Sorry!

Your browser does not support MeetingHand

Please update your browser or use the following browsers

Suriye Türkmen Meclisi

ÖZEL AÇIKLAMA




Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından uluslararası koalisyonun desteği ile, 24 Ağustos 2016 tarihinde saat 04:00’da başlatılan “Fırat Kalkanı Operasyonu”na aktif olarak katılan Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni tarafından yapılan açıklamaya göre Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) an itibari ile Cerablus’ta kontrolü büyük oranda ele geçirmiştir.

Fırat Kalkanı Operasyonu; Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güney sınır hattı boyunca yer alan ve 2014 yılından bu yana büyük oranda DAEŞ’in kontrolünde olan Türkmen köylerimize özgürlük umudu olmuştur.

Tüm köylerimizin, her karış toprağımızın her türlü terör unsurlarından temizleneceği ve yeniden özgürlüğümüze kavuşacağımız günler yakındır inşallah.

Allah en zor günümüzde yanımızda olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden, Türk Ordusu’ndan ve aziz Türk Milleti’nden razı olsun.

Onur ve özgürlük mücadelemizde, Hak yolunda, Haklı davamızda canını siper eden mücahitlerimizin gazası mübarek olsun; Allah yar ve yardımcıları olsun.

Suriye Türkmen Meclisi

(24.08.2016)

Röportaj


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Bozoğlan, Tel Abyad'da terör örgütü PYD/PKK'nın çok sayıda militanının bulunduğu binaya ABD bayrağı asmasına ilişkin, "İşgal ettiği kenti ABD bayrağı asarak kamufle etmeye çalışıyorlar." dedi.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı güçlerin desteğiyle terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'nin bölgede güçlendiğini ve bundan rahatsızlık duyduklarını söyledi.

Haberin Devamı... (16.09.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, bütün amaçlarının Suriye'de terör örgütlerinin bertaraf edilmesi olduğunu söyledi. Bozoğlan, beraberindeki meclis üyeleriyle Gaziantep'in Karkamış ilçesinde Suriye'deki gelişmeleri izleyen basın mensuplarını ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Bozoğlan, Fırat Kalkanı Operasyonu'nun memnuniyet verici olduğunu belirtti.

Haberin devamı... (26.08.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki meclis üyeleri Gaziantep'in Karkamış ilçesinde basın açıklaması yaptı. Suriye halkına verdiği desteklerden dolayı Türk Hükümeti ve milletine teşekkür eden Bozoğlan, bölgede terör örgütlerinin riskini ortadan kaldırmak için çalışma yapıldığına değindi.

Fırat Kalkanı Operasyonu'nun önemine değinen Emin Bozoğlan, şöyle devam etti:

Haberin Devamı...

(26.08.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının Suriyeli Türkmenler üzerindeki etkisini anlattı. Mayıs ayında yapılan seçimler sonrası yeni başkan olarak göreve başlayan Bozoğlan, 15 Temmuz’da FETÖ’nün Türkiye’nin Suriye sınırlarını değiştirmeye çalıştığını söyledi.

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız.

(17.08.2016)


CENEVRE GÖRÜŞMELERİ SEMBOLİK OLMAKTAN ÖTEYE GEÇEMEDİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, Cenevre görüşmelerinde, ABD, Rusya ve diğer devletlerin kendi bildikleri kararı aldığını ya da aldırttırdığını söyledi.

Bozoğlan, ülkelerindeki gelişmelerle ilgili AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, uzun süreden beri Cenevre'deki barış görüşmelerinin devam ettiğini hatırlattı. Önceki meclis başkanlarının bu görüşmelere katıldığını belirten Bozoğlan, şöyle devam etti: "Bilinen bir gerçek var. Buradaki görüşmeler semboliktir. Daha çok büyük devletler diye adlandırdığımız ABD, Rusya ve diğer devletler, kendi bildikleri kararı alıyorlar ya da aldırtıyorlar. Hatta itilafta veya itilafta olmayan farklı ülkelerin destekledikleri bazı grupları da oraya toplayarak daha çok rejimin lehinde kararlar almaktadırlar. Bu yüzden Cenevre görüşmelerinden pek umudumuz yok." Yine bu ülkelerin Suriye'nin kuzeyinde etnik yapıya dayalı bir oluşumu üstlendiklerini aktaran Bozoğlan, bu oluşumun da inanç değerlerine ve yaşam biçimine uygun olmayan bir takım eylemlerde bulunduğunu ifade etti. Bu oluşumla ilgili BM İnsan Hakları Komisyonunun verdiği bir rapor olduğuna dikkati çeken Bozoğlan, şunları kaydetti: "Oradaki Türkmen ve Arap kardeşlerimizin tehcir edilerek evlerinden zorla gönderdikleri bilinmektedir. Biz bu tür eylemleri asla doğru bulmuyoruz. Biz Suriye'de, bütün sosyal katmanlar dahil, Arap, Kürt, Türkmen, hepsinin bir arada demokratik bir ortamda yaşamalarını hedef olarak görmekteyiz." (20.06.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, meclisin Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki şubesinde Türkmen temsilcilerle bir araya geldi. Esed rejiminin elinde kalan 5-6 köye ramazan ayında saldırı düzenlediğini anlatan Bozoğlan, "Köylerini korumak isteyen mücahitlerimiz ellerinden geldiğince mücadele veriyor. Rus savaş uçaklarının hava bombardımanı ile birlikte insansız hava araçlarıyla nokta atışı yaparak taarruza geçti. Bu sürede 4 köyümüzü kaybettik." dedi. Bozoğlan, dün sabahtan itibaren de kendi birliklerinin toparlandığını ve karşı saldırıya geçtiğini ifade ederek, gün boyu şiddetli çatışmaların yaşandığını vurguladı. Saldırı sonunda rejim askerinin geri püskürtüldüğünü kaydeden Bozoğlan, "4 gün önce kaybettiğimiz kendi yurdumuzu ve vatanımızı geri aldık. Bu bize büyük bir güç kattı. Bundan sonra da topraklarımızı savunmamız bize büyük bir güç katacaktır. Azimle mücadeleye devam edeceğiz. Türkmendağı düşmedi ve düşmeyecek. Medyada bölgenin düştüğüne dair çok şey duyduk ama böyle bir şey yok. İnşallah Türkmendağı asıl sahiplerinin, yani bizlerin kalacak." ifadesini kullandı. (19.06.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Haberleri

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ GAZİANTEP VE KİLİS'TE ÖNEMLİ GÖRÜŞMELERDE BULUNDU

Başkan Dr. Emin Bozoğlan liderliğindeki Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Gaziantep ve Kilis'te bir dizi önemli ziyarette bulundu. Kilis Valisi sayın İsmail Çataklı'yı makamında ziyaret eden heyet, Suriye sınır hattında yaşanmakta olan son gelişmeleri; Kilis Kampı’na taşınan Türkmenlerin durumunu ve yardım faaliyetlerini değerlendirdi. Kilis Valiliği'nin ardından Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı sayın Cevad Abu Hattab'ı ziyaret eden STM heyeti, Suriye’de sahada ve siyasi alanda yaşanan son gelişmelere ve yakın geleceğe ilişkin önemli istişarelerde bulundu.

(07.09.2016)



SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI DR. EMİN BOZOĞLAN ALMANYA'DA YAYIN YAPAN EURASIANEWS'E KONUŞTU

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, 23.08.2016 tarihinde, Almanya merkezli Almanca ve İngilizce yayon yapmakta olan Eurasianews haber sitesine mülakat verdi. Başkan Bozoğlan, mülakatta, Suriye Türkmenleri'nin haklı mücadelesi ve son dönemde yaşanan önemli gelişmeler hakkında özel açıklamalarda bulundu. Mülakat sonrasında, Suriye Türkmenlerinin Avrupa'da sesini duyurmak için, Eurasianews ile yakın koordinasyon sağlanmasına karar verildi. (23.08.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, 22.08.2016 tarihinde, deneyimli televizyoncu Gökçen Ogan'ın hazırlayıp sunduğu TRT AVAZ Detay 13 programına canlı yayın konuğu olmuştur. Son dönemde Türkmenler özelinde Suriye'de yaşanan gelişmeler hakkında izleyicilere önemli bilgiler veren Başkan Bozoğlan, Türkçe, Azerice, Boşnakça, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe ve Türkmence dillerinde Türkiye ve tüm Türk Dünyası'na yayın yapan TRT AVAZ'da Suriye Türkmenlerinin süreç içerisindeki durumlarını, gelecek öngörülerini dile getirmiştir. (22.08.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ, TÜRKMEN İŞ ADAMLARI İLE BİR ARAYA GELDİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki heyet, STM Gaziantep Ofisi'nde, Halepli Türkmen iş adamları ile bir araya geldi. Görüşmede, Suriyelilerin Türkiye'deki çalışma koşulları ve vatandaşlık meselesi hakkında istişarelerde bulunuldu. (13.08.2016)

STM HEYETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜ ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki STM heyeti, 11 Ağustos 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Sayın Dr. Ahmet Sarıcan'ı makamında ziyaret etti. Vatandaşlık sürecininin istişare edildiği görüşmede, konuyla ilgili gelişmelere ilişkin yakın koordinasyon içinde çalışma kararı alındı. (11.08.2016)

BAŞBAKAN YARDIMCISI VEYSİ KAYNAK OSMANİYE ÇADIRKENTİ'Nİ ZİYARET ETTİ

6 Ağustos 2016 tarihinde Osmaniye Cevdetiye Çadırkenti'ni ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Osmaniye Valisi Kerem Al, AFAD yetkililerinden ve Suriye Türkmen Meclisi başkanı Dr. Emin Bozoğlan başkanlığındaki STM heyeti ile özel bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantı sonrası açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak Osmaniye Cevdetiye Çadırkenti'ne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kaynak, açıklamalarında şu konulara değindi:

"Çadırkent konteynır dönüşecek ve bu çerçevede 3352 adet konteynır, 4 adet 16 derslikli okul, 2 cami ve 2 sağlık ocağı yapılacak. Türkiye'de bir ilk olarak engelliler için 168 adet özel dizayn edilmiş konteynır kurulacak. Her konteynırın içinde çamaşır makinesi olacak ve güneş panelleri ile sıcak su temin edilecek. Kapsamlı meslek edindirme kursları düzenlenecek. Kişi başına aylık 85 TL olan AFAD karta yüklenen para 100 TL'ye çıkarılacak."

Görüşme sonrası başta Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak olmak üzere AFAD yetkililerine teşekkürlerini sunan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, Ramazan Bayramı'nda kampları bizzat ziyaret edip Türkmenlerin tüm talep ve beklentilerini rapor haline getirdiklerini ve yetkililere sunduklarını ve bu çerçevede Türkmenlerin barınmakta olduğu kamplarla ilgili çalışmaların ara vermeden devam ettirileceğini, iyileştirme çalışmaları kapsamında yetkililerle sıkı bir koordinasyon içerisinde olunduğunu ifade eti. (07.08.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ OSMANİYE CEVDETİYE ÇADIRKENTİ'Nİ ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki STM heyeti, 5 Ağustos 2016 tarihinde Osmaniye Cevdetiye Çadırkenti’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında AFAD Müdahale Dairesi Başkanı Fatih Özer, AFAD İyileştirme Dairesi Başkanı Cengiz Akın ve Osmaniye Cevdetiye Çadırkenti Müdürü Ekrem Küpelioğlu ile özel bir görüşme gerçekleştiren STM heyeti, AFAD yetkilileri ile Çadırkent’in konteyner kente dönüştürülmesi hususunda istişarelerde bulundu. STM heyeti, Çadırkent ziyareti sonrasında Osmaniye Valiliği’nde Osmaniye AFAD İl Müdürlüğü’nden ve Cevdetiye Çadırkenti'nden sorumlu Vali Yardımcı Muammer Balcı ile görüştü. (05.08.2016)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ AFAD'I ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, AFAD Başkan Vekili Mehmet Halis Bilden’i makamında ziyaret etti. AFAD Başkanına yeni görevinde başarılar dileyen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, Türkmenlerin yaşadıkları sorunlara sessiz kalmayan Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı yardımlardan dolayı teşekkürlerini iletti. Görüşmede Suriye Türkmenleri'nin ikamet etmekte olduğu kampların durumları hakkında istişarelerde bulunuldu.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, AFAD Başkan Vekili sayın Bilden'e, kamplarda kalan Türkmenler ile yapılan görüşmeler neticesinde hazırlanan, kamp sakinlerinin talep ve temennilerini içeren bir rapor sundu. Yapılan görüşme neticesinde kamplarla ilgili yapılan iyileştirme çalışmalarının hızlandırılması ve STM-AFAD arasında direk koordinasyon sağlanması kararlaştırıldı. (04.08.2016)


SURİYE TÜRKMENLERİ DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VE MİLLETİ'NİN YANINDA

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, 19 Temmuz 2016 tarihinde, Türkiye Devleti ve Milleti'ne karşı girişilen menfur darbe girişimini kınamak ve desteklerini bildirmek üzere Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a; TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman'a ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a hitaben hazırlanan mektubu resmi makamlara iletmiştir.

20 Temmuz 2016 tarihinde ise Suriye Türkmen Meclisi heyeti TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği)'nin öncülüğünde organize edilen ve Türkiye çapında 538 STK, kurum ve kuruluşun iştirak ettiği "DEMOKRASİYE BAĞLILIK AÇIKLAMASI"na imza atarak TBMM'de gerçekleştirilen basın toplantısı ve açıklama sırasında hazır bulundu. TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcılıklıoğlu tarafından yapılan açıklamada, bildiriye imza atan tüm kurum ve kuruluşların Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti'nin yanında olduğu belirtilerek, menfur olaylarda yaşamını yitiren şehitler anıldı.

(20.07.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Genel Sekreteri Zeki Türkmen ve beraberindeki heyet, Kilis Ülkü Ocakları'nı ziyaret etti.

Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Kilis Ülkü Ocakları İl Başkanı Halil İbrahim Yılmaz'a Suriye Türkmenleri'ne

verdikleri destek ve yardımlar için teşekkürlerini iletti. (07.07.2016)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ GAZİANTEP'TE

Suriye Türkmen Meclisi Genel Sekreteri Zeki Türkmen ve beraberindeki meclis üyeleri, STM Gaziantep Ofisi'nde Gaziantep'te ikamet eden Türkmenlerle bayramlaştı.

Heyet, bayramlaşma sonrasında Suriye Birleşik Türkmenler Derneği'ni ziyaret ederek, derneğin çalışmaları hakkında bilgi aldı; son gelişmeleri istişare etti.

Suriye Türkmen Meclisi Heyetinin bir sonraki durağı ise Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanlığı oldu. STM Genel Sekreteri Zeki Türkmen ve beraberindeki heyet, Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanı sayın Fuat Yozbatıran'a Suriye Türkmenleri'ne verdikleri destek ve yardımlar için teşekkürlerini iletti. (06.07.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki heyet, 1 Temmuz 2016 Cuma günü, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Yalçın Topçu’yu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki makamında ziyaret etti.

Görüşmede Suriye Türkmenleri’nin mevcut durumları, sorun ve talepleri konuşuldu. Sayın Topçu, Suriye Türkmenleri’ne iletilmek üzere yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Suriye Türkmenleri canımız, ciğerimizdir. Bayır-Bucak, Halep Türkmen yurtlarıdır ve Anadolu’nun kilididir. Türkiye bunun farkındadır, gerekeni yapmakta ve yapacaktır. Türkiye, Suriye sınırında, Türkiye ve özellikle de Türkmen kardeşlerimizi hedef alan bir oldu bittiye asla müsaade edilmemesi için her şeyi göz almış durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın emri bu yöndedir. Sayın Başbakan da keza bu hususlar ile yakinen ilgilidir. Türkmen kardeşlerimizin tümü Allahın izni ile kışa kadar çadırlardan kurtulacak, konteyner kentlere, daha iyi koşullarda bir hayata kavuşacaktır. Zira hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem de Başbakanımızın bu konu ile ilgili kesin talimatları vardır. Türkmen kardeşlerimizin eğitimi ise ayrıca çok önemli bir mevzudur. Konuyla ilgili talimatlar ilgili kurumlara iletilmiş durumdadır ve özellikle kontenjan konusu ivedilikle halledilecektir.

Suriye Türkmenleri’nin her ne derdi varsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu dertlere derman olma hususunda son derece hassas olmalıdır. Şahsen bu konunun takipçisiyim. Hatta benim için Türkmen meselesi 3-5 yıllık değil ömürlük bir meseledir.

Allah, sahada mücadele eden tüm gençlerimizin yar ve yardımcısı olsun. Bu vesile ile 3. Dönem Suriye Türkmen Meclisi’ni ve başkan Dr. Emin Bozoğlan’ı tebrik ediyorum. Allah muvaffak eylesin… Türkiye her zaman yanınızdadır.”

Bu samimi sözleri için, sayın Topçu’ya Suriye Türkmenleri adına teşekkür eden Dr. Emin Bozoğlan, Türkiye’nin desteği ve Türk Milletinin dualarının devam edeceğinden şüpheleri olmadığını ifade etti. (01.07.2016)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ, BAŞBAKAN YARDIMCISI SAYIN TUĞRUL TÜRKEŞ İLE MAKAMINDA GÖRÜŞTÜ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan başkanlığındaki STM heyeti, Çankaya Köşkü Başbakanlık makamında, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Sayın Tuğrul Türkeş ile görüştü.

3. Dönem Suriye Türkmen Meclisi'ne ve başkan Dr. Emin Bozoğlan'a başarılar dileyen sayın Türkeş'e kendisine bağlı olan YTB ile ilgili talepler iletildi. Sayın Türkeş'e zor şartlarda öğrenimini sürdüren Suriye Türkmeni öğrencilerin, Türkiye'deki üniversitelerde eğitimlerine devam edebilmeleri hususunda karşılaşılan sorunları ve talepleri ileten STM heyeti, Türkmen gençlerin kültür, bilim ve sanat alanlarında nitelikli bir şekilde yetişmeleri için Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden destek beklediklerini ifade etti.

Sayın Türkeş, Suriye Türkmenlerinin geleceğinin garantisi olan Türkmen gençlerin eğitimleri hususunda imkanlar dahilinde her türlü desteğin sağlanacağını, Türkiye'nin her zaman Suriye Türkmenlerinin yanında olduğunu söyledi. (29.06.2016)


Suriye Türkmen Meclisi başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki heyet, İstanbul Bahçelievler Bayır-Bucak Türkmenleri Derneği'nin verdiği iftar yemeğine katıldı.

İstanbul'da ikamet etmekte olan Türkmenlerin geniş katılımı ile gerçekleşen iftar daveti öncesi ve sonrasında son gelişmelere ve Türkmenlerin geleceğine ilişkin istişarelerde bulunuldu. (19.06.2016)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI BOZOĞLAN YAYLADAĞI'NDA

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, Gaziantep ziyaretlerinin ardından geçtiği Hatay Yayladağı'nda da görüşme ve ziyaretlerde bulundu.

Suriye Türkmen Meclisi Yayladağı Temsilciliği sorumlusu Usame Solak ile birlikte Yayladağı'nda bulunan Türkmenleri evlerinde ziyaret eden Bozoğlan, son çatışmalarda yaralanan gazilerimizden Türkmendağı II. Sahil Tümeni komutanlarından Tarık Solak'a geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

Ziyaretlerin ardından Yayladağı'ndaki Suriye Türkmenleri ile birlikte, Yayladağı Ülkü Ocakları'nın iftarına katılan Bozoğlan, iftar yemeği sırasında ve sonrasında MHP Hatay milletvekili sayın Mehmet Ahrazoğlu ile de görüştü. Beraberindeki heyet ile birlikte STM Yayladağı ofisine nezaket ziyaretinde bulunan sayın Ahrazoğlu yeni meclis yönetimine başarılar diledi. Suriye Türkmen Meclisi başkanı Bozoğlan daha sonra Suriye Türkmen Meclisi Yayladağı Ofisi'nde bir araya geldiği Türkmen şahsiyetlerle istişarelerde bulundu.(18.06.2016)



SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ GAZİANTEP'TE

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan ve beraberindeki heyet bir dizi program ve görüşme için Gaziantep'teydi.

Suriye Türkmen Meclisi Gaziantep Ofisi'nde meclis üyeleri ve gençlerle bir araya gelen heyet, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Gaziantep Temsilciliği'nde, Büyükelçi Sayın Adnan Keçeci'ye nezaket ziyaretinde bulundu.

Görüşmelerin ardından Suriye Birleşik Türkmenler Derneği'nin iftar yemeğinde yine Türkmen şahsiyetler ve bürokratlarla bir araya gelen Suriye Türkmen Meclisi heyeti, iftar sonrasında da Gaziantep'te faaliyet gösteren Oğuzeli ve Elbeyliler Derneği'ni ziyaret etti. (17.06.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ TÜRK OCAKLARI GELENEKSEL İFTAR DAVETİNE KATILDI

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan,Türk Ocakları Genel Merkez'i tarafından Ankara'da düzenlenen geleneksel iftar yemeği davetine katıldı. Ezan öncesi okunan aşr-ı şerif ile başlayan iftar yemeğinde, Türk yurtlarının barış ve özgürlüğüne kavuşması için edilen duaların ardından oruçlar açıldı.

Ev sahibi olarak davette konuşma yapan Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, konuşmasında Ramazan ayında birlik ve beraberliğin perçinlenmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasının devamında Türk ve İslam aleminin içinden geçtiği sürecin çok zorlu ve sıkıntılı olduğunu belirten Mehmet Öz, iftar yemeğine katılan Türk Dünyası temsilcilerini tek tek selamlayarak,

Türk Ocakları'nın Türk Dünyası'nın her zaman yanında olduğunu ifade etti. Genel Başkan Öz, Türk Ocakları Genel Merkezi'nin başlattığı "Türk Ocağı'ndan Türk Yurtlarına Yardım Eli" kampanyası hakkında davetlilere bilgi verdi ve tüm Türk milletine kampanyaya destek çağrısında bulundu. (11.06.2016)

Saha Haberleri

TÜRKMEN YURDU ÇOBANBEY YENİDEN ÖZGÜR

Türkmen birliklerimizden Sultan Murat Tümeni ve Suriye Özgür Ordusu (ÖSO)'nun başlattığı ortak operasyon neticesinde Türkmen yurdu Çobanbey'in kontrolü terör örgütü DAEŞ'ten yeniden alındı. Namus bildiği toprağını geri almak için son derece zor şartlar altında, azimle, imanla yoğun bir mücadele vererek Çobanbey'i yeniden özgürlüğüne kavuşturan mücahitlerimizden Allah razı olsun. Onuru ve özgürlüğü için canını, kanını ortaya koyan yiğitlerimize bin selam olsun... Allah'ın izni ile esaret altındaki tüm Türkmen yurtları özgürlüğüne kavuşana; Suriye halkı ile omuz omuza hak ettiğimiz "Hür Suriye"ye ulaşana dek mücadelemiz devam edecektir...

Suriye Türkmen Meclisi

(17.08.2016)


ESARETTEN KURTULAN MÜCAHİTLER AİLELERİNE KAVUŞTU

Halep'in Handarat Cephesinde, 3 Ay önce Rejim güçlerine esir düşen Türkmen birliği Sultan Murat Tümeni mücahitleri Muhammed Hindi ve Mustafa Abdullaziz, bir diğer Türkmen birliğimiz Muntasır Billah Tugayı'nın komutanı Firas Paşa'nın girişimleri ile dün itibari ile serbest bırakılarak bizzat Firas Komutan tarafından ailelerine ulaştırıldı. Esir değişimi, savaşın başından bu yana taraflar arasında uygulanan bir süreç olmasına rağmen bu defa yaşanan bir ayrıntı Suriye'deki tüm gruplar tarafından Türkmenlere karşı duyulan saygının daha da artmasına neden oldu. Nitekim, konuyla ilgili bölgeden bilgi veren kaynaklarımız, Suriye savaşında ilk defa bir askeri birliğin, kendisine bağlı olmayan mücahitlerin özgürlüğü için, maddi veya manevi hiç bir beklenti olmaksızın devreye girerek mücahitlerin özgürlüğüne vesile olduğunu ifade ediyor.

Adalet ve özgürlük bekleyen tüm esirlerimizin bir an önce hürriyetine kavuşması dileği ve duası ile... (21.06.2016)


Bayırbucak Türkmendağı'nda konuşlu Türkmen birliği 2. Sahil Tümeni'nden yapılan son durum açıklamasına göre Rusya destekli Rejim güçleri bu sabah 05:30'dan itibaren havadan ve karadan olmak üzere Bayırbucak'ın Karaman ve Sarraf bölgelerine ağır bir saldırı başlattı.

Yapılan açıklamada, bölgedeki muhalif birliklerin topyekün bir şekilde saldırıya karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmalar sonucunda 3 mücahidin şehit düştüğü, 5 mücahidin de yaralandığı, an itibari ile de çatışmaların devam ettiği belirtiliyor.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, son nefeslerine kadar onuru ve özgürlüğü için, Hak yolunda mücadele eden, canını siper edip şehit düşen tüm mücahitlerimize Yüce Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. (14.06.2016)

Suriye'deki Türkmen yurtları topyekün bir şekilde ateş altında.

Halep ve çevresindeki Türkmen birliklerinin DAEŞ, Rejim ve müttefikleri ile aralıksız bir şekilde süren mücadelesine eş zamanlı olarak Bayırbucak Türkmendağı da ağır bir şekilde bombardımana maruz kalıyor.

Bölgedeki kaynaklarımızdan gelen son dakika bilgileri ve görüntüler Rejim'in Bayırbucak'a yönelik amansız bombardımanını gözler önüne seriyor.

Saha kaynakları, Rejim uçaklarının, iftar saatinde, özellikle Türkiye'ye sıfır noktada bulunan Yamadı ve Arfalı köylerini hedef aldığını ve bombardımanın an itibari ile yoğun bir şekilde devam ettiğini belirtiyor. (13.06.2016)

Suriye'deki çatışmaların merkez üssü haline gelen Halep ve çevresinde Rejim, Rejim müttefikleri ve DAEŞ ile birden çok cephede mücadele eden Türkmen birlikleri yoğun ve aralıksız süren çatışmalarda adeta çapraz ateşte.

Cephedeki kaynaklardan gelen son bilgilere göre Halep'in kuzey cephesinde bulunan Azez'de DAEŞ ile mücadele eden Türkmen Sultan Murat Tümeni dün geceden beri süren çatışmalarda 2 şehit verdi. Halep'in güney cephesinde Rejim ve müttefikleri ile mücadele eden Türkmen Muntasır Billah Tugayı ise Handarat cephesinde süren ağır çatışmalarda 2 mücahidini şehit verdi.

Her iki cephede de yaralı mücahitler olduğu bildirildi.

Türkmen birlikleri, koşulların ağırlığına ve yoğun taaruza rağmen kahramanca mücadele etmeyi sürdürürken Rusya'ya ait savaş uçaklarının bölgedeki sivil yerleşimlere yönelik, uluslararası anlaşmalarca yasaklanan fosfor bombası kullandığı yönünde haberler gelemesi Halep'te devam etmekte olan topyekün mücadelenin giderek ağırlaşacağının habercisi olarak yorumlanıyor.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, mübarek Ramazan ayında, onuru ve özgürlüğü için Hak yolunda şehit düşen tüm mücahitlerimize Allah'tan rahmet; yaralı mücahitlerimize acil şifalar diliyoruz. (12.06.2016)

Halep'in kuzey kırasında DAEŞ terör örgütüne karşı sürdürülen operasyonlar aralıksız ve yoğun bir şekilde devam ediyor. Bölgede konuşlu Türkmen birliklerimizden Sultan Murat Tümeni basın bürosundan gelen bilgilere göre Halep kırsalındaki Tel Hüseyin köyünde yoğunlaşan çatışmalar sonucunda 3 mücahidimiz şehit düşmüştür. Mübarek günlerde şehadet şerbetini içen mücahitlerimize Yüce Allah'tan rahmet; yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkmen'in onuru ve özgürlüğü için, Hak yolunda mücadele eden tüm yiğitlerimizin gazası mübarek olsun...

Suriye Türkmen Meclisi

(10.06.2016)

Haber

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HALEP'TE HASTANELERE VE SİVİLLERE YÖNELİK YOĞUNLAŞAN SALDIRILARI KINADI

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Suriye'de rejim ve Rusya'nın, hastane, okul, cami ve diğer sivil yerleşim yerlerine yönelik hava saldırılarının acımasızca sürdüğünün büyük bir infial içerisinde görüldüğü belirtildi. Açıklamada, şunlara yer verildi: "Nitekim, Halep'te dünden bu yana hastaneleri hedef alan ve onlarca sivilin yaşamlarını kaybetmelerine yol açan saldırıları nefretle kınıyoruz. Bunlardan Halep'in Şaer mahallesinde faaliyet gösteren hastanenin bütünüyle yerle bir edildiği anlaşılmaktadır. Bu saldırıların insanlıkta yeri yoktur. İşlenen bu suçların cezasız kalmayacağı açıktır. Temennimiz, insanlığa karşı işlenen bu suçların sorumlularının bir an önce adalet önüne çıkarılmaları ve insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen bu saldırı ve eylemlerin bir an önce uluslararası camia tarafından durdurulmasının sağlanmasıdır." (09.06.2016)


Suriye'nin Türkmen yurtları Halep ve Bayır-Bucak ağır bombardıman altında.

Halep:

Halep'te Kastilo bölgesi ve Türkmen semti Hüllük'te son 2 gündür aralıksız devam eden bombardıman sonucu çok sayıda bina ve sivil yerleşim yeri zarar görürken, bölgedeki kaynaklarımızdan onlarca yaralı ve şehit olduğu bilgisi geliyor. Devam eden çatışmalarda, bölgedeki tüm Türkmen birlikleri Rejim ve müttefiklerine karşı bir çok cephede mücadele etmeye devam ediyor.

Bayır-Bucak:

Halep'te olduğu gibi Bayır-Bucak'ta da Rejim ve müttefikleri mübarek Ramazan ayı ile birlikte hava destekli kara saldırılarını arttırdı. Türkmendağı'ndaki Türkmen birlikleri özellikle Kelez, Karaman ve İsa Pınar mevkilerinde Rejim saldırılarına karşı çok zor şartlar altında mücadele etmeye devam ediyor. Bölgedeki kaynaklarımızdan edinilen bilgiye göre çatışmalarda yaralı ve şehit mücahitlerimiz bulunmakta.

Ramazan ayını idrak ettiğimiz bu mübarek günlerde Yüce Allah onuru ve özgürlüğü için, Hak yolunda mücadele eden yiğitlerimizin yar ve yardımcısı olsun...

(07.06.2016)


"TÜRKMEN KOMUTAN FİRAS PAŞA: "KOALİSYON İKİYÜZLÜ"

STAR’ konuşan Muntasır Billah Tugayı Komutanı Faris Paşa, DAEŞ ile mücadele için kurulan koalisyonun PKK ve PYD’ye destek verdiğini belirterek ‘Türkiye’ye ikiyüzlülük yapıyorlar” dedi. Firas Paşa, ABD’nin terör örgütü DAEŞ’e karşı girişimi olan koalisyon için “Koalisyon güçleri Türkiye’ye iki yüzlülük yapıyor. Türkiye’yi koalisyondanmış gibi sayıyor, ama PYD’ye desteği veren koalisyon, PKK’ya desteği veren kendileri” dedi. Halep’in kuzeyini kontrol altında tutan tugayın komutanı Paşa, “Devlerle savaşıyoruz, ama elimizde devleri devirecek mühimmat yok” ifadesini kullandı. Suriye’de DAEŞ-ABD-Esad rejimi-PYD işbirliğinin sahadaki yansımalarını ilginç örnekle anlatan Türkmen komutan, DAEŞ’e karşı bir tek Türkmenlerin mücadele ettiğini söyledi. Paşa, “Türkmenler DAEŞ’i hem sahada mağlup eder, hem de fikri manada mağlup eder. Biz de Selefilik yok. Bizim yüzde 99’umuz Ehli sünnet vel cemaat” dedi.

KOBANİ SENARYOSU

Rakka’nın yüzde 65’inin Arap kökenli gerisinin de Türkmen olduğunu belirten Paşa “Sadece bir iki Kürt köy var orada. Amerika’nın işine öyle geldiği için Kürt kenti gibi gösterilmeye çalışılıyor. Çünkü ortak bir hedef var, aynı Kobani’deki gibi bir senaryoyla PKK’ya meşruiyet kazandırılmak isteniyor. DAEŞ’ten bu konuda istenilen bir direniş olmayacaktır” dedi. Türkmen komutan, DAEŞ’in Esad ile çoğu zaman ortak hareket ettiğini vurgulayarak Halep Müslimiye’deki piyade okulu ile Tel Rıfat’ın DAEŞ yolu ile muhaliflerden alındığı okulun rejime, Tel Rıfat’ın da PYD’ye verildiğini belirtti. Paşa “DAEŞ, Amerika’nın bölgedeki maşası. Ona meşruiyet üretiyor” şeklinde konuştu. (31.05.2016)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, Suriye insan hakları gözlemcilerinin yeni raporunu yazılı olarak açıklandı. Raporda, Suriye'de son beş yıl içinde 283 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Ölenlerden 81 bin 436 kişinin sivil halk, 10 bin 40'ının çocuk, 9 bin 106'sının ise kadın olduğu; 48 bin 568'inin muhalifler ve terör örgütleri militanı, 47 bin 95 kişinin ise yabancı uyruklu militanlar olduğu aktarıldı. Raporda ayrıca, hayatını kaybedenlerin 101 bin 662'sinin Esad rejimi savaşçısı olduğu, bunlardan 56 bin 609'unun da asker olduğu bilgisi yer aldı. Söz konusu veriler Suriye insan hakları gözlemcileri tarafından hazırlanan raporda yer alırken, bilgilerin Mart 2016 sonuna kadar yaşanmış kayıpları kapsadığı belirtildi. (30.05.2016)

ABD özel kuvvetlerinin desteğiyle büyük çoğunluğunu PYD’nin silahlı gücü YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) IŞİD’in Suriye’deki merkezi Rakka’ya yönelik operasyonu sürerken örgütün de Suriye-Türkiye sınırı bölgesinde saldırıya geçmesi dikkat çekti. IŞİD Azez’e yaklaşırken, bu kentin güneyindeki Mare’yi ise kuşattı. Merkezi Londra’da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü, IŞİD’in Halep’in kuzeyindeki Mare şehri yakınlarındaki bazı köyleri ele geçirdiğini ve örgütün bölgeyi tamamen kuşattığını açıkladı. Türk güvenlik kaynakları Gözlemevi’nin bu açıklamasını doğrulayarak bölgede IŞİD ile diğer ılımlı muhalif gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa da, Hürriyet’e yaptığı açıklamada Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerinin IŞİD’in ele geçirdiği köylerden dördünü geri almayı başardıklarını ancak Mare’deki IŞİD kuşatmasının devam ettiğini söyledi. Mustafa, Mare kuşatmasını yarmak için ÖSO’nun Kefer Kelbin ve Kel Cibrin köylerini ele geçirmek için saldırılarını sürdürdüğünü söyledi. AFAD kaynakları sınır bölgesinde hareketlilik olmasına rağmen henüz Türkiye’ye doğru büyük bir göç akınının başlamadığını ancak olası bir göçe karşı tüm hazırlıkların yapıldığını bildirdi. Bölgede daha önce yoğunlaşan çatışmalarda 20 binden fazla insan Türkiye sınırına dayanmıştı. Türkiye sınıra 6 kilometre uzaklıktaki Azez’in IŞİD’in eline geçmesi halinde ÖSO’ya ikmal destek yolunun sekteye uğrayacağı belirtildi. Ankara’nın bir diğer endişesi de, ABD’nin IŞİD’in saldırısını bahane ederek YPG’yi Fırat’ın batısına geçirme planını devreye sokmasından kaynaklanıyor. Türkiye, 98 kilometrelik Azez-Cerablus hattının YPG’nin eline geçmesini “kırmızı çizgi” olarak tanımlamıştı. IŞİD’in 5 km yaklaştığı Azez’e ilerleyişini sürdürmesi halinde Türk topçu birliklerinin Fırtına obüsleriyle ÖSO’ya destek verebileceği belirtildi. (28.05.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa QHA muhabirine yaptığı açıklamada Rusya'nın bölgedeki etkisine dikkat çekerek, "Rusya uluslararası alanda Cenevre olsun, barış sürecinde olsun hem cellat hem de hakimdir" dedi. Bölgede artık "Demokratik Suriye Güçleri" adı altında operasyonların dillendirildiğini ifade eden Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, QHA muhabirinin Rakka'ya saldırı beklentisi nedeniyle bölgeyi binlerce kişinin terk ettiği yönündeki bilgileri sorması üzerine, "Demokratik Suriye güçleri nerede olursa olsun girdiği yerde toprağa hakim oluyorlar ve toprak alanlarını büyütüyorlar. Tabi ki oradaki DAEŞ bir terör örgütüdür ve DAEŞ'in orada temizlenmesini en başta bizler istiyoruz, ve zaten bizler Sultan Murat olarak Azez'in Doğusu'nda mücadele ediyoruz. Ancak Rakka'da da bir terör örgütü gidince yerine diğer bir terör örgütünün gelmesini ve bu terör örgütünün kalıcı olmasını asla tasvip etmiyoruz" diye konuştu. Rakka'nın Arap bölgesi olduğuna dikkat çeken Mustafa, uluslararası koalisyon olduğunda burada diğer Arap unsurların ağırlıklı olması gerektiğini belirterek, "Çünkü Rakka orada Arap bölgesidir. Tabi ki bölgeden terörün biran önce temizlenmesini istiyoruz. Ancak yerine de başka bir terör örgütünün topraklara hakim olmasını da kesinlikle kabul etmiyoruz" diye yineledi. Rusya'nın bölgedeki etkisini de değerlendiren Türkmen Lider, Suriye içerisindeki örgütlü Rusların iç savaşa katıldığını kaydederek, "Rusya bölgede her zaman var. Rusya'nın etkisi bölgede hiçbir zaman azalmadı. Amerika Birleşik Devletleri kendi başkanlık seçimleriyle ilgilenirken Suriye içindeki örgütlü Ruslar hem savaşı fiilen kendileri yönetiyorlar hem de bilfiil bu savaşa katılıyorlar. Rusya uluslararası alanda Cenevre olsun, barış sürecinde olsun hem cellat hem de hakimdir. Sonuçta Rusya'nın Suriye halkının dostu olmadığı kesindir" ifadelerini kullandı. (28 Mayıs 20)16



Türkmendağı bölgesinde konuşlu birliğimiz 2. Sahil Tümeni tarafından yapılan açıklamaya göre Esed güçleri Türkmen Dağı'nda Kelez, Sarraf ve Karaman bölgelerine sabah erken saatlerde yoğun bir kara saldırısı düzenlemiştir. 2. Sahil Tümeni ve bölgedeki muhalif birliklerin anında karşılık verdiği saldırı sonucunda 3 mücahid şehit düşmüştür. Sahadan alınan bilgilere göre çok sayıda rejim askeri etkisiz hale getirilmiştir. Çatışmalar ise bazı noktalarda yakın temas olarak, yoğun bir şekilde devam etmektedir. Allah şehit mücahitlerimizin mekanını cennet eylesin, yaralı mücahitlerimize acil şifalar nasip eylesin. Allah'ın izniyle, Hak yolundaki, Haklı mücadelemiz zafere ulaşıncaya kadar devam edecektir...!

Suriye Türkmen Meclisi

(19.05.2016)

Türk basınında son dönemde, Suriye'Nin kuzeyine ilişkin yer alan haberlerden sonra gözler yine bölgeye çevrildi. Türk ve dünya basını konuyu yakından takip ederken Suriye Türkmen Meclisi Basın sorumlusu Nasır Türkmeni, Londra’da yayımlanan El Quds El Arabi gazetesinin konuya ilişkin sorularını yanıtladı. Türkmeni, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “ DEAŞ, son iki ayda bölgeye tüm gücü ile saldırmaya başladı. Özellikle Türkmen askeri birliklerinin karargahlarının bulunduğu Havar köyüne büyük bir saldırı düzenlendi. Bölgedeki Türkmen birlikleri tüm bu saldırıları püskürtmeyi başardı. DEAŞ’ın asıl amacı ise sınır bölgelerini ele geçirip oradan Türkiye’ye sızmak ve Kilis’e karşı terör saldırıları düzenlemektir. “ (16.05.2016)


SYKES-PİCOT'UN 100.YILINDA TÜRKİYE VE ORTADOĞU ULUSLARARASI SEMPOZYUMU

İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Türk Ocakları tarafından düzenlenen "Sykes-Picot'un 100.Yılında Türkiye ve Ortadoğu" Uluslararası Sempozyumu, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman MUSTAFA, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat SALİHİ, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Cezmi ERASLAN ve İstanbul Türk Ocakları Başkanı Dr. Cezmi BAYRAM'ın açılış konuşmalarıyla başladı. 2 gün sürecek sempozyumda alanında uzman çok sayıda Türk ve yabancı akademisyen, Ortadoğu coğrafyasını bölüp parçalayan 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması’nın bölgedeki asırlık etkilerini tartışacak.

Sempozyumun protokol bölümünde açılış konuşmasını yapan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, 100. yılını dolduran olan Sykes-Picot Antlaşması’nın getirdiği manda sistemleri ile 3.5 milyon Suriye Türkmeni’nin ana vatanından, milli kimliğinden koparılmaya çalışıldığını ifade etti. Mustafa konuşmasına şu sözler ile devam etti:

“Biz bugün Sykes-Picot’un 100. yılını konuşurken, küresel güçler bir asır önceki planlarını revize ederek yeni bir dünya düzeni kurmanın peşindedir! Asıl hedef Türkiye'dir! Asıl hedef Ortadoğu Türklüğüdür! Halep’e yağdırılan füzelerle, Tuzhurmatu’da Türkmenlere sıkılan kurşunlar, Ankara’da patlayan bombalar, Kilis’i hedef alan roketler aynı kirli oyunun parçasıdır! Batı’nın “Şark Meselesi” henüz bitmemiştir! İşte bu nedenle demeliyiz ki: Türkiye’nin güvenlik hattı Musul’dan, Kerkük’ten başlar, Rakka’dan, Halep’ten geçer Bayırbucak’tan Akdeniz’e kadar ulaşır! Bu hat boyunca uzanan Türkmen yurtlarının korunması ve güçlenmesi Türkiye'nin güvenliğinin garantisidir. Bunun bilincinde olmak ve tüm denklemleri bu gerçek üzerinden okumak elzemdir! Bugün artık Irak ve Suriye Türkmenlerinin kaderi birleşmiştir. Bugün artık Irak ve Suriye Türkmenlerinin kaderi Türkiye ile birleşmiştir! Aramıza 100 yıllık bir duvar ören Sykes-Picot düzeni, arkasında kim olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun bizleri bir kez daha ayıramayacaktır. Suriye ve Irak Türkmenleri Türkiye ile birlikte tüm şer ittifaklarını bozup hak ettiğimiz aydınlık yarınlara ulaşacağız.” (12.05.2016)


Türk Tarih Kurumu, Osmanlı Tarihi Araştırmaları Merkezi, Ankara Üniversitesi KAMMER ve ORSAM işbirliği ile düzenlenen "IRAK VE SURİYE TÜRKMENLERİNİN SAVAŞTA VE BARIŞTA SİYASİ VE KÜLTÜREL MESELELERİ SEMPOZYUMU" 11 MAYIS 2016 Çarşamba günü Ankara Türk Tarih Kurumu'nda gerçekleştirildi.

Protokol konuşmalarını Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Erkan İbiş; Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Refik Turan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Abdülkadir Gürer, Ankara Üniversitesi Karşılaştırmalı Medeniyet ve Barış Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Prof.Dr.Neşe Özden, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi (OTAM) Müdürü Prof.Dr.Üçler Bulduk, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Başkanı Doç.Dr.Şaban Kardaş ve Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın yaptığı sempozyumda; konusunda uzman akademisyen ve araştırmacılar, geçmişten günümüze Irak ve Suriye Türkmenlerinin siyasi ve kültürel meselelerini tartıştı. (12.05.2016)



Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde, Akif’in Asımları Topluluğu tarafından ‘Geçmişten Günümüze Türkmen Eli’ adlı panel düzenlendi. Panele, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve Uluslararası Vizyon Gençlik Derneği Genel Başkanı Rahim Türk konuşmacı olarak katıldı. Panelde konuşan Abdurrahman Mustafa, Suriye’deki Türkmen varlığının haritadan silinmek istendiğini söyledi. Suriye Türkmenlerinin kendi topraklarında varoluş mücadelesi verdiğini kaydeden Mustafa, şunları söyledi: "Bizler 2 yıldır ‘Halep’in güvenliği Türkiye’nin güney sınırlarının güvenliğidir. Bayırbucak’ın güvenliği Hatay’ın güvenliğidir’ derken, güvenli bölgede ısrar ederken bugün yaşananları öngörmüştük. Halep gibi, hep dile getirdiğimiz gibi asıl hedef Türkiye’dir. Asıl hedef Türkmenlerdir. Halep’e düşen bombalarla Kilis’i hedef alan bombalar da aynı kirli oyunun parçasıdır. Halep’in DAEŞ teröründen temizlenip yeniden Türkmen vasfı kazanması Suriye Türkmenleri kadar, Türkiye’nin güvenliği için de elzemdir. Türkiye’nin güney sınırı boyunca uzanan Suriye Türkmen bölgelerinin varlığını koruması ve güçlenmesi Türkiye’nin güvenliğinin garantisidir. Bugün görüyoruz, görüyorsunuz Halep’te insanlık tedavülden kaldırılmıştır." Güvenli bölgenin bilimsel, teknik ve askeri olarak mümkün olduğunu ancak uluslararası küresel güçlerin bunu istemediğini kaydeden Abdurrahman Mustafa, "Türkiye bunu çok talep etti, Suriye muhalefeti talep etti, başta da Türkmenler. Köylerimiz orada olduğu için ‘bizi ancak güvenli bölge korur’ diye biz dile getiriyoruz. Bu güvenli bölgenin Türkmenler için getirisini ve götürüsünü de görmek lazım. Ama maalesef Türkiye bu kadar ısrar etmesine rağmen ABD bunu ısrarla istemiyor" dedi. (10.05.2016)

Suriye'de Rejim yönetimi, yaklaşık 2 haftadır Halep merkezdeki muhaliflere ve sivillere karşı yıpratma savaşı yürütüyor. Rejim, hava saldırılarında 200 sivili öldürdüğü kenti kuşatarak dünyayla bağlantısını kesmek için saldırıyor. Şubat ayı başında Rus savaş uçaklarının hava desteğiyle, muhalifleri kuzeyden çevreleyerek, Türkiye-Halep insani koridorunu kapatan Esed rejiminin şimdiki hedefi, merkezdeki muhaliflerin tek çıkış yolu olan Kastilo-Handarat boğazını kapatmak. Boğaz, Halep merkezden İdlib'e, oradan Türkiye sınırına uzanan muhaliflerin kontrolündeki alana geçit sağlıyor. Bunun için Esed rejimi hala yürürlükte olan Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğündeki sözde ateşkese rağmen, merkezdeki semtlere, merkezin güneyi ve kuzeyine, ilin batısı ve kuzeybatısına top, füze atışları ve hava saldırıları düzenliyor.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre 21 Nisan'dan bu yana Halep'e yönelik hava saldırılarında 200 sivil hayatını kaybetti. Geçen hafta merkezdeki Sukeri semtindeki Kudüs hastanesi saldırısında kentin tek çocuk doktoruyla beraber 5 sağlık çalışanı ve 30 sivil hayatını kaybetmişti. Geçen cuma ilk defa kentte halka cuma namazına gitmeme çağrısı yapılmıştı. Rejim, cuma günü Sukeri semtindeki Veysel Karani camisini bombalamıştı. Halkın namaza gitmemesi nedeniyle, can kaybı yaşanmamıştı. Halep'teki duruma rağmen, ABD ve Rusya'nın üç gün önce çatışmaların durdurulmasıyla ilgili vardığı uzlaşı, sadece Lazkiye’nin kuzeyi ve Doğu Guta’yı kapsıyor.

- Rejim Halep'i çevreleme peşinde

Yerel kaynaklardan alınan bir diğer bilgiye göre, Esed rejimi ve zaman zaman da Rus savaş uçakları, kent merkezi ile Halep’in batı kesimindeki Atarib ve Hıreytan ilçeleri, Kafr Naha, Kafr Dae ve Kafr Hamra beldelerine bombardıman düzenliyor. Rejim askerleri ve İran destekli milisler de Halep'in güneyinde Han Tuman beldesinin Halidiye köyüne top atışları yapıyor.

- Stratejik boğazda PYD-rejim ittifakı

Halep merkezin kuzeyinden Türkiye'ye ulaşan insani koridorun kapatılmasında işbirliği yapan PYD ve rejim, geri kalan tek çıkışın kapatılması için de benzer bir tutum içinde. Bu açıdan Halep merkezin çıkış yolu üzerindeki boğazın sol yakasında, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD kontrolündeki Şeyh Maksud bölgesi stratejik önem arz ediyor. PYD, adacık şeklindeki bölgeden, boğazın kapanmasını engellemeye çalışan muhaliflere baskı uyguluyor. Üç hafta önce, Halep merkezdeki muhaliflerin çıkışı olan geçitteki Kastillo yolunu hedef alan PYD, muhalifler tarafından püskürtülmüştü. Ancak saldırılarını sürdüren PYD, Şeyh Maksud bölgesinin batı yakasındaki Eşrefiye semti ve Beni Zeyd Gençlik Merkezi bölgesinde muhaliflerle çatışmaya devam ediyor. Rejim, PYD'nin cephe hattında sıkıştığı anlarda muhalifleri havadan vurarak örgütü rahatlatıyor. Örgüt, hava saldırıları sırasında rejimle koordineli olarak cephe hattından geriye çekiliyor ve saldırı sonrası karadan ilerlemeye çalışıyor.

