracılığı ile tüm basın yayın organlarına ulaştırıldı.

Gerek şahsi olarak, gerekse kurumsal olarak bayram sabahı Türkmenler'e yapılan bu hain saldırıyı kınayan; sosyal medya üzerinden bizlere desteklerini ileten; telefonla arayarak "ses veren"; dualarını esirgemeyen herkese şükranlarımızı sunuyoruz.

Suriye Türkmenleri olarak, her fırsatta dile getirdiğimiz gibi Türkmen'in "Onur ve Özgürlük Mücadelesi" çok büyük bir davadır. Allah'In izni ve yardımı ile onurumuzu, özgürlüğümüzü, kimliğimizi ve toprrağımızı kanımızın son damlasına kadar savunacağız.

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (19.07.2015)

Söz konusu haberimizi yayınlayarak dünya ile paylaşmamaıza vesile olan tüm basın kuruluşlarına saygılar sunuyoruz:

http://www.aa.com.tr/…/557843--esed-gucleri-ile-turkmen-bir…

http://www.21yyte.org/…/suriye-turkmen-meclisi-rejim-ordusu…

http://www.trthaber.com/…/esed-gucleri-bayirbucak-turkmen-b…

http://www.gazetevatan.com/esad-gucleri-ile-turkmenler-ara…/

http://www.suriyehaberajansi.com/esed-gucleri-ile-turkmenle…

http://www.arcaajans.com/…/esad-gucleri-ile-turkmenle…/7037/

http://www.haber10.com/haber/619494/#.Van0lu2qqko

http://www.islahhaber.net/turkmen-ler-rejim-guclerini-pusku…


SURİYE TÜRKMENLERİ BİR BAYRAMI DAHA TOPRAKLARINDAN, KÖYLERİNDEN UZAKTA GEÇİRMENİN BURUKLUĞUNU YAŞIYOR

Anadolu Ajansı Özel Haberi

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan ve Osmaniye'deki Cevdetiye Konaklama Tesislerine yerleştirilen Suriyeli Türkmenler bayram namazını kıldı.

Tamamı Suriyeli Türkmenlerden oluşan 10 bin kişinin barındığı çadır kentte sabahın ilk ışıklarıyla mescitler dolmaya başladı.
Suriyeli Türkmenler vatanlarından uzakta bir bayram namazını daha kılmanın burukluğunu yaşadı.

Bayram namazı sonrasında okunan hutbede İslam dünyasında kan ve şiddetin durması için dua edildi.

Mescitlerin önünde yapılan bayramlaşma töreninde uzun kuyruklar oluştu. Çocuk ve gençler yaşlıların elini öperken, çocuklara şeker ve çikolata ikram edildi. (18.07.2015)


KATIL REJIM BAYRAM DINLEMIYOR

Bu sabah Avanlı Köyü cephesinden Bayır Bucak Türkmen Bölgesine sızmaya çalışan Rejim askerleri kahraman Türkmen mücahitler tarafından püskürtüldü. Bölgeden gelen son bilgilere göre çatışmalar tüm şiddeti ile devam ediyor.

Bu mübarek günde Yüce Allah yiğit mücahitlerizin yar ve yardımcısı olsun. Şüphesiz ki Allah Hak bildiği yolda korkusuzca yürüyenlerin yanındadır.

Türkmen Mücahitlerimizin gazası mübarek, düşmanın şerri def olsun...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (17.07.2015)


TÜRKMENLERİN YOĞUN OLARAK YAŞADIĞI BÖLGELER PYD'NİN HEDEFİNDE

PKK’nın Suriye kolu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Kobani ve Afrin "kantonlarını" birleştirmek için hedef seçtiği hat, Türkmenlerin en yoğun yaşadığı bölgeyi oluşturuyor. PYD, homojen bir Kürt bölgesi oluşturmak için, Türkmenleri göçe zorluyor. (17.07.2015)


SURİYE TÜRKMENLERİ MECLİSİ DERNEĞİMİZ İSTANBULDA İKAMET EDEN ŞEHİT AİLELERİMİZE GEZİ VE İFTAR PROGRAMI DÜZENLEDİ

Suriye Türkmenleri Meclisi Yardımlaşma Derneği'nin İstanbul Şubesi dün, şehitlerimizin ailelerine ve çocuklarına yönelik bir gezi ve iftar programı düzenlemiştir.Etkinliğimizin sonunda ise şehitlerimizin yetim çocuklarına bayram hediyeleri dağıtılmıştır.Bu mübarek günlerde yetimlerimizin, gözü yaşlı şehit analarımızın, yüreği yaralı şehit eşlerinin, evlatlarımızın yüzünü güldüren herkesten; bu organizasyonda emeği geçen tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ (16.07.2015)


SON TÜRKMENLER DE TEL ABYAD'I TERK ETTİ!

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Yeniçağ Gazetesi'ne Tel Abyad'daki son durumu anlattı.

“PYD, Tel Abyad’dan Türkmenleri sürmeye devam ediyor. Mulla Barho köyünden de 150-200 Türkmeni önceki gün Tel Abyad’dan çıkarttılar. 4 gün önce PYD o bölgeyi askeri bölge ilan etti. Bayram öncesi yine bir göç dalgası yaşanıyor.” Terör örgütleri IŞİD ile PYD arasında çatışma yaşanmamasına rağmen Türkmenlerin göçe zorlandıklarına dikkat çeken Mustafa, 200’e yakın kişinin sınırdan Türkiye’ye giriş yaptığını söyledi. Mustafa, “PYD’li teröristler 4 gün önce ’Köyü tamamen boşaltın’demişlerdi. Şimdi de 200’e yakın Türkmen Akçakale sınırından Türkiye’ye giriş yaptı. Nereye gidecekler bilemiyoruz, belki kamplara, belki akrabalarının yanına gidecekler. PYD hala bölgede kalan son Türkmenleri de Tel Abyad’dan çıkarıyor” dedi.: (15.07.2015)


TÜRK DÜNYASI'NDAN SURİYE TÜRKMENLERİ'NE YOĞUN İLGİ

Son dönemde Türk Dünyası'nda Suriye Türkmenleri'ne ilişkin bir farkındalık, bir hassasiyet gözleniyor. Özellikle Azeri kardeşlerimiz, Suriye Türkmeni'nin davasını duyurmak için Suriye Türkmen Meclisi ile irtibata geçiyorlar. Gazetelerinde, televizyonlarında bizlere geniş bir yer açıyorlar. Suriye Türkmenleri, son derece hayati bir süreçten geçerken Türk Dünyası'ndan bize "ses veren" tüm kardeşlerimize teşekkürü bir borç biliriz.

Suriye Türkmen Meclisi (15.07.2015)


*Azerbaycan Hafta-Az Gazetesi'nin, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı, Abdurrahman Mustafa ile yaptığı özel röportaj


*Azerbaycan Gün-Az Gazetesi'nin ,Suriye Türkmen Meclisi başkanı Abdurrahman Mustafa ile yaptığı özel röportaj


TÜM OYUNLAR TÜRKMEN BÖLGESİNDE OYNANIYOR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa:

"Bayır Bucak, Suriye’de herkes için özellikle rejim için stratejik. Tüm oyunlar bizim coğrafyada gerçekleşiyor. Türkiye’nin güvenliği Bayır Bucak’tan başlar. Bayır Bucak’ın güvenliği Hatay’ın güvenliği demektir.”IŞİD de PYD de bizim bölgede. Herkes Türkmen düşmanı” (12.07.2015)


TÜRKMENLER YENI SURIYE’DE KURUCU UNSUR OLACAK

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Diriliş Postası Gazetesi'ne özel açıklamalarda bulundu. Hiçbir Türkmen, Arap ya da Kürt’ün Suriye’nin toprak bütünlüğünün parçalatmayacağını söyleyen Mustafa, “Bu bir onur mücadelesi” dedi. “3.5 milyonluk Türkmen” temsiliyetine değinen Mustafa, yeni kurulacak Suriye’de Türkmen’siz bir kurucu Meclis düşünülemeyeciğinin de altını çizdi. (11.07.2015)

OYUN HALEP'TE BOZULACAK

Star gazetesinin sorularını yanıtlayan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmenlerin yaşadıkları yerlerin stratejik bölgeler olduğunu söyledi. Halep’in Türkmen şehri ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün de savunulduğu son kale olduğunu anlatan Mustafa “Burada oynanan oyunlar Halep’te bozulur. Suriye’nin toprak bütünlüğünü isteyen, Türkiye’nin güvenliğini isteyenler bunu destekleyecektir” şeklinde konuştu. (10.07.2015)


SURİYE TÜRKMENLERİ ARTIK BÖLGE YERİNE VATAN SAVUNMASINA GEÇİYOR

Yeniçağ Gazetesi'ne konuşan ve Suriye üzerine tehlikeli oyunlar oynandığını anlatan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa, “Bin yıldır burada yaşıyoruz, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Suriye üzerine oynanan oyunları bozacağız” dedi. Abdurrahman Mustafa, Türkmenlerin yaşadıkları yerlerin stratejik bölgeler olduğunu söyledi. Halep’in Türkmen şehri ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün de savunulduğu son kale olduğunu anlatan Mustafa “Burada oynanan oyunlar Halep’te bozulur. Suriye’nin toprak bütünlüğünü isteyen, Türkiye’nin güvenliğini isteyenler bunu destekleyeceklerdir” diye konuştu. (9.07.2015)


TÜRKMEN BİRLİKLER BİRBİRİNE DESTEĞİ ARTIRACAK

Suriye Türkmen Meclisi, son derece kritik bir süreçten geçildiği bir dönemde Gaziantep'te askeri ve siyasi kanadın biraraya geldiği bir istişare toplantısı düzenledi. Toplantıda sahadaki Türkmen birliklerinin birbirlerine olan desteklerinin artgırılması kararı alındı. (6.07.2015)


SURİYE TÜRKMENLERİ KRİZ MASASI KURUYOR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa,Gaziantep'te Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada

Suriye'deki tüm Türkmenleri temsil edecek bir kriz merkezi oluşturulacağını bildirdi. (6.07.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HABER AJANSI KURUYOR