- Bayırbucak, Hama, Humus ve Şam'daki çatışmalar

Bayırbucak Türkmen bölgesi ile Şam'ın Doğu Guta bölgeleri, Hama ile Humus'un kuzey kesimlerinde de rejim ve muhalifler arasında çatışmalar sürüyor. Rejim güçleri, Doğu Guta'nın güneyindeki Bala beldesinden Deyr Asafir beldesine ulaşmaya ve burayı kuşatmaya çalışıyor. Hama’nın kuzeyindeki Hamamiyat ve Buveyda bölgelerine yönelik rejimin bombardımanı devam ederken, Bayırbucak'ın Türkmendağı ve Kürt Dağı bölgeleri arasında kalan mevzilerde sıcak çatışmalar yaşanıyor. (03.05.2016)



Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Gaziantep’teki terör saldırısını Karar Gazetesi'ne değerlendirdi. Suriye’deki olayların Türkiye’ye taşınmak istendiğini ve güneydeki illerin hedefte olduğunu vurgulayan Mustafa, şunları söyledi:

“Türkiye’nin güney illeri bugün hedeflerindedir. IŞİD’i maşa olarak kullanıyorlar. Kilis’i, Gaziantep’i görüyoruz. Türkiye bunun bilincindedir. Her zaman şunu diyoruz: Türkmenlerin korunması demek, Türkiye’nin güney sınırının korunması demektir. Bugün Azez-Celabrus arasındaki bölge Türkmenlerin kontrolünde olsaydı ne Kilis’e roket atılacaktı ne bu göçler yaşanacaktı.” (02.05.2016)

Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Türk Dünyası'nın "amiral gemisi", asırlık çınar Türk Ocakları'nın 44. Büyük Kurultayı'na protokol davetlisi olarak katıldı.

Türk Ocakları Başkanı Sayın Prof.Dr Mehmet Öz, kurultayın açılışında yaptığı konuşmada özellikle Suriye ve Irak Türkmenleri'nin içerisinde bulunduğu duruma dikkat çekerek tüm Türk dünyasının Ortadoğu Türklüğü'nün bekası için birlik içinde mücadele etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Açılış törenine Irak'tan görüntülü mesaj gönderen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sayın Erşad Salihi, mesajında Kerkük'te, Telafer'de, Tuzhurmatu'da, Halep'te ve Bayırbucak'ta Türkmenlerin karşılaştığı zulmün kaynağının aynı olduğunu; Türklüğün Ortadoğu coğrafyasından silinmek istediğini vurguladı.

Törende onur konuğu olarak yer alan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise konuşmasında son günlerde Türk yurdu Halep üzerinde yoğunlaşan katliamların bir an önce durdurulması çağrısı yaparak; Ortadoğu'ya gerçek anlamda barış gelecekse bunun altında Türklerin imzası olacağını; Türkmensiz Suriye ve Irak'ın; Türkiyesiz ise Ortadoğu'nun asla var olamayacağını ifade etti. (30.04.2016)

İngiliz Telegraph Gazetesi Esad yönetimi IŞİD'e petrolden milyonlarca dolar kazandırdı! İngiliz Daily Telegraph gazetesi, daha önce haberleştirdiği, Suriye yönetiminin IŞİD'den petrol satın aldığına dair iddiaların, ele geçirilen yeni belgelerle kanıtlandığını öne sürdü.

Telegraph bu iddiaları iki yıl önce haberleştirmişti. Gazete, Amerikan Özel Kuvvetleri'nin operasyonu sonucu, IŞİD'in petrol işlerini düzenleyen Ebu Sayyaf'a ait bazı belgelerin ele geçirildiğini, bu belgelerin 'aradaki ticaretin boyutunu ortaya koyduğunu yazdı'.

Bu belgelerin ABD'deki Wall Street Journal gazetesi tarafından görüldüğünü aktaran gazete, buna göre, Suriye yönetiminin IŞİD'e her ay fazladan 40 milyon dolar kazandırdığını yazdı. Haberde özetle şu ifadeler yer alıyor: "En yüksek satış rakamları 2014 sonundan, 2015 başına kadarki dönemde gerçekleşti. ABD Maliye Bakanlığı'na göre bu dönemde IŞİD her ay 40.7 milyon dolar kazandı ve bu kazancın büyük bölümünü Suriye yönetimine satışlardan elde etti. "IŞİD'in maliye yetkililerinden Abu Sayyaf'a gönderilen 11 Şubat 2015 tarihli bir notta, Beşar Esad rejimiyle bağlantılı iş adamlarıyla yatırım anlaşması ilişkileri konusunda yönlendirme talep ediliyor.

"Belgeler, hükümet kontrolündeki alanlar ve IŞİD kontrolündeki alanlar arasında kamyonların geçişi ve iki taraf boyunca uzanan petrol hatlarıyla ilgili anlaşmaların bulunduğunu ortaya koyuyor. "Belgeler ayrıca, Ebu Sayyaf'ın, IŞİD'in ele geçirdiği petrol rafinerilerinde çalışan memurlardan kurtulmak yerine, onlarla kalmaları için yüksek maaşlar sunduğunu da ortaya çıkartıyor." Gazete, IŞİD'in bu yüksek kazancının, Sayyaf'ın 2015'te Batılı güçler tarafından evine yönelik gerçekleştirilen bir operasyonda öldürülmesine kadar devam ettiğini yazıyor. (27.04.2016)

Suriye Türkmenleri Halep ve Bayırbucak'ta varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. 27 Şubat'ta yürürlüğe giren ancak söz konusu Türkmenler olduğunda hükmünü kaybeden ateşkes sürecinde saldırılara hedef olan Halep ve Bayırbucak'ta son bir haftadır çatısmalar yoğunluğunu arttırmış durumda. Halep'te DEAŞ VE PYD; Bayirbucak'ta ise Rejim ve müttefikleri ile Türkmen birlikler arasında yaşanan çatısmalarda büyük bir mucadele sergileyen Türkmenler, savasin en agir kosullarina ragmen direnise devam ediyor. Dün hem Halep hem de Bayirbucak'taki catismalarda sehit veren Turkmen birlikler, capraz atesin devam ettigini, ayni anda birden cok cephede savasmalarina ve tum zorluklara ragmen mucadeleye devam etmekte kararli olduklarini de getiriyor.

Sosyal medya uzerinden konuyla ilgili aciklamalarda bulunan Suriye Turkmen Meclisi Baskani Abdurrahman Mustafa ise aciklamasinda su ifadelere yer verdi: "Suriye'nin bütün azılı teröristleri Türkmen kanı üzerinden strateji devşirmeye devam ediyor. Halep'te DEAŞ ve PYD;Bayırbucak'ta Rejim ve muttefikleri Türkmen'e saldıriyor. Türkmen gençlerimiz canları pahasına mücadeleye devam ediyor ve Allah'in izniyle devam edecekler. Allah tüm şehitlerimizden,mücahitlerimizden razı olsun.Rabbim mücadelemizi zaferle taçlandırsin." (26.04.2016)

Suriye’de devam eden, binlerce insanın hayatına mal olan ve milyonlarcasının da vatansız kalmasına neden olan savaş her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bu kanlı savaşı durdurmaya yönelik atılan adımlar da aktörlerin ‘çıkar ilişkileri’ nedeni ile sonuçsuz kalıyor. Suriye’deki grupların uzlaşması amacıyla gerçekleştirilen Cenevre görüşmelerinin saplandığı çıkmaz içine düşülen çaresizliğin en somut örneğini oluşturuyor. Esed Rejimi’nin Suriye’de kendi vatandaşlarına takındığı asi ve uzlaşmaz tavırları Cenevre Görüşmeleri’nde de sergilemesi ve alınan ateşkes kararına rağmen büyük katliamlara neden olması görüşmelerde elle tutulur bir sonucun çıkmasını engelledi. Durumun vahametine daha fazla dayanamayan Suriyeli muhalifler ise görüşmeleri erteleme kararı aldı. Alınan bu kararın ardından Cenevre’de uzlaşma umudu ile bulunan grupların büyük bir bölümü Cenevre’yi terk etti. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Cenevre’de kalan gruplarla görüşmelerin devam edeceğini söylese de Cenevre’den Suriye’yi aydınlatacak bir ışığın yakın zamanda çıkmayacağı da herkesin yakından hissettiği bir gerçek oldu. Cenevre’de yaşananları ve Türkmenlerin Suriye’deki durumunu AjansHaber’e değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Esed Rejimi’nin Suriye politikasının ve görüşmelerdeki uzlaşmaz tavırlarının Cenevre görüşmelerini çıkmaza sürüklediğini söylerken Suriye’de ateşkes ilan edilesine rağmen çatışmaların hiç dinmediği Türkmen Dağı’nda Türkmenlerin zor günler yaşadığını söyledi İşte Abdurrahman Mustafa’nın AjansHaber’e yaptığı o çarpıcı değerlendirme:

ESED CENEVRE’NİN BÜTÜN ŞARTLARINI SABOTE EDİYOR!

Bilindiği gibi Cenevre Görüşmeleri’nde Suriye’de atılması gereken adımlar arasında yerine getirilmesi gereken ve olmazsa olmaz maddeler var. Bunlar; abluka altında olan yerlere insani yardım gönderilmesi, düşmanca saldırıların durdurulması ve tutukluların serbest bırakılması… Maalesef Suriye’de bu maddelerin hiç birisi yerine gelmedi. Tam tersi Esed rejimi Halep’i ablukaya almaya çalışıyor, gidip Pazar yerinde sivil halkı vuruyor… Abluka konusuna insani yardım götürülmesi noktasında da tam bir trajedi yaşanıyor. Bırakın buralara insani yardım götürmeyi abluka altına alınan yerlerin sayısı giderek artıyor. Tutukluların sayıları da giderek artıyor.

“GEÇİŞ HÜKÜMETİ REJİM’İN SONUNU GETİRECEK VE ESED BUNUN FARKINDA”

Bu maddelerde de açıkça gözüktüğü gibi Rejim’in alınan kararların hiçbirine uymaması Cenevre görüşmelerinin de çıkmaza sürüklenmesine neden oluyor. Cenevre’de Suriye Rejimi’nden istenen bir başka durum da Suriye’de tam yetkili bir geçiş hükümetinin kurulması gerekmektedir. Bu geçiş hükümetinin kurulmasıyla birlikte Esed’in de Suriye’nin geleceğinde bir rolü kalmayacaktır. Hal böyle olunca Rejim işin özüne hiçbir zaman inmedi. Geçiş hükümetinin bahsini bile açmıyorlar. Bunu kabul etmenin kendilerinin sonunu getireceğini bilen Rejim sürecin ilerlemesine de engel oluyor. Bu noktada Suriye dostları Grubu’nun, Rusya ve Amerika’nın sorumluluklarını yerine getirmesi Esed Rejimi’ne baskı yapmaları lazım.

BİRÇOK GRUP CENEVREYİ TERK ETTİ

Bilindiği üzere Cenevre’deki görüşmeler dolaylı görüşmelerdir yani yüz yüze görüşmeler değil hal böyle olunca da görüşmelerde maalesef mesafe kaydedilemiyor. Bu durumdan rahatsız olan Suriye Muhalefeti Yüksek Kurulu görüşmelerin askıya alınmasını teklif etti. Bunun kabul görmesi üzerine de birçok grup Cenevre’yi terk etti. Teknik olarak buradaki görüşmeler kalan gruplarla devam ediyor.

TÜRKMENLER İYİ DURUMDA DEĞİL!

Türkmenlerin durumu maalesef iyi değil. Suriye’de ateşkes kararı alınsa da Türkmen Dağı bu ateşkese hiç şahit olmadı. Buradaki mücadelemiz devam etmektedir. 27 Şubat’ta ateşkes ilan edildi ama Türkmen Dağı’nda çatışma bitmedi. Çeşitli bölgelerde DAEŞ’le YPG ile Esed Rejimi ile çatışmalar sürmektedir. Türkmenler iyi bir pozisyonda değil bizim için çünkü çatışmalar bizim bulunduğumuz noktalarda yoğunlaşıyor. (25.04.2016)


AA'nın Halep'teki sivil savunma yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Rus savaş uçakları Tarik el-Bab semtini vurdu. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 12 sivil öldü, 22 kişi de yaralandı. Sivil savunma yetkilisi ayrıca çok sayıda binanın yıkıldığını ve hasar gördüğünü, bazılarında da yangın çıktığını aktardı. Yaralılar ambulanslarla bölgedeki sahra hastanelerine kaldırıldı. AA'nın haberine göre Meşhed, Salahaddin, Bustan el-Kasr ile Ensari semtleri de Rus jetleri tarafından bombalandı. Reuters'a bilgi veren Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise hava saldırılarını Esed rejimi uçaklarının gerçekleştirdiğini aktardı, Şam yakınlarında Duma'da muhalif kontrolündeki bölgeleri vurduğunu söyledi. Reuters, 13 sivilin öldüğünü, 22 sivilin de yaralandığını ifade etti. ''Halep ağır bombardıman altında'' Halep'teki yerel aktivistlerden Beha el-Halebi, Rus uçaklarının Halep'te muhalif bölgeleri yoğun bir şekilde bombaladığını söyledi. Cuma günkü hava saldırılarında, AFP'ye göre en az 25 sivil ölmüş, 40 kişi de yaralanmıştı. Cenevre'de Suriye için kalıcı barış görüşmelerindeki tıkanma ile 'geçici ve bölgesel ateşkes' kararına rağmen ihlâller sürüyor. (24.04.2016)

Suriye’de siyasi çözüm için başlatılan Cenevre barış müzakereleri tıkandı. Esed rejiminin müzakere başlıklarının çok dışında oyalayıcı konuları masaya getirmeye çalışması, muhalifleri isyan ettirdi, görüşmeler ertelendi. Suriye'de siyasi çözüm için başlatılan Cenevre müzakereleri yine çıkmaza girdi. Bugüne kadar yapılan 3 tur görüşmenin üçünden de sonuç çıkmadı. Son olarak 13 Nisan'da başlayan görüşmeler, Suriye muhalefetinin ateşkes, ablukaların kaldırılması ve tutukluların serbest bırakılması taleplerinin ısrarla karşılanmaması üzerine ertelendi.

SADECE MUHALİFLER ISRAR EDİYOR

Müzakerelerde Suriye muhalefeti temsilcilerinden olan Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "Muhalefet siyasi çözümden kaçıyor diye sürecin başarısızlığını bize yüklemeye çalışıyorlar. Ama bu gerçekleri yansıtmıyor. Burada hala Suriye'nin dostları ülkelerle teknik müzakereleri yürütüyoruz. Ancak rejimle müzakerelerde bugüne kadar asıl konulara gelinmiş değil ve bu konuda muhalifler dışında kimse de ısrarcı değil" dedi.

ULUSLARARASI TOPLUM BASKI YAPILMALI

Tüm bu çözümsüzlüğe karşın BM yetkililerinin kendilerine söylediği tek şeyin "müzakereleri bitirmeyelim" olduğunu anlatan Mustafa, şöyle devam etti: "Cenevre sürecini muhalifler değil Esed rejimi oyalıyor. Cenevre sürecinin devam etmesi için uluslararası toplum bu gidiş karşısında gerekli tepkiyi vermek istemiyor. Bu tepki verilmeden de görüşmelerde hiçbir noktaya varamayacağız. Uluslararası toplum artık baskı gücünü kullanmalı." (22.04.2016)

Rejime ait uçak ve topçu birlikleri, Bayırbucak'ın Kelez, Sallur, Karaman köyleri ve çevresine saldırı başlattı. Kelez köyünden ilerlemeye çalışan rejim güçlerine, Türkmen birliklerin karşılık vermesi sonucu bölgede şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Çatışmalar devam ederken dün beş ayrı noktada çıkan yangınların da etkisini artırdığı kaydedildi. Saldırılar sonrası birçok noktadan dumanların yükseldiği görülüyor. (20.04.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Halep ve kırsalındaki 400 bin Türkmenin bir yandan rejim, Rusya ve Hizbullah milislerinin saldırısına maruz kaldığını, diğer taraftan YPG ve DAEŞ ile mücadele ettiğini belirterek, "Türkmenler Suriye'de varoluş mücadelesi veriyor" dedi. Mustafa, Cenevre'deki Suriye görüşmelerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Rejimin şu ana kadar hiçbir şey yapmadığını ve insani konularda ablukaların devam ettiğini anlatan Mustafa, kuşatma altındaki bölgelerin sayısının ise artmaya başladığını söyledi. Mustafa, "Rejim şimdi Halep'i almaya çalışıyor ve yoğun saldırılar başlattı. İnsanlar artık Türkiye sınırına doğru ilerlemeye başladı. Bizim Türkmen bölgelerinde ateşkes hiçbir şekilde uygulanmadı, ister Türkmendağı'nda olsun, ister Halep'in kuzeyinde. Rejim çok samimiyetsiz. Suriye muhalefeti siyasi çözümden yana ama rejim hiçbir şekilde siyasi çözüme yanaşmıyor çünkü bu sonu olacak. Suriye'nin geleceğinde Esed'in yerini olmayacak ve geçiş hükümetinin başlaması ile Esed'in de gitmesi gerekiyor." dedi. Bir haftadır Cenevre'de olduklarını ve Suriye'nin geleceği ve geçiş hükümetinin nasıl olacağı ile ilgili muhaliflerin 18 belgeyi Birleşmiş Milletler'e sunduğunu ifade eden Mustafa, rejiminse şimdiye kadar sadece iki belge sunduğunu aktardı. Halep ve kırsalında 400 bin Türkmenin yaşadığını ve Türkmenlerin bir yandan rejim, Rusya ve Hizbullah milislerinin saldırısına maruz kaldığını, diğer taraftan YPG ve DAEŞ ile mücadele ettiklerini belirten Mustafa, Türkmenlerin zor bir süreçten geçtiğini söyledi. "Türkmenler Suriye'de varoluş mücadelesi veriyor" diyen Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü : "PYD Rakka'da, rejim Hama ve Humus'ta, Ruslar Bayırbucak'ta Türkmenleri yerinden etti ve şimdi de Halep'in kuzey kırsalında DAEŞ ile mücadelemiz devam ediyor. Günlük şehit veriyoruz."

- "İran Halep'in güneyinde savaşıyor"

İran'ın 65. tümeninin Halep'in güneyinde savaştığına ve şehri ablukaya almaya çalıştığına dikkati çeken Mustafa, oradaki direnişinin güçlü olduğunu, Türkmen birliklerinin de Halep'te mücadele verdiğini ve bu nedenle İran ve Rusya'nın ilerleyemediğini söyledi. Uluslararası topluma siyasi süreç konusunda rejime baskı yapması çağrısında bulunan Mustafa, insani durum ve ateşkes ihlallerine ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu : "Cenevre süreci başladıktan sonra tutukluların serbest bırakılması gerekirken 2440 kişi daha tutuklandı. Tutuklamalar, işkenceler, hala ateşkes ihlalleri devam ediyor. İnsani yardımlar hiçbir yere gönderilemiyor." Muhalefetin üzerine düşeni yaptığını, siyasi sürecinin sekteye uğramaması için görüşmeleri askıya almasına rağmen hala Cenevre'de olduğunu belirten Mustafa, "Bundan sonrası artık uluslararası toplumun sorumluluğundadır." diye konuştu.

- "Diğer gruplar Suriye muhalefetine alternatif olamaz"

Cenevre'deki rejim heyetinin, Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Müzakere Yüksek Komitesi (MYK) müzakerelere katılmazsa başka muhalif gruplarla görüşüleceği yönündeki açıklamasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Mustafa şunları kaydetti: "Görüşmeler başladığından beri burada Kahire Konferansının temsilcileri var, Hmeymim denilen muhalifler var. Astana ve Moskova var. Böyle bir muhalefet yok, bu rejimin yarattığı bir muhalefet. Resmi olarak MYK ile görüşülüyor. BM, diğerleri ile gayriresmi bir şekilde görüşüyor ve istişarelerde bulunuyor. Bu gruplar Suriye muhalefetine alternatif olamaz." (20.04.2016)


SURİYE'DE ATEŞKES'İN EN KANLI GÜNÜ

Suriye’de BM gözetimindeki kısmi ve geçici ateşkesin ilan edildiği 27 Şubat’tan bu yana en kanlı gün yaşandı. Esed rejiminin hava saldırılarında 61 sivil hayatını kaybetti. Rejime ait savaş uçaklarının, Şam'ın Doğu Guta ilçesindeki Bala beldesine saldırısında 9 kişi öldü. Öğle saatlerindeki hava saldırısında da İdlib ilinin Maret en-Numan ilçesindeki pazar yerinde 47; Kafr Nubul beldesinde 5 sivil yaşamını yitirdi.

BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2254 nolu kararı çerçevesinde yürürlüğe giren kısmi ve geçici ateşkes, ilk gününden bu yana rejim güçleri tarafından ihlâl ediliyor. Ancak son günlerde rejimin özellikle Halep'in güneyinde yoğunlaşan saldırıları, BMGK kararına rağmen sivillere yönelik rejim ablukasının sürmesi ve insani yardımların engellenmesi, ateşkesi oldukça kırılgan hale getirmişti. Muhalifler, rejimin bir süredir düzenlediği hava saldırılarının bugün doruk noktasına ulaşmasıyla sahadaki ateşkesin fiilen son bulduğuna dikkati çekiyor. (19.04.2016)


Başta Türkmen birlikler olmak üzere, ÖSO'ya bağlı muhalif gruplar Halep'in DEAŞ'ten temizlenmesi için tüm zorluklara rağmen sahada mücadele veriyor. Muhalifler Halep'in kuzeyinde DEAŞ ile mücadeleye devam ederken bir yandan da Halep'in diğer bölgelerinde Rus ve Şii milislerin desteklediği Rejim ile mücadele ediyor. Yerel kaynaklar, Rus hava kuvvetlerinin desteğiyle Rejim'in DEAŞ ile mücadele halinde olan muhalif birliklere karşı Halep’in kuzeyinde de taarruza başladığını bildiriyor.

Söz konusu taarruz, muhaliflerin önemli ikmal hatlarını tehdit ediyor. Muhalifler ile Rejim arasındaki çatışmaların şiddetlendiği Henderat cephesinde, Rus uçaklarının bombardımanı sonucu onlarca masum sivil Suriyeli'nin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Sahada sıcak gelişmeler yaşanırken son bir haftadır uluslararası ajansların geçtiği haberlere göre Rusya ve Rejim "büyük Halep operasyonu" için askeri hazırlık aşamasında.

Ana omurgasını Türkmen birliklerinin oluşturduğu Halep ve çevresinde konuşlu muhalifler ise her güçlüğe rağmen "Devrim'in kalbi" olarak nitelendirdikleri Halep'i savunacaklarını ifade ediyor. Halep'in kuzeyinde DEAŞ ile süren mücadele ise yoğun ve aralıksız çatışmalarla devam ediyor. Bölgede çoğu Türkmen olan sivillerin ise yeni bir göç dalgası ile karşı karşıya olduğu belirtiliyor. (18.04.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, uluslararası kamuoyunun, terör örgütü DAEŞ'e karşı verdikleri amansız mücadeleye duyarsız kaldığını söyledi. Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aralarında Türkmen grupların da bulunduğu muhaliflerin, DAEŞ'i Halep'in kuzeyinden uzaklaştırmak için büyük çaba sarf ettiğini belirtti. DAEŞ'e karşı üstünlük kurmaya çalıştıklarını ifade eden Mustafa, özellikle Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki bazı köyleri DAEŞ'in elinden aldıklarını vurguladı. Bu kapsamda Azez'e bağlı Çobanbey beldesine yönelik ciddi bir saldırı başlattıklarını anlatan Mustafa, şöyle devam etti: "Çobanbey, Suriye'deki dengeleri değiştirme açısından çok önemli. Cerablus ile Azez arasındaki hattın tam ortasında bulunuyor. Zaten bu bölgede 142 Türkmen köyü var. Dolayısıyla Çobanbey'i çok stratejik bir yer olarak görüyoruz. DAEŞ intihar saldırılarıyla bizi yıldırmaya çalışıyor ama başaramayacaklar. Uluslararası kamuoyu, terör örgütü DAEŞ'e karşı verdiğimiz amansız mücadeleye duyarsız kaldı. En son Çobanbey'i aldığımızda bunu net olarak gördük çünkü Çobanbey, Kobani kadar önemli bir yerleşim merkezidir."

Mustafa, DAEŞ'in yeniden ele geçirdiği Çobanbey'i tekrar kurtaracaklarını dile getirdi. Suriyeli Türkmenlerin yedi düvele karşı mücadele verdiğine işaret eden Mustafa, "Hiçbir zaman ümidimizi kaybetmedik. Türkiye'nin güneyini terör örgütlerinden temizlemeye kararlıyız" diye konuştu. (12.04.2016)

HEDEF IŞİD'İ BÖLGEDEN TEMİZLEMEK

Al Jazeera’ye konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Mumbuç’la ilgili hazırlık yapıldığını ancak, Türkiye’nin tutumunun değişmediğini söylüyor: “Mumbuç için askeri bir konsey kuruldu. ABD destekliyor bunu. Mumbuç için hazırlık yapıyorlar. Ama Türkiye’nin PYD’ye yönelik tutumunda bir değişiklik yok. Benim elimde görüşmelere dair bir bilgi yok, doğru mudur yalan mıdır bilmiyorum ama Türkiye’nin güneyden, Türkmen ve Arap birlikleri kuşatacak şekilde Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirecek bir koridor kurulmasına izin vereceğini sanmıyorum.” Mustafa, son günlerde ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun kuzeyde ÖSO’yu desteklediğini; kendilerinin de güneydeki güçleri kuzeye kaydırdığını söylüyor. Asıl hedefin IŞİD’i temizlemek olduğunu belirtiyor: “Son günlerde ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, Türkmen tugayları ve ÖSO’yı Çobanbey’de hava operasyonlarıyla desteklemeye başladı. Çobanbey’i birkaç güne kadar ele geçirmeyi, ardından da yine bu destekle Cerablus’a ilerlemeyi planlıyoruz. Şu an bütün önceliğimizi kuzeyde, Türkiye sınırında IŞİD’le mücadeleye verdik. Halep içinden ve güneyinden bazı birliklerimizi kuzeye, Çobanbey hattına çektik takviye olarak. Kuzey daha önem kazandı, şu an hedef IŞİD’i bölgeden temizlemek. Suriye’nin kuzeyinde YPG ve ÖSO birliklerinin çatıştığı alanlar var. ABD, bu alanlarda çatışmaların bitmesi çağrısı yapıyor. Kürt grupları, muhaliflerin bulunduğu alanlara ilerlememeleri ve IŞİD’le mücadeleye odaklanmaları konusunda uyarıyor." (07.04.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Halep ve çevresinde sürdürülen mücadeleye dikkat çekti. Suriye’deki savaşın da barışın da düğümünün Halep’te çözüleceğinin altını çizen Mustafa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Suriye Savaşı boyunca, savaşa müdahil olan tüm aktörlerin, başta DEAŞ ve PYD/YPG gibi terör örgütlerinin iştahını kabartan Halep, tarihi ile kimliği ile kadim bir Türk yurdudur. Yoğun mücadelemize rağmen büyük kayıplar vererek kaybettiğimiz Halep’in Türkmen yurtlarını imkanlarımız dahilinde birer birer DEAŞ esaretinden kurtarıyoruz. Bir yandan da Halep merkeze bağlı Türkmen mahallelerimizde PYD/YPG ile yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Adeta bir varoluş mücadelesi verdiğimiz böylesine kritik bir dönemde Halep’e ilişkin revize edilmiş plan ve projelerin söz konusu olduğunu görüyoruz. Lakin Türkmenin toprağında, kimliğinde gözü olan her kim varsa sonuna kadar karşısında bizi bulacağından şüphesi olmasın. Elimizden zorla alınan her karış toprağımızı geri alana; köylerimize geri dönene kadar direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz! Bu coğrafyanın asıl sahibi bizleriz. Ortadoğu’ya gerçek anlamda barış gelecekse bu barışın altında Türklerin imzası olacaktır. Tarih şayet tekerrür etmekte ısrar edecekse bu şekilde tekerrür edecektir. " (07.04.2016)

Suriye İnsan Hakları Ağı( SNHR) tarafından hazırlanan raporda, Suriye'deki kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki, çatışmaların sonlandırılması anlaşması uygulamaya konulduğundan bu yana, 382 kişinin rejim, 10'unun PYD, 13'ünün Rusya, diğerlerinin ise DAEŞ gibi farklı terör örgütlerinin düzenlediği saldırılarda öldüğü kaydedildi. Özellikle rejimin işlediği ihlallerin bitmediği vurgulanan açıklamada, çoğu şehir dışında savaşan ve güvenlik sebebiyle isimleri verilmeyen muhaliflerden kaç kişinin öldüğü bilgisine ulaşılamadığı ifade edildi. Rejim güçlerinden ya da DAEŞ'ten doğru ölü sayısı vermenin de imkansıza yakın olduğu belirtilen açıklamada, BM Güvenlik Konseyi ve ilgili uluslararası kurumlara yaşanan ihlallerin sorumluluğunu taşımaları çağrısı yapıldı. (02.04.2016)

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ'NDE SURİYE TÜRKMENLERİ KONFERANSI DÜZENLENDİ

Konya Selçuk Üniversitesi'nde Rektörlüğü'n katkıları ile üniversite öğrencileri tarafından "Gök Bayrak Kan Ağlıyor" başlıklı konferans düzenlendi. Üniversite öğrencileri ve akademisyenlerin yoğun bir katılım gösterdiği Konferansta Suriye Türkmenleri'nin tarihi, siyasi ve kültürü anlatıldı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Tarihçi Ali Bademci ve Suriyeli Türkmen halk sanatçıları Adil Şan ve Ali Molla Musa'nın konuşmacı olarak katıldığı konferans sonrasında Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa; Genel Sekreter Emin Bozoğlan ve Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet Türkhan Selçuk Üniversitesi'nde okuyan Suriye Türkmeni öğrencilerle bir araya geldi. (02.04.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Yeniçağ Gazetesi'ne verdiği roportajda terör örgütü PYD’nin kantonları birleştirmek için harekete geçtiğini söyledi. Mustafa, “Sözde federasyon ilan eden PYD şimdi de Afrin ve Ayn el-Arap kantonlarını birleştirerek toprak bütünlüğünü tamamlamaya çalışıyor” dedi. Bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin Halep’te Türkmen köyüne sızmaya çalıştığını belirten Mustafa, çatışmalar sırasında 2 Türkmen askerin şehit olduğunu ifade etti. Mustafa, şöyle dedi: “Suriye Muntasır Türkmen Birliği anında karşılık verdi. Çatışmalar sonucu 2 şehit ve 4 yaralımız var. Halep’in kırsalında ise Sultan Murat Tugayı ile IŞİD’e karşı mücadele ediliyor. İki Türkmen köyü IŞİD’den kurtarıldı. Halep’te hem PYD hem IŞİD’e karşı çatışmalar devam ediyor. Bilindiği üzere daha önce terör örgütü PYD sözde federasyon ilan etmişti.” Cerablus ve Afrin kantonları arasında kalan bölgenin PYD için büyük öneme sahip olduğunu dile getiren Mustafa sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü sözde federasyon ilan ettiği bölgede toprak bütünlüğü yok. Kantonları arasında kopukluk var. Şu anda bunun için uğraşıyorlar. Münbiç, Cerablus’un 30 kilometre güneyinde kalıyor. Münbiç aynı zamanda Tişrin barajına da yakın bir yerde. Kısacası stratejik öneme sahip. PYD, ‘IŞİD ile mücadele ediyorum’ diye uluslararası koalisyonun desteğini arkasına almış durumda ama aslında başka amaçları var.” Halep’in terör örgütü PYD’nin eline geçmesi durumunda artık Suriye’de Türkmen varlığından söz edilemeyeceğine dikkat çeken Mustafa, “Zaten Bayır-Bucak’ta Türkmen kalmamış durumda. Irak’taki Türkmen durumu ortada. Bugün Hama ve Humus’ta da Türkmen varlığı kalmadı” diye konuştu. Abdurrahman Mustafa, Türkmenler olarak varoluş mücadelesi vermeye ve topraklarını savunmaya devam edeceklerini vurguladı, “Türkiye’nin güney sınırında kendisine düşman olan bir örgütün yapılanmasına izin vermeyeceğini düşünüyorum” dedi. (01.04.2016)

Türkmen birliklerimizden Muntasır Billah Tugayı'nın iki yiğit mücahidi Ahmet ve Yusuf, Halep Şeyh Maksut cephesinde, PYD ile yaşanan çatışmada şehit düşmüştür. Mekanları cennet, ruhları şad olsun... Suriye Türkmeni'nin "onur ve özgürlük mücadelesi" için, Hak yolunda şehit düşen tüm yiğitlerimize selam olsun...

Suriye Türkmen Meclisi (30.03.2016)

Cenevre görüşmelerinin akabinde Yeni Akit’e değerlendirmelerde bulunan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Ateşkes’in ardından değişen bir şey olmadı. Hatta bizim bölgemizde ateşkes hiç başlamadı. Esed güçleri, DAEŞ ve PYD hız kesmeden saldırmaya devam ediyor. Ama Halep ve Bayır-Bucak Türkmen yurdudur, kimse bizden mücadelemizden vazgeçmemizi beklemesin. Geçtiğimiz gün Cenevre görüşmelerine katıldım. Müzakereler devam ediyor ama kimsenin asıl problemi çözmek gibi bir derdi yok. Görüşmelerde çözülmesi elzem olmayan konular üzerinde çalışılıyor. Hayati önem taşıyan, Suriye’de Esed’siz bir siyasi geçiş için bir gayret yok. Bu iş sürece yayıldıkça insanlar ölmeye devam ediyor. En önemli mesele görmezden geliniyor” diye konuştu. (28.03.2016)

Suriye'de uygulanan kısmi ve geçici ateşkesin ilk ayında rejim muhaliflere yönelik saldırılarını sürdürürken, Rus bombardımanı büyük oranda durdu. Yerleşim yerlerinin daha az hedef alınması sebebiyle sivil kayıplar nispeten azalsa da rejim, abluka altında yaşayan sivillere yardım ulaştırılmasında zorluk çıkardı. Suriye'deki kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşması yürürlüğe gireli bir ay oldu. Ancak, ateşkesin başladığı 27 Şubat gece yarısından itibaren Esed rejim güçleri, Lazkiye kırsalındaki Türkmendağı, Halep'in batısı, İdlib'in güneyi, Şam'ın doğusundaki Guta kırsalı, Dera'nın merkezi ile batı kırsalını ve Humus'u vurarak anlaşmayı ihlal etti. Rejim güçleri, 29 Şubat'ta Şam'ın güneydoğu kapısı niteliğindeki konumuyla stratejik öneme sahip Merc beldesini muhaliflerden aldı. Rus savaş uçaklarının desteğindeki rejim güçleri, DAEŞ kontrolündeki Humus'un Tedmur (Palmira) ilçesinin tarihi kent merkezine 1 kilometre mesafeye kadar ilerledi. Çatışmalar, tarihi kent etrafında devam ediyor.

Türkmen birliklerin çoğunlukta olduğu muhalifler, geçen iki hafta içinde Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması planlanan Azez-Cerablus hattında Düdyan, Karaköprü, Harcele, Beregide, Kızıl, Yeni Yaban, Beğdin, Delha ve Halfetli köylerini DAEŞ'ten geri aldı.

Bir ayda 288 sivil hayatını kaybetti

Suriye İnsan Hakları Ağı da (SNHR) anlaşmanın 1 ayda yaklaşık 900 kere ihlal edildiğini ve 288 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi. Bu kişilerden 90'ı DAEŞ'in kontrolündeki bölgelerde yaşayan siviller oldu. Sivil kayıp sayısı nispeten azalsa da ateşkesin bir diğer boyutu olan kuşatma altındaki bölgelere yardımların ulaştırılması ise sekteye uğradı. 27 Şubat'tan bu yana Birleşmiş Milletler (BM) gözetimindeki insani yardımlar sadece Şam'ın Muaddamiye, Zebadani ve Doğu Guta ilçeleri, Madaya beldesi, İdlib'in Fua ve Kafraya beldeleri ve Humus'a ulaştırıldı. Şam'ın Dareyya ilçesi, Yermük kampı, Cayrud, Ruhaybah, Kanakir, Tadamun, Hacer el-Esved beldeleri ise hala yardımların ulaşmadığı abluka bölgeleri arasında yer alıyor.

İnsani yardımlar eksik gönderiliyor

Yerel kaynaklar ayrıca ulaşan yardımların da eksik olduğuna işaret ediyor. Tırların üzerinde yazan yardım içeriğiyle, tırlardan çıkan malzemelerin örtüşmediğini söyleyen kaynaklar, kronik hastaların ihtiyaç duyduğu tıbbi malzemelerin ise gönderilmediğini vurguluyor. Şam'daki kaynaklar, Madaya ve Zebadani'ye girecek tırların kontrolü sırasında besin değeri yüksek bazı maddelerin rejim güçlerince çalındığını, yerine başka malzemeler konduğunu söylüyor.

Ölümcül "salgın hastalıklar" baş gösterdi

Şam'ın kuzeybatısındaki Madaya beldesinde ise "Kuvaşiorkor" isimli protein eksikliğine bağlı hastalık baş göstermiş durumda. Beldede yaklaşık 50 çocuğun bu hastalıkla mücadele ettiği, bir çocuğun da geçen hafta hayatını kaybettiği bildiriliyor. Beldede halihazırda 392 ağır hasta çıkarılmayı bekliyor. BM, 18 Ocak'ta beldede 400 ağır hasta bulunduğuna dikkati çekmiş, 12 Şubat ve 29 Şubat'ta aralarında çocuk olmayan dörder hasta beldeden çıkarılmıştı. (27.03.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, sosyal medya hesaplarından Cenevre görüşemleri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi olarak, Yeni Suriye’nin inşasına giden yolun ilk somut adımı olarak nitelendirilen ve 14-24 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen Cenevre Görüşmeleri’nde aktif düzeyde katılım sağladıklarını dile getirdi. Ayrıca, tüm görüşmelere Suriye Türkmenleri’nin Yeni Suriye inşasındaki talep ve beklentilerini; ilkelerini birinci ağızdan ve net bir şekilde dile getirildiğinin altını çizdi. Açıklamasında Suriye Rejimi'nin "gayri samimi tutumlarının ve uluslararası güçlerin görüşmeleri domine etme çabalarının bir kez daha açıkça gözler önüne serildiğine değinen Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi'nin hangi şartlar altında olursa olsun bu süreçte Suriye Türkmenlerinin haklarını sonuna kadar koruyacağını ifade etti. (25.03.2016)


REJİM TÜRKMENDAĞI'NA SALDIRMAYA DEVAM EDİYOR

Ateşkes ve Cenevre Süreci devam ederken, Rejim Türkmendağı'na amansızca saldırmaya devam ediyor. Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre Esed güçlerinin Sallur ve Yamadi yerleşim bölgelerine yönelik yoğun havan ve tank atışlarına karşılık bölgede konuşlu Türkmen Birliği 2.Sahil Tümeni direnmeye ve mücadeleye devam ediyor. Eş zamanlı olarak yine Rejim'in Kelez ve Karaman bölgelerinde, karadan yaptığı sızma girişimi de 2. Sahil Tümeni olarak engellendi. (24.03.2016)

Suriye Türkmen Meclisi çatısı altında faaliyet gösteren, Suriye Türkmen Gençlik Kolları, 20 Mart 20016 tarihinde STM Gaziantep Ofisi'nde Eyüp Ahmet Ağa başkanlığında ilk toplantısını düzenledi.

STM üyeleri ile askeri temsilcilerin de katıldığı toplantıda, Suriye Türkmen Gençlik Kolları'nın yol haritası belirlendi. Suriye Türkmen Davası için bir araya gelen Türkmen gençler, önümüzdeki süreçte yapılacak çalışmaları istişare ederek Türkmen Davası adına önemli bir adım atmış oldular.

Yolları açık olsun... (20.03.2016)

İsviçre’nin Cenevre kentinde Suriye’nin geleceği ile ilgili görüşmelerini sürdüren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin (YPG) geçtiğimiz günlerde ilan ettiği federasyon kararını Vahdet’e değerlendirdi. Abdurrahman Mustafa, “PYD Kuzey Suriye’de federal bir yapı ilan etti fakat zaten kendisi bir terör örgütüdür Suriye’de yaşanan kaosu lehine çevirmeye çalışıyor. İlk önce kantonlar kurmuştu, sonra demografik yapıyı değiştirdi şimdi de federal bir yapı ilan ettiler. Ama buna herkes karşıdır. Suriye muhalefetini oluşturan tüm gruplar buna karşıdır. Tek taraflı dayatma ile olmaz. Buna Suriye halkı karar verir ortak fikrinde herkes birleşmiş durumda” dedi. (20.03.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "PYD'nin, Suriye muhalefetinin tamamının katıldığı Cenevre barış görüşmelerinin yapıldığı bir dönemde federasyon kurma çabaları zamanlama olarak çok manidar" dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "PYD'nin, Suriye muhalefetinin tamamının katıldığı Cenevre barış görüşmelerinin yapıldığı bir dönemde federasyon kurma çabaları zamanlama olarak çok manidar" dedi. Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, terör örgütü PYD'nin, Suriye'de devam eden kaostan yararlanarak önce kantonlar oluşturduğunu, şimdi ise federal bir yapı kurmak istediğini belirtti. Yaklaşık 22 milyon insanın yaşadığı bir ülkede bir terör örgütünün kendi adına karar verme yetkisi olmadığını dile getiren Mustafa, şöyle konuştu:

"Federal yapı tek taraflı ilan edilemez, buna Suriye halkının tamamının karar vermesi gerekiyor. Suriye bölünecekse buna halk karar verebilir. PYD'nin bölücü terör hareketleri devam ediyor. PYD'nin, Suriye muhalefetinin tamamının katıldığı Cenevre barış görüşmelerinin yapıldığı bir dönemde federasyon kurma çabaları zamanlama olarak çok manidar. PYD birilerinin piyonudur ve onların emirlerini yerine getiriyor. Böyle bir federasyonun uygulanması da yaşaması da mümkün değildir. PYD federasyon ilan ederse DAEŞ'ten bir farkı kalmaz. Şayet Esed gider veya bir çözüm bulunursa yeni parlamento ve yeni anayasayla halk kendi geleceğini kendi belirler."

Türkmenler olarak her zaman Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduklarının altını çizen Mustafa, "İlla bir bölünme olacaksa ve halk da buna onay verirse o zaman Türkmenler kendi statüsünü belirler" diye konuştu. (18.03.2016)

Suriye Türkmenleri olarak, ecdadımızın 101 yıl önce bilfiil vatan müdafaasına katıldığı, şahadet şerbetini içtiği şanlı Çanakkale Zaferi’ni ve Anafartalar’da, Seddülbahir’de, Arıburnu’nda, Gelibolu’da gözünü kırpmadan şehit düşen yüz binlerce vatan evladını sonsuz bir saygı ve hürmetle anıyoruz. Bizler Halep’ten, Bayır-Bucak’tan, Hama’dan, Humus’tan, Rakka’dan, Dera’dan, Golan’dan Çanakkale’ye, cepheye giden 10 bin vatan evladının torunları olarak bugün, ecdadımızın izinde “onur ve özgürlük mücadelesi” vermekteyiz. Allah’ın izni ve şehitlerimizden miras kalan milli ruh ile Suriye Türkmenleri olarak bizler de vatan topraklarımızı sonuna kadar müdafaa edeceğiz.

Çanakkale şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun…

Onuru ve özgürlüğü uğruna Hak yoluna canını feda eden tüm şehitlerimize selam olsun…

Sonsuz rahmet ve minnet ile...

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ

(18.03.2016)

Rusya'nın Suriye'deki askeri personelini geri çekmesinin sebepleri dünya kamuoyunda tartışılıyor. Gelişmenin yankıları sürerken bu adıma muhaliflerden de olumlu değerlendirmeler geldi. Suriye muhalefeti, İran ve BM, Rusya'nın bu beklenmedik adımını olumlu karşıladı. Suriye’deki iç karışıklık, terör örgütlerinin ülkeyi mesken tutması ve siyasi boşluk Rusya’nın ülke üzerindeki hâkimiyetinin artmasına neden olmuştu. Rusya'nın ülkeden askeri gücünün büyük bir kısmını çekecek olması ülke içerisinde zayıflayan Esed rejimini de ciddi şekilde etkileyecek gibi görünüyor. Rusya’nın askeri gücünün büyük bir kısmını Suriye topraklarından çekecek olmasının kendileri için olumlu bir gelişme olduğunu belirten Abdurrahman Mustafa, “Rusya’nın askerlerini ve uçaklarını çekmesi Türkmenler için önemlidir. 30 Eylül’de başlayan saldırılarla katliamlar yaptı, bizi yerimizden etti. Rusya, sahadan tam olarak askerlerini çektiğini söylemiyor, terörle mücadelelerinin süreceğini söylüyor. Tüm bu gelişmeler biz Türkmenler için olumludur” dedi. Peki, Rusya'nın Suriye'den tamamen çekildiği anlamına mı geliyor, yoksa geçici bir durum mu? Rusya, Suriye üzerinde gelecekte nasıl bir yol izleyecek? Cenevre’de süren ‘Suriye’ görüşmeleri ne durumda? Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa tüm bu soruları AjansHaber’e yanıtladı: Abdurrahman Mustafa, Rusya’nın Suriye’ye geldiği günden bu yana Türkmen bölgelerini bombaladığını hala da bombalamaya devam ettiğini belirtirken Rusya’nın aldığı bu kararın kendileri için olumlu olduğunu söyledi.

“RUSYA’NIN ASKERLERİNİ ÇEKMESİ TÜRKMENLER İÇİN OLUMLU”

Rusya’nın askerlerini ve uçaklarını çekmesi Türkmenler için önemlidir. 30 Eylül’de başlayan saldırılarla katliamlar yaptı, bizi yerimizden etti. Rusya, sahadan tam olarak askerlerini çektiğini söylemiyor, terörle mücadelelerinin süreceğini söylüyor. Tüm bu gelişmeler biz Türkmenler için olumludur. “RUSYA’NIN KARARI DAHA ÇOK MUHALEFETE YARAYACAKTIR” Suriye’nin bu kararı Cenevre görüşmelerine de yansıyacaktır. Alınan bu karar muhalefete daha fazla moral sağlayacaktır. Siyasi çözüm için de önemli olacaktır. Alınan bu karar, Esed rejiminden çok rejime karşı olan muhalefet için daha önemli ve daha olumludur. Rusya’nın aldığı bu kararın Cenevre görüşmelerinin ilk gününe denk gelmesi de görüşmeler için olumlu oldu.

“RUSYA TAKTİKSEL DAVRANIYOR OLABİLİR”

Rusya askerlerini çekme kararını aldıktan sonra dahi Türkmen bölgelerini bombaladı, hala da bombalamaya devam ediyor. Rusya yaptığı açıklamada tamamen bir çekilme olmadığını terör örgütlerine karşı operasyonlarının süreceğini söylese de ilk günden bu yana Türkmen bölgelerini ve Türkmenleri bombalamaktadır. Rusya’nın bu kararının altından başka nedenler çıkabilir. Benim şüphelerim var, taktiksel bir durum gibi görünüyor.

“RUSLARIN ÇEKİLMESİ ESED’İN GÜCÜNÜ AZALTACAKTIR”

Rusya’nın Suriye’den çekilecek olmasından belki de olumsuz olarak en çok etkilenecek olan Esed rejimidir. Çünkü Esed rejimi Suriye üzerindeki hâkimiyetini kaybedip, bitmek üzereyken Ruslar kurtarmak için gelip elini güçlendirdi. Terör örgütlerinin Rus güçlerinin çekilmesinin ardından ülkedeki ağırlığını arttırabileceği ihtimalini de değerlendiren Abdurrahman Mustafa, “Rusya, Suriye’de bir kısım askerini bırakıp terör örgütlerine karşı mücadelede kullanabilir” dedi.