Suriye’de zulme uğrayan Türkmenler, dünyanın görmezden geldiği Türkmen katliamını gözler önüne sermek amacıyla haber ajansı kurmaya hazırlanıyor.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Bölgeden aktarılan bilgi kirliliği ve dezenformasyonu önleyeceğiz” diyor. (6.07.2015)



HALEP'TE 14 TÜRKMEN ŞEHİT

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurahman Mustafa Halep’te süren çatışmalarda 14 Türkmenin şehit düştüğünü açıkladı. Mustafa, “Türkmen Birliği Sultan Murat Tugayı’ndan 14 şehit var” dedi(5.07.2015)



PYD, BATI’NıN ENERJİ BEKÇİSİ

Yeni Akit Gazetesi özel röportaj:

Suriye’deki muhalif gruplar arasında demokratik yollarla Başkan seçilen tek isim olan Abdurrahman Mustafa, Suriye’deki Türkmenlerin ne şartlar altında yaşadığını, terör örgütlerinin soydaşlarımıza nasıl davrandığını, Türkiye’nin Suriye’ye müdahale tartışmalarını, ABD ve Avrupa’nın PYD üzerinden gerçekleştirmek istediği kirli oyunu Yeni Akit’e anlattı.(4.07.2015)


"SURİYE'DE SAVAŞ YENİ BAŞLIYOR"

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Suriye’de savaşın üst aklın güdümünde vekâleten devam ettirildiğini söyledi. Kontrolün Suriye halkının elinden çıktığını vurgulayan Mustafa, “IŞİD, ABD ve PYD denkleminde bir etnik temizlik yapıldı. Suriye’de savaş yeni başlıyor” dedi. (3.07.2015)


HALEP OPERASYONU BAŞLADI

Suriye’de muhalif grupların Halep operasyonu başladı. Aralarında Nusra Cephesi ve Ahraru Şam’ın da bulunduğu gruplar, operasyona Ensar eş Şeria (Şeriatın yardımcıları) ismini verdi.Rejim sabah saatlerinde muhalif noktalara karşı ağır hava bombardımanı başlattı. (3.07.2015)


AZEZ DÜŞERSE KÜRT DEVLETI KURULUR

Yeni Şafak, Suriye İç Savaşı’nın en kritik cephelerinden biri olan Azez’e girdi. Kentte IŞİD ile ÖSO arasında çatışmalar devam ediyor. Muhaliflere göre IŞİD, Es Selame Sınır Kapısı'nı alırsa Tel Abyad planı Azez’de de uygulanacak. Kent PYD’ye bırakılacak, böylelikle Kürt devletinin sınırları çizilmiş olacak. (1.07.2015)


KOBANİ BİR TİYATROYDU

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı: "Kobani’de bir oyun oynandı. Semeresini PYD aldı zaten, dünya arkasında durmaya başladı. Bu bir mağduriyet oyunuyduKobani’de bir oyun oynandı. Semeresini PYD aldı zaten, dünya arkasında durmaya başladı. Bu bir mağduriyet oyunuydu" (1.07.2015)


TÜRKMEN BÖLGELERİ KORUMAYA ALINSIN
Abdurrahman Mustafa,

"Türkmenlerin IŞİD ve PYD gibi terör örgütleri arasında sıkıştığını belirterek, “Türkiye bir an önce müdahale etmeli. Bu Türkiye’nin güvenliği için de önemli” dedi.
(1.07.2015)



HAZİRAN 2015

TÜRKMEN TOPRAKLARI KÜRTLEŞTİRİLİYOR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Akşam Gazetesi'ne önemli açıklamalarda bulundu.
"PYD, bölgedeki diğer radikal gruplar gibi bir terör örgütüdür ve Suriye’deki Türkmenler için Şam rejiminden daha tehlikelidir. Şam rejimi 100 yıl boyunca Türkmenleri Araplaştırmaya çalıştı, PYD ise topraklarımızı Kürtleştirmek istiyor. Kuzey Suriye’de oluşturulan “Kürt koridoru”, nihai hedef olan Türkiye.
(29.06.2015)

‘BOMBALATIRIZ’ DEYİP TÜRKMENLERİ GÖÇE ZORLADILAR

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, YPG güçlerinin Tel Abyad’daki son Türkmen köyü olan 12 bin nüfuslu Hamam Türkmen’de tehditler sonrası göç nedeniyle kalan bin kişiyi de silah ve tehditle köyden çıkardığını anlattı. STAR’a konuşan Mustafa, “YPG ve PYD güçleri köyde kalan bin kişiyi okullara toplayıp, ‘ya burayı terk edeceksiniz ya da okulda sizi esir tutarız ve DEAŞ’çı olduğunuzu söyleyip koordinatlarınızı uluslararası koalisyona bildirip bombalatırız’ diye tehdit ettiler. Mallarını ve topraklarını korumak isteyen sivil insanlar köyden çıkmak zorunda kaldı. Uluslararası güçler, PYD ve YPG’yi DEAŞ’e karşı kullandığı için Türkmen’e zulmü görmezden geliyor” dedi. (28.06.2015)