“CENEVRE GÖRÜŞMELERİ BİR ÖNCEKİNE GÖRE DAHA CİDDİ İLERLİYOR”

Cenevre’deki görüşmeler henüz dün başladı. Bir önceki Cenevre görüşmelerinden daha ciddi görünüyor dün başlayan görüşmeler. Suriye’de bir çözüm olması için bir çaba sarf ediliyor. Çözümün şekli nasıl olacak bu ilerleyen günlerde müzakere sürecinde belirlenecektir. Suriye’deki çözüm kimin lehine olacak bunlar belli olacak. Geçici hükümet ortak tavır ancak biz en başından beri Türkmenler olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruması için çaba sarf ediyor ve bu yönde tavrımızı belirliyoruz. Önümüzdeki 2-3 gün içerisinde yapılacak müzakere turları görüşmelerin de geleceğine ışık tutacaktır. (16.03.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya'nın Suriye'deki güçlerini azaltma kararını AA muhabirine değerlendirdi. Kararın Türkmenler açısından sevindirici olduğuna dikkati çeken Mustafa, şunları söyledi: "Rusya, Türkmen Dağı'nda, Azez'in etrafında, Humus ve Hamas kırsalında Türkmenleri hedef alıyordu. Esed'in Türkmenlere karşı yapamadığını Rusya yapıyordu. Köylerimizden, yerimizden, yurdumuzdan bizi söküp attılar ve demografik yapıyı değiştirdiler. Bu kararı olumlu karşılıyoruz, Türkmenler açısından sevindirici çünkü böylece Türkmenleri hedef alan mekanizmalar biraz daha azalmış olacak." Mustafa, Rusya'nın bu kararının siyasi açıdan ise iyi değerlendirilmesine işaret ederek, "Rusya'nın bir takım istekleri var ve istediğini de almış gibi geliyor. Bunun Suriye halkının çıkarına olan bir anlaşma olduğunu sanmıyorum. Çok da sevindirici yanı yok. 'Esed'i size teslim ettim, ben gidiyorum' anlamına gelmiyor" diye konuştu. "Rusya'ya tavizler verilmiş olabilir" Rusya'ya uluslararası çıkarları konusunda bir takım tavizler verilmiş olabileceğini ifade eden Mustafa, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ukrayna konusunda Rusya'ya taviz verilmiş olabilir. Bu kararın ayrıca ekonomik boyutu var: Petrol fiyatlarının düşmesi, Katar ve Arabistan ile görüşmeler, İran faktörü ve Kırım meselesi de var. Rusya kendi çıkarlarının bir kısmı üzerinde anlaşmış gibi gözüküyor. Suriye'de hasat zamanı, uluslararası güçlerin ektiklerini biçme zamanı ve şu anda da belki de bu gerçekleşiyor." (16.03.2016)

DEVRİMİN 5. YILI BİTERKEN SURİYE TÜRKMENLERİ

15 Mart 2011 tarihinde Suriye’nin Dera kentinde başlayan olaylar aradan geçen 5 yıl içerisinde iç savaş boyutunu aşarak “küresel çatışmalar bileşkesi” haline dönüştü. “Sahibini arayan günahların her geçen gün katlanarak arttığı Suriye’de, insanlık tarihinin en acımasız savaşlarından biri yaşanıyor”. Suriye, maddi ve manevi olarak tahrip edilmiş durumda. Bu tahribatın en büyük sorumlusu olan Rejim, Rejim müttefikleri ve küresel güç odaklarının şer ittifakı ile yüzbinlerce Suriyeli öldürüldü; yüzbinlercesi onarılmaz yaralar aldı; 10 milyona yakın Suriye vatandaşı doğduğu ve yaşadığı toprakları terk etmek zorunda bırakıldı. Suriye iç savaşının en büyük mağdur toplumu ise şüphesiz ki Suriye Türkmenleridir. Özellikle, stratejik konumları nedeniyle küresel emperyalizmin iştahını kabartan Bayır-Bucak ve Halep bölgeleri başta olmak üzere Rakka’da, Hama’da, Humus’ta Suriye’nin her köşesinde yaşayan Türkmenler, köylerini terk etmeye zorlandı, abluka altına alındı, açlığa mahkum edildi, işkencelere maruz kaldı, tutuklandı, kaçırıldı, öldürüldü...

Son 1 yıl içerisinde Suriye Savaşı'nda yaşanan zemin kaymaları, mevcut yapıların geçirdikleri dönüşümler, uluslararası sistemin Suriye politikasında “makas değiştirerek” Esed Rejimi lehine tavır alması ve özellikle 30 Eylül 2015 tarihinde Rusya’nın savaşa askeri olarak müdahil olması zaten savaşın en mağdur toplumu olan biz Suriye Türkmenleri’nin acılarını ve gelecek endişelerini arttırdı.

2011'den bu yana Rejim ve müttefikleri, DEAŞ, PYD/YPG ve son kertede de Rusya tarafından varlığımız ve geleceğimiz mütemadiyen hedef alındı. Zaten kısıtlı imkanlara sahip olan Suriye Türkmenlerinin manevra alanı bilinçli bir şekilde daraltıldı. Binlerce yıllık geçmişimiz, geleceğimiz bölgesel ve küresel projelerin menziline alındı. Bugün Suriye’de, kah bir olayın veya bir projenin sonucu; kah yeni gelişen bir senaryonun sebepleri olarak karşımıza çıkan açık ve net gerçekler vardır. Bu gerçekleri görmeyenler maalesef, Suriye’de yıllardır baskı altında olan, özgürlüğü ve onuru elinden alınan halkın başlattığı “devrimin” Suriye’yi bir savaş laboratuvarına dönüştürme ve güç odaklarının “oyun alanı” haline dönüşmesini engelleyememişlerdir.

Lakin malum odaklarının hesaba katmadıkları bir şey var. Suriye Türkmenleri olarak adına “ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ" dediğimiz davamızı sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki bu toprakların kadim sahiplerinden biri olan Suriye Türkmenleri bu “hükmü şahsiyet” davasında, bedeli ne olursa olsun muzaffer olacaktır. Biliyor ve inanıyoruz ki “mülk sadece Yüce Allah’ındır” ve bu topraklar bize Yüce Allah’ın emanetidir. Suriye Türkmenleri olarak bize emanet edilen bu toprakları binlerce yıldır vatan bildik. Tarih boyunca emanetimizi elimizden almak isteyenler oldu ama biz hep direndik! Yine, yeniden küresel güç mücadelesinin merkezindeyiz. Topraklarımıza, vatanımıza yönelik tüm senaryoların farkındayız. Bizim tek derdimiz yıllardır yasaklanan dilimizi; yok sayılan milli kültürümüzü; zorla değiştirilen isimlerimizi; söyleyemediğimiz türkülerimizi; neredeyse bir asırdır “sakıncalı” sayılan; tehdit olarak algılanan milli şuurumuzu geri almak ve ilelebet muhafaza etmektir.

Bizim malum unsurlar gibi vatan bildiğimiz toprakları bölüp parçalamak; dahası bölüp parçalamak isteyenlere “vekalet etmek” yapmak hiçbir zaman gündemimizde olmadı. Hiçbir kirli ittifakın parçası olmadık, asla da olmayacağız! Biz Suriye Türkmenleri olarak sadece elimizden alınan “onur ve özgürlüğümüzün” peşindeyiz. Tek gayemiz, oluşacak “Yeni Suriye”de hakkımız olanı almak; yani anayasanın garantörlüğünde asli unsur sayılmak, dilimizi, dinimizi, inancımızı, örfümüzü, adetimizi yaşatabilmek ve tüm Suriye halkı ile “barış içinde bir arada” adil bir düzen ve demokratik bir düzlemde yaşamak.

Allah şahidimizdir ki bizim kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok. Amma ve lakin toprağımızda gözü olanlara da meydanı boş bırakacak değiliz. İşte Suriye Türkmenleri olarak verdiğimiz mücadele, ardından gittiğimiz dava budur! Allah’ın izni ile tarihin her döneminde bozulmaz, karşı konulmaz zannedilen küresel oyunlara karşı direnen ecdadımız gibi bizler de Suriye Türkmenleri olarak varlığımıza kasteden tüm oyunları bozacağız.

Suriye Türkmen Davası uğruna, Hak yolunda şehit olan tüm yiğitlerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyor Türkmenin onur ve özgürlük mücadelesini elimizden alınan her karış toprağı geri Alana, köylerimize geri dönene kadar sürdüreceğimize söz veriyoruz. Yüce Allah bu haklı davamızda yar ve yardımcımız olsun...

Suriye Türkmen Meclisi

(15.03.2016)


SURİYE'de PANDORA'NIN KUTUSU AÇILIYOR

Suriye'de uluslararası anlamda çok kritik gelişmeler yaşanıyor. Rusya'nın son derece "manidar" bir zamanlama ile taktiksel olarak Suriye'den çekileceğini açıkladığı, federalizm tartışmalarının, haritaların açıkça dillendirilmeye başlandığı süreçte Suriye Devrimi yeni bir aşamaya geçiyor. Suriye Türkmenleri, "Pandora'nın Kutusu"nun açılacağı bu yeni süreçte, en başından beri savunduğu haklarını savunmak için Cenevre'de Suriye Türkmen Meclisi başkanı Abdurrahman Mustafa tarafından temsil ediliyor. 5 yılda binlerce şehit veren, köyleri yerle bir edilen, bin yıllık yurtlarından tehcir edilen Türkmenler için varoluş savaşı hem sahada hem de siyasi arenada devam ediyor. Cenevre'ye hareketinden önce konuya ilişkin kısa ve net bir açıklama yapan Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmenleri olarak masaya bütün denklemleri düşünerek oturduklarını ifade etti. Abdurrahman Mustafa Cenevre’de Türkmenlerin haklarını sonuna kadar koruyacaklarının altını çizdi. (15.03.2016)


Suriye'de 15 Mart 2011'de ülkenin güneyinde bulunan Dera ilinde rejim karşıtı gösterilerle başlayan iç savaş, 6'ncı yılına giriyor. 235 binden fazlası sivil olmak üzere, toplam 361 bin kişi iç savaşın kurbanı oldu. Birleşmiş Milletler, uzun süre önce çatışmalar nedeniyle güvenilir bilgi elde edilemediği için iç savaşın kayıp bilançosunu tutmayı bırakmıştı.

AA muhabirlerinin Suriye'deki yerel dokümantasyon merkezlerinden aldığı verilere göre, 5'inci yılını dolduran iç savaşta 235 bin 140 sivil hayatını kaybetti. Halep'te 71 bin, Şam'da 67 bin, İdlib'te 36 bin, Dera'da 28 bin, Lazkiye'de 16 bin, Deyrizor'da 8 bin 700, Hama'da 4 bin 900, Rakka'da 3 bin 200 ve Tartus'ta 340 sivil hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, 180 bin kişi halihazırda rejim güçlerince keyfi ve hukuksuz yöntemlerle tutuklanmış durumda En çok sivil Esed rejimince öldürüldü

Suriye İnsan Hakları Ağı'nın (SNHR) muhaliflerin kontrolündeki bölgelerden edinebildiği bilgilerle hazırladığı rapora göre, ölen sivil sayısı 194 bin 208. Çocuk kurbanların sayısı 20 binden fazla Çocuk ölümlerine de yer verilen SNHR raporunda 19 bin 594 çocuğun Esed rejiminin saldırılarında, 443 çocuğun Rus saldırılarında öldüğü kaydedildi. PYD’ye bağlı güçlerin saldırılarında 61, DAEŞ saldırılarında 307, Nusra Cephesi tarafından da 47 çocuk öldürüldü. Koalisyon güçlerinin hava saldırıları 97 çocuğun ölümüne sebep olurken, 406 çocuk da bilinmeyen gruplarca katledildi. Varil bombalarında yaklaşık 36 bin kişi öldü Esed rejiminin varil bombalı saldırılarında 14 bin 652 sivil hayatını kaybetti. Bunlardan 2 bin 896'sı çocuk ve 2 bin 672'si kadınlardan oluşuyor. SNHR'ye göre en az 4 bin 57 okul ve 2 bin 146 cami saldırılarda zarar gördü. Abluka altında yaşayan siviller SNHR, muhaliflerin kontrolünde olan ve rejim güçlerince ablukaya alınan bölgelerde yaşayan 901 kişinin öldürüldüğünü belirtti. Buna göre, 294 çocuk ve 189 kadın abluka altında tutulan bölgelerde hayatını kaybetti. (15.03.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cenevre görüşmeleri öncesi her türlü ihtimali göz önüne alarak çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Türkmenler olarak masaya bütün planları düşünerek oturduklarını kaydeden Mustafa, “Irak’taki Türkmen kardeşlerimizin durumunu görüyoruz, acılarını paylaşıyor ve hissediyoruz. Federatif bir yapının Irak’ı ne hale getirdiği ortada. Burada da federatif yapı dayatılırsa Türkmenleri kim koruyacak? O zaman Türkiye’nin garantörlüğü kaçınılmaz olur. Zaten hangi grup yalnız başına hareket ediyor?” dedi. Cenevre’de Türkmenlerin haklarını sonuna kadar koruyacaklarını belirten Mustafa şunları belirtti: “Türkmenlerin konumu ne olacak? Federatif bir yapıda Türkmenler darmadağın olur. Kerkük’ün durumu, Tuzhurmatu’nun durumu ortada. Diğer bölgelerin durumu ortada. Eğer Suriye bölünecekse, toprak bütünlüğünden bahsedemeyeceksek biz de kendi planımızı düşünürüz. Bölünmüş bir Suriye’nin içindeki konumumuz ne olacak sorusuna cevap ararız. Yalnız başımıza bir şey yapamayız burada. Suriye’de Kürt koridoru örneğin, uluslar arası projedir. Suriye’de Türkmenler yerinden olur, katliama da uğrar. Kaldı ki oradaki hiçbir grup kendi başına bir şey yapmıyor. Suriye’nin federatif bir yapıya gitmesi durumunda Türkmenlerin de bir garantörü olmalı.” (13.03.2016)

27 Şubat gecesi ilan edilen "ateşkes"e rağmen Rejim'in Türkmendağı'na olan saldırıları devam ediyor.

Bölgedeki Türkmen Birliği "II. Sahil Tümeni" tarafından bu sabah yapılan açıklamada Rejim'in 2 gündür Kelez bölgesinde aralıksız ve ağır bir bombardıman yaptığı; Türkmen birliklerinin ise saldırılara karşı yoğun bir savunma içinde olduğu belirtildi. Ateşkesin Türkmen bölgelerinde 1 saat bile uygulanmadığına ve her gün farklı bir Türkmen bölgesinin Rejim tarafından saldırıya uğradığına vurgu yapılan açıklamada ayrıca saldırılar sonucunda 1 Türkmen mücahidin şehit olduğu, 3'nün ise yaralandığı ifade edildi.

Konuyla ilgili görüşlerini belirtilen bölgedeki Türkmen birlikleri, her zorluğa rağmen ise "onur ve özgürlük mücadelesi"nden asla vazgeçmeyeceklerini ifade ediyor.

(12.03.2016)


Suriye Türmen Davası'na büyük katkıları bulunan, gönüllü çalışmaları ile Suriye Türkmenlerinin "onur ve özgürlük mücadelesi"ne desteğini esirgemeyen Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi sayın Cemil Doğaç İpek'ten önemli bir yazı. (10.03.2016)

Yazının tam metnine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.orsam.org.tr/…/Yazil…/Dosyalar/201639_41TUR-6.pdf



Çocukları koruma örgütü Save The Children yetkilileri, Salı günü New York'ta açıkladıkları raporda Suriye'deki çocukların durumuna dikkat çekti. Abluka altındaki bölgelerde yaşam koşullarının zorlaştığına işaret eden örgüt yetkilileri, bundan da en çok çocukların etkilendiğini vurguladı. Raporda, abluka altındaki bölgelerde açlık çeken çocukların aynı zamanda tıbbi olanaklara erişemediği ve kalıcı psikolojik sorunlarla da karşı karşıya olduğu kaydedildi. Örgütün Suriye'den sorumlu direktörü Sonia Khush, "Çocuklar bir tür savaş kültürü içinde büyüyor ve bunun çocuklar üzerindeki uzun vadeli etkilerini tahmin etmek güç" diye konuştu.

"EKMEK BİLE BULAMIYORLAR"

Hava saldırılarının büyük korku yarattığı vurgulanan raporda, açlıktan ölen çocukların olduğu, bazı ebeveynlerin de çocuklarını pişirdikleri yaprak ya da hayvan yemleri ile besledikleri ifade edildi. Abluka altındaki bir bölgenin yakınlarında yaşayan ve ismini açıklamak istemeyen bir örgüt çalışanı da insanların ekmek bile bulamadığını belirterek "Suriyeliler için ekmek hayatın çok önemli bir boyutu. Suriyeliler normalde her şeyle ekmek yer" diye konuştu. Suriyelilerin bu nedenle hayatta kalmak için yeni yöntemler bulduğunu belirten örgüt çalışanı, çimenden çorba pişirdiklerini ya da bombalanmış binalardan topladıkları tahta mobilya parçalarını da ısınmak ve yemek pişirmek için kullandıklarını ifade etti.

ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

Raporda ablukanın kaldırılması çağrısında bulunan Save The Children, uluslararası toplumdan da bu bölgelere insani yardımları bir an önce ulaştırmalarını talep etti. (09.03.2016)


Suriye İnsan Hakları Ağı'ndan (SNHR) yapılan yazılı açıklamada, Suriye'deki kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki, çatışmaların sonlandırılması anlaşmasının 10. günü olan 7 Mart tarihinde 27 ihlalin gerçekleştiği, anlaşmanın 10 gün içinde 339 ihlal edildiği bildirildi. Söz konusu ihlallerden 12'sinin hükümet güçlerince düzenlenen saldırılar, 15'inin ise hükümet ile YPG güçlerince yapılan gözaltı ve alıkoymalar şeklinde gerçekleştiği kaydedilen raporda söz konusu saldırıların Şam, Şam kırsalı, Hama, Humus ve Lazikiye'de, gözaltı ve alıkoymaların ise Şam, Şam kırsalı, Lazkiye, Hama, Tarsus, Humus ve Afrin'de yaşandığı aktarıldı. Muhalif gruplara mensup 3 kişinin dün rejim güçleri tarafından öldürüldüğüne işaret edilen raporda, bu son verilerle birlikte anlaşmanın başladığı günden bu yana aralarında sivillerinde bulunduğu 67 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi. (09.03.2016)

TÜRKIYE KAMU-SEN VE TÜRK EĞITIM-SEN GENEL BAŞKANI İSMAIL KONCUK, SURIYE TÜRKMEN MECLISI YAYLADAĞ OFISI'NI ZIYARET ETTI

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve beraberindeki heyet, Yayladağ'da ikamet eden Türkmenleri ve Suriye Türkmen Meclisi Yayladağ Ofisi'ni ziyaret etti.

Sayın Koncuk ve beraberindeki heyet, çatışmalarda yaralanan Türkmen gazileri de ziyaret etti. "Türk'ün şeref ve onur mücadelesi etrafında verdiğiniz bu kavga tarih sayfalarında yerini alacak bir büyük mücadelenin adıdır" diyerek Türkmen mücahitlere moral veren Koncuk'un bir sonraki durağı Suriye Türkmen Meclisi Yayladağı ofisinde bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin bilgiler aldı.

KONCUK: TÜRK MİLLETİ KARDEŞLERİNE SAHİP ÇIKMALIDIR

Yayladağ sınırında yaşayan bir şehit ailesini de ziyaret eden İsmail Koncuk, aileye baş sağlığı diledi. Türkiye Kamu-Sen'in dünyanın her yerindeki Türkmen soydaşları için daima hassasiyet duyduğunun altını çizen Genel Başkan Koncuk, "Bölgede yaşananlar kamuoyunun gözü önünde cereyan etmektedir. Anavatan Türkiye'den yardım ve destek bekleyen binlerce soydaşımız mevcut. Her an can korkusuyla yaşayan bu insanlara Türk halkının sahip çıkması ve varlıklarının devamı için onlara destek olması şarttır. Türkiye Kamu-Sen olarak her zaman bölgede yaşamını sürdüren soydaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha buradan ilan ediyor, Türk halkını kardeşlerine sahip çıkmaya davet ediyorum" dedi. (07.03.2016)


İNGİLTERE'DEN SURİYE REJİMİ'NE ÇAĞRI

İngiliz hükümetine bağlı "IŞİD'e karşı İngiltere" birimi, sosyal medyadan yayınladığı video ve mesajda, "Esad güvenlik güçlerinin, 2011 yılından bu yana 10 binlerce kadın, erkek ve çocuğu yargılamadan alıkoyduğunu ve gözaltında tuttuğunu" ifade etti. Bu kişilerden birçoğunu bir daha gören olmadığını belirten İngiliz hükümeti, "Şimdi Zamanı" etiketini kullanarak bu kişilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

Gözaltında tutulanların serbest bırakılmasının, "barış görüşmeleri ve Suriye halkının acılarına son vermek için samimi bir taahhüt olacağını" kaydeden İngiltere, Esad rejiminin on binlerce kişiye sistematik şiddet uyguladığına dikkati çekti. (07.03.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ İSTANBUL SAHA TOPLANTISI

Suriye Türkmen Meclisi, 6 Mart 2016'da İstanbul'da ikamet eden Suriye Türkmenlerini bir araya getirerek istişare ve değerlendirme amaçlı bir saha toplantısı düzenledi.

Toplantıda, Suriye'deki son durum; geleceğe ilişkin öngörüler ile Suriye Türkmenlerinin sorun ve talepleri konuşuldu. (06.03.2016)


YENİ TÜRKİYE STRATEJİK ARAŞTIRMA MERKEZİ'NDE "SURİYE'DE SON DURUM" BAŞLIKLI AÇIK OTURUM DÜZENLENDİ

Türk Dünyası'nın değerli büyüğü sayın Hasan Celal Güzel'in himayelerinde Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Suriye'de Son Durum" başlıklı açık oturumda, son gelişmeler çerçevesinde Suriye ve Suriye Türkmenleri'nın geleceği tartışıldı.

Prof. Dr. Gonca Bayraktar Durgun'un oturum başkanlığındaki açık oturumda "onur konuğu" olarak davet edilen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın yanı sıra Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Prof.Dr. Mehmet Seyfettin Erol ve Dr. Oktay Bingöl birer konuşma yaptılar.

Suriye Türkmen Meclisi heyeti, açık oturum sonrasında ise Sayın Hasan Celal Güzel ile son durum üzerine istişarelerde bulundu. (05.03.2016)


SURİYE'DE REJİM KARŞITI GÖSTERİLER YENİDEN BAŞLADI

Suriye'de muhalifler çeşitli kentlerde cuma namazından sonra ''Devrim devam ediyor'' sloganıyla rejim ve Rusya karşıtı gösteriler düzenledi. Suriye'de muhaliflerin çeşitli kentlerde cuma namazından sonra ''Devrim devam ediyor'' sloganıyla rejim ve Rusya karşıtı gösteriler düzenlediği bildirildi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, cuma namazının ardından bir araya gelen göstericiler, rejimin düşmesini ve yabancı silahlı güçlerin ülkeden çıkartılmasını istedi.

Halep, başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesi, İdlib, Hama, Humus ve Dera’da muhaliflerin denetimindeki bölgelerde düzenlenen gösterilerde eylemciler, ''Halk rejimin düşmesini istiyor”, “1916 Sykes-Picot, 2016 Kerry-Lavrov”, “Halk özgürlük istiyor”, “Suriye'nin askeri müdahalelerle parçalanmasına hayır'' yazılı dövizler taşıdı. Başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesindeki Duma ilçesinde düzenlenen gösterilere katılanlardan Yusuf Ebu Şeref, Suriye'de devrimin ruhunu tekrar canlandırmak için gösterilere yeniden başladıklarını söyledi.

Ülkede gösterilerin yeniden düzenlenmesi için kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki anlaşmanın kendileri için iyi bir fırsat olduğunu belirten Şeref, ''Halk devrimden vazgeçmiş değil, halk rejimin düşmesini ve yabancı milislerin ülkeyi terk etmesini istiyor. Rusya da iç işlerimize müdahale etmesin'' dedi. (05.03.2016)


Terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD, Halep merkezdeki muhalifleri batıdan kuşatmak için Rus hava desteğiyle saldırıyor. Suriye'de ilan edilen geçici ve kısmi ateşkesin 6. gününde PYD güçleri, Halep merkezin kuzeyinde kontrol ettikleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerinden ilerleyerek, merkezdeki muhaliflerin tek ikmal yolunu kesmek için saldırıyor. PYD, yaklaşık bir ay önce Rus savaş uçaklarının desteğiyle Halep'in kuzeyinde, Afrin'in güney ucunda Şii nüfusun yaşadığı Nubul ve Zehra beldelerine ulaşarak, Halep-Türkiye insani koridorunu kesmişti. Bunun ardından Anadan-Kastillo yolu, Halep merkezdeki muhalifler için İdlib'e ulaşabildikleri tek ikmal yolu haline gelmişti. Rus savaş uçakları, bir süredir muhalifleri Halep'te çevrelemek için Nubul ve Zehra yönünden Kastillo yolunu ağır biçimde bombalıyordu. Yerel kaynaklar, bu kez de yolun güneyinden PYD güçlerinin saldırıya geçtiğini bildirdi.

Üç gündür Rus savaş uçaklarının hava desteğiyle yola saldıran PYD güçleri, dün yol üzerindeki Müşrife Tepesi'ne sızdı. Rus savaş uçakları ise Halep'in Türkmen mahallesi Hüllük ve Gençlik Merkezi bölgesini vurdu. (04.03.2016)


Uluslararası Af Örgütü, Şam rejimi ve Rusya'nın Suriye'deki iç savaşta hastanaleri bilinçli olarak hedef aldığını öne sürdü. Şam rejimi ve Rusya'nın bu tutumunun "stratejik" olduğu belirtildi.

Uluslararası Af Örgütü, Suriye'deki insan hakları ihlalleriyle ilgili İngiltere'nin başkenti Londra'da basın toplantısı düzenledi. "Sınır Tanımayan Doktorlar" örgütüne göre geçtiğimiz yıl Suriye'de 63 hastane saldırıya uğradı. Söz konusu verileri değerlendiren Uluslararası Af Örgütü, son üç ayda hastanelerin düzenli bir şekilde saldırıya uğradığını açıkladı. Uluslararası Af Örgütü'ne göre, Suriye'deki Esad rejimi ile Rusya, hastaneleri havadan bombalamayı stratejilerinin bir parçası olarak görüyor. Uluslararası Af Örgütü adına konuşan Tirana Hassan, "Suriye ve Rus güçleri, hastaneleri kasten vurarak, devletler hukukunu ihlal ediyor. İşin korkunç tarafı ise, hastanelerin imha edilmesinin stratejilerinin bir parçası olması" dedi.

Batılı ülkeler ve Suriyeli muhalifler, hastane saldırılarından Esad rejimi ve Suriye'yi sorumlu tutmuştu. Rusya ise bu tür suçlamaları reddetmişti. Suriyeli insan hakları örgütlerine göre, Rus ve Suriye birlikleri şimdiye kadar en az 27 hastaneye saldırı düzenledi. Bu hastanelerden 8'inin Halep bölgesinde olduğu belirtiliyor. (03.03.2016)


ABD KONGRESİ, SURİYE'DE TÜRKMENLERİN DE İÇİNDE BULUNDUĞU GRUPLARA "SOYKIRIM" YAPILDIĞINI ONAYLADI

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Suriye'de rejim ve müttefiklerinin işledikleri savaş suçlarıyla ilgili yargılama yapacak mahkeme kurulmasını talep eden kararı kabul etti.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde oylanan H.Con.Res.121 sayılı karar tasarısı, komite tarafından kabul edildi. Cumhuriyetçi Parti’nin New Jersey milletvekili Christopher Smith tarafından hazırlanan tasarı, özellikle Esed rejimi başta olmak üzere rejimin müttefikleri ve çatışmanın diğer taraflarınca işlenen suçlar için bir savaş suçları mahkemesi kurulması talebini kapsıyor. Tasarıda bu suçların “savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlarla” aynı olduğu belirtilerek, uluslararası yasaların ihlalini oluşturduğu ve Temsilciler Meclisi'nin bunları şiddetle kınadığı ifade ediliyor. Suriye’de rejim ve müttefiklerinin sivillere yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarının son bulması için ABD yönetimi ve ortaklarına gayret sarf etmeleri çağrısında bulunan tasarı, ayrıca Obama yönetiminin ihtiyaç sahiplerine yardımların sürekli ve adil bir biçimde erişmesini güvence altını almasını istiyor. Tasarı, Suriye’de devam eden insan hakları ihlallerinin belgelenmesi çabalarını ve bu suçlara ilişkin gelecekteki davalarda kullanılabilecek delillerin toplanmasına öncelik verilmesi konusunu içeriyor. Suriye için bir savaş suçları mahkemesinin kurulmasını talebini de içeren tasarıda, “Tasarı, ABD Başkanı’ndan (Barack Obama), ABD’nin BM Daimi Temsilcisi’ni (Samantha Power) bir Suriye savaş suçları mahkemesi kurulmasını gündeme getirmek ve desteklemek için ABD’nin etkisi ve gücünü kullanmakla görevlendirmesini ister” ifadesine yer veriliyor. Ayrıca tasarıda, diğer ülkelere de seslenilerek Suriye insanlığa karşı işlenen suçlar ve soykırımla suçlanan kişilerin yakalanarak mahkemeye teslim edilmesi çağrısında bulunuluyor. Öte yandan komitede Cumhuriyetçi Parti Nebraska milletvekili Jeff Fortenberry tarafından hazırlanan Ortadoğu’da azınlıklara DAEŞ’in yaptığı saldırıların “soykırım” olarak nitelendirilmesini isteyen karar da kabul edildi. H.Con.Res. 75 sayılı karar tasarısında Hristiyanların yanı sıra Yezidi, Türkmen, Kürt gibi diğer dini ve etnik kökenlilere yönelik DAEŞ’in saldırılarının “savaş suçu”, “insanlığa karşı işlenen suç” ve “soykırım” olarak tanımlanması isteniyor. (03.03.2016)

ABD DÜNYAYI B PLANINA MI HAZIRLIYOR?

Oytun Orhan, ORSAM

Suriye’de halk ayaklanması başladığında herkesin beklentisi Esad rejiminin çok da uzun olmayan bir sürede değişeceği yönündeydi. Tunus, Mısır ve Libya’da yaşanan değişimin Kuzey Afrika ile sınırlı kalmayacağı, Ortadoğu’daki otoriter yönetimlerin yıkılarak yerine demokratik siyasi yapıların ortaya çıkacağı düşünülüyordu. Suriye’de halk ayaklanması, 2011 yılının ortalarından itibaren silahlı direniş boyutuna geçmeye başladı. Suriyeli muhaliflerin silahlanmasına paralel olarak Esad yönetimi güç kullanımını artırdı. Suriyeli muhalifler Temmuz 2012 tarihinde Suriye rejiminin kalbinde bir saldırı gerçekleştirdi. Ulusal güvenlik binasının hedef alındığı saldırıda üst düzey yetkililer hayatını kaybetti. Ülkede güç dengesi rejim aleyhine değişiyordu ve rejimden kopuşlar artmaktaydı. Rejim yanında yer alan aktörler de kademeli olarak verdiği desteği artırmaya başlamıştı. İran ve vekilleri somut olarak sahada Suriye ordusunun operasyonlarına destek verirken Rusya siyasi ve diplomatik alanda imkanlarını rejim lehine seferber etmeye çalışıyordu. Bu dönemde muhalifler Suriye Başkanlık Sarayı’nı hedef alacak kadar tehdit oluşturuyordu. Ancak rejim Şam’ın ele geçmesine engel olarak savunma aşamasını atlatmayı başardı ve sonrasında saldırı aşamasına geçti.

Kontrol edemezsen yok et

2013 yılı başlarında Hizbullah’ın iç savaşa doğrudan müdahil olması ile Suriye’de askeri dengeler kritik biçimde değişmeye başladı. Rejim ise artık karadan giremediği bölgeleri havadan rastgele bombalamaya dayalı bir taktik geliştirdi. Çok sayıda sivil kaybı, yoğun göç dalgaları gibi ağır insani sonuçları olan bu yöntem, rejimin kontrol edemediği bölgeleri insandan arındırma amacına hizmet ediyordu. Buna karşın hem siyasi hem de askeri Suriyeli muhalifler arasındaki bütünlük sorunu aşılamıyordu. Aynı durum muhalifleri destekleyen dış aktörler için de geçerli idi. Muhalifleri destekleyen her ülke Esad sonrası Suriye’de kendi yakın çalışabileceği aktörlerin etkili olmasını istiyordu ve desteğini bu gruplara sunuyordu. Bu da muhaliflerin zaten kendi aralarındaki rekabet ve ideolojik farklılıklardan kaynaklanan ayrımı derinleştiriyordu. Esad yönetimi izlediği askeri strateji ile ülkede bir “azınlıklar ittifakı” yaratmak, Sünni nüfusu olabildiğince radikalize etmek, toplumu etnik ve mezhepsel temelde bölerek azınlıkların güvenlik kaygısı üzerinden meşruiyet sağlamak çabası içinde oldu. Gerek rejimin çabaları gerekse kimi muhalif grupların kontrol sağladığı bölgelerde iyi sınav verememesi ve en önemlisi DAEŞ’in Suriye iç savaşına dahil olması bu stratejinin sonuç vermesini sağladı. Özellikle DAEŞ’in ortaya çıkışı rejimin hem iç hem de dış meşruiyet arayışlarına önemli katkı sundu. Artık rejim hem Suriyeliler hem de uluslararası topluma “teröristlerle savaştığı” argümanını daha güçlü savunabilirdi. DAEŞ’in ortaya çıkışı ile rejimin pozisyonunun güçlenmesi ve 2013 yılından itibaren muhaliflerin askeri olarak zayıflamasına rağmen Suriye’de rejim ve DAEŞ dışında üçüncü bir alternatif her zaman varlığını korumaya devam etti.

Tehdit algısı değişti

2015 yılı başında askeri dengeler muhalifler lehine değişmeye başladı. Bunun en önemli nedeni muhaliflere dış desteğin artması ve muhaliflerin çatı oluşumlar altında birlikte hareket etmeyi başarması oldu. 13 farklı muhalif grubun oluşturduğu Fetih Ordusu İdlib şehir merkezini ve kırsalının büyük bölümünü rejimden almayı başardı. Bu gelişme rejimin, Rakka’yı DAEŞ’in almasından sonra, bir vilayet merkezinin tamamını kaybettiği ikinci örnek oldu. Muhalifler Halep merkez ve kırsalı, Dera ve çevresi, Şam kırsalında da bazı ilerlemeler sağladı. Bu gelişmeler esasen rejimin de savaşı askeri olarak kazanmasının artık mümkün olmadığını anlamasını ve siyasi çözüme daha samimi yaklaşmasını sağlayabilirdi. Ancak bu dönemde zemin kazanan diğer iki yapı DAEŞ ve YPG oldu. DAEŞ Haziran 2014’te Irak’ta Musul’u ele geçirerek bir anda geniş bir coğrafyayı kontrol eden bir örgüt konumuna yükseldi. Irak’taki askeri, mali kazanımlarını Suriye’ye tahvil eden DAEŞ, ülkenin kuzey hattında ilerlemeye başladı. Bu dönemde dünya kamuoyunun geneli açısından Suriye’de öncelikler ve tehdit algılamaları değişmeye başladı. 2014 yılının son çeyreğinde Suriye’ye ABD öncülüğünde uluslararası müdahale gerçekleşti ancak bu müdahale iç savaşın başından bu yana herkesin beklediği gibi rejime karşı değil DAEŞ’e karşıydı. DAEŞ ile mücadele için oluşturulan koalisyon ve müdahalenin Suriye askeri sahasında kazananı rejim ve YPG olurken muhalifler kaybeden tarafta yer aldı. ABD ve Batı DAEŞ’e karşı mücadelede tek güvenilir yerel ortak olarak Suriye Kürtlerini temsil iddiasında olan YPG’yi seçti ve YPG bu dönemde kontrol ettiği alanı genişletti, Kürt nüfusun yoğun yaşadığı yerlerin dışında Türkmen ve Arap coğrafyalarına doğru bir gelişim sergilemeye başladı. Ayrıca DAEŞ ile mücadele üzerinden bölgesel bir aktöre dönüşme imkanı elde etti. Ortamı iyice karmaşıklaştıran gelişme 2015 yılının sonlarında ortaya çıktı. Rejimin giderek zayıfladığı bir ortamda Rusya iç savaşa müdahil olma kararı aldı. Bu hamle askeri dengeleri yeniden rejim lehine dönüştürdü ve yoğun Rus hava desteği altında rejim ve müttefikleri Lazkiye kırsalı, Halep kırsalı, Dera çevresinde hızlı ilerleme kaydetti. En önemli gelişmelerden biri de rejimin Halep’i kuşatması ve Türkiye sınırına doğru ilerlemesi oldu. Suriye iç savaşı 2016 yılı başı itibarıyla çok taraflı, çok değişken, karmaşık ilişkiler ağına sahip, dış etkinin çok yoğun olduğu siyasi tarihin belki de en karmaşık sorunlarından biri haline geldi. Mevcut durumda Suriye’de kabaca dört cepheli bir iç savaş ve coğrafi bölünmeden bahsetmek mümkün: Rejim, muhalifler, DAEŞ ve YPG. Bu aktörler arasında DAEŞ ve YPG nispeten kendi içinde bütünlük arz etmekte. Buna karşın rejim ve muhalifler sınıflandırmasında bütüncül bir yapıdan bahsetmek mümkün değil. Rejim dendiğinde Rusya, İran ile birlikte yerel milis güçler ve Lübnan, Irak, Afganistan gibi ülkelerden gelen yabancı savaşçıların oluşturduğu milis güçleri bu kampa dahil etmek gerekiyor. Muhalif kanat ise daha karmaşık bir nitelik arz ediyor. Birçok bölgede muhalifler birlikte hareket etse de aralarındaki ittifak kırılgan. Bu çatı altındaki gruplar arasında liderlik, bölge kontrolü, kaynakların paylaşımı, ideolojik farklılıklardan kaynaklanan rekabet yaşanabilmekte. Ancak yine de ortak tehdide karşı uzun yıllardır birlikte mücadele vermeye devam ediyorlar.

Ateşkesin başarı şansı

Rejim cephesi Rusya’nın savaşa müdahil olması ve kısa sürede askeri ilerleme sağlanmasını takiben iç savaşı kazanabileceği konusunda motive oldu. Kuzeyde Halep ve İdlib’i ele geçirip güneyde de Ürdün sınırına ulaşabilirse kısa vadeli hedefine ulaşacağını düşünecektir. Bu süreçte rejim ve Rusya’nın gerçekleştirmek istediği Suriye’de DAEŞ dışındaki alternatifleri ortadan kaldırarak dünyayı “rejim ya da DAEŞ tercihine zorlamak” olacak. Tam da bu nedenle Rusya ve rejim, muhalif bölgelere yoğunlaşmaktadır. Muhalifler son dönemde geriliyor olsa da kısa vadede Halep ve İdlib’i elde tutup Rus saldırılarının yarattığı ivmeyi kırmaya çalışacaktır. Eğer bu dalgayı da atlatabilirlerse her geçen sürenin kendi lehlerine işleyeceğini düşüneceklerdir. YPG hedefi en net aktörlerden biri. İç savaşın başından bu yana Türkiye-Suriye sınırı boyunca uzanacak, mümkünse Akdeniz’e çıkışı olan bir bölge oluşturmaya odaklanmış durumda. Bu hedef açısından önünde Azaz-Cerablus arasında kalan hat kaldı. Türkiye baskısı nedeniyle Kobane tarafından ilerleyemeyen YPG Rusya desteği ile Afrin tarafından Azaz’a ulaşmaya çalışmakta. Ancak bundan sonraki aşamada şimdiye kadar birçok bölgede işbirliği yaptığı rejim ile rekabete girmesi söz konusu olabilir. Her iki taraf da Azaz’daki muhalifleri ortadan kaldırıp DAEŞ ile sınır olmaya çalışmaktadır. DAEŞ ile sınır bir kere oluşturuldu mu DAEŞ bölgesine ilerlemenin önünde ne meşruiyet ne de askeri destek sorunu kalmayacağını bilmektedirler. Suriye’nin doğusunda geniş bir coğrafyayı kontrol eden DAEŞ ise muhalifler ve rejim arasındaki çatışmalardan faydalanarak Halep ve çevresinde ilerlemeye çalışacaktır. Askeri sahadaki gelişmelere paralel olarak ABD ve Rusya uzlaşısına dayalı olarak siyasi çözüm çabaları da hız kazandı. Siyasi çözümün aciliyet kazanmasındaki en önemli neden Suriye krizinin artık Batı’yı doğrudan tehdit eder bir hale dönüşmesi oldu. Mültecilerin Avrupa’ya akını ve DAEŞ’e bağlı yabancı savaşçıların Avrupa’da gerçekleştirdiği terör saldırıları Batı’nın Suriye sorununu artık daha fazla kendi bölgesinde sınırlandıramayacağını anlamasına yol açtı. Buradan hareketle yürütülen çabalar neticesinde Suriye’de tarafların 27 Şubat’ta ateşkes konusunda anlaştığı açıklandı. Ateşkese DAEŞ ve El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi dahil edilmedi. Bunun dışında hangi grupların terör örgütü hangilerinin ılımlı muhalefet olduğu konusunda belirsizlik devam ediyor. Bu belirsizlik de ateşkesi çok kırılgan bir hale sokuyor. ABD ve Rusya ateşkes süresinde DAEŞ ve El Nusra’ya karşı operasyonların devam edeceğini belirtiyor. Ancak İdlib başta olmak üzere pek çok yerde El Nusra ve muhalifler hava operasyonuyla ayırt edilemeyecek kadar içi içe geçmiş durumda. Bu ayrımın nasıl yapılacağı büyük bir soru işareti. Bunun yanında özellikle kuzey cephesinde savaşan bazı grupların Rusya tarafından terör örgütü tanımına dahil edilerek saldırıya maruz kalması ateşkesi hem muhalifler hem de Türkiye dahil birçok bölge ülkesi açısından anlamsızlaştıracaktır. Suriye’de bir tarafın zor yoluyla kendi planını dayatma imkanı ortadan kalkmıştır. Eğer gerçekten siyasi çözüm ve ateşkes olacaksa güç yolu ile barışı dayatmaktan ziyade bütün tarafların hassasiyetlerini dikkate alan bir orta yol bulunması gerekiyor. Eğer bütün taraflar ateşkes konusunda samimi ise bir şans var. Ancak ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ateşkes başarılı olmazsa Suriye’de B planının ülkenin bölünmesi olabileceğini söyledi. Bu açıklamanın iki anlamı olabilir. ABD ya kötü senaryoyu gösterip tarafları barışa zorlamaya çalışıyor ya da kendini ve dünyayı B planına hazırlıyor. (02.03.2016)


Suriye'deki saldırılarda hayatını kaybeden sivillerden yüzde 45'inin çocuk ve kadınlardan oluştuğu, bu durumun, rejim güçlerinin sivilleri doğrudan hedef aldığını ortaya koyduğu bildirildi. Suriye İnsan Hakları Ağı'ndan (SNHR), Suriye'deki saldırılarda hayatını kaybeden sivillerden yüzde 45'inin çocuk ve kadınlardan oluştuğu, bu durumun, rejim güçlerinin sivilleri doğrudan hedef aldığını ortaya koyduğu bildirildi. SNHR'nin şubat ayı raporunda, ülkedeki çatışmalarda hayatını kaybedenler arasında yer alan çocuk ve kadın oranının yüzde 45'e yükseldiği belirtilerek, "Bu da, rejim güçlerinin sivilleri doğrudan hedef aldığını gösteriyor. Suriye rejimi ve ona bağlı militanlar tarafından geçen ay öldürülen 651 sivil arasında 182 çocuk, 110 kadın vardı. Bunlar arasında ayrıca işkenceyle öldürülen 31 kişi vardı" ifadelerine yer verildi. Terör örgütü PYD'nin, 3'ü çocuk 9 sivili öldürdüğü bildirilen raporda, şunlar kaydedildi: "Kendilerini Rus olarak tanıtan güçler tarafından öldürülen 382 sivil arasında 21 çocuk ve 63 kadın bulunuyordu. DAEŞ örgütü tarafından 28'i çocuk ve 51'i kadın olmak üzere 207 sivil öldürülürken, Nusra Cephesi ise bir kişiyi işkenceyle öldürdü. Silahlı muhalif gruplar, 21 çocuk ile 18 kadının da aralarında bulunduğu 84 kişinin öldürülmesine sebep oldu. Bu arada ülkedeki iç savaştan kaçarak deniz yoluyla göç etmek isteyenlerin boğularak veya faili belirsiz bombalı saldırılarda ise 13 çocuk ile 7'si kadın 42 kişi yaşamını yitirdi. Uluslararası koalisyon güçlerinin bombardımanında da biri çocuk iki sivil öldü." Suriye'de akan kanın durması ve sivilleri rastgele bombardımana tabi tutan rejime baskı yapmaları için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ile uluslararası kurumlara çağrı yapılan raporda, ülkedeki durumdan Esed rejimine destek çıkan Rusya, İran ve Çin de sorumlu tutuldu. (02.03.2016)


Suriye Rejimi’ne bağlı Hava Kuvvetleri ve Suriye Muhaberatı’nın “dış operasyonlardan sorumlu” özel birimleri PYD’nin kontrolünde bulunan Afrin’de “resmen” faaliyet göstermeye başladı.
Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Afrin şehir merkezinde bulunan ve bir süredir PYD tarafından kullanılan Baas Partisi’nin eski bir binası PYD tarafından söz konusu özel istihbarat birimlerinin konuşlanması için yeniden Rejim’e tahsis edildi.
Bilindiği üzere Afrin, hem konumu hem de coğrafi koşulları gereği son derece stratejik bir öneme sahip. Türkiye-Suriye kara sınırının adeta “köşe başı” olan bu bölge, istihbarat faaliyetleri yürütmek ve operasyonel süreçleri yönetme noktasında büyük avantajlar sunuyor. Nitekim, bölgedeki yerel kaynaklardan edinilen bilgiler ve analizlerde 5 yıldır gizli bir şekilde yürütülen PYD-Rejim ittifakının Afrin’i, Türkiye-Suriye sınırının her iki tarafında, yani hem Türkiye’ye hem de Suriye Türkmenleri’ne yönelik olarak yürütülecek faaliyetlerde, istihbarat ve lojistik üssü olarak kullanma amacında olduğu belirtiliyor. (01.03.2016)

PYD ve Rejim tarafından bir süredir “eş zamanlı” olarak sosyal medya ve basın üzerinden Suriye Türkmenleri’ne ilişkin yeni bir algı operasyonu yürütülüyor.

Destek almadan sahada etkin varlık gösteremeyen PYD ve Rejim, bu algı yönetimi ile Halep ve çevresinde mücadele eden Türkmen birliği Sultan Murat Tümeni'ne ilişkin anti-propaganda yaparak uluslararası camia nazarında kirli bir algı oluşturmaya çalışıyor. Aynı çerçevede bir propaganda faaliyeti de Türk basınındaki PKK/PYD yandaşları tarafından yürütülüyor.

PYD, Ayn'el Arap (Kobani) sürecinde kullandığı "algı yönetimi"nin bir benzerini bu defa Türkmen birlikler üzerinden dezenformasyon yayarak yapmaya çalışıyor. Sosyal medya ve basın organlarında rutin bir şekilde Türkmen komutanların PYD tarafından öldürüldüğü; alt metinlerde başta Sultan Murat Tümeni olmak üzere Türkmen birliklerinin “çeteci” ve “radikal” olduğu işleniyor.

Yine benzer bir şekilde Suriye Rejimi’nin yayın organlarında da aynı ifadeler kullanılarak Türkmen birliklerinin "radikal" unsurlar olduğu, DEAŞ ile mücadele etmedikleri bilakis DEAŞ ile birlikte oldukları algısı yaratılmaya çalışılıyor.

Ayrıca söz konusu yayınlarda kendi köylerini, topraklarını korumaya çalışan Türkmen birliklerinin Türkiye'nin "maşası" olduğu ifade edilerek dünya kamuoyunda Türkmen Davası'na ilişkin anti-propaganda yapılıyor.

Halep ve çevresinde DEAŞ ile etkin mücadele etmekte olan Sultan Murat Tümeni ve diğer tüm Türkmen birliklerinin söz konusu mücadelesi “yok sayılarak”, Türkmenlerin Batı algısında “radikal” parantezine alınması amaçlanıyor. (01.03.2016)

.

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), Suriye'deki "ateşkes"e ilişkin yayımladığı ikinci raporda, Rejim ve müttefiklerinin "ateşkes ihlallerini" bir kez daha ortaya koydu. SNHR raporuna göre ateşkesin ikinci günü olan 28 Şubat'ta 27'si Rejim, 8'i Rusya tarafından olmak üzere toplam 45 ihlal meydana geldi. Raporda, Hama, Humus, İdlib, Şam, Kuneytra, Dera ve Halep'te meydana gelen ihlallerde çoğu kadın ve çocuk olmak üzere çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtildi. (01.03.2016)


Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşet Salihi, “Bölgedeki çatışma ve oynanan oyunlardan en çok Irak ve Suriye’deki Türkmenler zarar görüyor, haliyle göçe zorlanıyor” dedi.

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşet Salihi, “Bölgedeki çatışma ve oynanan oyunlardan en çok Irak ve Suriye’deki Türkmenler zarar görüyor. Suriye’nin Halep, Cerablus ve Bayırbucak bölgelerinde Türkmenler’e yönelik yapılan planlı saldırılar ortadadır. Söz konusu kentlerin güvenlik bölgesi ilan edilmesi gerekiyordu. Bu yönde bir karar alınsaydı Türkmenler de kendi bölgesini terk etmemiş olurdu” ifadelerini kullandı. Salihi, “Irak dahil Suriye’deki Türkmen coğrafyası üzerinde büyük oyunlar ve planların olduğunu görebiliyoruz. Irak’ta Musul, Telafer, Tuzhurmatu ile Kerkük, Suriye’de ise Halep, Cerablus ve BayırBucak bölgelerinde aynı güvenlik olayları yaşanmaya devam ediyor. Türkmenler göçe zorlanıyor ve yurtlarını terk etmeleri isteniyor” dedi. Terör örgütü IŞİD’in Musul ve Telafer’i ele geçirmesinden bu yana bölgeden çok sayıda Türkmen’in evini terk ettiğini belirten Salihi, “Iraklı Türkmenler için Musul’un önemli bir yeri var. Bunun yanında diğer önemli bir kent Telafer’de ise çok sayıda Türkmen yaşıyor. Her iki kentin IŞİD’ten geri alınması için yapılacak kurtarma operasyonunda Türkmenler’in de yer alması gerekiyor. Türkmenlere ait bir askeri güç hazırlığı var. Bu gücün tanınması için hükümetten resmi talepte bulunduk ve onay bekliyoruz” şeklinde konuştu. Musul’un kurtarılması için Mahmur ilçesinde kurulan “Ninova Operasyonlar Komutanlığı’nda” siyasilerin de yer alması gerektiğinin altını çizen Salihi, “Kentteki Araplar’a il valiliği, Kürtler’e il meclis başkanlığı ve Türkmenler’e ise il meclis başkanı yardımcılığı verilmesi lazım. Askeri operasyon hazırlığı yapılırken kentin kurtarılmasından hemen sonra kent idaresinin de hazır olması gerekiyor” görüşünü ileri sürdü. (01.03.2016)

SURİYE İNSAN HAKLARI AĞI " REJİM VE MÜTTEFİKLERİNİN ATEŞKES İHLALLERİNDE 22 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ"

27 Şubat 2016'da ilan edilen "ateşkes" beklendiği üzere saldırıları durdurmaya yetmedi. Rejim ve müttefiklerinin saldırıları sonucunda sadece 2 günlük "ateşkes"in bilançosu 22 ölü olarak açıklandı.

Suriye İnsan Hakları Ağı'nın yayımladığı raporda ayrıntıları ile belirtilen ihlaller şu şekilde:

Rejim ve müttefiklerinin saldırıları sonucunda Dera, Şam, Halep, Humus, İdlib ve Lazkiye'de meydana gelen ihlallerde hayatını kaybedenler arasında Türkmendağı'nda 6 şehid de bulunuyor. (29.02.2016)


27 Şubat 2016 itibari ile yürürlüğe giren ateşkesin, Suriye'nin sadece yüzde 10'luk bir bölümünde uygulamaya konulduğu ortaya çıktı. Muhalifler, yaşanacak herhangi bir ihlalden rejimi sorumlu tutuyor. Suriye'de, ABD ve Rusya'nın ortak çalışması ve BM Güvenlik Konseyi'nin tam desteğiyle dün geceden itibaren yürürlüğe konulan ateşkesin, ülkenin sadece yüzde 10'luk bir kesiminde uygulanacağı ortaya çıktı. Fransız haber ajansı AFP'nin yayımladığı özel analize göre, geri kalan bölgelerde çatışma, bombardıman ve askeri operasyonlar hız kesmeden devam edecek. Ateşkesin başkent Şam'ın dışında Halep, Humus ve Dera kentlerinde sadece kısmen yürürlükte olacağı, diğer kesimlerde ise, DAEŞ ve Nusra Cephesi örgütlerinin kontrolü altında bulunan alanların vurulmaya devam edeceği kaydedildi. Muhalifler, Beşar Esad rejimiyle onun destekçisi Rusya'nın, ateşkes anlaşmasında istisna kabul edilen DAEŞ ve Nusra Cephesi'ni bahane ederek her türlü muhalif yapıyı ortadan kaldırmaya çalışacağını savunuyor. Suriye'de ateşkese rağmen PYD, başta Türkmen birliklerine olmak üzere Suriye'nin farklı noktalarına saldırmaya devam ediyor. Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, "Halep'te PYD'li teröristler Türkmen birliklerine 00:45'te saldırdı. 01:20'de ise rejim tarafından Türkmen birliklerine ateş açıldı. Rejim, ateşkese saatler kala Azez'in güneybatısında kontrolündeki noktaları PYD'ye bırakarak çekildi" dedi. (28.02.2016)

Uluslararası camianın "konsensus"u ile dün gece 00:00 itibari ile Suriye'de başlayan "ateşkes"in ilk ihlali Türkmendağı'nda yaşandı.

Rejim, ateşkese uyacağını açıklamasına rağmen ateşkesin ilan edildiği ilk dakikalarda Türkmendağı'na ağır silahlarla ve havan atışlarıyla saldırdı. Saldırıya anında karşılık veren Türkmendağı II. Sahil Tümeni ve diğer muhalif birlikler ile Rejim arasında çıkan şiddetli çatışmalar sonucunda 3'ü II. Sahil Tümeni'nden olmak üzere muhalif birlikler 6 şehit verdi. Çatışmalarda 15 mücahid ise yaralandı.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, bölgede gerginlik devam ediyor.

Uluslararası camianın ise Rejim'in ilk dakikadan ateşkesi ihlal etmesine nasıl tepki vereceği merakla bekleniyor. (27.02.2016)




AYDINLAR OCAĞI HEYETİ SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ'Nİ ZİYARET ETTİ

Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof.Dr. Mustafa Erkal; Başkent Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Sinan Demirtürk ve beraberlerindeki heyet Suriye Türkmen Meclisi'ni ziyaret etti.Ziyarette, Suriye Türkmen davasının Türk ve dünya kamuoyuna duyurulmasında yürütülecek müşterek faaliyetler hakkında istişarelerde bulunuldu. (26.02.2016)


Suriye'de Sultan Murat Tümeni'nin, Ayn Dikne köyüne düzenlediği operasyonda çok sayıda PYD militanı öldü.

Azez'deki yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Sultan Murat Tümeni'ne bağlı birlikler, PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD güçlerinin Rus hava saldırısıyla denetimini sağladığı Halep'in Azez ilçesinin güneyindeki Ayn Dikne köyüne operasyon düzenledi.

Operasyonda çok sayıda PYD militanı öldürülürken, söz konusu köyde PYD'ye ait bir mühimmat deposu ile 2 araç imha edildi. Kaynaklar, Dikne köyü çevresinde şiddetli çatışmaların devam ettiğini dile getirdi.

(26.02.2016)


Suriye Türkmenleri olarak, 26 Şubat 1992'de Hocalı'da katledilen Azeri kardeşlerimizin acısını ve maalesef kaderini paylaşıyoruz.

24 yıl önce Hocalı'da masum insanlara sıkılan kurşunlarla, bugün Türkmendağı'nda, Halep'te, Humus'ta, Rakka'da; Suriye'nin her karış Türkmen toprağına yağdırılan bombalar aynı kirli projenin ürünüdür!

Bu büyük bir dava, büyük bir mücadeledir. Vazgeçmek, yılmak, dönmek yok bu davadan!

Suriye Türkmenleri'nden selam olsun soyumuz bir, dilimiz bir, dinimiz bir, kaderimiz bir, yüreğimiz bir, davamız bir Hocalı'ya, Karabağ'a...

Selam olsun "onurunun ve özgürlüğünün" peşinden giden tüm yiğitlere...

Suriye Türkmen Meclisi

(26.02.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya ve ABD’nin Suriye’de ateşkes sağlanması için vardıkları anlaşmayı değerlendirdi. Ateşkesin terör örgütü PYD/YPG’nin önünü açacağını belirten Mustafa, “Ateşkesin uygulanması mümkün değil. Anlaşma sağlansa da denetimi zor olur” dedi.

Bombalama Bitmez

Çatışmaların 26 Şubat’ı 27 Şubat’a bağlayan gece durması gerektiğini belirten Abdurrahman Mustafa, “ateşkesin söylemde değil de eylemde de olması gerektiğini” belirterek şunları söyledi: “Bu ayın 27’sinde göreceğiz. Bunun uygulanması çok zor olacak. Çünkü IŞİD ve El Nusra gibi terör örgütleri saldırılarına devam edecek. El Nusra ve muhalifler, bölgesel olarak birbirine çok yakınlar. Zaten Ruslar ve rejim, her eli silah tutanı radikal olarak görüyor ve vuruyor. Dolayısıyla bunu kim ve nasıl denetleyecek? Anlaşılan Rusya, terör bahanesi ile vurmaya devam edecek. Tek taraflı bir ateşkes gibi görünüyor. Ateşkesin en büyük hizmeti de terör örgütü PYD/YPG’ye olacak. Örgüt bu sayede kendine daha fazla alan sağlayacak. Çünkü ‘PYD/YPG, IŞİD ile savaşıyor’diye bir algı yaratıldı. PYD de ‘IŞİD ile savaşıyorum’ bahanesiyle kendisine alan açmaya devam edecektir.” Terör örgütü PYD/YPG’nin ateşkesi kendi lehine kullanacağına dikkat çeken Abdurrahman Mustafa, Rusya ve Beşar Esad rejimin açtığı alanları örgütün dolduracağını dile getirerek şöyle devam etti: “Türkmenler zor durumda. Bilindiği üzere Türkmenler olarak biz ılımlı muhalefetin bir parçasıyız. Burada hedef ılımlı muhalefet olduğu için durumlar zor. Biz ateşkesin sağlanması ve saldırıların bir an önce durdurulmasından yanayız. Ama bu bir tür tuzaktır. Ben bunu böyle yorumluyorum. İyiniyetli bir adım olduğunu düşünmüyorum. Ateşkesten sonra PYD’nin ilerlemesi daha fazla devam edecektir. Onlara alan açacaklar. İdlip tarafında da El Nusra bahanesi ile muhalefeti bitirecekler.”

Bunun Planı Yapılmış

Abdurrahman Mustafa, Türkmenlerin kendi topraklarını korumak adına ellerinden gelen mücadeleyi verdiğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, “Bu savaş uzun sürerse Suriye bölünür” açıklamalarına da değinen Mustafa, “Öyle anlaşıyor ki bunun planını yapmışlar. Krizi bu kadar uzatmalarından bu sonuç çıkıyor. Bütün bunlar, Suriye’nin bölünmesine hizmet eder. Suriye’de fiili bir durum yaratılmış olur” dedi. ABD ve Rusya’nın anlaştığı ateşkeste IŞİD ve El Nusra kapsam dışı bırakılmıştı. Ateşkese Suriye yönetiminin ardından Suudi Arabistan da olumlu yaklaşmıştı. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise ateşkes kararını desteklediklerini, ancak Türkiye’nin güvenliği söz konusu olduğunda anlaşmayı bağlayıcı görmeyeceklerini açıklamıştı. (26.02.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Ajans Haber'e özel açıklamalarda bulundu.

ABD ve Rusya’nın Suriye üzerinden ateşkes anlaşmasına yönelik tartışmalar sürüyor. Özellikle El Nusra ve IŞİD’e yönelik operasyonlar haricinde devreye gireceği belirtilen ateşkesin hangi örgüt için uygulanacağı, Rusya’nın buna ne şekilde sadık kalacağı akıllarda soru işaretleri olarak duruyor. Diğer yandan bu ateşkeste Suriye’de bulunan Türkmenlerin durumu da merak konusu. Türkmenlerin ateşkesin neresinde olduğu, tehdit altında bulunup bulunmadığı ve Bayırbucak’taki son durum da özellikle Türkiye cephesinin merak edilen gündemleri arasında. AjansHaber’e Suriye’deki ateşkes gündemini ve Bayırbucak’taki son durumu değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, ‘tuzak’ uyarısında bulunarak önemli açıklamalarda bulundu. Ateşkes konusunda Rusya’nın güvenilmez olduğunu ve bu konuda endişeleri olduğunu vurgulayan Mustafa “Söylemde değil, eylemde göreceğiz” dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, şu değerlendirmelerde bulundu:

“SURİYE’DEKİ ATEŞKESİ MUHALEFETE BİR TUZAK OLARAK GÖRÜYORUZ”

Bu ayın 27’sinde ateşkes anlaşması olacak. Bu nasıl denetlenecek, nasıl olacak bilmiyoruz. Biz bunu aslında muhalefete bir tuzak olarak görüyoruz. Burada El Nusra ve terör örgütlerine karşı operasyonlar devam edecek. Terör örgütleri dedikleri diğer gruplar ne olacak? Rusya herkesi terör örgütü olarak görüyor. Bu nasıl denetlenecek? Rusya gelip de silah tutan herkese terör örgütü diyebilecek. Denetleyen de kendisi burada.

“ATEŞKESİ SÖYLEMDE DEĞİL, EYLEMDE GÖRECEĞİZ”

ABD ve Rusya arasındaki ateşkes anlaşmasının nasıl bir hal alacağını söylemde değil de eylemde göreceğiz. Biz Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) bünyesinde olarak ılımlı muhalefetin içindeyiz. Cephede de birlikte mücadele ediyoruz Suriye’de. Bizim endişelerimiz de aynı şekilde diğer ılımlı muhalefetin endişeleri gibi.

Bölgede herkesin terörü farklı. Bizim için en büyük sıkıntı PYD’nin bize saldırması. Halep merkezde olsun, kırsalda, Azez bölgesinde olsun çatışmalar devam ediyor. PYD de zaten artık Esad’la tamamen birlikte çalışıyor. Açıklamaları ortada. PYD’nin sahadaki kazanımları Suriye ordusunun kazanımlarıdır açıklamalarında bulunuyorlar. Sahada tehlikeli şeyler oluyor. Bizim Türkmen Meclisi olarak daha önce bahsettiğimiz endişeler şu anda netleşiyor.

BAYIRBUCAK’TA SON DURUM NE?

Bayırbucak’ta sivil hiç kimse kalmadı. Türkmenlere karşı orada etnik temizlik uygulandı. Orada bizim sahil tümen birliklerimizle direnişimiz ise devam ediyor. Türkmendağı düştü diyemeyiz şu anda ama çok az bir alan kaldı elimizde. 37 köyden 4 köy kaldı elimizde. Ruslar orayı yakıyorlar.

“PYD AZEZ’İN DOĞUSUNA GEÇERSE SURİYE’DE TÜRKMENLERİN VARLIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ”

Şu anda sıkıntı PYD’nin Azez’in doğusuna geçmesi. Orada 400 bin Türkmen var. O bölge ciddi bir tehlike altında. Orada da bir etnik temizlik gerçekleşirse Suriye’de Türkmenlerin varlığından söz edilemez. (24.02.2016)

SURİYE TÜRKMEN BİRLİKLERİ

"HER KARIŞ TOPRAĞIMIZI GERİ ALANA, KÖYLERİMİZE GERİ DÖNENE KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ"

2011’den bu yana vatan bildiği Suriye’de zulüm, katliam ve etnik temizlik neticesinde 35 bin şehit veren Türkmenler, herşeye rağmen direnmeye, mücadele etmeye devam ediyor.

Bin yıldır yaşadıkları topraklardan sürülmeye çalışılan; üzerlerine tonlarca bomba yağdırılan, köyleri, evleri, ocakları yerle bir edilen; abluka altında açlığa mahkum edilen; kimliği, dili, örfü, Türklüğü yok edilmeye çalışılan Suriye Türkmenleri ellerinden zorla alınan her karış toprağı geri alana; köylerine geri dönene kadar direnmeye, mücadele etmeye devam edeceklerini ifade ediyor.

Bayır Bucak-Türkmendağı’nda II. Sahil Tümeni; Halep ve çevresinde Sultan Murat Tümeni ile Rusya, İran, Hizbullah ve bağlı çetelerin yanı sıra PYD ve DEAŞ ile aynı anda mücadele eden Türkmen birlikleri “Sefer Bizim, Zafer Allah’ındır” diyerek çıktıkları yolda inançlarını kaybetmeden yürümeye devam edeceklerini söylüyor. (24.02.2016)


SURİYE TÜRKMENLERİ YENİ ŞAFAK GAZETESİ'Nİ PROTESTO ETTİ

Suriye Türkmenleri bir süredir Türkmen Davası'na zarar veren yayınları nedeniyle Yeni Şafak gazetesini protesto etti.

Suriye Türkmen Meclisi ise, konuya ilişkin bir basın açıklaması yayınladı.

"22 Şubat 2016 tarihinde, Yeni Şafak Gazetesi’nde yayımlanan, Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı ve İstişare Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Şandır’a ithaf edilen ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır.

Yine aynı gazete, 19 Kasım 2015 tarihinde, Rusya’nın “DEAŞ, Nusra ve cihatçı unsurlar” bahanesi ile Türkmendağı’nı bombaladığı süreçte Nusra’nın Türkmen birliklerimize destek verdiğini yazmış; internet sitesinde de konuya ilişkin görüntüler yayınlayarak Türkmenleri zor duruma düşürmüştür.

Bu haberden sadece 1 gün sonra 20 kasım 2015 tarihinde ise mücadelenin en yoğun yaşandığı dönemde “Türkmendağı Düştü” manşetini atmıştır. Allah’a şükürler olsun ki tüm zorluklara rağmen Türkmen birliklerimiz mücadeleye devam etemektedir.

28 Ocak 2016 tarihinde ise, gazetenin ana sayfasında “imzasız” olarak yayımladığı haberde ise Türkmendağı’na destek verilmediğine, Türkmenlerin silah sattığına ilişkin yalan ifadelerle dolu bir haber yayımlanmıştır.

Son habere konu olan toplantımız ise, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Sayın Tuğrul Türkeş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Selçuk Özdağ, bakanlıklardan gelen temsilciler, bürokratlar ve çok sayıda basın mensubu ve misafir tarafından takip edilmiş ayrıca toplantı süresince kamera kaydı alınmıştır.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, bir süredir bazı basın kuruluşları ve bir takım sosyal medya hesaplarından Suriye Türkmen Davası üzerinden yürütülen algı operasyonunun farkındayız.

Adeta bir “şebeke” olarak çalışan bu odakların iftiralarla kurgulayarak oluşturmaya çalıştığı algı, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin destek verdiği Suriye Türkmen Meclisi’ne ve Türkmen Davasına değil aynı zamanda Türkiye’ye de alenen zarar vermektedir.

Suriye Türkmenlerinin son derece kritik bir süreçte olduğu, canını, malını, evini, yurdunu kaybettiği bir dönemde yapılmaya çalışılan bu algı operasyonu alenen ihanettir. Bu ihanetin hiçbir izahı yoktur!

Suriye Türkmenleri Katil Suriye Rejimi ve müttefikleri ile olan mücadelesine hem sahada hem de siyasi arenada sonuna kadar devam edecektir.

Aynı şekilde Türkmen Davası’na zarar veren, daha açık bir ifade ile Davamıza ihanet eden tüm odaklarla da aynı kararlılık ile mücadele edeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Suriye Türkmen Davası “Onur ve Özgürlük Mücadelesi”dir. Suriye Türkmen Meclisi bu kutsal mücadeleyi, önüne çıkartılmaya çalışılan her engele, her ihanete, her zorluğa rağmen layıkı ile sürdürecektir.

Basına ve Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

Suriye Türkmen Meclisi

(23.02.2016)

PYD, Halep-Azez-Cerablus üçgenindeki Arap ve Türkmenler için büyük tehdit oluşturuyor. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, PYD’nin bölge halkına zulmettiğini söylüyor: “PYD kendisi gibi düşünmeyen herkese bunlara Kürtler de dahil işkence uyguluyor, göçe zorluyor ve amaçlarına ulaşmak için her şeyi yapıyor. Kantonları birleştirmek için bizim yaşadığımız bölgeleri almak istiyor ancak buna izin vermeyeceğiz. Bölgenin gerçek sahipleri, PYD’nin bölgeyi ele geçirmesinin ardından farklı kentlere ve Türkiye’nin başında geldiği ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Daha önceleri Haseke’de Arap, Kürt, Türkmen, Aşuri, ve Kaldaniler, Kamışlı’da Kürt, Arap, Aşuriler, Aynel Arap’ta Kürt, Arap, Türkmenler, Tel Abyad’ta ise Arap, Kürt ve Türkmen halk yaşıyordu ama PYD ve DAEŞ’in bölgede hakim olmasıyla buraların demografik yapısı değişti. PYD’nin almak istediği Cerablus ile Azez arasındaki bölgede ise yüzde 60 Türkmen, yüzde 35 Arap ve yüzde 5 Kürt halkı yaşıyor. Yaklaşık 400 bin Türkmen PYD ve yandaşlarının tehdidi altında.” (23.02.2016)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ GENİŞLETİLMİŞ İSTİŞARE TOPLANTISI

Suriye Türkmen Meclisi 20 Şubat Cumartesi günü Ankara'da Genişletilmiş İstişare Toplantısı düzenledi.

Suriye Türkmen Meclisi yürütme kurulu üyeleri, meclis üyeleri, İstişare Kurulu, saha temsilcileri, öğretmenler, muhtarlar ve Türkmen kanaat önderlerinin yanı sıra siyasetçiler, çeşitli sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, araştırma merkezleri, Türk Dünyası'ndan temsilciler ve basının da yoğun ilgi gösterdiği toplantıda son gelişmeler ışığında Suriye Türkmenleri'nin ileriye dönük stratejik hedefleri ve öngörüler masaya yatırıldı.

Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı ve İstişare Kurulu Başkanı Mehmet Şandır'ın açılış konuşması ile başlayan toplantıda protokol konuşmalarını Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Sayın Tuğrul Türkeş ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Selçuk Özdağ yaptı.

Konuşmasında Suriye Türkmen Davası'na ve Suriye Türkmen Meclisi'ne desteklerinin artarak devam edeceğini vurgulayan Türkeş ve Özdağ, devletiyle, milletiyle Türkiye'nin Türkmenlerin yanında olduğu mesajını verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu ve kabinedeki tüm bakanların yanı sıra Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sayın Erşad Salihi, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez ve Kerkük Vakfı Sözcüsü Sayın Mahir Nakip yoğun programları nedeni ile toplantıya katılamadıklarını ancak Türkmen Davası'nı yürekten desteklediklerini belirten mesajlar gönderdi.

Protokol konuşmalarının ardından Türkmen Davası'na her daim destek veren STK temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacıların birer konuşma yaptığı tartışma bölümüne geçildi. Türk Ocakları Genel Sekreter Yardımcısı Osman Oktay; Dünya Türkmenleri Birliği Türkiye Başkanı Selahattin Baysal; Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölüm başkanı Doç.Dr. Serhat Erkmen; Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Cemil Doğaç İpek; Ahi Evran Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr Kürşad Zorlu; TEPAV dış politika uzmanı Hüseyin Raşit Yılmaz; ORSAM Ortadoğu uzmanı Oytun Orhan ve Rusya uzmanı Dr. Bayram Salam, yaptıkları konuşmalarda Suriye Türkmen Davası'na ilişkin önemli tespit ve önerilerde bulundu.

Toplantının ikinci bölümünde ise, Suriye Türkmen Meclisi üyeleri, Türkmen parti temsilcileri, Türkmen STK temsilcileri, Türkmen kanaat önderleri, kamp muhtarları, öğretmenler ve üniversite öğrencisi genç Türkmenler söz alarak konuşma yaptı.

Toplantı'nın kapanış konuşmasını yapan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmen Davası'nın çok kritik bir dönemeçte olduğunu ancak Türkmenlerin herşeye rağmen inancının tam olduğunu ve her türlü engele ve zorluğa rağmen mücadeleye sonuna kadar devam edeceklerini vurguladı.

(21.02.2016)

PYD/YPG militanları, Rus hava saldırıları ile eş zamanlı olarak dün gece Halep merkezindeki Türkmen Mahallesi Hüllük’e saldırı gerçekleştirdi.

Bölgedeki kaynaklardan ve Türkmen birliklerinden edinilen bilgiye göre, 10 saatten fazla süren çatışmalarda çok sayıda PYD/YPG militanı etkisiz hale getirilirken, çok sayıda militanın da esir alındığı bildirildi.

Rusya'nın hava desteği ile yoğun bir şekilde Türkmen bölgesine saldıran PYD/YPG militanları, Türkmen birliklerinin saatlerce süren sert direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. (16.02.2016)



Uluslararası Af Örgütü'nden (Amnesty International) yapılan açıklamada, İdlib'deki Maret el Numan Hastanesi'nin Rus saldırısında yıkıldığı, Azez'de de bir çocuk hastanesinin ise Suriye rejimine ait bir füze ile hedef alındığı kaydedildi. Saldırıların, Suriye'de sağlık tesislerine yönelik çok sayıda "kasıtlı saldırının" son iki örneği olduğu belirtilen açıklamada, saldırıların, "uluslararası insani hukukun apaçık ihlali" olduğu bildirildi. Sağlık tesislerine yönelik saldırıların savaş suçu olduğu vurgulanan açıklamada, "Çatışmanın bütün tarafları bu tür korkunç saldırılara, sağlık tesislerinin tahrip edilmesine son vermeli. Sağlık çalışanlarının, ölüm veya yaralanma tehlikesi olmaksızın hayat kurtarma görevlerini yerine getirmelerine izin verilmelidir” ifadelerine yer verildi. (15.02.2016)


Milliyet Gazetesi'nin Ankara temsilcisi, Serpil Çevikcan, bugün gazetenin manşetine de taşınan önemli bir habere imza attı. Yazısında, YPG’nin bir sonraki hedefinin Rusya ve rejim güçlerinin desteğiyle Azez ve çevresindeki Türkmen köyleri olduğunu ifade eden Çevikcan, bu durumun Türkmenlere yönelik yoğun bir saldırı ihtimali nedeniyle Ankara’yı kaygılandırdığını aktarıyor. Deneyimli gazeteci Serpil Çevikcan'ın yazısı şu şekilde devam ediyor:

"Ankara'nın Harekat Tarzı"

Dünyanın gündeminde Türkiye var. Bir yandan Suriye iç savaşının neden olduğu mülteci krizi Rusya, rejim, PYD’nin Halep’e yönelik saldırılarıyla büyürken, bir yandan Suriye-Türkiye sınırındaki gelişmeler bütün dikkatlerin Ankara’ya çevrilmesine yol açıyor. Sadece son 3 günde yaşananlar bile baş döndürücü. Suudi Arabistan’ın İncirlik’e uçak göndermesi, gerekirse kara operasyonu için asker göndermeye hazır olduğunu bildirmesi. Sınırımızda bekleyen on binlerce yeni mülteci. YPG’nin Afrin’in doğusuna yönelik yürüyüşünü sürdürerek Menag Havaalanı’nı ele geçirmesi, ilerlemeyi sürdüreceğine yönelik açıklamaları. Türkiye’nin angajman kuralları çerçevesinde sınırdan obüslerle önceki akşam ve dün sabah YPG mevzilerini vurması. Davutoğlu’nun YPG’nin derhal Azez ve çevresinden, havaalanından çekilmesi gerektiğini sert bir dille söylemesi. YPG’den gelen “çekilmeyeceğiz” yanıtı. Bütün bu gelişmeler olurken ABD’den bir yandan Türkiye’ye “ateşi durdur”, bir yandan YPG’ye, “Suriye’nin kuzeyindeki karışıklıktan yararlanarak yeni toprak elde etme çabasını bırak” çağrıları yapması. Türkiye, YPG ilerlemeyi sürdürür ve “kırmızı çizgi” ilan ettiği Azez’e saldırırsa ne yapacak, ABD ve Rusya’nın tavrı ne olacak soruları. Ankara’nın, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt koridorunun oluşmasını istemediği sır değil. Bunun PKK ile PYD-YPG arasında hiçbir farkın olmamasından kaynaklandığı da. Diğer yandan Suriye rejimi, Rusya, YPG ve IŞİD arasında sıkışıp kalmış Türkmen köyleri, Ankara’nın Suriye’de iç savaş başladığından bu yana buralara verdiği destek var. Önce Rusya’nın desteğiyle rejim güçleri Kilis’ten Halep merkezine kadar uzanan ikmal hattını koparttı. Sonra da Afrin kantonunun doğusuna doğru yine Rusya’nın desteğiyle hareket eden YPG, Ankara’nın kırmızı çizgi ilan ettiği alana doğru ciddi bir hamle yaptı. YPG’nin şimdiki hedefinin Rusya ve rejim güçlerinin desteğiyle bu bölgedeki Türkmen köyleri olduğuna yönelik istihbarat yoğunlaşmış durumda. Bu durum Türkmenlere yönelik yoğun bir saldırı ihtimali nedeniyle Ankara’yı kaygılandırıyor. Türkmen köyleri hafif silahlarla kendilerini savunmaya çalışıyorlar ancak destek almadan bu çapta bir saldırıyı püskürtme şansları yok. Ankara’nın kaygısı hem yeni göç dalgası oluşturabilecek, hem de bölgedeki demografik yapıyı radikal biçimde değiştirebilecek çapta bir operasyon. Türkiye’nin sabrını zorlayan gelişmelere rağmen uluslararası hukuk kurallarının dışına çıkılmamasına büyük özen gösteriliyor. YPG’nin Rusya ve ABD’den açık destek almasına, Esad rejimi ile hiç olmadığı kadar çok ortak operasyona katılmasına rağmen sadece angajman kuralları doğrultusunda vurulmasının sebebi de bu özen. YPG’nin Türkiye’yi hedef alan son iki gündeki makineli tüfek başta olmak üzere silahlı saldırılarına angajman kuralları doğrultusunda obüslerle karşılık verildi. Kaynakların deyimiyle “şımarık çocuk gibi” davranan YPG’ye, bölgedeki hareketlerine dikkat etmesi gerektiği, istediği gibi hareket edemeyeceği, planlarını yaşama geçirmesinin kolay olmadığı mesajı da uluslararası hukuka uygun biçimde, yine kaynakların altını çizerek söylediği gibi “anladığı dilde” verildi. Türkiye, sınırda teyakkuza geçmiş durumda. Fırtına obüsleri, tanklar, füzeler, sınıra yerleştirilen seçkin birlikler 24 saat göreve hazır halde bekliyor. Kısa bir süre önce silah sıkıntısı yaşadığı söylenen YPG, aldığı destekle, doçkalar, havanlar, hatta tankların desteğiyle bölgede. Ankara, son gelişmelerin uluslararası yankısına kulak kesilmiş durumda. YPG’nin makul çizgiye çekilip çekilmeyeceği, ABD başta olmak üzere, NATO ve AB ülkelerinin alacağı tutum. Suriye’nin kuzeyinde yaşanacak gelişmeler, paralel biçimde Halep ve Rakka’da yaşanan çatışmalar savaşın seyri ve kurulacak yeni düzenle ilgili olarak belirleyici hale gelmiş durumda. Bugün gerekli adımı atmayanın yarın geç kalacağı bir saat işliyor. Zamanın nasıl bir Suriye ve bölgeyi yaratacağını yaşayarak göreceğiz. (15.02.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ'NDEN ÜLKÜ OCAKLARI'NA TEŞEKKÜR ZİYARETİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz’u makamında ziyaret etti.

Ülkü Ocakları’nın Türkmenlere yönelik faaliyetlerinden dolayı teşekkür ziyaretinde bulunan Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Suriye Türkmenlerine yönelik yardımları nedeniyle sayın Olcay Kılavuz nezdinde tüm teşkilata ve camiaya şükranlarını iletti.

Ülkü Ocakları'nın Türkmenlere yönelik desteğinin artarak devam edeceğini ifade ederken Olcay Kılavuz “Bu mukaddes davayı kendilerine geçim kapısı haline getirmeye çalışanlar var. Ülkü Ocakları olarak bu kirli anlayışa bugüne kadar müsaade etmediğimiz gibi bundan sonra da asla müsaade etmeyeceğiz. Biz var gücümüzle Türkmendağı’nın düşmemesi, Halep’te, Hama’da, Humus’ta Türkçe’mizin susmaması için olan bu kutlu mücadelemize devam edeceğiz. Ne Türkmen Davası’nı ne de “Esir Türkler”in istismar edilmesine, şahsi menfaat kaynağı haline döndürülmesinin önüne geçeceğiz.” diyerek bölgeyle ilgili düşünclerini ifade etti.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise “Ülkü Ocakları’nın ve Büyük Türk Milleti’nin desteğini her zaman yanımızda hissettik. Ne vatanlarını savunan kahramanlarımızı ne de Türkiye’ye sığınan yetimlerimizi, ana ve babalarımızı yalnız bırakmadınız. Yaptığınız her şeyden dolayı, özellikle de bu samimi davranışlarınızdan dolayı şahsınıza ve tüm Ülkü Ocakları’nın tüm mensuplarına bir kez daha teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandı. (14.02.2016)


Halep'e bağlı Azez ilçesinin güneybatısında yer alan Maranas bölgesinden PYD/YPG unsurları tarafından Akçabağlar üs bölgesine ateş açılması üzerine, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) angajman kuralları çerçevesinde terör örgütüne karşılık verdi.

Yerel kaynaklardan edinilen ve askeri kaynaklar tarafından teyid edilen bilgiye göre saat 17.00'den itibaren Kilis'te, sınır hattında konuşlu obüs toplarıyla Türkiye sınırına 13 kilometre uzaklıkta olan ve birkaç gün önce PYD tarafından Rus hava desteği ile ele geçirilen Minnig Havaalanının bulunduğu bölgeye top atışı yapıldı.

Konuyla ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye'nin stratejik hamlesinin ayrıntılarını ve gerekçelerini şu şekilde ifade etti:

"Suriye bağlamındaki gelişemler hem insani krizi derinleştiriyor hem de Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit ediyor.

Rusya’nın yabancı bir güç, fiili bir işgal gücü olarak Bayırbucak’ta Türkmenlere, Mare-Cerablus hattında, Halep’te yine Türkmenlere ve Araplara yönelik, neredeyse DEAŞ’e yardım edercesine yaptığı hava operasyonları çerçevesinde maalesef geçtiğimiz hafta Türkiye-Halep insani yardım koridoru kapatıldı.

Sonuç olarak Halep fiili bir kuşatma ve işgal tehdidi altındadır. On binlerce Suriyeli kardeşimiz canlarını kurtarmak için Türkiye sınırına akın etmektedir."

"HEDEF, DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEKTİR"

"PYD’yi piyon olarak kullanan güçlerin hedefleri çok yoğun bir mülteci akınına sebebiyet vermek ve Suriye’nin kuzeyinde demografik yapıyı değiştirecek şekilde yüzbinlerce insanın oradan sürülmesini sağlamak ve Halep’te sadece Rejim’in ve piyon örgütlerin olduğu bir yapı oluşturmaktır."

TÜRKİYE ANGAJMAN KURALLARINI İŞLETMİŞTİR

"Halep Türkiye koridorunun kesilmesi yanında Türkiye sınırındaki Azez’e dönük olarak hem Rus hava kuvvetleri bombardımana geçti hem de Afrin’den harekete geçen PYD/YPG Azez’e doğru harekete geçti. Minnig havalanını ele geçirdiler. Dün ve bugün aynı işbirlikçi güçler ve Rejimin uzantısı, işbirlikçisi olan bu terör örgütü Azez’e yönelik saldırıda bulundu.. Aynı zamanda sınırlarımıza yönelik de tacizler oldu yani angajman kurallarını işletmemizi gerektiren durumlar oluştu. Bu konuda Türkiye’nin tavrı açıktır. Gerek Türkiye’ye dönük mülteci akınlarına izin verememek, gerekse de güvenli bir şekilde bulundukları yerde kalmalarını sağlamak ve açık bir şekilde PKK’nın uzantısı olan bu terör örgütünün Suriye’de kendi alanlarını oluşturmaya çalışması bu tehdit karşısında bugün angajman kuraları çerçevesinde Azez ve çevresindeki tehdit unsurlarına karşı mukabelede bulunulmuştur."

YPG TÜRKMENLERE, ARAPLARA VE KÜRTLERE ETNİK KIYIM YAPAN BİR ÖRGÜTÜR

"YPG ve PYD PKK ile Kandille irtibatlı bir terör örgütüdür. Rejimin kuklasıdır. Rejimin adına katliamlar yapan bir terör örgütüdür. Rus hava desteğiyle kendisi gibi düşünmeyen Kürtlere, Türkmenlere, Araplara barbarca etnik kıyım yapan bir örgüttür. Uluslararası Af Örgütü dahil, birçok uluslararası kuruluş da bunu teyid etmiştir. Rusya’nın karadaki işbirlikçi, tamamlayıcı örgütüdür. YPG’nin sınırımızdaki her adımına misliyle karşılık veririz. YPG’nin ve arkasındaki güçlerin de bunu iyi bilmesi gerekir. "

YPG DERHAL AZEZ VE ÇEVRESİNDEN UZAKLAŞACAK

"YPG derhal Azez ve çevresinden uzaklaşacak, yakınına bile yaklaşmayacak. Koridoru tekrar kırma girişiminde bulunmayacak. Bir daha Minnig havalanına Türkiye’ye ya da muhaliflere yönelik kullanma girişiminde bulunmayacak, havalanını derhal boşaltacak.

PYD/YPG HESAP VERECEK!

"PYD/YPG işledikleri her katliamın, yaptıkları her barbarlığın, yerlerinden sürdüğü her Türkmen, Arap ve kendileri gibi düşünmeyen Kürtlerin hesabını verecektir. Türkiye yerlerinden sürülen Türkmen, Arap ve Kürtlerin geri dönmesini sağlayacaktır." (13.02.2016)

Suriye'de akan kanın bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu yaptığı açıklamada "Münih'te yapmış olduğumuz anlaşmaya rağmen Rusya sivilleri bombalamaya devam ediyor. Okulları ve hastahaneleri de bombaladılar. İnsanlar bu sebeplerden dolayı Rus bombardımanlarından kaçıyorlar" diye konuştu. Çavuşoğlu, Suriye'deki terör örgütleriyle mücadelenin devam edilmesi gerektiğini belirterek, ''Yani DAEŞ ve El Nusra ile. İkisi de terör örgütü. Ama Rusya bugüne kadar 'terör örgütleriyle mücadele ediyorum' diyerek daha çok muhalafete saldırdı ve saldırıların yüzde 88'i muhalefete yönelikti. 'Terörler mücadele ediyorum' diye Rusya bu bölgelerde saldırılarını devam ettirirse çatışmalar da durdurulamaz, ateşkes de sağlanamaz. İnsani yardımlar da etkili bir şekilde ulaştırılamaz'' dedi. Dışişleri Bakanı Suriye destek grubuyla 17 artı 3 formatıyla yaklaşık 9 saat süren bir toplantı gerçekleştirdiklerine işaret ederek, toplantının amacının 3 Şubat'ta ara verilmek zorunda kalınan müzakereleri tekrar başlatmak olduğunu vurguladı. Müzakerelere ara verilmesine sebep olarak Rusya'nın hava saldırıları, rejim güçleri, Hizbullah ve İran'ın desteğiyle karadan saldırıların devam etmesini gösteren Çavuşoğlu, ''Saldırılar devam ederken anlamlı müzakerelerin devam etmesi söz konusu değildi. Yine 3 Şubat'ta müzakerelerin devam etmemesinin başka bir sebebi de insani yardımların önündeki engeller kalkmamıştı. Dün bunun üzerinde uzun uzun durduk''' diye konuştu. Öncelikle çatışmaların durdurulmasını sağlamaya çalıştıklarına dikkati çeken Çavuşoğlu, toplantı sonrası yayınlanan bildiride esasen bunun olduğunu kaydetti. Suriye rejiminin özellikle kuşatma altındaki bölgelerdeki insanları zor şartlarda bırakmayı amaçlamasının bir taktik olduğunu savunan Çavuşoğlu, ''Kuşatma, açlığa terketme ve bu yönle öldürme, rejimin önemli taktiklerinden bir tanesidir. Sadece varil bombaları, gaz ve klorin bombaları kullanmıyor'' dedi.

"SİYASİ ÇÖZÜM EN GERÇEKÇİ VE KALICI ÇÖZÜMDÜR"

İnsani yardımların bir an önce ulaştırılması gerektiğini yineleyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti: ''Umarım önce çatışmaların durdurulması sağlanır. Bir hafta gibi bir süre öngörülüyor. Muhalefet arazideki güçlerle de görüşecek. Umarım kalıcı bir ateşkese dönüştürülür. Çatışmalar durdurulur. Ondan sonra da müzakereler başlar, çözüme giden müzakereler. Siyasi çözüm en gerçekçi ve kalıcı çözümdür.''

ÇALIŞMA GRUBU KARARI

Bakan Çavuşoğlu Suriye'de siyasi dönüşümün gerekliliğine işaret ederek, bunun için Beşar Esed'in gitmesi gerektiğini vurguladı. Çavuşoğlu, ''Muhalefet Riyad'da hazır. Kendi istişare grubunu hazırladı, müzakere heyetini belirledi, koordinatörünü... Hazır. Arazideki şartlar uygun değil. Tüm bunları denetlemek amacıyla iki tane çalışma grubu kurma kararı aldı. Bir tanesi insani yardımların etkili bir şekilde ulaşıp ulaşmadığını denetleyecek ve ilave tedbirler alabilecek. Diğeri de önce çatışmaların durdurulması sonra temennimiz ateşkesin sağlanması ve denetlenmesini gözetleyecek. Türkiye tüm bu çalışma gruplarının içinde olacak, komşu ülkeler müttefik ya da koalisyon içinde bulunan ülkeler, Rusya ve ABD de dahil. Bu süreçte en büyük soru, Rusya saldırılarını durduracak mı durdurmayacak mı?'' ifadelerini kullandı. (13.02.2016)

Uluslararası camianın Suriye'ye ilişkin görüşmeler ve toplantılar süreci devam ederken Suriye halkı Rusya, Rejim ve müttefiklerinin operasyonları ile ölmeye ve göçe zorlanmaya devam ediyor.

Suriye Siyasi Araştırmalar Merkezi, Suriye'ye ilişkin yayınladığı son raporda Suriye'deki insani durumun vehameti bir kez daha gözler önüne serildi.

Dünya medyasının geniş yer verdiği araştırmaya göre son 5 yıl içerisinde Suriye halkının yüzde 11.5'i savaş nedeniyle öldü ya da yaralandı. Çatışmalar dolayısıyla hayatını kaybedenlerin sayısının 470 bin olduğu ifade edildi.

BM verilerine göre ise Suriye'deki çatışmalarda yaşamını yitirenlerin sayısı 250 bin olarak açıklanmıştı. BM'e yönelik eleştirilerin de yer verildiği raporda BM'nin Suriye'deki birçok veriye ulaşamadığı ifade edildi.

1.9 MİLYON SURİYELİ YARALANDI

Suriye Siyasi Araştırmalar Merkezi'nin araştırmasına göre, iç savaş nedeniyle 1.9 milyon Suriyeli de yaralandı. Suriye'deki çatışma halkın yüzde 45'ini de yerinden ve yurdunda etti.

Başka bir veriye göre de, 70 bin insan iç savaşın getirdiği etkiler nedeniyle ilaç yetersizliği ve açlıktan dolayı yaşamını yitirdi.

İÇ SAVAŞIN EKONOMİYE MALİYETİ: 255 MİLYAR DOLAR

Suriye Siyasi Araştırmalar Merkezi'nin araştırması ekonominin de çatışmalar nedeniyle ağır darbe aldığını gösteriyor. Suriye'deki iç savaşın ülke ekonomisine maliyetinin 255 milyar dolar olduğu belirtildi.

Suriye'de 2011 yılında ortalama yaşam beklentisi 70 yaş civarında iken bu rakam 2015'te yüzde 55.4'e düştü. (12.02.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ TÜRK-İŞ'İ ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet, TÜRK-İŞ Genel Başkan Ergün Atalay’ı makamında ziyaret etti.

TÜRK-İŞ’in Suriye Türkmenlerine yaptığı yardımlardan dolayı Genel Başkan Atalay’a teşekkür eden Abdurrahman Mustafa, Atalay’a bir teşekkür plaketi takdim etti.

Sayın Atalay ve TÜRK-İŞ heyetine başta Halep ve Bayırbucak bölgesi olmak üzere tüm Suriye’deki Türkmenlerin mevcut durumu hakkında bilgi veren Abdurrahman Mustafa, tüm Türk kurumları ve Türk milletinin Türkmen Davası'na olan desteğinin artarak devam etmesini temenni etiklerini ifade etti. (11.02.2016)

HALEP'E YÖNELİK SALDIRILAR ARTARAK DEVAM EDİYOR

Rus ordusuna ait savaş uçaklarının Suriye'nin Halep kentinde muhaliflerin denetiminde olan köylere ve mahallelere yönelik hava saldıraları aralıksız bir şekilde devam ediyor.

Rus desteğiyle ilerleyen rejim ise Ağustos 2013'ten beri Türkiye sınırına en yakın noktaya ulaştı.

Rus savaş uçakları son olarak dün (09.02.2016) Halep şehir merkezindeki Türkmen mahallesi Hüllük başta olmak üzere Salihin, Kafr Hamra ve Kellese'de sivil yerleşim yerlerine hava saldırısı düzenledi. Bombardımanın ardından 10 kişi ölürken 20 kişi de yaralandı.

Rus hava desteğiyle bir yandan da Türkiye sınırına doğru Tel Rifat'a ilerleyen rejim ve Hizbullah milisleri ise Ağustos 2013'ten bu yana Türkiye sınırına en yakın noktaya ulaşmış durumda.

Nubbul ve Zehra köylerindeki muhalif kuşatmayı kıran Suriye rejimi ile milisler, muhaliflerin can damarı niteliğindeki Azez-Halep koridorunu da kapatmış durumda. Rejim güçleri, Azez'den önce Türkiye'ye 20 kilometre uzaklıktaki stratejik Tel Rifat'a doğru ilerliyor. Bu hat üzerindeki Mayir ve Kefin beldelerinin de rejimin eline geçtiği bildiriliyor.

Davutoğlu: "Halep Direniyor!"

Parti grup toplantısında konuşan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Halep'te yaşanan gelişmelere değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Bir halk Halep’te evlerinden olmaya devam ediyor. Halk düzenli orduya karşı direniyor. Yüzyıllar boyu kalbimizin, medeniyetimizin parçası olan Halep yanıyor ve dünya seyrediyor. Direnen Halep’e Gaziantep, Kahramanmaraş adına sahip çıkacağız. Türkiye bir bütün olarak arkalarında. Bizim için gazi Halep’tir, kahraman, şanlı Halep’tir. Gün gelecek bu zulüm bitecek. Suriye’de rejim güçleri Türkiye-Halep koridorunu keserek insani yardımı önlüyor. Çözüm için bölgede olduğunu söyleyenler meselenin daha da büyümesini sağladılar. Rusya sivilleri bombalamaya devam ediyor. 6 binden fazla sortinin sadece yüzde 10’u DEAŞ’a karşı. Yüzde 90’ı sivilleri vuruyor. Her bir bombanın nereye düştüğü bilgisi elimizde var. Bunu ABD de NATO da biliyor. Ama uluslararası toplumun sesi çıkmıyor. Kalpleri donmuş. Tarih bunu kara lekeyle kayda geçirecektir. Halep’i, Bayırbucak’ı kan gölüne çevirenler, zalimler bu yaptıklarının hesabını bir gün mutlaka verecektir. Afganistan’ı terk ettikleri gibi zelil bir şekilde Suriye’yi terk edecekler."

Halep'ten "zorunlu göç" sürüyor

Rus uçaklarının, Suriye'nin Halep kentinde muhaliflerin kontrolündeki ilçe, belde ve köylere yönelik düzenlediği hava saldırılarından kaçıp görece daha güvenli olan Azez ilçesindeki Bab Es Selame'ye gelen Suriyelilerin sayısının ise 40 bini aştığı belirtiliyor. Saldırıların sürmesi halinde sayının hızla artacağı ifade ediliyor. (10.02.2016)



Uluslararası camianın kararsız tutumu nedeni ile Suriye'de sivil katliamları ve zorunlu göçler artarak devam ederken, BM, Suriye Rejimi'nin savaş suçlarını gözler önüne seren bir rapor yayımladı.

"BM günah çıkartıyor" yorumlarına neden olan raporda Suriye Rejimi'nin 5 yıllık süreçte işlediği savaş suçları delilleri ile ortaya konuldu.

BM, Suriye Bağımsız Araştırma Komisyonu'nunun Suriye'de gözaltında bulunan insanların ölümleri ve maruz kaldıkları sistematik şiddet hakkındaki ayrıntılı raporu basınla paylaştı. Yapılan açıklamada raporun 10 Mart 2011 ila 30 Kasım 2015 tarihlerinde öldürülen tutuklular hakkında 621 kişiyle yapılan görüşmelerle elde edilen bilgiler ışığında hazırlandığı açıklandı.

Suriye'deki işkence ve ölümlerin ülkedeki resmi ve geçici cezaevleri sayesinde gizlendiğine ve insanların ortadan kaybolduğuna işaret edilen raporda, "Suriye'deki tutuklular, savaş alanından ve gözden uzak geçici cezaevlerinde, işkenceye uğruyor ve öldürülüyor. Suriye rejimi, cinayet, işkence, tecavüz, hapsetme, ortadan kaldırma ve diğer insanlık dışı uygulamaları nedeniyle insanlık ve savaş suçu işliyor" ifadesi kullanıldı.

Suriye rejimi tarafından tutuklanan binlerce insanın ölünceye kadar dövüldüğü ya da uğradıkları şiddet ve işkenceler sonrasındaki yaralanmalar nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilen raporda, bazı tutukluların da insanlık dışı cezaevi şartlarından yaşamını yitirdiğinin saptandığı bildirildi.

"Rejim'in işkence yöntemleri "

"Suriye rejimi, Mart 2011'den beri ülkedeki muhalifleri desteklediği ya da rejime yeterince destek vermediği için özellikle 15 yaş üstü erkekleri, kontrol noktalarında, ev arama sırasında ya da hastanelerde keyfi olarak tutukluyor. Suriye rejiminin cezaevlerinden kurtulan 500'den fazla kişi, maruz kaldıkları işkence ve onur kırıcı davranışları anlattı ve 200'den fazlası da tutukluluk süresinde en az bir ölüme şahit olduğunu söyledi."

Raporda, terör örgütü DAEŞ'in de yasa dışı şekilde insanları gözaltına aldığı ve ülkenin bazı noktalarında cezaevlerinin bulunduğu bilgisi verildi.

DAEŞ'in, tutuklulara işkence yaptığı ve öldürdüğünün tespit edildiği ve bu nedenle de DAEŞ'in, cinayet ve işkence nedeniyle savaş suçu işlediği kaydedildi.

"Rejim İnsanlık Suçu İşliyor"

Raporda, ülkede işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının cezalandırılması konusunun, ülkedeki siyasi çözüm sürecine dahil edilmesi gerektiği belirtildi.

Raporda ayrıca devlet güçlerinin aç bırakma, yaraların ve hastalıkların tedavi edilmemesi de dahil toplu tutuklamalar ve sivil ölümler yoluyla "sivil nüfusa yönelik sistematik ve yaygın saldırı olarak kabul edilebilecek çeşitli suçlara bulaştığı" ifade edildi.

BM Komisyonu askeri polis yetkililerinin, cezaevleri yöneticilerinin ve sivil yetkililerin de dahil olduğu üst düzey memurların ölümlerden ve cesetlerin isimsiz olarak toplu mezarlara gömüldüğünden haberdar oldukları yönünde akla yatkın dayanak bulunduğunu da belirtti.

Bu yetkililerin "kişisel olarak cezai sorumlulukları" olduğunu savunan raporda Suriye'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısına havale edilmesi çağrısı yapıldı. (09.02.2016)



Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın Avrasya Günlüğü’ne verdiği mülakat.

Suriye barış görüşmelerinin bir önemi var mı?

Suriye Türkmen Meclisi olarak prensiplerimiz çerçevesinde Suriye’deki savaşın sona erdirilmesine ilişkin sürdürülen uluslararası sürece destek veriyoruz. Ancak maalesef şu ana kadar bu noktada uygulanabilir ve sürdürülebilir bir irade ortaya konulmuş değil. Tüm belirsizliklere ve çeşitli odaklardan gelen engelleme çabalarına rağmen, Suriye halkının iradesini tam anlamıyla ortaya koyacak, masum insanların ölümüne neden olan bombardımanların durdurulmasını sağlayacak, Suriye Türkmenleri’nin talep ettiği hakları gözetecek, Suriye’nin geleceğinde Esad Rejimi ve Baas Sistemi’nin yer almayacağını garanti edecek bir Barış süreci istiyoruz. Ancak benim de katıldığım Cenevre görüşmelerinde barış yönünde herhangi bir adımı atılmadı. Müzakereden önce hayata geçirilmesi gereken kararlar vardı. Ablukaların kalkması, sivillere yönelik bombardımanın durdurulması ve tutukluların serbest bırakılması gerekiyordu. Ancak Cenevre sürerken tam tersi uygulamalar ortaya çıktı. BM ve uluslararası toplum bu kararları uygulatamadı. Katliamlara seyirci kalındı ve bu duruma gelindi.

Rusya ve ABD gibi büyük güçlerin bu sorunda bulunması Suriye krizini nasıl etkiliyor?

Suriye’de 5 yıl önce halkın demokratik talepler ile, barışçıl gösteriler ile “hak, adalet, özgürlük” isyanı bugün artık bambaşka bir noktaya taşınmış durumda. Suriye gelinen noktada “küresel mücadele” alanına dönüştürüldü. Küresel güç odakları kozlarını Suriye’de paylaşıyorlar. Böyle bir ortamda asıl zararı masum siviller görüyor. Rusya, 30 Eylül’den bu yana İŞİD bahanesi ile Suriye’yi bombalıyor. ABD ve genel anlamda Batı’nın tutumu belirsizliklerle dolu. Suriye’de kan akmaya, insanlar can korkusuyla evlerini terk etmeye devam ediyor.

Suriye'deki Türkmenlerin de cihatçılarla birlikte hareket ettiği doğru mu?

Biz Suriye Türkmenleri olarak her anlamda ılımlı bir sosyolojik yapıya sahibiz. Ne dini, ne kültürel ne de fikirsel dünyamızda aşırılık yoktur. Suriye’deki Türkmen bölgelerinde bin yıllık topraklarını müdafaa etmeye çalışan birliklerimiz Türkmen gençlerimizden, bizim çocuklarımızdan oluşmaktadır. Bu konuda oluşturulmaya çalışılan algı maksatlıdır.

Türkiye Türkmenlere neden destek veriyor?

Türkiye sadece biz Türkmenlere değil tüm mazlum Suriye halkına destek vermektedir. Mazlum Suriye halkına gerçek anlamda destek veren, insani yardım konusunda tüm kaynaklarını seferber eden bir Türkiye var. Mazlumun yanında olmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleneğinde ve Türk milletinin kültüründe vardır. Ayrıca Türkiye ve Suriye Türkmenleri ortak tarih, kültür ve dil bağlarına sahiptir.

Türkiye Türkmenlere sadece silah ve lojistik destek mi veriyor?

Türkiye, Suriye Türkmenleri’ne ve Suriye halkına her konuda özellikle de siyasi ve insani yardım konularında destek vermektedir.

Suriye'de PYD'nin rolü tam olarak nedir?

PYD, İŞİD gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaya , Suriye halkının haklı mücadelesine engel olmaya çalışan karanlık yapılardır. Suriye’de büyük bir “hesaplaşma oyunu” oynanıyor. PYD ve İŞİD ise bu oyunun piyonlarıdır. Özellikle PYD, bugün oluşturmaya çalıştığı “kürt koridoru” ile bu oyuna hizmet etmektedir. Suriye Devrimi’nin düşmanları ile ortak müşterekleri vardır ve Rejim ile işbirliği içindedir.

5 yıldır “Esad gidicek, Esad gidicek” diye söyleniyor , ancak Esad hala Suriye'de. Bu başarısızlığın nedeni kim?

Esad er ya da geç gidecektir. Kendi halkına zulmeden, katleden bir rejim Suriye’nin geleceğinde yer alamaz. Esad’ın kalmasını isteyen ve bu yönde hareket eden küresel odaklar amaçlarına ulaşamayacaklardır. Suriye halkı haklı mücadelesinde sonuna kadar devam edecektir.

Şu anda Suriye'de insani durumu nasıl özetleyebilirsiniz?

Suriye’de insanlık tarihinin en büyük krizlerinden biri yaşanıyor. 400 bin insan hayatını kaybetti. Yüzbinlerce insan rejimin hapishanelerinde işkence görüyor. 10 milyon Suriye’li yaşadığı yeri terketmek zorunda kaldı. Milyonlarca insan evsiz. Çoğu kadın ve çocuk yarım milyon Suriyeli abluka altında açlıkla, sefaletle mücadele ediyor. Rus destekli rejim bombardımanı aralıksız olarak sivil yerleşimlere bomba yağdırıyor; İran ve Hizbullah milisleri karadan ilerlemeye çalışıyor, sivil insanları hedef alıyor; yeni bir göç dalgası söz konusu ki bu yeni dalgada zorunlu olarak göç edecek insanların çoğu Türkmendir. Kısacası ölüm, tehcir, abluka, açlık ile özetlenebilecek bir insani kriz var Suriye’de.

Tony Blair Seddam Huseyin'e olan saldırı sonucunda Irak'ta silah tahribatıyla ilgili hiç bir şey bulamadıkları için uluslararası toplumdan özür diledi. Esad sorununun sonu ne olacak?

Yüzbinlerce Suriyeli’nin katili olan, kendi ülkesini tarumar eden zalim bir diktatör olan Esad Rejimi’nin Suriye’nin geleceğinde yeri yoktur. İfade ettiğim gibi Suriye’deki savaşı kendi çıkarları için sabote eden karanlık odaklar emellerine ulaşamayacaklardır. Esad ve Baas Rejimi’nin Suriye’nin geleceğinde yeri olmayacaktır. Yıllar sonra uluslararası camia Suriye halkından özür dilemek zorunda kalacaktır.

Siz konuşmanızda Rusya'nın Suriye'de hayatını kaybeten insanların yarısından sorumlu olduğunu söylediniz. Peki, diğer yarısından kim sorunlu? Hangi koalisyon ve ya taraf ?

Esad Rejimi ve müttefikleri olan Rusya, İran, Hizbullah milisleri ve Rejim’e destek veren; İŞİD ve PYD gibi rejime hizmet eden her kim varsa Suriye halkının katilleri onlardır.

Esad'ın komutası altında kitle imha silahlarının olduğunu düşünüyor musunuz?

Esad ve müttefikleri Suriye halkına çeşitli silah ve bombalarla saldırmaktalar. Her türlü silah ve mühimmat üzerimizde deneniyor. Nitekim, Rejim’in Türkmen bölgelerine attığı bombalar arasında yasaklı Napalm bombaları vardır. Ayrıca BM kimyasal silah denetçileri 2013 yılında Rejim’in Şam’ın Guta bölgesine bağlı Zamalka, Ayn Tarma ve Muadhamiye'nin batı mahallerine sarin gazı ile saldırdığını doğrulamıştı.

Dünya Esad'a karşı birleşti. Esad rejiminin problemi nedir?

Tüm dünya Esad’a karşı birleşmedi. Bilakis Esad’a destek veren süper güç Rusya ve İran varken bunu söylemek mümkün değildir. Esad ise “kişisel egemenliğini muhafaza” etmek için kendi halkına acımasızca yöntemler kullanmaktadır. Bu çerçevede küresel ve bölgesel çıkarlar noktasında kendisi ile ortak paydada olan devlet ve/veya devlet dışı aktörlerle ortak hareket etmektedir. Durum bundan ibarettir.

Suriye'nin gelecekte barışı ve dengeni sağlamasını nasıl görüyorsunuz? Öte yandan, Esad'ın geleceği nasıl olacak?

Rusya, Suriye halkını bombalamaya devam ettiği sürece Cenevre görüşmeleri ertelenecek. Siyasi müzakerede iyi niyet göstergesi olmazsa bir çözüm ortaya çıkmaz. Bir taraftan Rejim ve destekçisi İran-Rusya, bir taraftan IŞİD, bir taraftan da PYD Suriye muhalefetini bitirmeye çalışıyor. Savaş değil muhalifler bitirilmek isteniyor. Savaşın bedelini ise Suriye halkı çok ağır bir şekilde ödüyor. Yapılması gereken çok açık ve net. Suriye halkının iradesini tam anlamıyla ortaya koyacak, masum insanların ölümüne neden olan bombardımanların durdurulmasını sağlayacak, ablukaları kaldıracak, Suriye’nin geleceğinde Esad Rejimi ve Baas Sistemi’nin yer almayacağını garanti edecek bir Barış sürecinin bir an önce tesis edilmesi gerekmektedir. (08.02.2016)

TÜRKMEN DAĞI'NDA SON DURUM

Türkmendağı'ndaki birliğimiz II. Sahil Tümeni, bölgedeki son durumu ifade eden açıklamasında son 4 ayda Rusya'nın havadan; İran, Hizbullah ve Rejim çetelerinin karadan düzenlediği yoğun saldırılar nedeni ile bölgedeki 36 Türkmen köyünden 29'unun tahrib ve işgal edildiğini belirtiyor.

Yapılan açıklamada başta 2.Sahil Tümeni olmak üzere, bölgedeki muhalif güçlerin düşmana karşı mücadeleye devam ettiklerinin altı çiziliyor.

Hak yolundaki haklı mücadelelerine sonuna kadar devam edeceklerini bir kez daha vurgulayan Türkmen birliklerimiz yaptıkları açıklamada tüm Türk ve Türkmen halkından dualarını esirgememelerini istirham ediyor. (08.02.2016)


Suriye’de siyasi çözüm için başlatılan Cenevre görüşmelerine katılan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, masayı Rusya ve Esed’in dağıttığını söyledi. Mustafa, "Cenevre görüşmelerinde bir sonuç çıkarsa Esed lehine olacaktır. Ulaşılması istenen sonuç budur" dedi. Yeni Şafak Gazetesi'ne açıklamalarda bulunan Abdurrahman Mustafa, uluslararası sürece yönelik önemli görüşlerini aktardı. CENEVRE'DE İYİ NİYETE RASTLAMADIK Cenevre görüşmelerinde herhangi bir iyi niyet göstergesine rastlamadıklarını vurgulayan Mustafa, "Rejimin barış yönünde herhangi bir adımı yok. Müzakareden önce hayata geçirilmesi gereken kararlar vardı. Ablukaların kalkması, sivillere yönelik bombardımanın durdurulması ve tutukluların serbest bırakılması gerekiyordu. Ancak Cenevre sürerken tam tersi uygulamalar ortaya çıktı. BM ve uluslararası toplum bu kararları uygulatamadı. Katliamlara seyirci kalındı ve bu duruma gelindi" dedi.

BOMBALAMA SÜRDÜKÇE GÖRÜŞME OLMAZ

Gelinen noktada artık Esed'in olmadığını belirten Mustafa "Rusya ve İran Suriye'yi yakmaya başladı. Bu şartlarda neyin müzakeresini yapacaksınız” diye konuştu. Rusya ve İran'ın bombardımana devam etmesinin Cenevre'deki siyasi çözümün önemsenmediğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Mustafa, "Rusya, Suriye halkını bombalamaya devam ettiği sürece Cenevre görüşmeleri ertelenecek. Siyasi müzakerede iyi niyet göstergesi olmazsa bir çözüm ortaya çıkmaz. Tabii 25 Şubat'ta muhaliflerin Cenevre'ye gidip gitmeyeceğinin kararı Riyad toplantılarında verilecek. Bu aşamada, 11 Şubat'ta Suriye'nin Dostları grubu toplantısı ve burada Kerry ile Lavrov'un yapacağı görüşme de önemli" dedi.

ESED'E MEŞRUİYET KAZANDIRMA ÇABASI

Mustafa, Esed'e tekrar meşruiyet kazandırılmanın hedeflendiğini belirterek "Esed ve PYD, Cerablus'a uzansın isteniyor. Bugün Rusya ve Amerika terör örgütü PYD'yi destekliyor. PYD ve Esed rejimi zaten işbirliği içinde, durmadan Afrin'den muhalefeti sıkıştırıyorlar. Bir taraftan rejim, bir taraftan IŞİD, bir taraftan Rusya, bir taraftan PYD, Türkiye'nin tamamen güney sınırına yerleşmek istiyorlar" şeklinde konuştu. Amerika'nın bölgedeki görevini tamamen Rusya'ya teslim ettiğini söyleyen Mustafa, "Bu savaşın bedelini Suriye halkı çok ağır ödüyor. Bugün şunu çok açık söyleyebiliriz ki, Cenevre görüşmelerinde bir sonuç çıkarsa Esed lehine olacaktır. Ulaşılması istenen sonuç budur" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye müzakerelerin devamını telkin etti Cenevre görüşmelerinde Türkiye'nin masayı dağıttığı iddialarının ortaya atıldığını hatırlatan Abdurrahman Mustafa "Bu söylemler kesinlikle doğru değil. Cenevre'de Türkiye'den temsilciler vardı ve muhaliflere sürekli olarak müzakerelerin devam etmesi telkininde bulundular" diye konuştu. Suriye'de çözüme taraf olmayanların muhalefetin masadan çekilmesini istediklerini vurgulayan Mustafa "Cenevre'de 'muhalefet çözüm istemiyor' diye iddialar ortaya atıldı. Muhalifler ne yapabilirdi ki? BM'nin verdiği sözler tutulmadı. Muhalefet masayı dağıtmamıştır. Gerçek şudur ki, Cenevre'de müzakere aşamasına gelinmemiştir. Müzakare süreci dediğiniz, tam yetkili geçiş hükümetidir" değerlendirmesinde bulundu. (08.02.2016)


Rusya ve Esed güçlerinin sivil yerleşim alanlarına saldırılarından kaçarak yollara düşen çoğu Türkmen binlerce Suriyeli, Halep-Azez arasındaki 100 kilometrelik koridorda ölümle yaşam arasına sıkışıp kaldı. Suriye'de süren iç savaş, masum insanları evlerinden ve sevdiklerinden ayırmaya devam ediyor. Rejimin 5 yıldır attığı bombalarına rağmen yurtlarını terk etmeyen Suriyeliler, Rus savaş uçaklarının son 3 aydır Halep ve çevresine devam eden ağır saldırılarına daha fazla direnemedi. Evleri yıkılan, evlatlarını savaşa kurban veren Suriyeliler, çareyi soğuk havaya rağmen yollara düşmekte buldu.

Yanlarına aldıkları birkaç eşyayla Türkiye sınırına doğru yaya ilerleyen Suriyelilerin göç yolculuğu ise adeta drama dönüştü. Günlerce Rusya'nın bombardımanı altında yaşayan binlerce insan Halep'ten Azez'e umut yolculuğuna çıktı. Ateş altında canlarını zor kurtaranlar, Halep-Azez arasındaki 100 kilometrelik koridorda adeta kaderleriyle baş başa kaldı. (07.02.2016)


Kilis Valisi Süleyman Tapsız, Kilis'te basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak, Suriye'den gelen göç dalgası hakkında açıklama yaptı. Tapsız, Halep'ten gelen 10 bin kişinin kamplara yerleştirildiğini belirterek hava saldırılarının devam etmesi halinde en az 70 bin kişinin daha bölgeye gelme ihtimalinin bulunduğunu vurguladı. Türkiye sınırına yaklaşık 35 bin kişinin geldiğini söyleyen Tapsız, "Bizim son üç yıldır karşı tarafta kurduğumuz sekiz tane kamp var. Bu kampta 50-60 bin civarında insan kalıyor. Biz yeni gelen insanları da absorbe edebilecek bir yeteneğe sahibiz. Bu nedenle şu anda oraya gelen 30-35 bin kişinin kalabileceği bir imkân oluşturuldu. Onları Türkiye'ye alma gibi bir ihtiyacımız şu anda yok. Ama olağanüstü bir kriz olursa bu konuda bütün hazırlıkları yaptık. Hiçbir sıkıntı yok. Karşı tarafta bu insanların kalabileceği imkânları sağladık" açıklamasında bulundu.

ÇAVUŞOĞLU: 50-55 BİN KİŞİ YOLDA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Avrupa Birliği dışişleri bakanlarıyla Amsterdam'da yaptığı görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, Şam rejiminin Halep saldırılarının ardından bölgeden kaçan 5 bin Suriyelinin kabul edildiğini belirterek, "50-55 bin kişi yolda ve onları yalnız bırakamayız, çünkü hava saldırıları sürüyor ve İranlı Şii milislerin desteklediği rejim güçleri de bu sivillere saldırıyor" dedi.

AB: ABLUKA KALDIRILMALI

AB, Suriye kaynaklı yeni bir göç dalgasına dair haberlerin, son derece endişe verici olduğunu bildirdi. AB Komisyonu'nun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Christos Stylianides, yazılı açıklamasında, Suriye'de siyasi çözüme, savaşın durdurulması ve ablukaların kaldırılmasına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Sivillerin korunması ve yardıma ihtiyacı olanlara uluslararası insan hakları çerçevesinde yardım götürülmesi gerektiğini belirten Stylianides, şunları bildirdi: "Çatışmaların yoğunlaşmasının yeni bir göç dalgasına yol açtığına dair Halep, Dera ve Suriye'nin diğer yerlerinden gelen haberler, son derece endişe verici. Halep'ten 15 binden fazla yeni yerinden edilmiş kişi, zaten çok sayıda Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye sınırına kaçtı. Ayriyeten, askeri operasyonlar, insani operasyonları ciddi bir şekilde engellemekte, insanlar hayat kurtaran yiyecek ve tıbbi destekten mahrum bırakılmakta." (06.02.2016)


5 SORUDA HALEP KRİZİ

1- Rusya, Suriye Ordusu ve Hizbullah nerelere saldırıyor? Salı günü Halep’in kuzey kırsalındaki Duveyr Zeytun, Tel Cibbin ve Hardet Til kasabalarını ele geçiren Esed rejimi, Rusya’nın hava desteğiyle ilerlemesini sürdürdü. Rusya sadece Pazartesi ve Salı günü bu bölgelere toplam 270 hava saldırısı düzenledi. Ardından rejim muhaliflerin Nubbul ve Zehra beldelerindeki kuşatmasını kırdı. Bu kuşatmanın delinmesiyle Halep’in kent merkezi, Halep kuzey kırsalından kopmuş oldu. Bir yandan Halep’in merkezindeki bölgeler Türkiye’den gelen ikmâl yollarından en önemlisini kaybetmiş oldu. Şu anda muhaliflerin Türkiye'yle bağlantısı sadece 3 kilometre genişliğinde. Bu bölgede de çatışmalar sürüyor.

2- Halep-Türkiye koridorunun kapanması ne anlama geliyor? Halep ile bağlantısı kesilen Azez koridoru, muhaliflerin can damarı. Türkiye'den tüm yardımlar bu koridordan geçiyor. Bu koridorun kaybedilmesi demek Halep'in kırsalındaki muhaliflerin bundan böyle tamamen İdlib tarafındaki muhalif bölgeye bağımlı hale gelmesi demek. Ancak bu bölge de Halep'e uzak olduğundan askeri, tıbbi ve sivil yardımların Halep'e ulaştırılmasının zaman alacağı anlamına geliyor. Bu durum Rusya'nın T-90 tankları ve TOS-1 Buratino füze fırlatıcılarıyla donattığı rejim güçlerine karşı muhalifleri stratejik olarak tamamen savumasız hale getirebilir. Rejimin İdlib'e doğru ilerlemesi söz konusu. Halep'in İdlib'deki muhaliflerle de bağlantısı kesilirse, kentteki 300 bin kişi kuşatma altında kalacak.

3- Siviller nerelere kaçıyor? Rejimin Nubbul ve Zehra beldelerindeki kuşatmayı kırıp, Marast -ul Han köyünü alması üzerine, bu bölgeden ve Azez tarafından Türkiye'ye kaçanlar var. Göç edenlerin bir kısmı Suriye'nin Türkiye sınırına yakın bölgeler ile Halep'in batı kesimlerindeki güvenli gördükleri yerlere gidiyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir hafta içinde Yamadi Kampı'ndaki 10 bin kişinin Türkiye'ye kaçmak durumda kaldığını ve Türkiye'nin bu kişileri kabul ettiğini söyledi. Davutoğlu ayrıca Halep'teki saldırılar nedeniyle 10 bin Suriyeli'nin Türkiye sınırında beklediğini belirtip, "Halep'in kuzeyindeki kamplarda bulunan 60-70 bin kişi Türkiye'ye doğru hareket ediyor" dedi. Suriyelilerin güvenli görüp kaçtıkları yerlerden biri de Halep'in kuzeyinde bulunan Azez ilçesindeki Esselame Sınır Kapısı oldu. Burası Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'nın karşısı.

4- PYD ne yapıyor? Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre PKK'nın Suriye kolu PYD'ye bağlı YPG güçleri de muhaliflere kuzeybatıdan baskı yapıyor. YPG, Nubbul ve Zehra köyleri civarındaki iki köyü muhaliflerden aldı.

5- Türkiye ne diyor? Ekvador'da konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, askıya alınan Cenevre görüşmelerini de hatırlatarak Suriye'den yeni sığınmacı akınına dikkat çekti. Erdoğan özellikle IŞİD’i vurduğu idiasıyla muhaliflere saldıran Rusya'ya karşı sessizliği eleştirirdi, Batı'ya "Cenevre'de görüşmeler devam ederken, Suriye halkına yönelik hava bombardımanları ve saldırılar da devam ediyordu. Son olarak Halep'e yönelik saldırılar neticesinde binlerce sivil Türkiye'ye doğru harekete geçti. Avrupalı dostlarımız bizden mülteci akınını durdurmamızı istiyor. Suriye'de bunlar yaşanırken, soruyorum ben; bu akın nasıl durdurulacak?"sorusunu yöneltti. Başbakan Davutoğlu ise Londra'da yaptığı açıklamada, "Doğrusu Rusya ve ABD arasındaki görüşmelerden bir şey beklememe yanında bizi daha fazla kaygılandırıyor. Rusya her görüşme sonrasında daha fazla saldırıyor. Milyonlarca Suriyeliyi misafir ediyorsak bunun açıklamasını beklemek bizim hakkımız" diye konuştu. (05.02.2016)

Rusya'nın Cenevre'de Suriye krizine çözüm görüşmelerinin başladığı geçen pazartesiden bu yana özellikle Halep'in kuzeyine düzenlediği ağır bombardıman ve Beşşar Esed rejimin eşzamanlı saldırıları, onbinlerce kişinin güvenli yerlere ulaşmaya çalıştığı yeni göç dalgasını tetikledi. Rusya'nın Cenevre'de Suriye krizine çözüm görüşmelerinin başladığı geçen pazartesiden bu yana özellikle Halep'in kuzeyine düzenlediği ağır bombardıman ve Beşşar Esed rejimin eşzamanlı saldırıları, onbinlerce kişinin güvenli yerlere ulaşmaya çalıştığı yeni göç dalgasını tetikledi.

AA muhabirinin yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Rusya ve Esed'in saldırılarını Türkiye ile Halep şehir merkezinin bağlantısını sağlayan koridorda yoğunlaştırması üzerine yaklaşık 20 bin kişi, Mersite, Hayyan, Tel Cibin, Rityan, Kefer Naya, Hırdeteyn, Deyr Cemal, Mayir, İhris ve Kefer Nasih köylerinden Azez'e doğru göç etti. İki gün önce Halep merkezdeki rejim güçlerinin muhaliflerin koridorunu yararak batıda kuşatma altındaki Nubul ve Zehra beldelerine ulaşmasıyla Halep merkezle Türkiye bağlantısı kopmuştu. Azez'e doğru göç edenlerden yaklaşık 15 bin kişinin halihazırda Kilis'in karşısındaki Azez ilçesinde Bab-ı Selam sınır kapısında beklediği bildiriliyor. Bu kapının Türkiye tarafında Öncüpınar sınır kapısı yer alıyor.

Halep koridorunun kesilmesi üzerine, Halep'in Anadan ilçesi, Hırreteyn, Beyyanun, Kefer Hamra'dan da yaklaşık 10 bin kişi de şehrin batısına yönelmiş durumda. Esed güçlerinin şimdiki hedefinin, Rusya'nın ağır hava bombardımanı desteğiyle Halep merkezi tamamen kuşatmak olduğu öngörülüyor. Bunun için Halep'in güneyine saldırarak muhaliflerin merkezden İdlib ile bağlantıyı sağladıkları Kastillo-Anadan yolunu da ele geçirmeleri gerekiyor. Söz konusu hatta ağır hava kara saldırıları başlaması halinde halkın güneye doğru, Kastillo-Anadan yolundan İdlib'e, yani Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü sınır kapısına doğru yönelmesi bekleniyor. (05.02.2016)


"HALEP GÖÇÜ" TARİHİN EN BÜYÜK KİTLESEL GÖÇÜ OLABİLİR

Rejim'in, havadan Rusya'nın; karadan ise Hizbullah, Irak ve İran milislerinin desteği ile Halep-Türkiye ikmal yolunu kesmesi, büyük çoğunluğu Türkmen olan binlerce sivilin, "katliam" korkusu ile Türkiye sınırına doğru ilerlemesine yol açtı.

Türk basınının önde gelen gazetelerinin, bugün (5 Şubat 2015) tarihli baskılarında konuyu manşetten vermesi, durumun ciddiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor.

"Türkiye Teyakkuzda"

Halep'ten Türkiye'ye doğru başlayan göç ile ilgili Ekvador'da konuşan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Halep'e yönelik saldırılar neticesinde binlerce sivil Türkiye'ye doğru harekete geçti" diyerek yeni göç dalgasına dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu da Londra'da düzenlenen "Suriye Dönorler Toplantısı"nda yaptığı basın açıklamasında Halep’e yönelik saldırılar ve havadan bombardıman nedeniyle 10 bin yeni sığınmacının Kilis sınır kapısında beklediğini ifade ederek “Halep’in kuzeyindeki kamplarda bulunan 60-70 bin kişinin Türkiye’ye doğru harekete geçtiğini dile getirdi.

"Suriye Halkı Küresel Projelere Kurban Ediliyor"

Rejim'in yine Rusya'nın hava; Hizbullah, İran ve Irak milisleri ile Şebbiha çetelerinin kara desteği ile Türkmendağı'nı yerlebir etmesi sonucu büyük çoğunluğu Türkmen olmak üzere binlerce sivil Hatay'ın Yayladağı ilçesine gelmeye devam ederken, "şer ittifakı"nın Halep'te de aynı senaryoyu izlemesi dünya tarihinin en büyük kitlesel göçlerinden biri ile karşı karşıya olunduğunu gösteriyor.

Rusya'nın Suriye savaşına dahil olduğu 30 Eylül 2015'ten bu yana Bayırbucak, Halep, Hama, Humus ve İdlip gibi sivil nüfusun en yoğun olduğu bölgeleri "DEAŞ ile mücadele" bahanesi ile amansız bir şekilde bombalaması akıllara söz konusu bölgelerde yaşayan tüm sivillerin "olağan şüpheli" olarak görülüp "topyekün temizlik operasyonu"na maruz bırakıldığını getiriyor.

Suriye Türkmen Meclisi'nin defaatle dile getirdiği, Suriye savaşı üzerinden yürütülen "küresel projeler", artık çok açık bir şekilde görülebiliyor. Söz konusu projeler kapsamında, devlet ya da devlet dışı aktörlerin Suriye'deki sivil halkın hayatı üzerinden "pay kapma mücadelesi"nin BM öncülüğünde yürütülen "barış görüşmeleri" ile eş zamanlı olarak artması da durumun vehametinin giderek arttığını gösteriyor.

Nitekim, bombardımanın yoğunlaşması üzerine Suriyeli muhaliflerin "saldırılar durana kadar masaya dönmeyeceğiz" resti ile Cenevre süreci -şimdilik- 25 Şubat'a kadar askıya alındı.

"Güvenli Bölge" olsaydı...

Rejim'in muhaliflerin ikmal hattını kesmesi ile Türkiye sınırına doğru harekete geçen onbinlerce sivilin tamamı, Türkiye'nin ve Suriye Türkmen Meclisi'nin uzun süredir "Güvenli Bölge" olarak ilan edilmesi için her platformda girişimlerde bulunduğu fakat "çeşitli nedenlerle" kabul görmeyen ve hatta alenen engellenen Halep'in kuzey kırsalındaki Azez-Cerablus hattından geliyor.

Şayet, "güvenli bölge" oluşturulmuş olsaydı, bugün Rejim ve müttefikleri söz konusu bölgeye giremeyecek; DEAŞ daha hızlı ve sistemli bir şekilde gerileyecek, PYD/YPG'nin hem Türkiye hem de başta Türkmenler olmak üzere Suriye halkına yönelik olan tehdit çıtası bu denli yüksek olmayacaktı.

Herşeyden önemlisi, bundan 3 yıl önce talep edilen "güvenli bölge" ile Azez-Cerablus hattında oluşturulması planlanan güvenli kamplar ve şehirler sayesinde yaşanmakta olan insani kriz yaşanmayacaktı!

Yine "Önce zulüm, sonra Özür"mü Dilenecek?

Hatırlanacağı üzere, 1995 yılında BM'nin ve tüm dünyanın gözleri önünde bir gecede binlerce Boşnak, Srebrenitsa'da Sırp milisler tarafından katledilmiş ve katliamın ardından Boşnakların en zayıf oldukları anda "barış masası"na oturmaları sağlanmıştı.

Dünyanın gözleri önünde, Avrupa'nın ortasında gerçekleşen katliam, ancak 2007 yılında Lahey Adalet Divanı tarafından "soykırım" olarak nitelendirilmiş; BM ise "zaafiyet" olarak gördüğü soykırım için tam 17 yıl sonra kuru bir özür dilemekle sözde vicdan muhasebesi yapmıştı.

Korkulan o ki, tıpkı Bosna'da olduğu gibi, bugün Suriye halkına reva görülen zulüm ve katliamlar da ancak yıllar sonra uluslararası camiadan gelecek özürler ile insanlığın kara lekelerinden biri olarak sessizce tarihe geçecek... (05.02.2016)



Londra'da düzenlenen Suriye'ye Yardım Konferansı'nda konuşan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Halep'teki hava saldırıları sonrası Türkiye sınırında 10 bin kişinin beklediğini ve yaklaşık 70 bin sığınmacının daha yolda olduğunu söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bugün insanlığa karşı iki düşman vardır; Esed rejimi ve DAEŞ terörizmi. Savaş suçu işleyenlere karşı omuz omuza durmalıyız" dedi. "Cenevre ne yazık ki çabalarımıza rağmen başarılı olamadı. Ne yazık ki Rejim, Cenevre'ye gittiğinde hava bombardımanı devam etmekteydi" dedi. Türkiye'ye gelen Suriyelilerin rejim yanlısı yabancı güçlerin saldırılarından kaçtıklarını söyleyen Başbakan, "Bu sivillere karşı savaş suçları da işlendi. Temeldeki Suriye krizini hiçbir zaman unutmamalıyız" dedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nden yapılan açıklamada ise Rejimin Rusya'nın hava desteği Halep'te ilerlemesi nedeniyle yaklaşık 40 bin sivilin yaşadıkları bölgeleri terkettiği belirtildi. (04.02.2016)

MUHALİFLERİN HALEP'İN KUZEYİ İLE BAĞLANTISI KESİLDİ

Halep'in kuzey kırsalında Rusya’nın hava desteğiyle ilerleyen Suriye rejim güçleri, kritik Nubbul ve Zehra köyleri etrafındaki muhaliflerin kuşatmasını kırdı. Rejim muhaliflerin elindeki Marastul Han bölgesini de alırsa Halep’in kent merkezi, Halep kuzey kırsalından kopmuş olacak.

Salı günü Halep’in kuzey kırsalındaki Duveyr Zeytun, Tel Cibbin ve Hardet Til kasabalarını ele geçiren Esed rejimi Rusya’nın hava desteğiyle ilerlemeye devam ediyor. Rejimin yeni hedefi muhalefetin kuşatması altındaki Nubbul ve Zehra bölgeleriydi. Rejim güçlerine destek mahiyetinde beş bin kişilik bir silahlı milis gücü de rejim güçlerine destek için bölgeye doğru ilerledi. Rejim güçleri bu akşam saatlerinde Nubbul ve Zehra etrafındaki muhaliflerin kuşatmasını kırdığını duyurdu.

Kuşatmanın tamamen kırılması durumunda Halep’in kent merkezi, Halep kuzey kırsalından kopmuş olacak. Eğer bu gerçekleşirse, Bir yandan Halep’in merkezindeki bölgeler Türkiye’den gelen ikmal yollarından bir tanesini kaybetmiş olacak. Diğer yanda Halep’in kuzey kırsalı kuşatılmış olacak.

Zira, Türkmen köylerinin de olduğu bu bölge doğudan DAEŞ, batıdan PYD güçleri, güneyden ise rejim arasında sıkışmış olacak.

Türkiye’nin ve Suriye Türkmen Meclisi'nin ısrarla talep ettiği ‘güvenli bölge’yi kapsayan bölgede yoğun bir Türkmen sivil nüfus bulunuyor.

Bölgedeki kaynaklar, Rejimin söz konusu bölge ve Halep merkez arasındaki bağlantıyı tamamen koparması ve durumunda dengelerin tamamen değişeceğini ve Türkiye’ye doğru büyük bir göç dalgası başlayabileceğini ifade ediyorlar. (04.02.2016)

.

Suriye rejim güçleri, Rus savaş uçaklarının havadan; İran milislerinin karadan desteği ile Halep'in kuzeyinde muhaliflerin kontrolünde olan bölgelere yönelik yoğun bir saldırı başlattı.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, iki günden bu yana hem Rusya'nın hem de rejimin yoğun bombardımanı altındaki Halep'te, Tel Cibin, Duveyr Zeytun ve Hırdeteyn köyleri yoğun çatışmalar sonucunda Rejim’in kontrolüne geçti. Türkmen birliği Sultan Murat Tümeni’nin de katıldığı, muhalifler ve Rejim ittifakı arasındaki çatışmaların halen devam ettiği bildiriliyor.

Rus savaş uçaklarının Anadan ilçesi ile Başköy Köyü çevresinde muhaliflerin rejimle olan cephe hatlarına 100'den fazla hava saldırısı düzenlediği, Mare ilçesinde de muhaliflerin terör örgütü DAEŞ'le olan cephe hatlarıyla ikmal yollarını bombaladığı ifade ediliyor.

Rusya-Rejim-İran ittifakının Halep’e yönelik bu saldırı harekatının arkasında büyük bir planın olduğu ifade ediliyor. Suriye Devrimi’nin “kalbi” olarak nitelendirilen Halep’e yönelik bu saldırının en büyük amacının muhaliflerin kontrolündeki bölgenin abluka altına alınıp, sınır kapısı ve Azez yolu ile Idlib ve Halep merkezde bulunan cepheler arasındaki bağlantının kesilmesi olduğu belirtiliyor.

Söz konusu harekat Türkmenler için ise ayrı bir tehdit arz ediyor. Şayet Rejim ve mütteffikleri, bölgeyi abluka altına alırsa Halep’teki Türkmen bölgeleri ve muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeler ile Türkiye arasındaki bağlantı yolu tamamen kesilmiş olacak. Bu senaryonun gerçekleşmesi ise Şam’ın Doğu Guta bölgesinde yaşanan insani dramın çok daha büyük ölçekli olarak Halep’te yaşanması anlamına geliyor.

Ayrıca, Rejim ile birçok ortak müşterekte gizli/açık ilişkiler içerisinde olan PYD, Rejim’in Halep’in stratejik noktalarını ele geçirmesi ihtimalinde açılacak olan yolu kullanarak Afrin ve diğer PYD kantonları arasında önemli bir bağlantı hattına sahip olmuş olacak.

Nitekim, Rusya’nın son 1 aydır Halep ve çevresinde gerçekleştirdiği hava saldırıları Rejim ve PYD’ye alan açıyor, manevra alanı sağlıyor.

Rus savaş uçaklarının saldırılarıyla bölgedeki insanı durum giderek kötüleşiyor. Bombardıman sonucu 1000’e yakın ailenin evlerini terketmek zorunda kaldığı, onlarca sivilin ise hayatını kaybettiği belirtiliyor. (02.02.2016)

.

HAMA KATLİAMININ 34. YILI

Tam 34 yıl önce bugün, Esad Rejimi, dünya tarihinin en kanlı sivil katliamlarından birine imza attı. Dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, 2 Şubat 1982’de Hama’da “isyan bastırma” bahanesi ile on binlerce Suriye’linin ölüm fermanını verdi.

Kadim bir Türkmen şehri olan Hama, Hafız Esad ve ekibinin emriyle harabeye çevrildi. On binlerce insanın katledildiği Hama katliamında koca bir şehir, köklü bir tarih yağmalandı.Rejim’in sıkıyönetim ilan ettiği Hama’da sıkıyönetim komutanlığı tarafından sistematik katliamlar yapıldı. Yargısız infazlar ile başlayan süreç, Rejimin Hama'yı hem havadan hem karadan bombardıman altına alması ile devam etti. Tarihi kaynaklara göre 21 günde 40 bine yakın Suriyeli bizzat Esad rejimi tarafından şehit edildi.

Hafız Esad rejiminin “olağan şüpheli” olarak gördüğü ve içinde Türkmenlerin de bulunduğu Hama halkı bundan tam 34 yıl önce yaşadığı dramı maalesef bugün de yaşıyor.Hama, Humus ve civarında yaşayan Türkmenler, 2011’de başlayan Suriye Savaşı’nın başından bu yana Rejim ve müttefiklerinin kanlı eylemlerine sahne oldu. Bölgedeki yüzbinlerce Türkmen, bin yıllık topraklarından zorla göç ettirildi. Topraklarında kalanlar ise ablukaya alınarak açlığa mahkum edildi.

Nitekim, Rusya’nın Suriye savaşına müdahalesinde ilk bombalanan yerlerden biri de Hama ve Humus kırsalındaki Türkmen köyleri olmuştu.Halen Rusya, Hizbullah, İran desteği ile Hama ve Humus bölgelerinde katliamlarına devam eden Rejim, 1982 katliamından yıllar sonra bu defa sadece Hama’yı değil, tüm Suriye’yi, tüm Suriye halkını hedef alıyor. (02.02.2016)


2016’DA SURİYE TÜRKMENLERİ İÇİN SİYASİ VE HUKUKİ STRATEJİ: NE YAPMALI?

Suriye Türkmen Davası'na önemli katkıları olan Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Cemil Doğaç İpek hocamız, Suriye Türkmenlerinin hukuki durumunu kaleme aldı.

Cenevre-Viyana süreçleri çerçevesinde Suriye içerisindeki her aktör pozisyonunu gözden geçiriyor, stratejilerini yeniliyor. Maalesef yeni siyasi süreç ile ilgili uluslararası hazırlık çalışmalarında ülkenin kadim halklarından olan Türkmenlere ilk etapta yer verilmedi. (1 Şubat tarihinde ise olumlu bir gelişme olarak Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Riyad grubunun daveti üzerine Cenevre'ye gitti.) Bu noktada konuya öncelikle uluslararası hukuk perspektifinden yaklaşmak faydalı olacaktır.

1921 Ankara, 1923 Lozan, 1939 Türkiye-Fransa Andlaşmalarında Suriye’de Türkmenlere yönelik herhangi bir statü öngörülmemiştir. Bu durum dönemin azınlık anlayışının dini temelde görülmesi ve Suriye Türkmenlerinin de çoğunluğu Müslüman bir ülkenin sınırlarının içerisinde bulunması ile de alakalı. Dolayısıyla Suriye Türkmenleri hâlihazırda Suriye’de direkt entite olarak ayrı bir hukuksal statü sahibi değil. Bu nedenle Suriye Türkmenlerinin önümüzdeki süreçte ilk hedefleri hukuki statü kazanmak olmalı. Bunun için de; ayrı bir aktör olarak; Suriye’yi oluşturan unsurlardan birisi olarak; mevcut içinde bulunulan şemsiyenin dışında masaya oturulması gerekir. Burada bu yönde kazanım elde edilirse bu durum Irak Türkmenleri için de model olabilir. Şu aşamada Türkiye’nin garantör olması gibi talepler siyasi açıdan prematüre olacaktır. Siyaseten mütevazı taleplerde bulunmak mevcut durumda Suriye Türkmenleri için daha rasyonel bir tercihtir. Konuyla ilgili olarak hedefe ulaşabilmek için Suriye’deki Türkmen hususunun “uluslararasılaştırılması” önemli bir adım olabilir. Dünya kamuoyu öncelikle burada Suriye halkından ayrı olarak Türkmen adında başka bir halk da olduğunu enformasyon yoluyla öğrenmeli. Çünkü Suriye’de bugün ayrı bir halk olarak Türkmenler insan hakları ihlallerine ve katliamlara uğruyor, kültürel hakları verilmiyor. Bu durum uluslararası kamuoyuna her şekilde duyurulmalı. İnsan hakları sözleşmelerinin mekanizmaları ve bu alanda faaliyet gösteren, konuya ilgili uluslararası sivil toplum örgütleri ile irtibata geçilmeli. Bu noktada Avrupa Birliği kurumsal yapısı içerisindeki azınlıklarla ilgili kurumlar nezdinde Suriye Türkmenleri girişimlerde bulunmalı. Ayrıca Rusya’nın bölgedeki Türkmenlere yönelik işlemiş olduğu insanlığa karşı suçlar muhakkak raporlanmalı ve uluslararası kamuoyuna sunulmalı. Bununla alakalı olarak farkındalık oluşturabilmek için Suriye Türkmenleri (diğer Türk Kökenli Halkların diasporaları ile birlikte) Batı başkentlerinde Rus elçilikleri önünde demokratik protesto eylemleri düzenleyebilir. Suriye Türkmenlerinin uluslararası alanda görünür olmak ve hukuki statü kazanmak için çalışmalarını smart power/ akıllı güç olarak nitelendirebileceğimiz üç ülke üzerinde yoğunlaştırması daha rasyonel olabilir.

Bu noktada Suriye konusunda siyaseti birbirine yakın olan Fransa-Katar-Türkiye ekseni üzerinden Türkmenler uluslararası kamuoyuna yönelik daha kolay açılım yapabilir. Suriye Türkmen Meclisi; Paris, Strasbourg ve Doha’da ofis açabilir. Bu süreçte Türkmenlerin uluslararası medyada ön plana çıkmasını sağlayacak görsel ve yazılı yayınlar kritik önemdedir. Gerekirse sponsorluklar aracılığı ile Avrupa’da ve A.B.D.’de düşünce kuruluşlarına Suriye Türkmenleri ile ilgili rapor yayınlatılmalı, uluslararası medya için Suriye Türkmenlerinin Esed Rejimi ve DEAŞ’a karşı mücadelesini gösteren Özgürlük Savaşçıları/ Freedom Fighters gibi belgeseller hazırlatılmalı. Uluslararası medyada Suriye Türkmenleri denildiğine akla gelecek Türkmen yüzler ön plana çıkarılmalı. Suriye Türkmenlerinin demokratik, laik, modern, batı ve değerleri ile bir sorunu olmayan, bölgedeki tüm etnik-dini unsurlara saygılı bir yapılanma olduğu uluslararası kamuoyuna en kısa zamanda, iyi bir lansman ile gösterilmelidir. Suriye Türkmenleri batı kamuoyunda ilgi uyandıracaktır. Bu teze destek olarak Türkmenler arasında herhangi bir Sufi-İslam ekolünün mürşid-i kâmil’i varsa o da bu aşamada ön plana çıkarılabilir. Bu şekilde Türkmenler; DEAŞ gibi tekfirci unsurlarla sadece sahada değil her alanda mücadele edebileceğini göstererek (batı kamuoyunun mevcut korku ve endişelerinden de hareketle) tezlerine daha kısa sürede karşılık bulabilir. Ayrıca hukuki statü kazanımı için Suriye’de kadim Türkmen varlığının ispatı noktasında Türk İmparatorluk Arşivlerinin yanı sıra Fransa’nın Manda Arşivleri de Türkmenler için çok önemlidir. İlgili arşivlerde konuyla alakalı belgelerin incelenmesine, yayınlanmasına ve kamuoyu ile paylaşılmasına yönelik bir proje faydalı olabilir.

Suriye Türkmenleri ile ilgili olarak atılacak tüm adımların uzun vadede kazanım getirmesi hukuki statünün sağlamlığına bağlıdır. Hukuki statü noktasında 2014 yılında Ukrayna’da Kırım Tatar Türklerinin anayasal hak olarak kazandığı ‘yerel halk statüsü’ örnek alınabilir. Yine hukuki statüde referans olarak; Sırbistan içerisinde özerk bölge iken Kosova’nın statüsü, Batı Trakya’daki Türklerin statüsü, Türkiye’deki gayrimüslimlerin statüsü incelenebilir. Sonuç olarak; hukuki statü Türkmenlere objektivite/ nesnellik kazandıracaktır. Suriye’de Türkmenlerin mevcut durumu ise maalesef subjektivite/ öznellik halidir. Subjektivite hali devam ettiği sürece de Türkiye’den başka kimse Türkmenlerle ilgilenmeyecek ve onları dikkate almayacaktır. Her ne olursa olsun Türkmenlerin öncelikli hedefi bir statü belgesi kazanmak olmalıdır. Hukuki statü ilerleyen yıllar için (üstü silinmiş bile olsa) bir tapudur.

Cemil Doğaç İpek

Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

(02.02.2016)


.

AVRUPA TÜRK KONFEDERASYONLARI'NIN TÜRKMENLER İÇİN TOPLADIĞI YARDIMLAR DUALARLA GÖNDERİLDİ

Avrupa Türk Konfederasyonları tarafından, Suriye Türkmenleri için toplanan yardımlar bugün törenle Halep'e uğurlandı.

Avrupa Türk Konfederasyonları Genel Başkanı Cemal Çetin’in başkanlık ettiği ve MHP Hatay Milletvekili Mehmet N. Ahrazoğlu, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Almanya Türk Federasyon Başkanı Şentürk Doğruyol, Avusturya Türk Federasyon Başkanı Ali Can, Belçika TürkFederasyon Başkanı Ömer Zararsız, Hollanda Türk Federasyon Başkanı Murat Gedik, Fransa Türk Federasyon Başkanı İlhan Orhan, İsviçre Türk Federasyon Başkanı İrfan Okutan, Danimarka Türk Federasyon Başkanı İlhan Eser ve MHP Hatay İl ve ilçe Yöneticileri ile Ülkü Ocakları yöneticilerinin bulunduğu heyet, Halep Türkmenlere gönderilecek olan konvoyun geçişine eşlik ettiler.Tırlardaki malzemeler Cilvegözü sınır kapısında Halep Türkmenlerine ulaştırılmak üzere Türk Kızılay’ı ve Suriyeli Türkmen yetkililere teslim edildi. (01.02.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, basına yaptığı açıklamada, Kelez bölgesinde süren çatışmalarda 2.Sahil Tümeni komutanlarından Samir Baldır Komutanımız ve birliğindeki mücahitlerimizin şehit düştüğünü bildirdi.

Abdurrahman Mustafa, yoğun çatışmaların yaşanmakta olduğu Kelez tepelerinin, mücahitlerimiz tarafından Esad güçlerinden geri alındığını ve Türkmenlerin Murt'a doğru ilerlediğini ifade etti. Çatışmalarda çok sayıda rejim milisinin de etkisiz hale getirildiği belirtildi.

Çatışmalarda komutanımız ile birlikte şehit düşen kahraman Türkmen yiğitlerinin mekanları cennet, makamları şehadet olsun!

Yüce Allah, bir karış toprak uğruna hiç düşünmeden toprağa düşen atalarımızın izinden, Hak'kın yolundan giden yiğitlerimizin yar ve yardımcısı olsun... (31.01.2016)



HARABEYE DÖNEN TÜRKMEN KÖYLERİ

Bayırbucak Türkmen bölgesinde, Rusya ile Esed rejimine ait uçakların hava saldırılarına maruz kalan köyler multikopterle görüntülendi. Anadolu Ajanası'nın elde ettiği insansız hava aracı görüntülerinde, Rusya'nın hava saldırılarında Çümeren ve Sallur köylerindeki ev ve ibadethanelerin isabet aldığı, bombardımanda vurulan binaların yanı sıra çevredeki araçların da şarapnel parçalarıyla kullanılamaz hale geldiği gözlendi. Rus uçaklarının havadan, rejim birliklerinin ise karadan tank, havan ve toplarla yaptığı bombardıman, yerleşim yerlerinde depremi aratmayan görüntüler ortaya çıkardı. (31.01.2016)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI REUTERS'E YAPTIĞI AÇIKLAMADA TÜRKMEN KÖYLERİNİN HARİTADAN SİLİNMEYE ÇALIŞTIĞINI İFADE ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, ağır Rus bombardımanının Lazkiye’nin kuzeyindeki köyleri neredeyse “haritadan sildiğini”, Rabiya (Gebelli) kasabasının geçen hafta Beşar Esed rejimi tarafından geri alınmasının ardından Türkmenlere yönelik riskin arttığını söyledi. Mustafa, “Yamadı kasabası şu an tehdit altında. Rus hava saldırıları ve çatışmaların menzilinde” diye konuştu. (31.01.2016)

Cenevre’de başlayan Suriye görüşmelerinden muhalifler lehine bir sonuç çıkmayacağını belirten uzmanlar Rusya ve Batı’nın; kendi çıkarları uğruna katil Esed, terör örgütü PYD ve DAEŞ’i meşrulaştırma yarışına girdiğini kaydettiler. Dört yıldan bu tarafa Suriye’de yüz binlerce masum sivilin ölümüne göz yuman küresel aktörler, göstermelik Cenevre toplantısıyla sorunun çözümünden yana değil, katillerin katliamlarına devam etmesinden yana tavır aldı. Cenevre’de eli kanlı rejim ve destekçisi örgütlerin temsilcileri masadaki yerlerini alırken, katliamlara maruz kalan Suriye muhalefeti pasifize edildi.

MAZLUMLARA KULAK VERİN

Suriye’deki çatışma ortamının durması ve barışın yeniden tesis edilmesi için yapıldığı söylenen Cenevre görüşmelerinde Rusya ve Batı; Esed, PYD ve DAEŞ’i meşrulaştırma yarışına girdi. Mazlum muhaliflerin “katliamları durdurun” talebine uymayan Esed müzakere masasına çoktan kuruldu. Buna tepki göstererek görüşmeye katılmayan muhalif gruplar çözüm istememekle suçlanınca Cenevre’ye gitme kararı aldı. Dış politika uzmanları ve stratejistler, BM çatısı altında yapılan görüşmelerde Batı’nın çıkarlarının korunarak mazlum Müslümanların aleyhine sonuçlar çıkmaması için dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor.

MUHALİFLER LEHİNE BİR SONUÇ ÇIKMAZ

Yeni Akit'e yaptığı açıklamada Rusya’nın ve Esed’in katliamlara devam ettiğini vurgulayan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Cenevre görüşmelerinde muhaliflerin lehine bir sonuç çıkacağını zannetmiyorum. Ablukanın kaldırılması, sivillere zarar verilmemesi gibi isteklerin hiç biri gerçekleşmedi. Hala Ruslar’ın bombardımanı hız kesmeden devam ediyor. Bu şartlar altında o masadan bir çözüm çıkmaz. Muhaliflerin işi zor ama yine de görüşmeye katılma kararı alarak ‘çözümü istiyoruz’ mesajı verip doğru olanı yaptılar” ifadelerini kullandı. (31.01.2016)


Rusya’nın hava bombardımanı ve Esad rejiminin saldırıları dün yoğunlaştı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Hatay-Yayladağı karşısında Türkiye’nin kurduğu Yamadi kampının boşaltılmasının uygun bulunduğunu söyledi. BİRLEŞMİŞ Milletler’in (BM), Cenevre’deki Suriye görüşmelerine son anda gelme kararı alan muhaliflere, “Sivillerin olduğu yerlere havadan saldırı olmayacağı” güvencesi verdiği belirtilirken, Rusya ve Esad güçlerinin dün özellikle Türkiye sınırındaki Türkmen bölgelerine yoğun hava operasyonları yapması dikkat çekti. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, Hatay-Yayladağı karşısında Türkiye’nin kurduğu Yamadi kampının boşaltılmasının uygun bulunduğunu, Yamadi’nin 3 kilometre güneydoğusunda Kürtdağı bölgesindeki Obin kampının da dün havadan vurulduğunu söyledi. Mustafa şu bilgileri verdi:

SINIRIN SIFIR NOKTASI

“Lazkiye kırsalındaki Rabia’nın düşmesinden sonra Rusya’nın desteğini alan Esad güçleri Yamadi’ye doğru ilerliyor. Sınırın sıfır noktasındaki kampın 8 kilometre uzağındalar. Dün akşamdan beri (önceki akşam) kampı gruplar halinde boşaltmaya başladık. 500-600’er kişilik gruplar halinde Türkiye’ye gelecekler. Kampta çoğunluğu Türkmen 20 bin kişi kalıyor. Hafta başında AFAD ve Kızılay yetkilileriyle görüşmüştük. Yayladağ’daki Güveççi Köyü’ndeki kamp genişletilmeye başlandı. Gelenler buraya ve diğer kamplara yerleştirilecek. Birçok insan da Türkiye’deki akrabalarının yanına gitmeye başladı. Yamadi’deki kamp bombalanırsa, büyük bir felaket yaşanır. Bu nedenle boşaltma kararı aldık. Kamptaki sahra hastanesi de söküldü. Sadece çok acil durumlar için sağlık ekibi mevcut.

OBİN BOMBALANDI

Bugün (dün) bölge ile görüştüm. Saat 11.30 sıralarında Yamadi’nin güneyindeki Obin Kampı’nı vurmuşlar. Bu kampı geçen Ekim ayında da bombalamışlardı. Çok sayıda ölü ve yaralının olduğu bildiriliyor. Ayrıca Kürtdağı’ndaki Türkmen köyü Kelez’in de rejim güçlerinin eline geçmeye başladığı bilgisini aldık. Bayırbucak bölgesinde 40 Türkmen köyünden sadece ikisi Türkmenlerin elinde.” Bu arada Yayladağı sınırında insani yardımların geçişi için açılan Arfalı noktasına gelen kadın ve çocuklardan oluşan Türkmen ve Arap kökenlilerden parmak izi alınıp, sağlık testi ve kayıt işlemleri yapılmaya başlandı. AFAD yetkilileri olası yoğun göçe karşılık tüm hazırlıkların yapıldığını söylediler. 289’u çocuk 980 Türkmen giriş yaptı.

Esad rejiminin Rusya’nın desteğiyle Lazkiye kırsalındaki Türkmen köylerine saldırıları sonrası Hatay’ın Yayladağı sınırına gelen 980 Suriyeli Türkmen, Türkiye’ye alındı. Türkmenleri, sınır kapısında AFAD ve Kızılay ekipleri karşıladı. Türkmenler, Yamadi Köyü’ne oradan da Türkiye’ye geçmek için sınıra geldi. İlk etapta 289’u çocuk ve 278’i kadın 980 Türkmen, Hatay’ın Yayladağı sınırından giriş yaptı. Sınırda arama yapılarak alınan Türkmenler, otobüslerle biyometrik kayıt işlemleri için Yayladağ’daki AFAD Mobil Koordinasyon Merkezi’ne götürüldüler. Kayıt işlemlerinin ardından akrabaları olanlar, akrabalarının yanlarına gönderildiler. Akrabaları olmayanlar ise Hatay’da bulunan AFAD’ın İslahiye-2 ve AFAD Suruç Geçici Barınma Merkezleri’ne transfer edildi. Hatay Yayladağı Güveççi’de AFAD’ın kurduğu barınma merkezi tamamlandığında ise Türkmenler buraya yerleştirilecek. Rusya’nın operasyonlarında4 ayda 1400 sivil öldü Suriye’de Rusya’nın 30 Eylül 2015’ten bu yana devam eden hava saldırılarında 1400 sivil hayatını kaybetti. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verdiği bilgilere göre Rus bombardımanında ölen IŞİD üyelerinin sayısı ise 965 olurken, diğer muhalif örgütler bin 233 savaşçı kaybetti. (31.01.2016)


Irak Türkmen Cephesi Başkanı Salihi, Suriye Türkmenlerinin Beşşar Esed rejimine karşı fedakarca mücadele verdiğini, Türkmen coğrafyası üzerinde oynanan oyunların onları yıldırmayacağını belirtti. Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşet Salihi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye Türkmenlerinin rejime karşı verdiği mücadeleye ilişkin, "Suriye'de Türkmenlere karşı siyasi operasyonlar devam edecek. Türkmenlerin karamsar olmaması ve topraklarını savunmaya aynı kararlılık ve dirençle devam etmeleri gerekiyor" dedi. Iraklı Türkmen lider Salihi, Irak Türkmen coğrafyasında oynanan oyunların Suriye'de tekrar edildiğini vurgulayarak, "Türkmendağı'nda olup bitenler Türkmenleri yıkmayacak ve yıldırmayacak" ifadelerini kullandı. Salihi, Irak ve Suriye Türkmenlerinin yaşadığı sıkıntıları dile getirmek ve çözüm yollarını aramak için ortak konferans düzenlenmesi yönünde çağrıda bulundu. Rusya'nın Suriye'de yaklaşık 4 aydır süren hava saldırıları sonucunda Türkmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı Türkmendağı'nın dörtte üçü Esed rejiminin kontrolüne geçti. Çatışmalar, bölgenin doğusunda Türkmenlerin elinde kalan son köylerde devam ediyor. Rus savaş uçaklarının desteğiyle kara operasyonu başlatan rejim güçleri Türkmendağı'nın dörtte üçünü ele geçirdi. Rejim halihazırda, Türkmen birliklerinin batı sahil kesimiyle kuzey hattındaki son nokta olan Acısu Kavşağı, Türkiye'ye 5 kilometre mesafedeki Kızıldağ, bölgenin güney hattındaki Gimam, Zuveyk köyleri ve Zuveyk'in kuzeyindeki Burc el-Kasab Tepesi'ni kontrol ediyor. (30.01.2016)


Suriye’de Esed rejimi ve Rusya’nın Türkmen Dağı’na yönelik saldırıları devam ediyor. Türkmenlerin mücadelesi devam ederken, Rusya da bölgeye yerleşmek amacıyla yeni hamleler yapıyor. Türkmen Dağı’nın büyük bir kısmında hakimiyeti sağlayan Rusya, Salma kasabasına S-400 füze sistemini konuşlandırmayı planlarken, kritik noktalardaki 45 tepeye ise dinleme istasyonlarını yerleştirdi. Türkmen Dağı’ndaki son durumu AjansHaber’e değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Türkmen Dağı’nda durum çok kritik, Rus uçakları bombardımana devam ediyor. Sivil, çocuk ayırt etmeden bombalıyorlar ve insanlar çok tedirgin” dedi. Rusya’nın S-400 füze sistemi ve kritik noktalardaki 45 tepeye dinleme istasyonu yerleştirecek olmasına da değinen Mustafa, “Rusların, Türkmen Dağı’ndaki Salma kasabasına S-400 savunma sistemi yerleştirmesi ve 45 tepeye dinleme istasyonu getirmesi, tamamen o bölgeye yerleştiklerinin göstergesidir. Rusya, Türkmen Dağı’na yerleşmesi amaçları; Esad’a avantaj kazandırmak, Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) tamamen bitirmek, Rusya’nın kendi üssünü güvene almasıdır. Türkiye ile Esed’i sınır yapmaktır, Cenevre görüşmeleri öncesi dengeleri tamamen değiştirmektir” dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmen Dağı’ndaki son durumu şöyle değerlendirdi:

“SİVİL, ÇOCUK AYRIMI YAPMADAN BOMBALIYORLAR”

Rus uçakları tarafından Türkmen Dağı’na bombardımana devam ediyor. Ruslar, dağı aralıksız olarak bombalıyorlar, füzeler atıyorlar. Türkmen Dağı’nda durum çok kritik, Yamadi kampındaki yaklaşık 10 bin – 15 bin kişi Türkiye’ye girmek için bekliyorlar. Rus uçakları hiç ayrım yapmadan, her tarafı bombalıyor. Sivil, çocuk farketmiyor, her tarafı bombalıyorlar. Dolayısıyla oradaki insanlar çok tedirgin.

“RUSYA BÖLGEYE YERLEŞİYOR”

Rusların, Türkmen Dağı’ndaki Salma kasabasına S-400 savunma sistemi yerleştirmesi ve 45 tepeye dinleme istasyonu getirmesi, tamamen o bölgeye yerleştiklerinin göstergesidir. Orada bizim elimizde çok az bir bölge kaldı. Salma kasabası ve 45 tepe çok stratejik bir bölgede yer alıyor. Bunlar maalesef Rusların elinde yer alıyor.

“TÜRKMEN DAĞI DÜŞTÜ DERSEK, MÜCADELE EDEN BİRLİKLERİMİZE HAKSIZLIK ETMİŞ OLURUZ”

Türkmen Dağı’nda bütün olumsuzluklara karşı mücadele devam ediyor, Türkmen Dağı düştü diyemeyiz. Türkmen Dağı düştü dersek, orada mücadele eden birliklerimize haksızlık etmiş oluruz. Orada bir direniş devam ediyor ama durumumuz kritik. Rusya füzelerle adeta Türkmen Dağı’nı yakıyor. 5 yıldır Esed rejimi giremedi ama Rusya gelince havadan saldırılarla, bombardımanlarla avantajı o tarafa çevirdi. Türkmenler zor bir süreçten geçiyorlar.

“15 BİN İNSAN TÜRKİYE’YE GEÇİŞ İÇİN BEKLİYOR”

Türkmen Dağı’nda bütün köyler boşalmış durumda, Yamadi kampına gelmişlerdi daha önce ama orada da kendilerini güvende hissetmiyorlar. Yamadi, Suriye sınırına sıfır noktadadır. Orada 15 bin kadar insan var, hepsi Türkmen değil ama aralarında Türkmenler de var. Türkiye’ye geçiş için bekliyorlar.

“RUSYA’NIN BÖLGEYE YERLEŞMESİNİN AMAÇLARI…”

Rusya, Türkmen Dağı’na yerleşmesi amaçları; Esad’a avantaj kazandırmak, Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) tamamen bitirmek, Rusya’nın kendi üssünü güvene almasıdır. Türkiye ile Esed’i sınır yapmaktır, Cenevre görüşmeleri öncesi dengeleri tamamen değiştirmektir. Bunlar Rusya’nın bölgeye yerleşmesindeki avantajlarından sadece birkaçı, daha çok sebepleri vardır. (29.01.2016)

Rusya'nın havadan, Hizbullah ve İran milislerinin karadan destek verdiği Rejim'in bombardımanı altındaki Türkmen Dağı'ndaki Türkmen kardeşlerine destek olmak için Bayırbucak Türkmen bölgesine gelen ve Rus bombardımanı sırasında şehadet mertebesine erişen MHP Fatih İlçe Başkan Yardımcısı İbrahim Küçük kardeşimiz bugün Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

Türkmendağı şehidi İbrahim Küçük'ün naaşı onbinlerce kişinin katıldığı cenaze töreni sonrasında tekbirlerle ve "şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganlarıyla Edirnekapı Şehitliği'nde defnedildi.

Türkmenin "onur ve özgürlük mücadelesi"ne destek olmak için canını siper eden İbrahim kardeşimizin mekanı cennet, makamı şehadet olsun inşallah!Başta ailesi ve sevenlerine, tüm Türk milletine Yüce Allah sabırlar ihsan eylesin.

Allah şahit olsun ki, dünya durdukça bizi kimse yolumuzdan döndüremeyecektir.

Allah şahit olsun ki, bu mukaddes dava uğruna toprağa düşmüş şehitlerimizin kanı yerde kalmayacaktır.

Türkmen'in Hak yolundaki Haklı davası, Allah'ın izni ile zafere ulaşacaktır. (27.01.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Hatay Şubesi Sorumlusu Usame Solak, Esed rejimi ve Rus güçlerininTürkmen köylerine yoğun top atışı yaptığını belirtti. Solak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Esed rejiminin ve Rus güçlerinin 4 gün önce Türkmen köylerine yönelik saldırılarında bölgenin merkezinde yer alan Gebelli köyünü kaybettiklerini hatırlattı. Türkmenlerin ellerinde kalan köyleri savunduğunu aktaran Solak, "Köylere yoğun top atışı yapılıyor. Evleri, yolları, seyyar hastaneleri her şeyi hedef alıyorlar. Şu an elimizdeki köylerde sivil kalmadı. Hepsi sınırdaki çadırlara yerleşti. Onlar da çok tedirginler" ifadelerini kullandı. Rus jetlerinin de köylerine füze saldırıları yaptığını belirten Solak, sınıra yakın bölgeye gelen sivillerin soğuk hava ile mücadele ederek, yaşamlarını sürdürdüğünü söyledi. (27.01.2016)

Dünyanın önde gelen gazetelerinden İngiliz The Guardian gazetesine röportaj veren Suriye Türkmen Meclisi Medya Ofisi Sorumlusu Nasır Hisso, Türkmendağı’ndaki son durumu değerlendirdi. Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik Rus destekli Rejim saldırısı hakkında The Guardian’ın sorularını yanıtlayan Hisso bir aydan fazla bir süredir Rus hava saldırılarının korkunç bir seviyeye ulaştığını ve Rus uçaklarının tüm cephe hatlarını yoğun bir şekilde bombaladığını ifade etti. Hisso, bölgedeki yıkımın kelimelerle anlatılamayacak kadar korkunç bir boyutta olduğunu, evlerin ve hatta ağaçların dahi topyekün bir şekilde yakıldığını dile getirdi. Nasır Hisso sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’yi etkisizleştirme politikası izlendiğini görüyoruz. Çünkü Suriye Devrimi’ne gerçek anlamda destek veren, DEAŞ’ı bertaraf etmek için çaba harcayan ve Esed’in gitmesini isteyen tek ülke Türkiye’dir.” (26.01.2016)


SURİYE Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Suriye’de çözümü öngören ve ertelenen Cenevre görüşmeleri için hazırlanan davetli listesinde hiçbir Türkmen temsilcinin olmamasını Hürriyet'e değerlendirdi. Rusya’nın PYD’nin davet edilmesi için bastırdığını belirten Mustafa, “3.5 milyon Türkmen nüfusu görmezden gelip, kantonlar ilan edip Suriye’yi alenen bölmeye kastedenleri davet etmek, devrim ruhu ile bağdaşmamaktadır” dedi. Suriye Türkmenleri’nin Cenevre’deki görüşmelerde yer almayacak olmasını “manidar” bulan Mustafa, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

‘ENGELLEME iLE KARŞILAŞTIK’

“Türkmenlerin, Suriye muhalefeti içinde engellenmesiyle karşı karşıyayız. Kurulduğumuz günden bu yana Suriye Ulusal Koalisyonu içerisinde temsiliyetimizi ve etkimizi arttırabilmek için yoğun çaba sarfetmemize rağmen hep bir engelleme ile karşılaştık. Bugün yeni bir Suriye inşa ediliyor ve Türkmenler görünmez kılınmaya çalışıyor. Bu durumu kesinlikle kabul etmiyoruz.” (26.01.2016)


Suriye'de Rusya'nın havadan, Hizbullah'ın karadan desteklediği rejim ordusunun, Bayırbucak Türkmenleri'nin elinde bulunan Rabia kentini ele geçirmesinin ardından, bölgede büyük hareketlilik başladı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa konuyla ilgili olarak AKŞAM'a konuştu. Abdurrahman Mustafa şunları kaydetti:

ETNİK TEMİZLİK YAPILIYOR

30 Eylül'de Rusya'nın Suriye'de yaşananlara müdahil olmasıyla birlikte Bayırbucak bölgesi ve Türkmen Dağı'na eşi benzeri görülmemiş bir müdahale oldu. Bugün dünyanın en süper güçlerinden biri olan Rusya'yla bizim mücadele etmemize savaş demek doğru olmaz. Bu Türkmenlere karşı etnik bir temizliktir. Nasıl Kızıldağ veya Türkmen Dağı dediğimiz yer büyük stratejik önem taşıyorsa, şimdi de Rabia dediğimiz yer stratejik bir noktadır. Orada bizim gençlerimizin direnişi hali hazırda devam ediyor. Tamamen kaybedilmiş değil.

DÜŞMANIN MENZİLİNDE

Rabia'nın düşmesi artık Bayır Bucak'ın tamamen düşmanın menziline girmesi anlamına gelir. Zaten çok dar bir alanda mücadelemizi sürdürüyoruz. Ancak, bildiğiniz üzere Rabia'ya çok yakın mesafede sivillerin yaşadığı Yamadı Kampı bulunuyor.

BÜYÜK ENDİŞE VAR

Yamadı kampında şu anda 20 bine yakın sivil bulunuyor. Ancak bu ruslar sivil, çocuk, yaşlı, kadın, erkek ya da okul, camii ayrımı yapmadan vuruyorlar. Bu nedenle çok büyük tedirginlik bulunuyor. Kampta kalanların, bir sonraki hedefin burası olabileceği yönünde bir endişesi var. O nedenle Türkiye ile birlikte bazı projeler üzerinde çalışıyoruz. Rusya, Akdeniz'de konuşlu savaş gemisinden fırlattığı füzelerle Suriye'nin İdlib İline bağlı Salkin Kasabası'nı da vurdu. Saldırıda 20 kişi öldü, 40 kişi yaralandı. Füzeler nedeniyle meydana gelen patlamanın sesleri, Reyhanlı'dan da duyuldu. Salkin Kasabası'nda 55 bin kişinin yaşadığı ve kasaba çevresinde iç savaştan kaçarak güvenli olarak gördükleri bölgede çadırlarda yaşayan Suriyelilerin de bulunduğu da ifade edildi.

ANKARA DEVREDE

Abdurrahman Mustafa: Ben şu anda Yayladağ'da bu ayarlamaları yapmaya çalışıyorum. Kamptaki yaklaşık 20 bin kişiyi Türkiye tarafına almak için Ankara ile gerekli görüşmeleri yaptık, şimdi de Yayladağ'daki yetkililer ile hazırlık çalışmaları yapıyoruz. (26.01.2016)

SURİYE Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cenevre'de yapılması planlanan Suriye barış görüşmelerinde Türkmenler hariç tüm etnik ve dini grupların olacağını belirterek, "Bu toplantıda Türkmenlerin yer almaması da çok manidardır. Suriye'nin geleceğinde Türkmenleri yok saymak, Suriye'de asla bir barış getirmeyecektir" dedi. Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi'nin Hatay'ın Yayladağı İlçesi'ndeki şubesinde Türkmenlerle bir araya geldi. Toplantı sonunda bir açıklama yapan Mustafa, Türkmenlerin mücadelesinin devam ettiğini ancak çok zor durumda olduklarını söyledi. Türkmenlerin sadece rejim askerleriyle mücadele etmediğini, dünyanın dört bir yanında gelen terör örgütlerinin de kendileriyle savaştığını ifade eden Mustafa, şunları söyledi: "Son olarak Bayırbucak Türkmen bölgesinde devam eden mücadelemizde süper güç olan Rusya, 30 Eylül'den bu yana bize saldırıyor. Orada Türkmenlere karşı bir etnik temizlik uyguluyor. İran, Irak, Hizbullah ve Esad'in paralı çeteleri karadan saldırıyor. Denizden de füzelerle köylerimizi vuruyorlar. Oradaki mücadelemiz devam ediyor. Ancak Türkmenlerin gücü bellidir. Bu kadar uluslararası terör estiren güçlere karşı gücümüz bu kadardır. Bayırbucak düşmedi, direniş devam ediyor. Asla da düşmeyecek. Buna direnen gençlerimiz inanıyorlar. Toprak namustur, kanımızın son damlasına kadar mücadelemiz devam edecektir. Ancak durum kritik. Rabia dediğimiz Gebelli, çok stratejik bir bölgedir. Burası 2 gündür rejimin eline geçti. Bu orantısız bir savaştır."

'TÜRKİYE HER ZAMAN YANIMIZDA'

Rusya ve rejimin sivil, kadın, çocuk, cami, okul, hastane ayrımı yapmadan havadan, karadan ve denizden saldırdığını, bunun sonucunda sivil halkın Türkiye sınırının sıfır noktasındaki Yamadi Köyü'nde bulunan kamplara geldiğini hatırlatan Abdurrahman Mustafa şöyle devam etti: "Bizim endişemiz burada 20 bine yakın sivil vardır. Bu insanların olası göç durumunda Yayladağı'nda barındırmak için Yayladağı'ndaki yerel yöneticiler ve Ankara'daki üst düzey idarecilerimizle görüşme yaptık. İnsani olarak her zaman yanımızda olan Türkiye bu konu da tedbirler aldıklarını ifade ettiler. Osmaniye kampının da Yayladağı'na taşınması yönünde talebimiz bulunmaktadır. Çünkü bizim insanımızın topraklarından tamamen kopmalarını istemiyoruz. Bu konuda meclisimiz bir mutabakata vardı. Buradaki yerel yönetimlerde bir sorun yoktur, bunu Ankara'daki üst düzey yöneticilerimize de aktaracağız."

'HERKES VAR, TÜRKMENLER YOK'

Suriye'de barışı sağlamak için Cenevre'de gerçekleştirilecek toplantıya da değinen Mustafa, "Biliyorsunuz Cenevre görüşmeleri olacak. Bu toplantıda tüm etnik ve dini gruplar varken, devrime bu kadar fedakarlık veren, yerinden yurdundan olan ve 30 bin şehit veren Türkmenlerin yer almaması da çok manidardır, düşündürücüdür. Suriye'nin geleceğinde Türkmenleri yok saymak, Suriye'de asla bir barış getirmeyecektir" diye konuştu. (25.01.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, beraberindeki heyet ile Hatay'ın Yayladağı ilçesinde son durumu değerlendirmek üzere bir dizi toplantı yaptı. Yayladağı Kaymakamı Alpaslan Altınışık ve Belediye Başkanı Mehmet Kalkan ile görüşen Abdurrahman Mustafa, daha sonra meclisin Yayladağı şubesinde Türkmen temsilcilerle bir araya geldi. Toplantı sonrası basın açıklaması yapan Mustafa, Suriye'de 5 yıldır dünyanın 4 bir yanından gelen terör örgütleri ve uluslararası güçlere karşı mücadele verdiklerini belirtti.

"Bu orantısız bir savaştır"

Bu mücadelelerinin Suriye'nin her noktasında devam ettiğini vurgulayan Türkmen lider, şöyle konuştu: "Son olarak Bayırbucak Türkmen bölgesinde devam eden mücadelemizde süper güç olan Rusya, 30 Eylülden bu yana bize saldırıyor. Orada Türkmenlere karşı bir etnik temizlik uyguluyor. İran, Irak, Hizbullah ve Esed'in paralı çeteleri karadan saldırıyor. Denizden de füzelerle köylerimizi vuruyorlar. Oradaki mücadelemiz devam ediyor. Ancak Türkmenlerin gücü bellidir. Bu kadar uluslararası terör estiren güçlere karşı gücümüz bu kadardır. Bayırbucak düşmedi, direniş devam ediyor. Asla da düşmeyecek. Buna direnen gençlerimiz inanıyorlar. Toprak namustur, kanımızın son damlasına kadar mücadelemiz devam edecektir. Ancak durum kritik. Rabia dediğimiz Gebelli, çok stratejik bir bölgedir. Burası 2 gündür rejimin eline geçti. Bu orantısız bir savaştır." Rusya'nın saldırılarıyla köylerdeki halkın sınırdaki Yamadi kampına geldiğini hatırlatan Mustafa, şu an buradaki halkın da risk altında olduğunu kaydetti. Suriye Türkmenlerine, hem Suriye muhalefeti tarafından hem de uluslararası toplum tarafından bir etnik temizlik uygulandığını savunan Mustafa, bunu sahada görebildiklerini anlattı. (25.01.2016)


Uluslararası kamuoyunun ikiyüzlü tutumu nedeniyle Türkmenler, Cenevre’de yapılacak olan ve Suriye’nin geleceğinin belirleneceği Suriyeli muhalif grupların toplantısına da çağrılmadı.Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Akit gazetesine verdiği demeçte “Şu ana kadar Suriye’nin toprak bütünlüğü ve barış için 35 bin şehit verdik. Onur ve özgürlük mücadelesi için elimizden gelen her şeyi yaptık. Fakat Suriye’nin geleceğinin tayin edileceği siyasi çözüm görüşmelerine alınmıyoruz” dedi. Mustafa, “Allaha şükür ki, sadece Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerekli desteği veriyor. Zorlanıyoruz ama mücadeleyi bırakmayacağız” şeklinde konuştu. (25.01.2016)


Rus destekli Rejim güçleri Bayırbucak Türkmen bölgesinin stratejik noktalarından Gebelli’yi almak için 3 yönden yoğun bir saldırı başlattı.

Harekatı Fiilen Rus Komutanlar Yönetiyor

Rus komutanların fiilen yönettiği harekatta bölgedeki Türkmen mücahitlerimiz, batıdan Gebere Köyü’nde; güneyden Ablaklı kavşağı Dervişen Köyü’nde ve doğudan Nisibin Köyün’de eş zamanlı olarak yoğun bir bombardıman altında.

Mücahitlerimiz Yaylım Ateşi Altında

3 günden bu yana bölgedeki Türkmen mücahitlerimiz çok zorlu bir direniş göstermektedir. Yaylım ateşi altında olan mücahitlerimiz içinde çok sayıda şehit ve yaralılarımız bulunmakla birlikte sadece dün itibari ile Nisibin Köyü’nde çıkan çatışmalarda 105 Rejim askeri mücahitlerimiz tarafından öldürülmüş ve gelen bilgilere göre çok sayıda Rejim askeri de yaralanmıştır. Çatışmalar sırasında Irak’lı olduğu anlaşılan 1 milis de esir alınmıştır.

Türkmen Yiğitlerimiz Türk Milleti'nden Destek ve Dua Bekliyor

Türkmen mücahitlerimiz orantısız güç koşullarında direnişe devam ediyor. An itibari ile Rus uçakları Gebelli başta olmak üzere Türkmendağı ve çevresine aralıksız olarak bomba yağdırıyor. Mücahitlerimiz koşulların giderek zorlaştığını ama son nefeslerine kadar mücadeleyi asla bırakmayacaklarını ifade ediyor.

Mücahitlerimiz, necip Türk Milleti’nden desteklerini ve dualarını esirgememelerini istirham ediyor.

Türkmen’in haklı davası için Hak yolunda imkansızlıklar içinde mücadele eden, “şer ittifakı”nın teknolojik silahlarına ve bombalarına karşı imanlarıyla, davaya olan inançları ile direnen, canlarını hiç düşünmeden siper eden mücahitlerimizden Yüce Allah razı olsun. Türkmen davası için Allah yolunda şehit düşen yiğitlerimizin mekanları cennet bahçeleri olsun.

Yolumuz Mukaddes, Gücümüz İman!

Hiç kimse unutmasın ki Türkmen Davası kutsal bir davadır! Biz nefsimizi müdafa etmek için, namus bildiğimiz toprağımızı, yüz yıl önce elimizden cebren alınan onur ve özgürlüğümüzü yani hakkımız olanı geri almak için düştük bu yola...

Ve kimsenin zerre şüphesi olmasın ki rüzgar ne yönden eserse essin, Türkmen için zinhar fark etmez.

Bizim yolumuz mukaddes, gücümüz iman, Allah’ın izni ile zaferimiz muhakkaktır! (23.01.2016)



Suriye Türkmenlerinin Cenevre Görüşmeleri'ne katılmasının engellendiğini dile getiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Yeni Şafak gazetesine verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu.Cenevre'de yapılması planlanan Suriye görüşmelerine katılması öngörülen heyette hiçbir Türkmen temsilciye yer verilmemesi Türkmenlerde büyük bir tepkiye yol açtı.

Suriye Türkmenlerinin, hak, onur ve özgürlük mücadelesi için topyekun Suriye halkıyla birlikte devrime katıldığının altını çizen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Büyük fedakarlıklarla devrim uğruna binlerce şehit veren Suriye Türkmenleri'ne karşı takınılan bu tavır Suriye Türkmenleri nezdinde rahatsızlık oluşturdu" dedi. Mustafa, Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş ve direnişte sivil kayıplarla birlikte 30 bin Türkmen'in şehit olduğunu vurguladı.

Farklı ajandalar dayatılıyor

Kendilerinin Esed'siz bir şekilde siyasi çözümü desteklediklerini ancak diğer devletlerin Cenevre masasına kendi ajandalarını dayattığını belirten Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Suriye içinde, devrimin ilk günkü ruhuna uygun şekilde direnen gruplar başka projelere ayrı ajandalara izin vermeyecek. Biz her zaman Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve anayasal çerçevede adil bir rejim inşasını savunduk ancak Cenevre'ye Suriye topraklarını parçalayarak kantonlar ilan eden gruplar çağrıldı" ifadelerini kullandı.

"SURİYE TÜRKMENLERİ MÜCADELEYE DEVAM EDECEKTİR"

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa önceki gün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamadaki sözleri ise Türkiye ve Türkmen kamuoyunda büyük yankı buldu. Her şarta rağmen mücadeleye devam edeceklerinin ve Türkmen Davası'nı sürdüreceklerinin altını çizen Mustafa'nın açıklaması şu şekildeydi:

"Biz bu yola tüm Suriye halkı ile birlikte, omuz omuza çıktık. Birlikte mücade ettik, hala da ediyoruz. Bir yandan kantonlar ilan edilip Suriye bölünmeye sürüklenirken biz inatla “toprak bütünlüğü” dedik.Biz kendimizi Suriye Devrimi’nin parçası, neferi olarak gördük ama gelinen nokta bizim için büyük bir hayal kırıklığıdır.Ama kimse unutmasın ki Suriye Türkmenleri olarak ne olursa olsun davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Bundan sonra bize düşen stratejimizi gözden geçirip, davamıza daha sıkı sarılmak, yolumuza daha büyük bir şevkle devam etmektir." (23.01.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Medya Ofisi Sorumlusu Nasır Hisso, İngiltere’nin başkenti Londra’da, Arapça olarak yayımlanan El Kuds El Arabi Gazetesi’ne verdiği demeçte Suriye Türkmenleri açısından sahadaki son durumu değerlendirdi.

Nasır Hisso, Rusya’nın Suriye’ye askeri anlamda müdahil olması ve akabinde Türkiye’nin angajman kuralları uyarınca, sınır ihlali yapan Rus uçağını düşürmesi sonrasında sahadaki dengelerin değiştiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin Suriye Türkmenlerinin tek destekçisi olduğunu ifade eden Hisso, son dönemde Türkiye’nin sınır hattından verdiği obüs desteğinin Halep’teki Türkmen köylerinin geri alınması için mücadele eden Sultan Murat Tümeni ve muhaliflere büyük yarar sağladığını dile getirdi.

Nasır Hisso ayrıca, Halep kırsalındaki Türkmen bölgelerinin DEAŞ, PYD/YPG gibi terör örgütlerinin hedefinde olduğunu ve köylere, evlere, yollara döşenen mayınlar ve köyler arasında kazılan tünellerin Türkmen birliklerinin manevra alanını daralttığını vurguladı. (22.01.2016)



Türkiye’nin köklü üniversitelerinden Atatürk Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi değerli hocamız Cemil Doğaç İpek, ingilizce olarak yayınlanan “Daily Sabah” gazetesinde “Suriye’de Yeni Dönem ve Türkmenler” başlıklı bir makale yayımladı.

Suriye Türkmen Davası’na her daim destek veren, Suriye Türkmen Meclisi ile yakın temas halinde bulunan sayın Cemil Doğaç İpek, gazetede yayınlanan makalesinde önemli konulara değiniyor. Suriye Türkmenleri’nin yüzyıllardan beri yaşadıkları topraklarını ve kimliklerini korumak için bugün dört cephede birden savaştığının altını çizen Cemil Doğaç İpek’in yazısından önemli satır başları şöyle:

“Dünya kamuoyuna yansımasa da Türkmenler uzunca bir süredir terör örgütlerine karşı topraklarını korumak için kahramanca savaşıyor. YPG ele geçirdiği yerlerde yaşayan Türkmen sivilleri göçe zorluyor, direnenleri öldürüyor. Türkmenler eş zamanlı olarak Rusya’nın, Hizbullah ve İran destekli mezhepçi milislerin desteğini alan Esed Rejiminin saldırılarına karşı koymaya çalışıyor. Özellikle Rusya’nın hava bombardımanları ile Türkmen sivil halk ciddi anlamda bir katliam ile karşı karşıya. Şu anda Rusya’nın bölgedeki Türkmenlere yönelik silahlı saldırıları açıkça “insanlığa karşı suçlar” kapsamı içerisindedir.”

“Yüzyıllardır Suriye’de, Suriye halkından ayrı bir halk olarak, Türkmenler varlık gösteriyor. Suriye’de Türkçe konuşan yaklaşık bir buçuk milyon civarında Türkmen var. Türkçeyi unutmuş Türkmenler ile beraber Suriye’deki Türkmen nüfus üç buçuk milyon civarındadır. Türkmen varlığını hem Osmanlı İmparatorluk Arşivleri hem de Fransa’nın Manda Yönetimi Arşivleri doğruluyor. Türkmenler uzun süredir insan hakları ihlallerine, katliamlara uğruyor ayrıca kültürel hakları da verilmiyor. Bu duruma artık uluslararası kamuoyu tepki göstermeli.”

“Bugün gelinen noktada Türkmenler ayrı bir entite olarak masada bulunmak ve kendi haklarını kendileri savunmak istiyor. Türkmenler şu anda sahada her türlü terörle tüm güçleriyle mücadele ediyor. Ancak yeni siyasi süreç ile ilgili uluslararası hazırlık çalışmalarında Türkmenlere muhalifler arasında bir yer verilmiş değil. Sağlıklı bir çözüm için Türkmenlerin de masada ayrı bir entite olarak bulunması gerekiyor. Suriye’de kapsamlı bir siyasi çözüm için atılacak tüm adımların uzun vadede kazanım getirmesi ülkedeki tüm taraflara verilecek hukuki statünün sağlamlığına bağlı.” (22.01.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Hatay Şube Sorumlusu Usame Solak, Esed rejimine bağlı birliklerin Türkmendağı'nı ele geçirmek için İran, Irak, Hizbullah, Afgan milisleri ve Rusya'nın desteğiyle saldırıları sürdürmesine rağmen mücadeleyi bırakmayacaklarını söyledi. Solak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lazkiye kırsalındaki Türkmendağı'nda şiddetli çatışmaların devam ettiğini belirtti. Muhaliflerin elindeki tüm imkanlarla vatanlarını korumaya devam ettiğini vurgulayan Solak, "Sözde DAEŞ'i vurmaya gelen Rusya, ülkedeki ilk saldırısını Türkmen köylerine yaptı. Saldırılar bugüne kadar devam ederken, Suriye'nin sözde dostları bu olaya sesini bile çıkarmadı. Bu, ülkemiz üzerindeki kirli ittifakı bize bir kez daha gösterdi" dedi.

"Bombalar köylerimize adeta yağmur gibi yağıyor"

Ruslardan güç alan Esed'in Türkmendağı'nı ele geçirmek için bütün olanaklarını kullandığını belirten Solak, şöyle konuştu: ''Rusların geldiği günden bu yana çok can ve köy kaybettik. Rejim, Türkmendağı'nı ele geçirmek için İran, Irak, Hizbullah, Afgan milisleri ve Rusya'nın desteğiyle var gücüyle saldırılarını sürdürüyor. Bombalar köylerimize adeta yağmur gibi yağıyor. Bu kadar güç ve teknoloji karşısında güç kaybetsek de tek askerimiz kalana kadar mücadelemiz sürecek. Aramızdaki en önemli fark, onlar para, bizler ise vatan ve Allah için savaşıyoruz. 60 yaşındaki babalarımızla gençlerimiz omuz omuza vermiş, köylerini koruyor. Tek köyümüz, askerimiz de kalsa savaşmaya devam edeceğiz. Bu topraklar atalarımızın. Buradaki mücadele asla bitmez." (21.01.2016)


Suriye İnsan Hakları Örgütü (SNHR), Suriye'nin kuzey bölgelerinde yaptığı saha araştırması sonucunda hazırlayıp yayımladığı 18 Ocak 2016 tarihli raporda, PYD/YPG'nin askeri otoritesi altında tuttuğu bölgelerde Uluslararası İnsan Hakları'nı alenen ihlal ettiğini ve savaş suçu işlediğini rapor etti.

RAPORDAKİ ÇARPICI TESPİTLER

21 sayfalık raporda tanıkların ifadeleri, fotoğraflar ve videolar doğrultusunda çarpıcı tespitler bulunuyor. Rapora göre;

-2012’de Suriye Rejimi’nin, ülkenin kuzey ve kuzeydoğusundan çekilmesiyle söz konusu bölgelere PYD yerleşti.

-PYD, bu bölgelerde “etnik temizlik amaçlı” katliamlar yaptı.

-2013 ve 2014’te Haseke iline bağlı ve Arap nüfusun yoğun olduğu Ağabeş, Tel Brak, Haciye ve Tel Halil’de PYD/YPG tarafından yapılan katliamlarda 7’si kadın, 17’si çocuk olmak üzere toplam 91 öldürüldü.

-PYD/YPG, Haseke’nin çeşitli yerlerinde en az bin 651 kişiyi keyfiyen tutuklandı.

-Yaşları 14 ile 16 arasında değişen çocuklar evlerinden cebren alınarak, PYD’ye katılmaya zorlandı.

-Bölgede, 2011’den beri 42 kadın rastgele ateş açılarak ya da direk hedef alınarak öldürüldü.

-13 Eуlül 2013’te 44 уaşında evli bir kadın, 6 çocuğuуla birlikte el Haciуe köуünde YPG tarafından katledildi.

-2014’ün başından Ekim 2015’e kadar, Haseke, Kamışlı ve Afrin’de 34’ü çocuk yaşta toplam 88 kadın YPG tarafından örgüte katılmaları için kaçırıldı.

-2014’ün başından 31 Aralık 2015’e kadar 51 çocuk rastgele açılan ateş ya da keskin nişancı kurşunuyla katledildi.

-2014’ün başından 20 Kasım 2015’e kadar 111 çocuk keyfiyen tutuklandı; 876 çocuk YPG güçlerine katılmaları için kaçırıdı.

-Toplam 24 gazeteci ve kameraman, PYD/YPG tarafından keуfiyen tutuklanmış, araç gereçlerine el konularak, evlerine ateş açılmıştır.

-PYD, Haseke vilayetinde Türkmen ve Arapların yaşadığı toplam 30 belde ve köyü yerle bir ederek, binlerce kişiyi zorla yerinden etti.

PYD/YPG'NİN TÜRKMENLERE KARŞI İŞLEDİĞİ SAVAŞ SUÇLARI

Raporda, PYD/YPG'nin Türkmenlere yönelik işlediği suçlara ayrıca değinildi.Rapora göre, Şubat 2015’de, yaklaşık 100 Türkmen aile bölgede yaşanan silahlı çatışmalar, PYD’nin keyfi tutuklamaları ve cinayetleri nedeniyle yaşadıkları yeri terk etmeye zorlandı. Şehri terketmeyen Türkmenlerin çoğu ise tutuklandı; evlerine ve mallarına el konuldu.

ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

Raporun sonuç bölümünde ise, başta uluslararası toplum olmak üzere PYD/YPG'yi destekleyen ülkelere çağrıda bulunuluyor.Yapılan çağrıda şu ifadeler yer alıyor:

- Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, BM Güvenlik Konseyi vb. uluslararası kurum ve kuruluşlar, PYD/YPG’nin kanıtlarıyla ortaya konulan savaş suçları ve insan hakları ihlallerine ilişkin harekete geçmelidir.

- PYD/YPG’nin insanlığa karşı işlediği suç faaliyetleri durdurulmalıdır.

- PYD/YPG’ye silah ambargosu konulmalıdır.

- PYD/YPG’yi destekleyen ülkeler, sivillere karşı işlediği suçlara son vermesi için PYD/YPG’ye baskı uygulamalıdır.

- Söz konusu suçları işleyen failler bulunmalı ve cezalandırılmalıdır.

- PYD/YPG tarafından verilen maddi zararların telafi edilmesi sağlanmalıdır.

- PYD/YPG’ye yapılan silah sevkiyatı durdurulmalıdır.

- Söz konusu destekçi ülkeler, PYD/YPG’yi işlediği savaş suçları ve insan hakları ihlalleri nedeniyle derhal kınamalıdır.

(20.01.2016)

Sultan Murat Tümenimiz, Halep'in kuzeyinde ilerlemeye devam ediyor. Sultan Murat Tümeni'nin son 1 haftada Halep kırsalında yaptığı operasyonlar sonucunda 4 Türkmen köyü daha 2 yil aradan sonra yeniden Türkmenlerin kontrölüne geçti.

Mücadelemiz, Allah'ın izni ile Suriye'deki kadim Türkmen toprakları yeniden gercek sahiplerinin oluncaya kadar devam edecektir.

Suriye'nin her karış toprağında, Hak yolunda, Türkmenin "onuru ve özgürlüğü" için mücadele eden tüm yiğitlerimize selam olsun...

Yüce Allah yar ve yardımcıları olsun... (18.01.2016)

.

Türkmendağı'ndaki II. Sahil Tümeni'miz dün sabahtan bu yana, Kızıldağ'a yerleşen Esed güçlerini tanklarla hedef almaktadır.

Türkmen mücahidlerimiz yoğun bombardımana rağmen bu sabah itibari ile de karşı harekata başlamıştır.

Kızıldağ ve eteklerinde süren mücadelemiz, Türkmen yurdu düşmandan temizlenene kadar devam edecektir.

"Şer İttifakı"nın her türlü teknoloji ile donatılmış silahlarına karşı büyük bir inanç ve iman ile mücadele eden Türkmen yiğitlerimizin gazaları mübarek olsun.

Bizler bir tek Allah'a sığınır, bir tek Allah'a güvenir ve biliriz ki "Davanın Sahibi Hak'tır. Hak Olan Davada Zafer Muhakkaktır..." Yüce Allah Türkmen mücahitlerimizin yar ve yardımcısı olsun... (18.01.2016)


30 Eylül 2015’ten bu yana askeri anlamda fiilen Suriye’ye müdahil olan Rusya, “DAEŞ” bahanesi ile muhalifleri hedef alıyor. Ocak ayı başından beri ise Suriye’deki müdahalesini yeni bir evreye taşıyan Rusya, direk olarak sivil yerleşim yerlerini hedef alarak, neredeyse her muhalif bölgeyi “insansızlaştırma”ya çalışıyor.

Rusya, Rejim, İran ve Hizbullah milislerinden oluşan “şer ittifakı”nın ortaklaşa giriştikleri bu yeni süreçte sivil katliamların ardı arkası kesilmiyor. Şer ittifakının son hedefi Hama’nın güney kırsalındaki sivil yerleşim yerleri oldu.

Bölgedeki yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Hama’nın güney kırsalında bulunan Türkmen köylerine Rusya’nın havadan, Rejim, İran ve Hizbullah milislerinin ise eş zamanlı olarak karadan başlattığı yoğun saldırılar on binlerce sivili hedef aldı.

2 yıl önce Rejim'in gerçekleştirdiği katliamlar sonucunda bölgede yaşanan zorunlu göç sonrasında yaklaşık 40 bin Türkmen'in kaldığı Hama-Humus bölgesi bilindiği üzere Rusya'nın Suriye müdahalesinde ilk bombardımanı yaptığı bölge.

Dün gerçekleştirilen saldırıda adeta çapraz ateşe tutulan bölgede bulunan 15 Türkmen köyü yerlebir edildi. Sivil insanların çoğunlukta olduğu bölgede çok sayıda insan hayatını kaybederken, binlerce aile de köylerini terketmek zorunda kaldı. 30 bin Türkmen nispeten güvenli olan Hule bölgesine sığındı. Hava bombardımanı sivil Türkmenlerin kaçışı sırasında da devam etti.

Bölgedeki Türkmen birlikleri ve muhalif birliklerin karşı ateşiyle Rejim’e ait 3 tank, 2 askeri araç imha edildi; çok sayıda Rejim askeri ve milis öldürüldü.

Hava bombardımanı ve yaylım ateşinin devam ettiği bölgedeki Türkmenler insani yardım çağrısı yapıyor. Gelen ilk bilgilere göre acilen gıda, çadır ve battaniye ihtiyacı var. (15.01.2016)



Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu,Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilen talimat doğrultusunda Suriye ve Irak’ta DAEŞ’e 500’e yakın tank ve top atışı yapıldığını ve bu taarruzlarda 200 kadar DAEŞ’li teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Askeri kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Suriye’de Halep’in kuzeyinde bulunan DAEŞ mevzileri sınırdaki Türk topçu birliklerinin hedefi oldu. Azez’in doğusunda Türkmen birliklerinin belli aralıklarla sürdürdüğü taarruzların hedefi olan DAEŞ, Türkiye’ye havan toplarıyla saldırdı. Menzili yetersiz olan DAEŞ’in havan topları yerleşim merkezlerine ulaşamadı. DAEŞ’in bu saldırısına Türk topçu birliği Fırtına topları ve tankçı atışlarıyla karşılık verdi. Yerel istihbarat kaynakları ve İHA’ların tespiti sonucu burada da aralarında üst düzey yöneticilerin de olduğu 60 kadar DAEŞ militanının etkisiz hale getirildiği anlaşıldı. Halep’in kuzeyine yönelik topçu atışlarının devam ettiği öğrenildi. (14.01.2016)


Su­ri­ye­’de son ya­şa­nan ge­liş­me­le­ri geç­ti­ği­miz gün­ler­de Cum­hur­baş­ka­nı Re­cep Tay­yip Er­do­ğa­n’­a ak­ta­ran Su­ri­ye Türk­men Mec­li­si Baş­ka­nı Ab­dur­rah­man Mus­ta­fa, gö­rüş­me­de­ki de­tay­la­rı bu­gün ile pay­laş­tı. Gö­rüş­me­de Cum­hur­baş­ka­nı Re­cep Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın Ba­yır­bu­cak Türk­men­le­r­’ine li­mit­siz kre­di ver­di­ği­ni be­lir­ten Mus­ta­fa, Türk­men­le­r’­in ya­şa­dık­la­rı top­rak­la­rda de­vam­lı­lık­la­rı­nı sür­dü­re­bil­me­si için Tür­ki­ye­’nin her tür­lü des­te­ği ve­re­ce­ği­ni ifa­de et­ti. Mus­ta­fa, Rus­ya­’nın Ba­yır­bu­ca­k’­a yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rı­nın de­vam etti­ği­ni kay­de­de­rek, “Bi­zim bu dün­ya­da Tür­ki­ye­’den baş­ka kar­deş ül­ke­miz yok. Tür­ki­ye her za­man ya­nı­mız­da ol­du ve ol­ma­ya de­vam edi­yor. Ken­di­mi­zi ar­tık çok güç­lü his­se­di­yo­ru­z” de­di.

ETLE TIRNAK GİBİYİZ

Abdurrahman Mustafa, “Tür­ki­ye ile etle tır­nak gi­bi­yiz. Cum­hur­baş­ka­nı­mız bi­zim or­da ve­fa­mı­zı de­vam et­tir­me­miz için ne ge­re­ki­yor­sa ya­pı­la­ca­ğı­nı söy­le­di. Ha­ya­tı­mı­zı öz­gür­ce ba­rış için­de ge­çir­mek is­ti­yo­ru­z” di­ye ko­nuş­tu. (12.01.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Baskan Yardimcisi Zeki Mustafa Türkmen ve Meclis uyesi Mehmet Türkhan, Suriye Turkmenleri icin başlattıkları yardim kampanyası hususunda istişarede bulunmak ve teşekkürlerini sunmak uzere AK Parti Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımci Sayin Prof.Dr.Nükhet Hotar'i makaminda ziyaret etti. (11.01.2016)

Türkiye- Suriye sınırında Türk topçu birliğinin 40 kilometre menzile sahip ‘Fırtına’ olarak bilinen Obüs toplarının desteğini alan Türkmen birlikleri, IŞİD’den 4 Türkmen köyünü geri aldı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Azez’in doğusundaki Karaköprü, Karamezra, Kızıl ve Haraba’nın önceki gece geri alındığını söyledi. Mustafa, Sultan Murad Tümeni’nin bundan sonraki hedeflerinin Cerablus istikametindeki Bahvarto, Düden ve Ceke olduğunu söyledi. Mustafa, IŞİD’in geri çekildiği köyleri tuzakladığını, bu nedenle yavaş ilerlediklerini ve kayıplar verdiklerini belirtti.

TÜRKMENLER DE MASADA

Esad rejimiyle muhalif güçler arasında 25 Ocak’ta Cenevre’de başlaması beklenen görüşmelerde Türkmenler de masada yer alacak. Mustafa, Suriyeli muhaliflerin pozisyonlarına son şeklinin verileceği toplantıya katılmak için dün Suudi Arabistan’a gitti. Mustafa, “Yaklaşık 60 muhalif grup içinde Türkmenler de var. Türkmenlerin daha iyi pozisyonda yer alması gerektiği mesajını verip, bunun için çaba göstereceğiz. Amacımız muhalif güçler içinde ilk sıralarda yer almak” dedi. (11.01.2016)

Türkmenler Türkiye’nin obüs desteği ve koalisyonun hava operasyonuyla DAEŞ’e karşı büyük taarruz başlattı. Operasyon, Ankara’nın tarif ettiği güvenli bölge de yürütülüyor. Türkmen güçlerinin, Azez'in doğusunda DAEŞ'in kontrolündeki noktalara önceki gün başlattığı geniş kapsamlı harekat, cephe genişleterek ilerliyor. Kuzey Suriye sınırındaki dört köyü DAEŞ'ten temizleyen ve ilerlemesini sürdüren Türkmen birliklerinin harekatı, Türkiye-Suriye sınırında planlanan "Güvenli Bölge'nin ilk adımı" olarak değerlendiriliyor.

DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK

Türkiye'nin sınır hattındaki Fırtına Obüsleri, koalisyonun uçaklarının ise hava operasyonu ile DAEŞ mevzilerini vurmasının ardından başlayan Türkmen taaruzu, bölgedeki dengeleri de değiştirecek. Sultan Murad Tümeni'nin öncülüğünde ilerlemesini sürdüren Türkmen güçlerinin hedefi, Türkiye'nin başından beri savunduğu "Güvenli Bölge" hattının hakimiyetini ele geçirmek.

PYD'NİN PLANI BOZULACAK

Afrin ile Kobani arasında kalan ve tamama yakını Türkmen toprağı olan bölgenin, DAEŞ'ten temizlenerek Türkmenlerin kontrolüne girmesi, Türkiye ile ABD'nin mutabık kaldığı "Güvenli Bölge" formülünün, Türkmen harekatı ile hayata geçirilmesi anlamına da gelecek. Bölgedeki Türkmen varlığı, sadece DAEŞ tehdidini sonlandırmakla kalmayacak, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan PYD'nin "Afrin-Kobani kantonlarını birleştirme" ve 'Kürt koridoru" planını da bozacak. Türkmen güçlerinin bölgedeki hakimiyetinden rahatsız olan, PYD ve Esad Rejimi ile rejime destek veren Rusya ve İran'ın nasıl bir tepki göstereceği merak ediliyor.

İŞGALE İZİN VERMEYİZ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, dev harekatı AKŞAM'a değerlendirdi: "Topraklarımızı DAEŞ'ten tamamen temizleyinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Suriye Türkmenleri ile Türkiye, etle tırnak gibidir. Bu bölgenin Türkmen kontrolüne girmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından da son derece önemli. DAEŞ'ten temizleyeceğimiz topraklarımızın PYD tarafından işgaline de asla izin vermeyiz. PYD'nin olası kalkışması, Türkmen direnişiyle karşılaşır, son nefesimize kadar çatışırız. (11.01.2016)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Halep bölgesinde doğudan IŞİD, batıdan PYD, güneyden Esad’ın saldırısı altında olduklarını söyledi Mustafa, “Havadan ise Ruslar bombalamaya devam ediyor. Bütün güçleri ile Bayır-Bucak bölgesini almaya çalışıyorlar. Ama gençlerimiz çok iyi direniş gösteriyor” dedi. SuriyeTürkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmenlerinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Mustafa, “Bayır-Bucak Türkmenleri her taraftan saldırı altında, topraklarını korumak için mücadele veriyor” dedi. Mustafa şunları kaydetti: “Halep bölgesinde doğudan IŞİD, batıdan PYD, güneyden Esad ve İran Hizbullah’ı saldırıyor ve sürekli ilerlemeye çalışıyorlar. Havadan ise Ruslar bombalamaya devam ediyor. Tüm güçleri ile Bayırbucak’ı almaya çalışıyorlar. Ama bizim oradaki gençlerimiz Allaha şükür iyi direniş gösteriyorlar. 2 gün önce Bayırbucak’ta maalesef iki şehit verdik. Yani durumlar iyi değil. Yapacak bir şeyimiz yok ancak direniyoruz.” Terör örgütü PKK/PYD’nin Fırat’ın batısı için kritik öneme sahip olan Halep’e bağlı Mumbuç’a kara harekâtı düzenlediği yönündeki iddialara da değinen Mustafa şu an için Mumbuç’a herhangi bir kara harekâtı olmadığını ifade etti. Abdurrahman Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütü PYD’nin Mumbuç’a kara harekâtı planladığını en başından bu yana biliyoruz. Çünkü Mumbuç kritik öneme sahip bir yer. Demokratik Suriye Güçleri adı altında terör örgütü PYD ile Tişrin Barajı’nın olduğu alanda terör örgütü IŞİD ile çatışmalar devam ediyor. Baraj Türkmenlere uzak bir yerde kalıyor. Orada da şuan için bir değişiklik yok.”


HALEP'in KUZEYİNDE 4 KÖY DEAŞ'İN ELİNDEN ALINDI

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdrurahman Mustafa dün (9.01.2016) Hürriyet’e yaptığı açıklamada, Halep'teki Türkmen birliği Sultan Murat Tümeni'nin Azez’in doğusunda Türkiye sınırının 2-3 kilometre yakınındaki Karaköprü, Karamezra ve Haraba köylerinde DEAŞ'a karşı kapsamlı bir operasyon başlattığını dile getirmiş ve dünden bu yana basında yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Türkiye sınırından Fırtına Obüsleri ile DEAŞ mevzilerini vurarak, Sultan Murat Tümeni'ne destek verdiği yönündeki haberler de askeri kaynaklar tarafından teyid edilmişti.

Sultan Murat Tümeni'nden ve bölgedeki yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Sultan Murat Tümeni ve operasyona destek veren diğer muhalif gruplar tarafından DEAŞ'e karşı başlatılan ve yoğun çatışmaların yaşandığı operasyonda Karaköprü, Karamezra, Kızıl ve Haraba köyleri DEAŞ'tan geri alındı.

Mare hattında yoğun çatışmaların devam ettiği ve 6 DAEŞ militanının öldürüldüğü bildirildi. (10.01.2016)



BAYIRBUCAK'TA SİVİLLER HEDEF ALINIYOR

Her türlü askeri üstünlüğe ve 80 gündür devam eden amansız bombardımana rağmen, Türkmendağı'ndaki mücahitlerin direnişini kıramayan Rusya, Rejim ve müttefikleri, köylerini terketmeyen masum sivil Türkmenleri hedef alarak Bayırbucak'ı insansızlaştırma politikasında yeni bir strateji izlemeye başladı. Rusya ve Rejim'in aralıksız bir şekilde bombaladığı Bayırbucak Türkmen bölgesinde köylerin ve kampların doğrudan hedef alınmasıyla birlikte, bin yıllık Türkmen topraklarında yaşayan siviller göçe zorlanıyor. Bayırbucak Haber Ajansı, son 24 saattir, Türkiye sınırının sıfır noktasında bulunan Sallır ve Çip Toros köylerindeki çadır kampların hedef alınmasıyla bölgede yaşayan 25 ailenin Hatay'ın Yayladağı ilçesi Kızılçat Mezrası'ndan Türkiye'ye giriş yaptığını bildirdi. Saldırıların şiddetlenmesi sonucu sınır köyleri, Yamadi ve çevresindeki 4 kampta kalan Türkmenlerin de tedirgin olduğu bildirildi. (10.01.2016)



Halep’in Türkmen mahallelerinden Höllük’te yaşayan 93 yaşındaki Zeliha nine, evlerini harebeye çeviren Ruslara, “Biz size ne yaptık?” diye feryat etti. Zeliha nine, “Sivil yaşlı gözetmeden her yeri bombalayan Esed, Rusya ve İran’ı Allah’a havale ediyorum” dedi. Halep'in Türkmen mahallelerinden Höllük'ye yaşayn 93 yaşındaki Zeliha Deveci, Suriye savaşının en acı boyutlarını anlattı. Zeliha nine, evlerini harebeye çeviren, evlatlarını katleden Ruslara, “Ey Rusya biz size ne yaptık?” diye seslendi. Derme çatma evinde yaşam mücadelesi veren, 8 yıl önce eşini kaybeden, 9 çocuğu Halep'i terk eden Zeliha nine, evinden ayrılmayacağını söyledi.

MAHALLELERİ YIKTILAR

Rusların hava, Esed'in varil bombaları ile evi ve sokağı defalarca isabet alan Zeliha nine, zalimleri Allah'a havale ettiğini belirtti. Rusların düzenledikleri hava saldırıları ile son 2 ay içerisinde Halep kasabasındaki Höllük, Haydariye, Beybiyn, İmzarat Şeyhıdır gibi Türkmen mahallelerini yerle bir ettiğini ifade eden Zeliha nine şunları anlattı: “Bombalar beni derme çatma evimden koparamayacak. Kanımın son damlasına kadar Höllük'ten ayrılmayacağım.”

EVİMİ TERK ETMEM

Türkmen nine, bir sabah kapının önünde beklerken sokağa düşen 3 Rus füzesinden birinin evine isabet ettiğini ve evinin duvarında 1.5 metre genişliğinde delik açtığını anlattı. Şu an saldırılar karşısında kapısı ve penceresi yerinden çıkan duvarını çarşafla kapatan Zeliha nine, “Bitmeyen bombardımanlar karşısında uyumayı unuttuk. Bize bu zulmü reva gören Esed, Rusya ve İran'ın, Allah tarafından mutlaka cezalandırılacağına inanıyorum. Bütün zorluklara rağmen muhaliflerin getirdiği yemeklerle ayakta kalmaya çalışıyorum. Sivil yaşlı gözetmeden her yeri bombalayan Esed, Rusya ve İran'ı Allah'a havale ediyorum. Yaşadığım toprakları terk etmeyi hiç düşünmüyorum” diye konuştu.

MADAYA'DAN FARKIMIZ YOK

Mahallede gıda sıkıntısı yaşandığını söyleyen Zeliha nine, “Kilometrelerce süren enkaz yığınları arasında tek bir canlının dahi kalmadığı bir çok mahallede su ve gıda başta olmak üzere bir çok sıkıntı yaşanıyor. Eğer yardım ulaşmassa buraları da Madaya'dan farksız olur” dedi. (10.01.2016)

Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde toplanan Suriye Türkmen Meclisi ve Suriye SÖZ Derneği üyeleri, "Suriye ağlama, Türkiye seninle", "Madaya yavaş yavaş ölüyor, onları kurtarın" ve "İnsanlık kalmadı" yazılı dövizler taşıdı. Eylemde, Suriye'de yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Suriye Türkmen Meclisi üyesi Halit Abdulgani, yaptığı açıklamada, rejimin vatandaşlarına ambargosunu ve Rusya'nın ülkelerine müdahalesini protesto etmek için toplandıklarını belirterek, 21. yüzyılda insanların açlıktan öldüğünü söyledi. Madaya'da insanların öldüğünü ifade eden Abdulgani, "Rusya, İran ve Hizbullah terör örgütü ve bizim rejim katildir. Birleşmiş Milletler'e sesleniyorum. Dünya halkına sesleniyorum. Bizi kurtarın bu rejimden. Rusya Suriye'yi ilhak etti. Bu, Suriye halkından dünya halkına bir çağrıdır. Bizi kurtarın" diye konuştu.

Türk halkına teşekkür eden Abdulgani, Türkiye'de yaklaşık 3 milyon Suriyelinin kucaklandığını kaydetti. (10.01.2016)



BAYIRBUCAK'TA SİVİLLER HEDEF ALINIYOR!

BayırBucak Haber Ajansı'ndan gelen bilgilere göre, Rusya ve Esed güçleri son 24 saattir Hatay'ın Yayladağı ilçesi sınırındaki köyleri hedef alıyor.

Sallır ve Yamadi köyleri bugün sabahın erken saatlerinden bu yana yüzlerce füze ve bomba ile hedef alınmakta.

Bölgeden alınan bilgilere göre sadece 10 dakika içinde yüzlerce füze ve bombanın düşmesi sonucunda, bölgedeki Türkmen birlikleri, Sallır Köyü ve Çip Toros Mezrası'nın Sallır yamacını askeri bölge ilan etti. Türkmen birlikleri, sivillerin daha fazla zarar görmemesi için sivil Türkmenleri bölgeden tahliye etti. (10.01.2016)



Türkiye-Suriye sınırında Türkmenlerin Sultan Murad Tümeni, IŞİD mevzilerine karşı saldırıya geçti. Türkmen Tümeni’nin saldırısı öncesi sınır hattındaki Türk topçu birlikleri de 40 kilometre menzile sahip Fırtına obüsleriyle IŞİD mevzilerini vurarak hedefleri yok etti. Askeri kaynaklar, Türk topçusunun Türkmen birliklerine destek amacıyla ilk kez IŞİD mevzilerini vurduğunu belirttiler. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdrurahman Mustafa, Hürriyet’e yaptığı açıklamada dün akşam saat 18.30 sıralarında Azez’in doğusunda Türkiye sınırının 2-3 kilometre yakınındaki Karaköprü, Karamezra ve Haraba noktalardan IŞİD’e karşı kapsamlı bir operasyon başlattıklarını söyledi. Türkmenler açısından büyük öneme sahip Çobanbey bölgesinden de saldırı başlatıldığı bildirildi. Bölgedeki askeri kaynaklar, Türk topçusunun IŞİD hedeflerini “yumuşatmak” için vurduğunu doğrulayarak, gerekirse bunun belli aralıklarla devam edeceğini söylediler. (10.01.2016)


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 7 Ocak'ta görüşme gerçekleştiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, görüşmenin detaylarını Yeni Şafak Gazetesi'ne anlattı. Türkmenler'in cephede neler yaşadığını birinci ağızdan Erdoğan'a iletttiklerini söyleyen Mustafa, “Kendisi de her zamanki gibi Türkmenler'in yanında olduğunu söyledi. Bu görüşme tüm Türkmen cepheleri için moral oldu” dedi.

TÜRKİYE YANIMIZDA

Rusya'nın bölgedeki bombardımanının durmaksızın devam ettiğini söyleyen Mustafa, “Rusya'nın, IŞİD'in, PYD'nin, Hizbullah'ın ve Esed çetelerinin yaptıkları kıyımları Cumhurbaşkanımıza anlattık. Bu olguların varlığımıza kast ettiğini detaylı bir şekilde konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımız da her zaman olduğu gibi Türkiye'nin Türkmenlerin yanında olduğunu ve Türkmenlerin bin yıldır yaşadığı topraklarda yok olmalarına müsaade etmeyeceklerini söyledi” diye konuştu.

MÜLTECİLERİN ÜLKE İÇİNDEKİ SIKINTILARINI KONUŞTUK

Türkmen mültecilerin ülke içindeki sıkıntılarını da anlattıklarını söyleyen Mustafa, “Konuşmamızda genel bir durum değerlendirmesi oldu. Bazı sıkıntılarımızı aktardık. Zaten biz her zaman Türkiye ile temastayız ama şu anki koşullar artık Türkiye ile Türkmenlerin kaderinin nasıl pekiştiğini, nasıl bir olduğunu gösteriyor. Bugün Türkmen varlığı Bayır Bucak'ta güvence altına alınırsa Türkiye milli güvenliği de sağlanmış olur” ifadelerini kullandı. (10.01.2016)


Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yaptıkları görüşmeyle ilgili olarak SABAH'ın sorularını yanıtladı.

'KADERİMİZ AYNI'

Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, Suriye'deki Türkmenlerin Türkiye dışında müttefikinin olmadığını belirterek, "Sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır. Türkiye ile Suriye Türkmenlerinin kaderi birleşmiştir. Türkiye'nin güney sınırları da Türkmenlerin varlığı da tehdit altındadır. Mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

'BİRİNCİ ELDEN ANLATTIK'

Suriye'de her gün dinamiklerin değiştiğini ve koşulların zorlaştığını belirten Mustafa, "Türkmenlerin düşmanı çoğalıyor. Rusya'nın da gelmesiyle de başka bir boyut kazandı. Suriye devriminde uluslar arası güçler kendisine pay çıkartmak istiyor. Dolayısıyla Türkmenler bundan büyük zarar görüyorlar. Bu durumu birinci elden Sayın Cumhurbaşkanı'na arz ettik" dedi.

RUSYA HAVADAN VURUYOR

Rusya'nın bölgede her gün saldırı yaptığını ve Suriye'deki Türkmen bölgeleri hedef aldığını belirten Mustafa, şöyle devam etti: Günde 5-6 kez bombalıyor. Namus bildiğimiz toprağımızı korumak için direniş gösteriyoruz. Allah'a şükür şu ana kadar Türkmen Dağı'nda hala direnişimiz devam ediyor. Suriye'de Türkmenlerin olduğu bölgeler stratejik olduğu için sadece Bayırbucak değil Halep'te de çok zor koşullarda Sultan Murad Tümeni mücadele ediyor. Azez, Afrin tarafından PYD, doğudan DAEŞ, güneyden Esed ve İran milisleri, havadan da Ruslar bombalıyor.

'SİVİL GÖZETMİYORLAR'

"Bugün Rusya Suriye'de, ne cami diyor, ne pazar yeri diyor, ne insani yardım konvoyu diyor, ne hastane, okul diyor. Oradaki muhalefeti ve sivil halkı yıldırmak ve muhalefet zeminini yok etmek istiyor. Ilımlı muhalefet olan Özgür Suriye Ordusu'nu hedef alıyor. Sivil demeden bombalıyor."

'MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK'

Türkiye ile Suriye Türkmenlerinin kaderinin birleştiğini vurgulayan Mustafa, "Bugün Türkiye'nin güney sınırları da tehdit altındadır. Bin yıldır yaşadığı topraklarda Türkmenlerin varlığı tehdit altındadır. Mücadeleye devam edeceğiz" dedi. Abdurrahman Mustafa, Suriye'deki siyasi geçiş süreciyle ilgili Suriyeli muhaliflerin müzakere heyetinde Suriyeli Türkmen Meclisi temsiLcisinin de yer alması gerektiğini söyledi. (10.01.2016)

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’nin, Suriyeli Türkmenlerin 1000 yıllık topraklarından sökülüp atılmaması için gereken her türlü desteği vereceğini” söylediğini açıkladı. Abdurrahman Mustafa, perşembe günü Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Erdoğan’la yaptığı görüşmeyle ilgili Hürriyet’e şunları anlattı:

“Sayın Cumhurbaşkanı’na Bayırbucak’ta yaşananları ayrıntılı şekilde anlattık. Rusya’ya ait savaş uçaklarının yoğun bombardımanına hedef olduğumuzu bildirdik. Rus uçakları hemen her gün 3-4 kez Türkmen bölgesini bombalıyor. O bölgede bizim dışımızda kimse yok. Elimizdeki askeri teçhizatla Rus bombardımanına daha ne kadar dayanabiliriz belli değil. Uluslararası camia sesimizi duymuyor.

UÇAKSAVAR ŞART

Rus saldırılarına karşı koyabilmemiz için uçaksavarımızın olması şart. Tüm bunları Cumhurbaşkanı’na anlattık. Sayın Cumhurbaşkanı Bayırbucak’ta yaşananları yakinen takip ettiğini belirtti. Esed rejimi, destekçileri ve DAEŞ gibi terör örgütleri tarafından halka yapılan zulmü uluslararası toplumun gündemine taşımaya çalıştıklarını belirtti.” (09.01.2016)



Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve Meclis üyesi Firas Doğancı'yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BayırBucak başta olmak üzere bölgedeki durum hakkında bilgi aldı. Erdoğan, Beştepe'deki kabulde Türkmen konuklara Bayır Bucak'ta yaşananları yakinen takip ettiğini belirtti. Türkiye'nin Bayır Bucak Türkmenlerinin yanında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede Esed rejimi, destekçileri ve terör örgütleri tarafından halka yapılan zulmü uluslararası toplumun gündemine taşımaya çalıştıklarını kaydetti. (08.01.2016)


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN,SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA İLE GÖRÜŞTÜ

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve Meclis üyesi Firas Doğancı'yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.

Görüşmede Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a Suriye Türkmenlerinin son durumu hakkında bilgi verildi.

Suriye Türkmenleri adına, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Suriye Türkmeninin "onur ve özgürlük mücadelesi"ne olan ilgi ve destekleri için sonsuz şükranlarımızı sunarız.

(07.01.2016)


Rusya'nın havadan, Esed Rejimi'nin karadan aralıksız ateş altında tuttuğu Bayırbucak Türkmendağı, eşi benzeri görülmemiş bombardımana rağmen kahramanca direnmeye devam ediyor.

Türkmendağı'ndaki birliğimiz II. Sahil Tümeni, bugün sabah saatlerinde bölgeye sızma girişiminde bulunan Rejim'e karşı verdiği mücadelede aralarında Rejim'in Bayırbucak saldırılarından sorumlu üst düzey bir komutanın da bulunduğu 12 askeri öldürmüş ve 1 askeri de esir almıştır. Yakın temas halinde devam etmekte olan çatışmalarda 1 Türkmen yiğidimiz de şehit düşmüştür.

Suriye Türkmeninin "onur ve özgürlük mücadelesi"nde, Hak yolunda şehit düşen mücahidimize yüce Allah'tan rahmet diliyor, son nefesimize, son neferimize kadar namus bildiğimiz toprağımızı savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha dosta, düşmana ilan ediyoruz!

Biz öyle kutlu bir yoldayız ki bu yol Hak'ka giden yoldur...Allah'ın izni ile zafer Hak yolundan gidenlerin olacaktır!

Suriye Türkmen Meclisi

(07.01.2016)


Beş yıldır savaşın gölgesinde mücadele veren Halep halkı, herşeye rağmen ülkelerini terk etmeyeceklerini söylüyorlar. Suriye'nin tarihi kentlerinden biri olan ve Türkmen nüfusunun büyük çoğunluğunu barındıran Halep, 5 yıldır savaşın gölgesinde ayakta durmaya çalışıyor. İkinci dünya savaşından bu yana en fazla ölümün yaşandığı yerlerden biri olan ve binlerce insanın terketiiği Halep'te yaşam mücadelesi verenler ise azımsanmayacak sayıda. Esed rejimine karşı mücadele veren Halepliler son dönemde IŞİD bahanesiyle Rus savaş uçaklarının da hedefi oluyor. Günden güne şehirdeki durum kötüleşirken Halep halkı ise “Herşeye rağmen ülkemi terk etmiyorum, Allaha güveniyor ve inanıyorum" diyor. Saldırılara ve ölüm tehlikesine rağmen neden hala Halep'tesiniz sorusuna karşılık “Burası bizim toprağımız. Burayı terk ederek zalim Esed'e mi bırakalım" diyorlar. (05.01.2016)

PYD’nin Suriye’deki etkinliğinde yeni bir gelişme yaşandı. Azez’e doğru yöneldiği belirtilen örgüt, geçtiğimiz günlerde Teşrin Barajı’nı ele geçirmiş ve kamuoyunun dikkatini üzerine çekmişti. PYD bu kez Halep’in kuzeyinde muhaliflerin bulunduğu köye saldırdı ve kontrolü ele geçirdi. Rusya’nın hava desteği ile gerçekleştiği belirtilen saldırılarda Suriye’de ılımlı muhalefetin hedef alınması da Suriye’deki dengeler açısından önem kazanıyor. AjansHaber’e PYD’nin bu saldırılarını ve Suriye’deki değişen dengeleri değerlendiren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, örgütün saldırılarının aslında büyük bir planın parçası olduğunu belirterek Suriye’de muhalefetin büyük bir kıskaca alındığını söyledi.

“DEAŞ BATI’DAN PYD AFRİN’DEN AZEZ’E DOĞRU İLERLİYOR”

PYD’nin Halep’teki amacı baştan beri Afrin ve Azez’in hayat damarı olan Öncüpınar’daki yolu kesmek istemesi. Bu anlamda kritik olan iki köyü de ele geçirdiler. Keştear ve Teneb’ı ele geçirdiler. DEAŞ, Batı’ya doğru Azez’e ilerlemeye çalışırken Afrin’den de PYD Azez’e doğru ilerliyor. Bu tabii ki Rusya’nın hava desteğiyle birlikte gerçekleşiyor.

“PYD İLERLEMESİNİN HEDEFİ MUHALEFETİ BİTİRMEK”

Rejimin de desteğinin olduğu PYD ilerlemesinin hedefi Suriye’deki ılımlı muhalefeti bitirmek. Rusya’nın ve rejimin güdümünde olarak çok stratejik olan, Halep’e giden tek yol olan ve hayat damarı olan Öncüpınar’a yönelik saldırılar düzenleniyor.

“YAŞANANLAR BÜYÜK BİR PLANIN PARÇASI”

Bu Rusya ve Esed’in planı. Bugün bunları ayıramazsınız, Rusya, Esed ve PYD birlikte hareket ediyorlar. Bunun içine DAEŞ’i de katabilirsiniz. Bu baştan beri kılık değiştirerek yaşanan gelişmelerden. PYD kendilerini kamufle ederek Demokratik Suriye Güçleri adı altında doğu tarafından da Teşrin Barajı’nı aldılar ve Batı’ya doğru ilerlemeye çalışıyorlar. Bu büyük bir planın parçası ve hayata geçirmeye çalışıyorlar.

“SURİYE’DE MUHALEFET KISKACA ALINMIŞ DURUMDA”

Fırat’ın doğusunda DAEŞ de gözle görülür mukavamet göstermeden oraları PYD’ye devrederken Azez’in doğusunda da bize karşı (Türkmen) amansız bir mücadele veriyorlar. Baştan veri söylediğimiz projeler uygulamaya geçti. Amaç burada Kürt koridorunu tamamlamaktır. Orada muhalefet kıskaca alınmış durumda. Doğu’dan DAEŞ, Batı’dan PYD, Güney’den Esed, havadan da Rusya muhalefeti bitirmeye çalışıyorlar. (04.01.2016)

Suriye’de Rus jetlerinin, Esad rejiminin, İran güçlerinin, Hizbullah’ın ve terör örgütü PYD’nin saldırısı altında bulunan Türkmenler, Bayırbucak bölgesine hâkim bir yer olan Burc El Kasab Tepesi’ni rejimin elinden geri aldı. Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa son durumu anlatarak “Ruslar bombalamayınca kazanıyoruz. Son ana kadar çatışmayı sürdüreceğiz. Karşımızda yedi düvel ama çarpışıyoruz” dedi.

DİRENİŞ SÜRECEK

Rejimin Türkmen esirleri kafasını kestiğini anlatan Mustafa, “Esad bunu DAEŞ gibi değil, gizli yapıyor. Ama biz esirlere iyi davranıyoruz” diye konuştu. Uğradıkları saldırılara da değinen Türkmen Meclisi Başkanı, “Esad gitmeden Suriye’de barış olmaz. Esad’da ısrarcı olan güçlerin durumu fark etmesi gerek. Bizler barış istiyoruz. DAEŞ değiliz. Fakat anlamsız saldırılarını sürdürüyorlar. Biz direnişimizi sürdüreceğiz. Türkiye sayesinde kamplarda insani sıkıntı yok, sadece sahada silah sıkıntımız var” ifadelerlerini kullandı. (04.01.2016)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA SİNOP VALİSİ'Nİ MAKAMINDA ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Sinop Üniversitesi'nde düzenlenen “Güncel Gelişmeler Işığında Suriye Türkmenleri” konulu konferans için geldiği Sinop'ta, Sinop Valisi sayın Dr. Yasemin Özata Çetinkaya’yı makamında ziyaret etti.

Valilik Makamında gerçekleştirilen ziyarette, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmenlerinin son durumu hakkında sayın valiye bilgiler verdi.Vali Yasemin Özata Çetinkaya, Suriye Türkmenlerinin zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmekte olduklarını üzüntüyle izlediklerini ve Türk Milleti olarak maddi ve manevi her zaman Türkmenlerin yanında olduklarını belirtti. (31.12.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA,

SİNOP EĞİTİM-BİR-SEN'in ETKİNLİĞİNDE SURİYE TÜRKMEN DAVASINI ANLATTI

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, konferans için bulunduğu Sinop'ta, devlet erkanı, akademisyen, eğitimci ve Sinoplu'ların büyük ilgisine mazhar oldu.

Sinop Üniversitesi'ndeki Konferans ve Yardım Konvoyu Töreni'nin ardından Eğitim-Bir-Sen sendikası Sinop Şubesi'nin düzenlediği etkinlikte konuşan, Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Davası'na olan ilgisi ve desteği için Tüm Türk milletine ve Türkiye Devleti'ne teşekkürlerini sunarak başladığı konuşmasında, Suriye Türkmenleri'nin güncel durumlarına ilişkin bilgiler verdi.

Program sonrasında, etkinliğe katılan vatandaşlar ile sohbet eden Mustafa, Suriye Türkmenlerine yönelik Türk kamuoyunda oluşan bu hassasiyet, ilgi ve desteğin artarak devam etmesini temenni ettiklerini ifade etti. (31.12.2015)


.

Türkmen Dağı’nda katliam yapan Esed askerleri, ele geçirdikleri köylerdeki gençlere korkunç işkenceler yapıyor. Gençleri, ellerini bağlayıp bilinmeyen yerlere götüren işkenceci Esed askerleri, 4 Türkmen genci de direnişe destek verdiği için infaz etti. Suriye'de son 3 yılda, devam eden savaşta Türkmen Dağı bölgesinde Esed rejiminin askerleri tarafından 2 bin asker ve sivil öldürüldü. IŞİD bahanesiyle 30 Eylül'de Suriye'deki savaşa dahil olan Rusya ise o günden bugüne 230 Türkmen'i katletti. Bayır bucak bölgesinde Rusya'nın havadan ve Şii milislerin karadan desteğini de arkasına alan Esed ordusu, 17 köyün kontrolünü ele geçirdi. 20 binden fazla sivilin yaşadığı Türkmen Dağı'nda köyler devam eden çatışma sürecinde büyük oranda boşaldı.

4 GENCİ İNFAZ ETTİ

Ancak topraklarını bırakmak istemeyen ve ailelerini korumak için köylerden ayrılmayan Türkmen gençler Esed ordusu ve işgalci Şiiler tarafından tutuklanmaya başladı. Esed'in askerleri ele geçirdiği köylerde Türkmen gençlerine korkunç işkenceler de yaptı. Esed'in askerlerinin ayaklarıyla kafalarına bastığı gençler, tutuklanarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Gerçekleştirdiği işkencelerle tanınan Esed rejimi son 10 günde 4 Türkmen genci direnişe destek verdiği için infaz etti. (31.12.2015)

SİNOP ÜNİVERSİTESİ'NDE "GÜNCEL GELİŞMELER IŞIĞINDA SURİYE TÜRKMENLERİ KONFERANSI" DÜZENLENDİ

Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, Sinop Üniversitesi tarafından düzenlenen “Güncel Gelişmeler Işığında Suriye Türkmenleri” konulu konferansta Suriye Türkmenlerinin dünü, bugünü ve geleceğini anlattı. Sinop Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Merkezi’nde düzenlenen Konferans öncesinde, Sinop’ta toplanan yardımlar dualar eşliğinde Suriye Türkmenlerine gönderildi.

Sinop İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (SİMDER) öncülüğünde Sinop Üniversitesi'nde ve Sinop’ta faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği yardım kampanyasıyla oluşturulan yardım tırın yolcu edilmesi için SÜBİTAM bahçesinde tören düzenlendi.

Gerçekleştirilen törene, Sinop Valisi Dr. Yasemin Özata Çetinkaya, Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Dalgın, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Sinop Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Kazım Açıkbaş, Sinop Müftü Yardımcısı Mehmet İzci, Rektör Yardısı Prof. Dr. Murat SEZGİN, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Bat, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kamil Demirci, Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Sinop İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği Başkanı Hakkı Bafralı, Ensar Vakfı Sinop Şube Başkanı Muhammet Başoğlu, Eğitim-Bir-Sen Sinop Şube Başkanı Mustafa Aslan, TÜGVA Sinop İl Temsilcisi Fatih Özcan, SİMDER Üyeleri, davetliler ve Sinop Üniversitesi öğrencileri katıldı.

Törenin ardından “Güncel Gelişmeler Işığında Suriye Türkmenleri” konulu konferansa geçildi. Son derece yoğun bir katılımla gerçekleşen konferansta, sözlerine toplanan yardımlar için teşekkür ederek başlayan Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, yaptığı konuşmada, Suriye Türkmenleri’nin onur ve özgürlük mücadelesini anlattı.

Konuşmasının devamında Suriye Türkmenleri’nin sessiz sedasız katledildiğini, zorla göç ettirildiğini dile getiren Mustafa, "Küresel güç odakları kozlarını Suriye'de paylaşıyorlar. Böyle bir ortamda asıl zararı masum siviller görüyor, maalesef ki en büyük zararı da Suriye Türkmenleri görmektedir" diye konuştu.

Suriye’de yaşanan zulme ve küresel projelere de değinen Abdurrahman Mustafa, “Açıkça görüldüğü gibi Suriye’de savaş tek taraflı bir savaş değildir. Savaş sadece sahada yürütülmemektedir. Atılan her bomba geçmişimizi silmek ve yok etmek içindir. Ne kadar uzak kalmış olsak da kaderimiz de geleceğimizde Türkiye ile bir ve tektir. Tek tutunacak dalımız devleti ile milletiyle Türkiye’ dir. Allah’ın izniyle bu kirli oyunu bozacağız. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Vatanımızı bırakacak değiliz. Son neferimize, son nefesimize kadar savaşmakta kararlıyız.” dedi.

Program sonunda Sinop Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Nihat Dalgın, Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa’ ya günün anısına bir plaket takdim etti.

(30.12.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ HEYETİ TBMM BAŞKANI SAYIN İSMAİL KAHRAMAN'I MAKAMINDA ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberinde heyet, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ı makamında ziyaret etti.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, görüşmede Sayın Kahraman'a Suriye Türkmenleri'nin son durumu hakkında bilgiler vererek Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin Türkmen Davası'na olan desteği ve ilgisi için TBMM başkanlığı nezdinde şükranlarını sundu.

TBMM Başkanı sayın İsmail Kahraman, Türkiye ve Türkmenlerin kökünün, tarihinin ve hedefinin bir olduğunu; Suriye Türkmenleri'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun varisleri olduğunu ve Suriye'deki Türkmen varlığının Türkiye ve bölge için çok önemli olduğunu ifade etti. Suriye Türkmen Meclisi'nin Suriye Türkmenlerinin tek mercisi olduğuna ve tüm Türkmenlerin Meclis çatısı altında olmalarının önemine dikkat çeken sayın Kahraman, Türkiye'nin bütün gücüyle, devletiyle, hükümetiyle, milletiyle Suriye Türkmenlerinin yanında olduğunu dile getirdi.

Sözlerine "Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir. Cenab-ı Hak herşeyin sahibidir. Allah'ın izni ile hep birlikte büyüyeceğiz. Allah Türkmen mücahitlerden razı olsun. " ifadeleriyle devam eden TBMM Başkanı İsmail Kahraman Suriye Türkmen Meclisi Heyeti'ni Mehmet Akif Ersoy'un şu dizeleri ile uğurladı: "Allah'a güven, say'e sarıl, hikmete ram ol... Yol varsa budur.. bilmiyorum başka çıkar yol... " (30.12.2015)

Suriye’deki iç savaştan faydalanarak, ülkenin kuzey bölgesini ''Kürt koridoru'' haline getirmek isteyen PYD, Türkiye'nin tepkisinden çekindiği için rotasını Teşrin Barajını aşarak ilerlemek olarak belirledi. Bu bölgede yaşan Türkmenler ise, IŞİD'le mücadele ve Rusya'nın hava saldırılarının ardından bir de PYD ile mücadele ederek zorlu bir süreçten geçiyor. PYD yaklaşık 400 bin Türkmen’in yaşadığı Azez ile Cerablus arasındaki bölgeye ilerliyor. Peki, o bölgedeki Türkmenlerin son durumu ne, PYD'nin hamlesi bu bölgedeki dengeleri nasıl değiştirecek? Türkmenlerin, PYD ile mücadele ettiğini ve çok zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Abdurrahman Mustafa, “PYD, Teşrin Barajı’ndan ilerlemeye çalışıyor ve kılık değiştirerek kendilerini kamufle ediyorlar. Demokratik Suriye Güçleri adı altında saldırıyorlar. Tel Abyad’da 30 bin Türkmen vardı. Şimdi bu bölgede 400 bin Türkmen var ve bu bölgedeki Türkmenler için PYD büyük tehdittir” dedi. Suriye Türkmen Meclisi Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa, Azez-Cerablus hattını ve bölgedeki Türkmenlerin son durumunu AjansHaber'e değerlendirdi: Azez’in doğusunda IŞİD ile mücadele ediyoruz. PYD’nin Teşrin barajını almasıyla birlikte hedefi aslında Afrin kantonu ile Cizire kantonunu birleştirmek. Tel Abyad’daki Arap ve Türkmenlerin bulunduğu demografik yapıyı değiştirmek için çalışıyorlar. Daha önceden de sabıkalılar. Bu durumda Uluslararası Af Örgütü tarafından raporlarla belgelendi.

“PYD KILIK DEĞİŞTİRİP SALDIRIYOR”

PYD, Teşrin Barajı’ndan ilerlemeye çalışıyor ve kılık değiştirerek kendilerini kamufle ediyorlar. Demokratik Suriye Güçleri adı altında saldırıyorlar. Tel Abyad’da 30 bin Türkmen vardı. Şimdi bu bölgede 400 bin Türkmen var ve bu bölgedeki Türkmenler için PYD büyük tehdittir. PYD’nin amacı birleştirdiği kantonlar sayesinde orada bir Kürt koridoru oluşturmak. Rusya’nın saldırıları ise devam ediyor. Bayırbucak, Azez ve Humus’ta devam ediyor. Geçtiğimiz gün yaşanan saldırı sonrası Rus uçaklarının bombalaması sonrası Humus’taki bir köyümüzde 10 şehit verdik. Rusya nerede olursa olsun Türkmenleri hedef alıyor. Türkmenler tüm bölgelerde çok zor bir süreçten geçiyor.

“IŞİD İLE MÜCADELE EDİYORUZ”

Şuanda 400 bin Türkmenin yaşadığı bölge IŞİD’in elinde. Biz de Türkmenler olarak orada IŞİD’le mücadele ediyoruz. Türkiye’nin kırmızı çizgileri var ve o çizgileri Türkiye koydu. O bölgedeki gruplar Türkmenlerle değil, Türkiye ile dost olmayan gruplardır. Türkiye de bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. (29.12.2015)

YPG/PYD FIRAT'TA KILIK DEĞİŞTİRDİ

PYD’nin silahlı gücü YPG, Türkiye'nin kırmızı çizgi olarak belirlediği Fırat’ın batısına yönelik girişimlerini, ABD’nin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri çatısı altında sürdürüyor. SDG oyunuyla Fırat’ın batısına geçemeyen YPG’nin güneyden ilerleyerek Cerablus’a ulaşma planları yaptığı belirtiliyor. Türkiye'nin kırmızı çizgi olarak belirlediği Fırat'ın batısında son 1 haftadır hareketlilik arttı. Türkiye de, Fırat'ın batısına yönelik teyakkuzunu arttırırken, son bir haftadır bölgede artan hareketlik yakından izleniyor. Cerablus'a komşu Karkamış'ta güvenlik önlemleri arttırıldı. Uzunca bir süredir batıya geçmeye çalışan PKK'nın Suriye kolu PYD'nin silahlı gücü YPG'yi son bir haftaya kadar Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) püskürtüyordu. Ancak YPG, son bir haftadır ABD hava destekli operasyonlarını Fırat çevresinde yoğunlaştırdı.

ÖSO'DAN KOVULAN ÇETELER

YPG, bu operasyonları ABD'nin desteklediği Suriye Demoratik Güçleri (SDG) çatısı altında yürütüyor. Bu birliklere, Arap güçlerin desteğinin de olduğu belirtilmesine karşın bölge kaynakları SDG çatısı altında YPG'yi destekleyen birliklerin “ÖSO'dan kovulan çeteler" olduğunu belirtiyor. YPG öncülüğündeki SDG güçlerinin Fırat'ın batısına geçişi meşrulaştırmak üzere ÖSO'yu da SDG çatısı altına alma çabası ise karşılık bulmadı. ÖSO'nun YPG ile aynı çatı altında olmaya yanaşmadığı kaydedildi.

FIRAT'IN BATISINA GEÇEMEZ

Bu nedenle de YPG öncülüğündeki SDG birlikleri Fırat'ın batısına girip çıksa da şu ana kadar Türkiye'nin kırmızı çizgilerini ihlal etmedi. Türkiye ise bu girişime karşı, bölge halkının enerji güvenliği açısından stratejik öneme sahip Teşrin Barajı'nın IŞİD unsurlarından temizlenmesine olumlu yaklaşmakla birlikte birliklerin Fırat'ın batısına geçemeyeceği vurgusunu yaptı. Güvenlik güçleri de bölgedeki istihbarat kaynaklarından gelen bilgilerin YPG güçlerinin barajın doğusunda olduğunu belirtiyor.

TEHDİT GÜNEYDE YOĞUNLAŞTI

YPG'nin operasyonlarını desteklese de ABD'nin Türkiye'nin hassasiyetleri doğrultusunda Fırat'ın batısına YPG ile birlikte bir operasyona girişmediği belirtiliyor. Ancak kulislerde önemli bir tehdit gündeme getiriliyor. SDG oyunuyla Fırat'ın batısına geçemeyen YPG'nin güneyden ilerleyerek Cerablus'a ulaşma planları yaptığı belirtiliyor. Edinilen bilgiye göre, YPG, kritik noktadaki Münbiç kasabasını ele geçirip ilerledikten sonra Kuveyris Havaalanı'nda Esed rejimi güçleriyle birleşip Rusya hava desteğini de alarak Bab'a doğru ilerlemeyi ve buradan Cerablus'a girmeyi hedefliyor. Türkiye'nin, bölgede Cerablus'u IŞİD'den temizlemeye yönelik operasyonların, PYD kantonlarını birleştirme amacına asla izin vermeyeceği vurgulanıyor. Türkiye izlemede SDG, Ekim ayı başında ABD desteğiyle kuruldu. Kürt-Arap koalisyonu olarak lanse edilse de gücün dörtte üçünü YPG unsurlarının oluşturduğu, çok az sayıda Arap unsurun bu birlik içinde yer aldığı belirtildi. ABD ise, daha önce Türkiye'nin tepkisiyle karşılaşan PYD'ye yardımlarını keseceğini açıklamasına karşın, bu tarihten sonra kurulan SDG'ye yardımını sürdürdü. Ancak Türkiye, açıkça SDG'ye karşı tavır sergilememekle birlikte çoğu YPG'li bu unsurların bölgedeki hareketliliğini yakından izliyor. Türkiye'nin bu hassasiyeti karşısında SDG güçleri ise şu ana kadar Türkiye sınırına yönelme hedefinde olmadıklarını dile getirdiler. Başbakan Ahmet Davutoğlu da, Fırat'ın batısındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek “Şu ana kadar bize intikal eden bilgiler de geçen unsurların kesinlikle PYD unsurları olmadığı yönünde. Daha çok Arap ve o bölgede koalisyonla birlikte hareket eden gruplar" dedi. (29.12.2015)




BİLGESAM Başkanı Sayın Prof.Dr. Atilla Sandıklı, Yeniyüzyıl Gazetesi'ndeki köşesinde Suriye Türkmenleri'nin varoluş mücadelesini ele aldı.

SURİYE TÜRKMENLERİNİN VAROLUŞ SAVAŞI

Suriye’de Türkmenler; Rus hava kuvvetleri ve zırhlı araçları tarafından desteklenen Esad güçleri, Hizbullah ve İran destekli milisler, PYD’nin silahlı unsurları YPG ve en önemlisi IŞİD terör örgütü unsurlarına karşı dört cephede varoluş savaşı veriyor. BİLGESAM’ın düzenlediği “Suriye Türkmenleri” konulu seminerde Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, bu direnişi ve mücadeleyi Çanakkale Savaşı’na benzetiyor. Suriye’de Türkmen varlığının devam etmesi için ölüm kalım savaşı verildiğini belirtiyor.

Suriye’de Türkmen Varlığı

Suriye’de Türkmen varlığı ile ilgili farklı kaynaklarda farklı sayılar veriliyor. Suriye kaynakları Türkmenleri 200.000 kişilik küçük bir grup olarak gösteriyor. Ancak son yapılan araştırmalarda Suriye’de Türkçe konuşan Türkmen sayısının yaklaşık 1,5 milyon olduğu belirtiliyor. Asimile olmuş Türkmenlerin de dâhil edilmesi durumunda bu sayının 3,5 milyona ulaşacağı değerlendiriliyor. Şam, Lazkiye, Hama, Humus, Halep, Rakka kentleri ve köyleri Türkmenlerin çoğunlukla yaşadığı yerler. Halep ve Rakka şehirlerinde yaşayanlara Halep veya Culap Türkmeni, Lazkiye bölgesindekilere ise Bayır-Bucak Türkmeni adı verilmektedir. Fransız mandası döneminde başlayan ve sonrasında da devam eden politikalar sonucu küçük gruplar halinde yaşayan Türkmenler önemli oranda asimile olmuştur. Bütün baskılara rağmen asimile olmayan Türkmenler, iç savaş başlayınca bir müddet silahsız muhalefet yapsalar da, daha sonra varlıklarını devam ettirebilmek için silahlanarak muhalif hareketlere katılmışlardır.

Türkmenler IŞİD’le Savaşıyor

Birbirinden ayrı olarak hareket eden Türkmen tugayları son aylarda birleştirildi ve iki tümen olarak teşkilatlandırıldı. Kuzeydeki Bayır Bucak Türkmenlerinin yer aldığı Sahil Tümeni doğuda IŞİD ile savaşıyor. Azez-Cerablus hattında güvenli bölge oluşturmak için birbiri ardına köyleri almaya başlıyor. Bundan rahatsız olan Rusya, Türkmenleri havadan yoğun olarak bombalıyor. Esad ve PYD’nin Afrin’deki silahlı unsurları ile Hizbullah destekli milisler Türkmenlere geri ve yan bölgelerden saldırıyor. Bu güçler IŞİD’le mi savaşıyor? Yoksa IŞİD’le savaşan Türkmenleri arkadan vurarak IŞİD’e destek mi veriyor? IŞİD’le savaşacağım diye Suriye’ye hava ve kara kuvveti gönderen Rusya, Hava saldırılarının yüzde 90’ını Türkmenlere, yüzde 10’unu IŞİD’e yapıyor. Esad ve Hizbullah destekli milislerin IŞİD’e saldırılarıyla ilgili bir haber okudunuz mu? Okumadınız! Çünkü bu güçler Halep ve Bayır Bucak bölgelerinde Türkmenlere karşı savaşıyor. Halep ve Bayır Bucak bölgeleri stratejik açıdan çok önemli. Bu bölgeler ele geçirilmeden Laskiye ve bölgedeki Rus üsleri güvende değil. Ayrıca bu bölge Türkiye’yi Ortadoğu bölgesinden tecrit etmek için gerekli. Bu bölge düşerse Ermenistan, İran, Irak’tan sora Suriye de tamamen Türkiye karşıtı Rusya-İran ittifakına dâhil olacak. Afrin bölgesindeki PYD silahlı unsurları (YPG), Esad güçleriyle işbirliği yaparak Türkmenlere karşı savaşıyor. Çünkü bu bölgenin düşmesi durumunda Azez-Cerablus hattının ele geçirilmesi kolaylaşıyor. Bu hattın ele geçirilmesi halinde denize çıkışı da olan bir Kürt devletinin coğrafi temelleri atılabilir. Sonuç olarak; IŞİD’le savaştığını söyleyen Ruslar, Esad güçleri, İran destekli milisler, Hizbullah ve PYD; çoğunlukla IŞİD’le değil Suriye Türkmenleri ile savaşıyor. Türkmenler ölüm kalım savaşı veriyor. Aynı zamanda IŞİD’le savaşıyor. Çok sayıda Türkmen şehit oluyor. Kobani için gösterilen hassasiyet Bayır Bucak için gösterilmiyor. (29.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin son günlerde Suriye'nin batısına yönelmesiyle Azez ile Cerablus arasında yaşayan yaklaşık 400 bin Türkmen'in PYD yüzünden tehdit altında olduğunu söyledi. Cerablus'un güneyindeki Teşrin barajının, DAEŞ'ten PYD'ye geçtiğini vurgulayan Mustafa, "Bunların asıl amacı Cerablus'a girebilmek. Azez ile Cerablus arasında yaklaşık 400 bin Türkmen yaşıyor. PYD, bu bölgenin demografik yapısını değiştirmek istiyor. Dolayısıyla 400 bin Türkmen tehdit altında" diye konuştu.

"Biz haklı davamızda sadece kendimizi savunuyoruz"

PYD'nin, daha önce Tel Abyad bölgesinde yaşayan Türkmen ve Arapları topraklarından sürdüğünü anlatan Mustafa, şöyle konuştu: "Savaş suçu işledikleri, insan haklarını ihlal ettikleri zaten uluslararası raporlarla da belgelendi. Aynı şeyi şimdi Azez-Cerablus hattında yapacaklar. İşimiz zor ancak topraklarımızı savunmak zorundayız. Biz hiç kimseye saldırmıyor, haklı davamızda sadece kendimizi savunuyoruz. PYD şimdi Teşrin barajı çevresinde bekliyor bundan sonra DAEŞ'in elindeki Münbiç kentini almaya çalışacaklar. Sadece Münbiç'te 50 bin Türkmen yaşıyor ve hepsi tehdit altında bulunuyor."

"Türkmenlerin kökünü kazımak istiyorlar"

Suriye'de varoluş mücadelesi verdiklerini dile getiren Mustafa, dünyanın artık bu katliamları görmesi gerektiğini söyledi. Rus uçaklarının, Türkmenlerin yaşadığı Hama ve Humus kırsalında Türkmen katlettiğini anlatan Mustafa, "Rusya, DAEŞ, Esed ve PYD, Türkmenlerin kökünü kazımak istiyor. 4 cephede savaşmamıza rağmen topraklarımızı teslim etmeyeceğiz" diye konuştu. (28.12.2015)

SURİYE'DE BÜYÜK KANTON OYUNU

Terörist PKK’nın Suriye uzantısı PYD, iki gün önce ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının desteğiyle Fırat Nehri’nin batısında DAEŞ güçlerinin elinde bulunan Tişrin Barajı’nı ele geçirdi. Fırat’ın batısına geçerek Münbiç üzerinden Cerablus - Azez hattına ilerlemeyi planlayan PYD, DAEŞ’in Halep’in kuzeyi ile sözde başkanti Rakka arasındaki bağlantısını da keserek batıdaki Afrin kantonu ile doğudaki Cizre kantonunu birleştirmeyi planlıyor. Ayrıca Tişrin Barajı, Kuzey Suriye’nin elektrik ihtiyacının büyük bölümünü de karşılıyor. PYD komutanlarından Afrin - Cizre kantonlarını birleştirme planını doğrulayan nitelikte net açıklamalar gelmese de terör örgütünün DAEŞ’in boşalttığı ya da püskürtüldüğü yerlerde kontrolü sağlamak istediği biliniyor.

DAEŞ KILIFI

‘DAEŞ ile mücadele’ bahanesi ile uluslararası kamuoyundan da destek alan PYD’ye çok yakın zamanda Rusya silah vererek, İran da Rus helikopterlerle milis göndererek arka çıkmıştı. PYD’nin planlarını hayata geçirmek için demografik operasyonlar da yaptığı özellikle Türkmenlerden gelen açıklamalar üzerinden biliniyor. PKK’nın Suriye kolu PYD’nin Cenevre’de yapılacak Suriye Görüşmeleri’nde muhalifler arasında yer almayacağının kesinleşmesinden sonra yeni bir oluşum içerisine girmek isteyen terörist grup Suriye Demokratik Güçleri çatısına girdi. Ekim ayında yine ABD’nin yardımıyla kurulan birlik içerisinde YPG, Tuvvar Cephesi, Sanadid Cephesi, Süryani Hrıstiyan Cephesi gibi gruplar yer alırken birliğin dörtte üçünü PKK’nın uzantısı YPG ve YPJ güçleri oluşturuyor. KIRMIZI ÇİZGİ Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, Suriye’nin PKK kolu PYD’nin Fırat’ın batısına geçmesinin Türkiye için kırmızı çizgi olduğunu söylemişti. Bunun nedeni Cerablus’tan Azez’e 120 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturulmak istenmesi ve böylelikle PYD’nin ‘kantonları birleştirme’ projesinin de önüne geçilmesiydi. Güvenli bölge hem Türkiye - Halep kara bağlantısını teminat altına alacak, hem de savaş mağdurlarını yerleştirecekti.

CERABLUS’A GEÇMEYE CESARET EDEMEZLER

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa: PYD/YPG özgürlükçü bir grup değil, terörist. “DAEŞ ile savaşıyorlar” deniyor, DAEŞ ile Türkmenler de savaşıyor. Belli ki PYD/YPG’nin bundan sonraki hedefi Mumbuç! Ondan sonra da Cerablus’a geçip kantonları birleştirmek isteyeceklerdir ama buna cesaret edebileceklerini sanmıyorum. Türkiye’den, 400 bin Türkmen’den çekinirler. Aksi senaryo Türkiye için güvenlik zafiyeti oluşturur. Uluslararası kamuoyu bize değil Fırat’ın batısına geçip bölgeyi istila etmek isteyen PYD/YPG’ye destek veriyor. Zaten Tişrin’i de koalisyon uçakları sayesinde ele geçirdiler. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu bir "proje"dir. (28.12.2015)

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA, SURİYE TÜRKMEN DAVASI İÇİN HALEP'TE ŞEHİT DÜŞEN SELAMİ AYNUR'U MEZARI BAŞINDA ZİYARET ETTİ

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, konferans için gittiği Giresun'da, Suriye Türkmenliğinin onur ve özgürlük mücadelesi için Halep'teki Türkmen kardeşleri ile omuz omuza mücadele edip, Mart 2014'te şehit edilen Giresun'lu kahraman şehidimiz Selami Aynur'u mezarı başında ziyaret etti. Mezarı başında şehit Selami Aynur için okunan duaların ardından şehidin evinde annesi ve ailesini ziyaret eden Abdurrahman Mustafa, "Türkmen Davası için Allah yolunda şehit düşen Selami Aynur ve nice kahraman yiğidin şehadetiyle şereflendirdiği bu kutsal davayı 7 düvel bir olup üzerimize gelse de, bombalar yağmur olup başımıza yağsa da son nefesimize kadar sürdüreceğiz...Allah, vatan için, Hak yolunda şehit düşen tüm yiğitlerimize rahmet etsin, mekanlarını cennet eylesin. Toprağa düşen her şehidimiz davamızın, haklı mücadelemizin ışığıdır. Bin yıllık Türkmen yurdu Allah'ın izni ile ilelebed Türkmen yurdu olarak kalacaktır. Büyük üstad Mehmet Akif'in dediği gibi "Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!" dedi.

Ziyaretler sonrasında Giresunlu gençlerle sohbet eden Abdurrahman Mustafa, son gelişmeleri aktardı. Giresun halkına ve tüm Türk Milletine Türkmen Davası'na gösterdikleri hassasiyet ve destek için teşekkür etti. (27.12.2015)

SURİYE TÜRKMENLERİ DÖRT CEPHEDE SAVAŞIYOR

Sami Kohen, Milliyet Gazetesi

Bir değil, iki değil... Suriye Türkmenleri yüzyıllardan beri oturdukları toprakları ve kimliklerini korumak için dört cephede birden savaşıyorlar... Suriye Türkmenleri Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa’nın, Türkiye’nin seçkin düşünce kuruluşlarından BİLGESAM’da yaptığı konuşmada çizdiği tablo, Türkmenlerin “var olma mücadelesi”nin zorluklarını gözlerin önüne serdi. Türkmenlerin savaşı, 2011 halk ayaklanmasıyla birlikte, Esad rejimine karşı başladı. Bu mücadele son zamanlarda bir yandan Rusya, diğer yandan Hizbullah ve İran destekli milislerin katılımıyla Suriye ordusunun saldırıya geçmesi sonucunda şiddetlendi. Halen özellikle Bayır Bucak bölgesinde Türkmen savaşçıları, Abdurrahman Mustafa’nın deyişiyle, “Çanakkale Savaşı benzeri bir ölüm kalım mücadelesi” veriyorlar. Bu “Türkmen bölgesi”nin korunması hem halkın güvenliği açısından hem de stratejik bakımdan “hayati bir önem” taşıyor...

Savaş içinde savaş

Türkmenlerin karşılaştığı ikinci cephe, Rusya’nın giriştiği hava bombardımanıyla ilgili. Rus jetleri Türkmen hedefleri “terörist” diye nitelendirerek sürekli vuruyor. Bu bombardımanlar sivil kayıplara, halkın kaçmasına yol açıyor. Türkmen liderine göre Rusya’nın amacı Lazkiye’ye kadar uzanan stratejik bölgeyi kontrolü altında tutmak, ayrıca Türkiye’nin etkinliğini kırmaktır. Rus uçağının düşürülmesi, Rusya’nın bu bölgede hava hâkimiyetini kurmasını kolaylaştırmış, Türkmenlerin karadaki savunma çabalarını zorlaştırmıştır.

Türkmenlerin üçüncü cephesi, Kürt YPG güçlerine karşı...

A. Mustafa, YPG’nin son olaylarda ele geçirdiği yerlerde yaşayan Türkmenlerin göçe zorlandığını ve böylece sınır boyunca Kürt kantonlarının hâkimiyetini pekiştirdiğini söylüyor. Gelinen noktada vaktiyle bir arada yaşayan Türkmenlerle Kürtler şimdi birbirine düşman. Bu arada YPG (ve siyasi kanadı PYD) hem ABD hem Rusya’dan destek görüyor, Esad’ın ordusu da ona pek ilişmiyor. Böylece rahatlık içinde hareket ediyor.

Zorluk üstüne zorluk

Nihayet dördüncü cephe, IŞİD’e karşı... Türkmenlerin bu cephedeki mücadelesi aslında pek dışa yansımıyor. Oysa Türkmen liderine göre bu alanda da savaş veriliyor. Onun deyişiyle: “Dünya sadece Kobani’yi konuşuyor, bizim mücadelemizi bilmiyor”... Türkmenlerin bugün en büyük derdi çeşitli cephelerde giriştikleri savaşta topraklarını koruyabilmektir. Diğer bir sorun da ocak ayından itibaren başlayacak yeni siyasi süreçte kendi seslerini duyurabilmektir. Ne var ki son uluslararası hazırlık çalışmalarında Türkmenlere muhalifler arasında bir yer verilmiş değil. Hâsılı, Türkmenleri askeri cephede olduğu gibi, diplomasi cephesinde de zor günler bekliyor. (26.12.2015)

SURİYE TÜRKMENLERİ İÇİN STRATEJİK VİZYON ÇALIŞTAYI

Suriye Türkmen Meclisi ve ORSAM (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) işbirliğinde hazırlanan "Suriye Türkmenleri İçin Stratejik Vizyon Çalıştayı" Ankara'da gerçekleştirildi.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve ORSAM Başkanı Şaban Kardaş'ın açılış konulamaları ile başlayan çalıştayın 1. oturumunda "Uluslararası Hukuk Düzleminde Suriye Türkmenleri" tartışıldı.

Çalıştayın 2. oturumunda ise Ocak 2016'da başlayacak "Diplomatik Süreçte Suriye Türkmenleri için Stratejik Vizyon" tartışıldı.

Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Cemil Doğaç İpek, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan, Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar,Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hasan Vural, Ankara Merkez Strateji Enstitüsü uzmanları Oktay Bingöl, Dr.Ali Bilgin Varlık; Rusya uzmanı Dr. Bayram Selam, AVİM Başkanı Alev Kılıç, SDE Başkanı Prof.Dr. Birol Akgün,Necmettin Erbakan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Murat Çemrek, ORSAM Uzmanı Oytun Orhan, Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Muhammed Mustafa Kutlu, çeşitli kurumlardan gelen uzmanlar ve Suriye Türkmen Meclisi Yürütme Kurulu ve Meclis üyelerinin katıldığı çalıştayda Suriye savaşında gelinen noktada Türkmenlerin durumu ve geleceğe yönelik öngörüler masaya yatırıldı. (25.12.2015)



Türkiye'nin önde gelen stratejik araştırma merkezlerinden olan BİLGESAM (Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi)'nde düzenlenen yuvarlak masa toplantısında Suriye Türkmenleri masaya yatırıldı.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda BİLGESAM Başkanı Prof. Dr. Atilla Sandıklı, 2000-2004 yılları arasında Şam Büyükelçisi olarak görev yapan, Emekli Büyükelçi Oğuz Çelikkol, Gazeteci Sami Kohen ve BİLGESAM uzmanları da Suriye'deki güncel gelişmeler ve Suriye Türkmenleri konusunda görüşlerini sundu.

Suriye Türkmenlerinin son derece kritik bir süreçten geçtiği bir dönemde her zaman olduğu gibi Suriye Türkmenlerini gündemine taşıyan BİLGESAM'a teşekkürlerimizi sunarız. (24.12.2015)



Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa, "Rusya, siyasi çözümden önce daha fazla alana sahip olmak ve özellikle ılımlı muhalefeti etkisizleştirerek Esed'i güçlendirmek istiyor" dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya'nın, Suriye'de ocak ayından itibaren başlatılması planlanan 6 aylık geçiş süreci öncesinde ılımlı muhalefeti etkisizleştirerek Esed'i güçlendirmek istediği söyledi. Mustafa, Rusya'nın da DAİŞ'e karşı mücadele için Suriye'ye girdiğini söyleyerek, Rusya'nın ilk vurduğu bölgenin Bayırbucak ve Humus'taki Türkmen bölgeleri olduğuna dikkati çekti. Abdurrahman Mustafa, "Biliyorsunuz son bir aydır bunu artırarak devam ettiriyor. Adeta Türkmenlere karşı bir etnik temizlik uyguluyor Bayırbucak'ta. Halep bölgesini de bombalıyor" dedi. Rusya'nın Halep'teki Höllük Türkmen semtini ve daha önce Azez çevresindeki Türkmen birliklerini bombaladığını belirten Mustafa, sözlerini şöyle sürdürdü: "Rusya, siyasi çözümden önce daha fazla alana sahip olmak ve özellikle ılımlı muhalefeti etkisizleştirerek Esed'i güçlendirmek istiyor, daha fazla alana sahip olarak Esed'li bir Suriye'yi istiyor ve bunu da görüyoruz. Birleşmiş Milletler'in son kararında da bunun yansımaları oldu, Birleşmiş Milletler kararı Rusya tarafından, Rusya'nın isteği doğrultusunda çıktı. Orada Rusya'nın etkin olduğu gözüktü çünkü sahada bugün Rusya ağırlıklı Ruslar var." Afrin bölgesindeki saldırılarda Rusya'nın Esed'e havadan destek verdiğini, karadan da PYD, YPG terör örgütleriyle Esed'in iş birliği yaptığını ileri süren Mustafa, "Helikopterlerle yığınak yapıyorlar Afrin'e. Ayn el Arap'ta yine aynı şekilde Ruslar, Esed ile PYD, YPG orada yığınak yapıyor. Yani artık bu net olarak Rusya'nın, Esed'in, PYD'nin ortak hareket ettiği Suriye'de artık netlik kazanıyor, yani herkesin gözü önünde cereyan ediyor" diye konuştu. "Bayırbucak çok stratejik noktadır" Mustafa, Bayırbucak'ın çok stratejik bir nokta olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: "Hem Türkmenler için hem Türkiye için, hem Esed için, hem Rusya için, yani Bayırbucak bölgesi bir kilittir. Rusya için önemlidir, çünkü oradaki üsleri vardır, orayı güvenli bölge olarak kendisine düşman olan unsurlar istemiyor. Esed de istemiyor, Türkiye ile sınır olmak istiyor ve oradaki terör örgütlerini Türkiye'ye yönlendirmek istiyor. Türkmenler için çok önemlidir, çünkü son noktamızdır bizim. PYD için önemlidir çünkü oradan Akdeniz'e açılmak engeldir. Dolayısıyla Bayırbucak çok stratejik önemli bir noktadır. Dolayısıyla Rusya'nın bu kadar orada adeta bir etnik temizlik yapması bundan dolayıdır." Bayırbucak'taki Türkmen birliklerinin ve 2'nci Sahil Tümeni'nin destan yazdığını anlatan Mustafa, "Bir ayı aşkın zamandır eşi benzeri görülmemiş bir bombardıman altında havadan Ruslar, karadan İran ve Irak milisleriyle Esed çeteleri saldırıyor ancak çok fazla ilerleyemiyor, orada çok müthiş bir direniş vardır" ifadelerini kullandı. Abdurrahman Mustafa, Sultan Murat Tümeni'nin hem DAİŞ'e hem de PYD'ye karşı mücadele verdiğini belirterek, "Esed'e karşı mücadele veriyor, havadan da Ruslar vuruyor. Bugün hala orada Türkmen birlikleri mücadele ediyorsa Allah'a şükür, Türkmenlerin ne kadar haklı oldukları, ne kadar topraklarına bağlı olduklarını göstermektedir" dedi. (23.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, geçtiğimiz hafta sonu Birleşmiş Milletlerde üzerinde anlaşmaya varılan Suriye tasarısından tatmin olamadıklarını söyledi. Tasarının Rusya’nın istekleri doğrultusunda şekillendiğini vurgulayan Abdurrahman Mustafa, “BM’de alınan karara göre Ocak’ın ilk haftasında görüşmeler başlayacak. Hiçbir şey net değil, Esad’ın gitmesi bile net değil. 18 ay sonunda seçimler var” dedi. Suriye’de tüm tarafların siyasi çözüm istediğini belirten Abdurrahman Mustafa, şunları kaydetti: Çok da somut adımlar yok. Esad’ın durumu belirsiz. Rusya oradayken ateşkes nasıl olacak? Herkesi terör örgütü görüyor, bombalamaya devam ediyor. Geçiş hükümeti nasıl olacak, tam yetkili mi olacak, mevcut durumda rejim ile ortak hükümet kurma anlaşılıyor. Durum bizim açımızdan çok da iyi değil. Bu nedenle Birleşmiş Milletlerde alınan karar bizleri tatmin etmekten çok uzak. Son 1 ay çok zor geçecek.”

PYD’nin halen Cerablus’un batısına geçerek kantonları birleştirme hedefinden vazgeçemediğini anlatan Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen birlikleri ve Sultan Murat Tümeninin bu harekat tarzına göre önlem aldıklarını dile getirdi. Fırat nehrinin batısının Türkiye’nin kırmızı çizgisi olduğunun altını çizen Mustafa, “Fırat’ın batısına geçmek isterlerse mücadele ederiz. Azez’in doğusunda şu anda IŞİD ile mücadelemiz sürüyor. Şu ana kadar 5 köy aldık. Bu açıdan iyi bir durum var. Ancak Rusya her an, her şeyi yapabilir” diye konuştu.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya’nın bu süreçte her yapıyı muhalif ilan ederek bombaladığına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Türkmen dağında etnik temizlik sürüyor. Halep bölgesini vuruyor. Özgür Suriye Ordusu ve muhalif grupları vuruyor. Siyasi çözüm ile birlikte Rusya kendi doğrultusunda yönetmeye çalışıyor. Silahlı gücüyle girdikten sonra siyasi çözümü yönlendirmeye çalışıyor. Durum çok da iyi gözükmüyor.” (23.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Hatay Şube Sorumlusu Solak, "Rejim karadan, Rusya hava ve denizden köylerimizi gece gündüz vurmaya devam ediyor. Durum her gün daha kötüye gidiyor" dedi. Solak, Türkmendağı'ndaki son gelişmelerle ilgili yaptığı değerlendirmede, ülkesindeki savaşın başından bu yana en yoğun saldırılarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Bölgede cami, okul, ev, köprü, araba gibi her şeyin hedef olduğunu belirten Solak, "Rejim karadan, Rusya hava ve denizden köylerimizi gece gündüz vurmaya devam ediyor. Durum her gün daha kötüye gidiyor. Türkmen birlikler ise var güçleriyle köylerini korumaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. Türkmen köylerinin her mevzisinde çatışmaların yaşandığını ve büyük kayıplarının olduğunu anlatan Türkmen temsilci Solak, Türkiye dışındaki toplumların bu saldırıları sadece izlediğini savundu. Solak, Rusların rejime destek verdiği tarihten bu yana güneyde, batıda ve kuzeyde önemli cepheler kaybettiklerine değinerek, şunları kaydetti: "Rus jetleri, Türkmendağı semalarından ayrılmıyor. Son günlerde bazı noktaları kaybettik. Bir haftada 10 bine yakın insan sınıra kaçtı. Türkmendağı tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Komşumuz Cebel Ekrad'da da durum aynı. İnsanlar perişan, halk çocuklarını korumak için sınır bölgelerine gelmeye devam ediyor. Türkmendağı'nda durum oldukça kritik." Yoğun saldırıların altında farklı planlar yattığına dikkati çeken Solak, Rusya ve Esed'in, 1 Ocak 2016'da yapılması planlanan ateşkes öncesi Lazkiye kırsalına hakim olmak için saldırılarını artırdığını sözlerine ekledi. Dün 24 sivil daha yaşamını yitirdi Öte yandan Suriye'nin Lazkiye kırsalındaki Türkmendağı ve Cebel Ekrad'a yönelik saldırılarda 24 sivilin hayatını kaybettiği öğrenildi. Yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, rejim güçleri ve Rus jetleri, dün sabahın erken saatlerinden gece saatlerine kadar Lazkiye kırsalını havadan ve karadan vurdu. Kaynaklar, Çümeren, İyn El Ğazal, Bedeme, Zeytincik köyleriyle çevre yerleşim yerlerinin hedef alındığı saldırılarda aralarında kadın ve çocukların yer aldığı 24 kişinin öldüğünü, 50'ye yakın yaralının olduğunu kaydetti. Dün gerçekleşen saldırılarda bir camiyle çok sayıda ev yerle bir olmuş, sınıra getirilen yaralı 1 çocukta Hatay'da tedavi altına alınmıştı. (23.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Nidal Öztürk, Türkiye’den başka yaslanacak duvarları olmadığını söyledi. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Kulübü tarafından düzenlenen "Ortadoğu’da Türkmen Varlığı" başlıklı panele, konuşmacı olarak Suriye Türkmen Meclisi Genel Sekreteri Emin Bozoğlan, Yürütme Kurulu Üyeleri Mehmet Türkhan ve Nidal Öztürk katıldı. Panel sonrası bölgedeki son durum hakkında değerlendirmede bulunan Nidal Öztürk, Suriye Türkmenleri’nin Türkiye’den başka yaslanacak duvarları olmadığını söyledi. Öztürk, "Suriye’deki Türkmenler 5 bölgede yaşıyor. Humus’taki Orta Bölge Türkmenleri rejim bombardımanından ötürü yurtlarını terk etmek zorunda kaldılar. Etnik temizlik yapıldı onlara. Rakka Türkmenleri ise PYD’nin baskısına maruz kaldılar. Halep Türkmen köyleri iki yıldır IŞİD kontrolü altında. Şam Türkmenleri ise rejim ablukasında, gıda bile onlara zor gidiyor. Carablus Arez arasında güvenli bölge olması Türkmen varlığının korunması için önem arzediyor. Güvenli bölgenin olması, Türkmen karakterinin korunması aynı zamanda Türkiye’nin güney sınırının güvenliği demektir. Türkiye’nin sınırı dost olan gruplar tarafından yönetilmelidir. Halep’in güvenliği Türkiye’nin güvenliği demektir. Biz Suriye Türkmenleri olarak Türkiye’yi her zaman anavatan bildik. Türkiye’den başka yaslanacak duvarımız yok. Gidip ABD ile Körfez ülkeleriyle, Batı ile ittifak kuramayız. Biz zadece Türkiye ile hareket ederiz" dedi.

"TÜRKMEN VARLIĞINI TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ İÇİN KORUMAK ZORUNDAYIZ"

Bayırbucak’ta mücahidlerin yedi düvele karşı savaş verdiğini anlatan Mehmet Türkhan da, "Rusya İran Hizbullah tamamı bu bölgede canlı bırakmak istemiyorlar. Öyle bomba kullanıyorlar ki bitki bile kalmıyor ortada. Amaçları buradaki Türkmen varlığını yok etmek. Burayı Türk karakterinden temizlemek istiyorlar. Buranın Türkmenlerden temizlenmesi Kürtler için açılacak koridorun bir uzantısı olmasının yanı sıra 100 yıllık projenin de hayata geçirilmesi için önem arzediyor. Suriye’nin Fransız mandasına geçmesinden sonra Fransızların Nuseyri devleti kurmaları söz konusuydu. İhdas ettiler ama yaşatamadılar. Şu anda Bayırbucak tampon bölge. 100 yıllık bu projenin gerçekleşmesi için Bayırbucak Türkmenleri’nin oradan silinmesi gerekir. Bu olaylar başlamadan üç yıl önce Suriye hükümeti Nuseyrilere bizzat para vererek tapu aldırttı. Bayırbucak işte bunu engelliyor. Bayırbucak’ın güvenliği Hatay’ın dolayısıyla Türkiye’nin güvenliğidir. Biz burada Türkmen karakterini Türkiye’yi düşünerek korumak zorundayız" şeklinde konuştu. Türkhan, "Bayırbucak’ta IŞİD’in I’sı DAEŞ’in D’si yoktur. Orada hedef bunların adını kullanarak Türkmen karakterini silmektir. Rusya’nın başka planları vardır. Gece gündüz burayı bombalıyor. Putin orada Türkmen olduğunu bilmiyorum diyor KGB’nin başkanlığını yapmış devlet başkanına bunu söylemeyi yakıştıramıyorum" dedi. (22.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Genel Sekreteri Bozoğlan, "Rusya, DAEŞ bahanesiyle Bayırbucak'ı vuruyor. Halbuki Bayırbucak'ta DAEŞ'in gölgesi dahi yoktur" dedi. Suriye Türkmen Meclisi Genel Sekreteri Emin Bozoğlan, "Rusya, DAEŞ bahanesiyle Bayırbucak'ı vuruyor. Halbuki Bayırbucak'ta DAEŞ'in gölgesi dahi yoktur" dedi. Bozoğlan, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Ortadoğu'daki Türkmen Varlığı" Paneli'nde yaptığı konuşmada, Türkmenlerin Suriye'deki birçok bölgede dağınık halde yaşadığını anlattı. Bayırbucak'ın da Türkmenlerin yaşadığı bir bölge olduğunu dile getiren Bozoğlan, çatışmaların yoğun bir şekilde yaşandığı bölgenin stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Bayırbucak bölgesinin Türkiye'nin sınırında yer aldığını dile getiren Bozoğlan, "Eğer burası Türkmenlerden koparılırsa Türkiye'nin Ortadoğu'ya siyasi ve ticari olarak açılımı sorun olacak, bu bölge Türkiye'nin milli bir sorunu haline gelecek" dedi. Bozoğlan, 30 Eylül'den itibaren Rusya’nın bu bölgeyi bombalamasıyla sıkıntıya girdiklerini ve bu bölgede hala 15 köyün Türkmenlerin elinde olduğunu ifade tetti. Batı'nın Esed'i bir koz, Suriye'yi ise bir laboratuvar olarak kullandığını söyleyen Bozoğlan, "Rusya, DAEŞ bahanesiyle Bayırbucak'ı vuruyor. Halbuki Bayırbucak'ta DAEŞ'in gölgesi dahi yoktur. Amerika ve koalisyon ülkeleri 'DAEŞ'i vuruyorum' bahanesiyle, PYD’ye bir koridor açmak, burada hem Suriye'yi hem de Suriye'de oluşacak bir devleti daha zayıf bir hale getirmek ve İsrail'in daha huzurlu yaşaması için plan yapıyor" ifadesini kullandı. Savaşta en çok Türkmenlerin mağdur olduğunu dile getiren Bozoğlan, çatışmaları Irak ve Suriye’deki Türkmenler ile Türkiye’nin kaderinin bir olduğunu gösterdiğini kaydetti. (22.12.2015)

GÜNCEL GELİŞMELER IŞIĞINDA SURİYE TÜRKMENLERİ KONFERANSI

Giresun Üniversitesi Rektörü sayın Prof. Dr. Aygün ATTAR’ın daveti üzerine GÜ Öğrenci Konseyi Başkanlığı tarafından düzenlenen "Güncel Gelişmeler Işığında Suriye Türkmenleri" konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, konferansa gelişinde öğrenciler tarafından Türk bayrakları ile karşılandı. Konferansa Giresun Üniversitesi akademik-idari personeli, öğrencileri ve davetlileri yoğun bir ilgi gösterdi.

Konferansın açılışında konuşan Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar, Orta Doğu coğrafyasında yaşanan olayların 100 yıl önce bu coğrafyada yaşanan olaylarla birebir aynı olduğuna dikkat çekti. Attar "Sadece o günün şartları ile bugünün şartlarını kıyasladığımız zaman teknolojinin üstünlüğünü fark gösterebiliriz. Ancak savaşan devletlerin araçlarındaki değişiklik dışında hiçbir değişiklik yok. Devletler, coğrafyalar ve yok edilmek istenen devlet ve millet kimliği aynı kimliktir" dedi.

Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa ise konuşmasına Suriye Türkmenleri'nin haklı davasında destek olmak için Suriye'nin Halep şehrine Giresun'dan gelip şehit düşen Selami Aynur'u rahmetle anarak başladı. Mustafa, Suriye'de yaşanan zulme ve dış güçlerin oyunlarına değinerek "Açıkça görüldüğü gibi Suriye'de savaş tek taraflı bir savaş değildir. Savaş sadece sahada yürütülmemektedir. Atılan her bomba geçmişimizi silmek ve yok etmek içindir. Bizler Türkiye'den yüz yıl boyunca uzak kalmış olsak da kaderimiz de geleceğimizde anavatanımız Türkiye ile bir ve tektir. Tek tutunacak dalımız devleti ile milletiyle Türkiye'dir. Allah'ın izniyle bu kirli oyunu bozacağız. Çanakkale'de olduğu gibi varlığımıza kasteden bu hain planları bertaraf edeceğiz. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Vatanımızı bırakacak değiliz. Son neferimize, son nefesimize kadar savaşmakta kararlıyız. Allah bir daha bizleri gözden de gönülden de ırak bırakmasın" diye konuştu. (22.12.2015)

Halep ve çevresindeki Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni, 2 yıldır DEAŞ'ın kontrolünde olan Halep kırsalındaki Türkmen köylerini DEAŞ'tan kurtarmak için yoğun bir mücadele içerisinde.Son 4 ayda yüzlerce yiğidini şehit veren Sultan Murat, yılmadan DEAŞ'e ve hatta Rejim ve destekçisi Rusya-İran-Hizbullah-PYD'ye karşı aynı anda kahramanca bir mücadele veriyor.Son 1 ayda DEAŞ'ten kurtarılan 5 Türkmen köyüne dün gece itibari ile bir yenisi daha eklendi.Sultan Murat Tümeni, Kara Mezra Türkmen köyünü şiddetli çatışmalar sonucu DEAŞ'ten geri aldı.Çatışmalar sırasında Sultan Murat 7 şehit verdi, 10 yiğidimiz de yaralandı.Bu sabah saatlerinden itibaren de yine DEAŞ'in kontrolünde olan Türkmen köyü Düden'i kurtarmak için mücadele eden Sultan Murat ile DEAŞ arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.Kara Mezra Köyü'nün kurtarılması sırasında şehit olan yiğitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.

Türkmen yiğitlerimizin gazası mübarek olsun!Allah'ın izni ile bin yıllık ata toprağımızı kanımızın son damlasına kadar savunacağız!

Suriye Türkmen Meclisi (22.12.2015)

i

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ, SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TÜRK DÜNYASI VE AKRABA TOPLULUKLARI KULÜBÜ'NÜN KONUĞU OLDU

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi'nde Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Kulübü tarafından "Ortadoğu’da Türkmen Varlığı" başlıklı panel düzenlendi. Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, Suriye Türkmen Meclisi Genel Sekreteri Dr. Emin Bozoğlan ile Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet Türkhan ve Nidal Öztürk konuşmacı olarak katıldı.

Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenler panele yoğun ilgi gösterdi.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, paneli düzenleyen Süleyman Demirel Üniversitesi TÜDAT'a, değerli hocalarımıza ve panele katılan tüm öğrenci kardeşlerimize teşekkürlerimizi sunarız. (22.12.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA, BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DİPLOMAT OKULU'NUN KONUĞU OLDU

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bahçeşehir Üniversitesi Diplomat Okulu'na konuk oldu.

Geleceğin diplomat adayları, Bahçeşehir Üniversitesi öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği konferansta Abdurrahman Mustafa, Suriye Türkmen Davası'nı ve Suriye Türkmenlerine ilişkin güncel gelişmeleri anlattı. (21.12.2015)



Halep ve çevresine yönelik "kirli planı" uygulamaya koymak için Rusya, İran, Rejim ve PYD tarafından oluşturulan "şer ittifakı", Azez-Cerablus hattına yönelik girişimler için hazırlık yaparken bir yandan da Halep'teki Türkmen birliğimiz Sultan Murat Tümeni'ni farklı cephelerden çapraz ateşe almaya çalışıyor.

Halep'in güneyinde bulunan Han Toman cephesinde Rejim ile çatışmaya giren Sultan Murat Tümeni, uzun ve şiddetli çatışmalar sonucunda Rejim'e ait cephane yüklü bir aracı ve askeri teçhizatı etkisiz hale getirdi.

Yaşanan çatışmalar sonucu 1 askerimiz şehit düştü. Yüce Allah şehidimizin mekanını cennet eylesin, kahraman yiğitlerimizin gazasını mübarek eylesin. (20.12.2015)



"ŞER İTTİFAKI"NIN AZEZ-CERABLUS PLANI

Suriye Türkmen Meclisi'ne Halep'teki birliklerimizden gelen haberlere göre PYD'nin, Afrin'de Rus ve İran; Ayn El Arap'ta Rejim destekli olarak Cerablus-Azez Türkmen bölgesine saldırı hazırlığında olduğu olduğu bildiriliyor. Türkmen Birliğimiz Sultan Murat Tümeni'nin hali hazırda İŞİD ile mücadele içinde olduğu bölgeye yönelik "şer ittifakı" planı Yeni Şafak Gazetesi'nin bugün (20 Aralık 2015) tarihli haberinde de yer alıyor. Söz konusu "şer ittifakı planı" "barış görüşmeleri" öncesinde bölgedeki Türkmen varlığı ve Türkiye'nin güney sınırının güvenliği için son derece tehlikeli bir gidişatı gözler önüne seriyor.

Yeni Şafak Gazetesi'nde ayrıntıları ile verilen haberde konuya ilişkin şu ifadeler yer alıyor:

Suriye'de Esed-Rusya-İran-PYD ittifakı, Fırat'ın batısında Mare Hattı'nı kapatarak Türkiye'yi güneyden kıskaca almak için harekete geçti. Ekim ayından bu yana Bayır Bucak'ta Türkmenlerin üzerine bomba yağdıran Rusya, PYD yönetimindeki Kürt kantonlarını birleştirmek için İran destekli Şii paralı askerleri helikopterlerle Afrin'e taşıyor. Ankara'nın defalarca 'kırmızı çizgimiz' dediği ve sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmayı planladığı Azez-Cerablus arasındaki bölge, çok yakında, içinde Mehmetçiğin de bulunduğu kanlı bir savaşın kapısını aralayabilir. Bir süre önce Şam-Tahran-PYD eşgüdümü için Kürt kontrolündeki Kamışlı'da irtibat bürosu açan Moskova, savaş uçaklarıyla Türkmen Dağı'nda ve Halep'te imza attığı ihlalleri yeni bir safhaya taşıyacak. Rusya ve Esed'le işbirliği içinde faaliyet gösteren IŞİD'in, ciddi bir direniş sergilemeden Suriye PKK'sına terk ettiği Tel Abyad ile Ayn'el Arap eğer Afrin'le birleşirse, Türkiye'nin Suriye ile irtibatı tamamen kesilebilir.

HALEP BAĞLANTISI DA KESİLMİŞ OLACAK

İran'ın Suriye'ye taşıyıp Esed saflarında muhaliflere karşı savaştırdığı Şii milislerden bin 500'den fazlası, rejim kontrolündeki Halep-Şeyh Neccar bölgesinden Rus helikopterlerince alınıp Afrin-Kefer Cenne bölgesine naklediliyor. Alınan bilgiye göre Rus askeri uzmanlarının koordinesinde yapılan hazırlıklar son aşamaya geldi. Fırat'ın batısında Mare Hattı'nın başlangıç noktasının kuzeyindeki Azez'e saldırı hazırlığı yapan rejim, bir yandan da Afrin kantonunun güneydoğusundan Halep'e yönelerek Türkiye'nin bu kentle bağlantısını tamamen kesmeyi amaçlıyor. 2013 yılından buyana muhalifler tarafından kuşatma altında tutulan Nübbul ve Zehra kasabalarına saldırı hazırlığındaki Şii paralı askerler, bu bölgeye 30 kilometre uzaklıktaki Başköy-Mellah ve Sifet hattında yığınak yapıyor.

HAVA DESTEĞİNİ YİNE RUSYA YAPTI

Afrin'e yönelik 20 gündür silah ve cephane sevkiyatını sürdüren Rusya, Baas saflarında savaşan Şii milislerin Afrin'e sevkedilmesinde de aktif görev alıyor. Şii destekli rejim güçleri ve PKK'nın Suriye kolu PYD'liler tarafından başlatılacak saldırılara Rusya hava desteği sağlayacak. Bu arada Öncüpınar-Halep hattını kapatmaya yönelik saldırı hazırlıkları muhaliflerde de hareketliliğe neden oldu. Biyenun, Meskene, Hardedneyn mevzilerini takviye ederek olası saldırılara karşı önlem alan Fetih Ordusu'na bağlı muhalif gruplar, aynı bölgeye yaklaşık 15 kilometre mesafedeki IŞİD'e karşı da zorlu bir savaş veriyor. 2013 yılından bu yana Halep'in doğu cephelerinden Sifira'da ve Haseke bölgesinde Esed rejimi ile birlikte hareket eden PYD-YPG yönetimi, tüm işbirliği iddialarını yalanlamayı tercih ediyordu. Afrin'e yapılan Rus destekli hava indirme operasyonu aynı zamanda Esed-PYD işbirliğinin tescili niteliği taşıyor. 5 yıllık savaş sürecinde PYD kontrolündeki hiçbir noktanın ne Rusya'nın ne İran'ın ne de Esed'in hava ve kara unsurları tarafından vurulmayışı da bu ittifakın diğer kanıtları durumunda.

REJİM'DEN PYD'YE DESTEK

Esed, YPG ve Rus güçlerinin Cerablus'a yönelik yapacağı askeri harekatın ilk adımı dün atıldı. Rasulayn kentinden yola çıkan silah ve mühimmat konvoyu PYD'nin elinde bulunan Tel Abyad şehrine dün ulaştı. Burada, konvoydaki araçlara PKK'nın ülkedeki askeri yapılanması olan YPG güçlerinin öncülüğüyle kurulan Demokratik Suriye Güçleri isimli askeri koalisyonun ve PKK-YPG bayrak ve flamaları asılarak Cerablus yönüne doğru harekete geçti. Yaklaşık 100 araçtan oluşan konvoydaki TIR'larda, uçaksavar, doçka, tank ve zırhlı personel taşıyıcıların yüklü olduğu öğrenildi. Harekata YPG militanlarıyla birlikte rejim ordusuna bağlı askerlerin de katıldığı bildiriliyor. (20.12.2015)


Suriye’de barış süreci için hazırlanan karar tasarısının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kabul edilmesiyle yeni bir tartışma süreci başladı. Tarafların ocak ayında masaya oturmasıyla başlayacak görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağı konusunda farklı görüşler ortaya çıktı. BMGK kararında Beşşar Esed’in geleceğine ve geçiş sürecinde oynayabileceği role ilişkin herhangi bir madde yer almadı. Bu durum, BMGK’nın daimi üyeleri arasında Esed’in geleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının giderilemediğini ortaya çıkardı. Üzerinde anlaşılamayan bir konunun da hangi grupların terörist olarak nitelendirileceği ve siyasi müzakerelerde yer alacak muhaliflerin belirlenmesi olduğu belirtiliyor. Siyasi müzakereler ve ateşkesin başlayabilmesi için Esed’in geleceği ve muhalefet temsilcilerinin tespit edilmesi konularında anlaşılması gerekiyor.

AB eski Bakanı ve YÖK Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, “Suriye’deki terör örgütlerinin bu karara uymasını beklemek anlamsız olur ancak Esad güçleri karara uyarsa takvim kısıtlı bir şekilde olsa da işleyebilir. Çünkü rejimin hamisi durumundaki Rusya da bu karara onay vermiş durumda. Doğrusunu isterseniz Suriye koşullarını düşündüğümüzde çok da umutlu değilim. Takvimin hayata geçmesi çok fazla şartlara bağlı. Şu olmazsa bu olmazsa, Esad güç kullanmazsa, terör örgütleri güç kullanmazsa, terör örgütleri bu durumdan yararlanıp kendilerine yer açmazsa vs. vs. Çok fazla şart olduğu için çok fazla umutlu tarafta değilim.” Şeklinde konuştu.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, BM Güvenlik Konseyi’nde oy birliği ile kabul edilen Suriye tasarısının kendileri açısından olumlu bir içeriğe sahip olmadığını söyledi. Özellikle Esad’in durumunun belirsiz bırakılmasının hayal kırıklığı oluşturduğunu kaydeden Mustafa, “Suriye muhalefetinin Riyad’da yaptığı toplantının sonuç bildirgesinde, bir geçiş hükümeti kurulması halinde Esad’in gitmesi gerektiği net olarak belirtildi. Ancak burada böyle bir şey yok. Esad konusuna değinilmemesi en önemli eksikliktir” dedi. “Bu karardan memnun değiliz” diyen Mustafa, şöyle devam etti: “Yani muhalefetle ilgili herhangi bir avantaj yoktur. Bu kararın alınmasında Rusya’nın etkin olduğu gözüküyor. Çok yeni bir şeyler yek burada. Terör örgütlerinin kimler olacağı, İran ve Hizbullah milislerine değinilmiyor. Bu karar, BM’nin 7’nci maddesi altında değil de 6’ncı maddesi altında çıktı. Bunun bir yaptırım gücü yoktur.” (20.12.2015)


Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK), beşinci yılına giren Suriye'deki ihtilaf çerçevesinde siyasi geçişe ilişkin somut bir takvim öngören ilk kararını dün oy birliği ile kabul ettiği hatırlatıldı. Açıklamada, söz konusu kararla ilgili, "Başından beri Suriye'deki ihtilafa siyasi bir çözüm bulunması yönünde gayret sarf eden Türkiye'nin de içinde olduğu Uluslararası Suriye Destek Grubu'nun 30 Ekim ve 14 Kasım'da Viyana'da yapılan toplantılarında üzerinde görüş birliği sağlanan çerçeveyi ve siyasi geçiş sürecinde benimsenecek hareket tarzını yansıtmaktadır" ifadesi kullanıldı. Kararın, 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre Bildirisi'ni temel alan ve Suriyeli taraflar arasında yapılacak müzakereler yoluyla, icra yetkilerinin tamamına sahip bir geçiş hükümeti kurulmasına yönelik takvimlendirilmiş bir siyasi geçiş sürecini öngördüğüne yer verilen açıklamada, Türkiye'nin bu süreçte Beşar Esad'ın tüm yetkilerini geçiş hükümetine devrederek görevi bırakacağı bir çözümü destekleyegelmiştir. Türkiye'nin, siyasi geçiş süreci kapsamında Esad rejimi ile Suriye muhalefeti arasında başlaması hedeflenen görüşmelere büyük önem atfettiği vurgulanan açıklamada, şunlar belirtildi: "Bu görüşmelerde Muhalefeti temsil edecek heyetin, 8-10 Aralık 2015 tarihlerinde Suriye'deki tüm muhalif kesimlerin katılımıyla gerçekleştirilen Riyad konferansı sonuçları ve kapsamı içinde gerçekleşmesinin, görüşmelerin başarısı ve meşruiyeti bakımından fevkalade önemli olduğunu vurgulamakta yarar görüyoruz. Suriye'de barış ve istikrarın temini ancak halkın iradesini doğrudan ortaya koyabileceği hür ve adil seçimlere giden yolda, tam yetkili bir geçiş hükümetinin hayata geçirilmesiyle ve başta Beşşar Esad olmak üzere rejimin eli kanlı unsurlarının sahneden çekilmesiyle mümkün olacaktır. Türkiye, öngörülen siyasi sürece bu bağlamda katkı sağlamaya devam edecektir." (20.12.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ "AYDIN DÜŞÜNCE PLATFORMU"NUN KONUĞU OLDU

İstanbul Aydın Üniversitesi çatısı altında Türkiye ve dünya gündemi ile gelişmelerine ilişkin fikir üretmek amacıyla, İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet başkanı sayın Dr. Mustafa Aydın önderliğinde kurulan Aydın Düşünce Platformu’nun bu ayki konuğu Suriye Türkmen Meclisi oldu.

Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı Sayın Mehmet Şandır ve Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Sayın Abdurrahman Mustafa'nın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda başta son dönemde sıcak bir gündeme sahip olan Bayır Bucak olmak üzere, Suriye Türkmenlerinin mevcut durumları ve geleceğe yönelik öngörüler tartışıldı.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, "Onur ve Özgürlük Mücadelesi" olan davamıza destek veren başta İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Dr. Mustafa Aydın hocamız olmak üzere, Aydın Düşünce Platformu'nun, İstanbul Aydın Üniversitesi'nin tüm değerli hocalarına ve tüm katılımcılara saygılarımızı ve şükranlarımızı sunarız. (19.12.2015)



Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan 2015 yılı son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Suriye ve Suriye Türkmenlerine ilişkin son durum tartışıldı ve Türkmenler MGK sonuç bildirisinde ayrıca yer aldı.

MGK tarafından toplantı bitiminde yapılan yazılı açıklamada toplantıda Bayırbucak bölgesinde yaşayanlar dahil, Suriye Türkmenlerinin durumunun ele alındığı belirtilerek: "Sınırlarımızın dışında bulunan soydaş ve akraba topluluklar ile ılımlı muhaliflerin yaşadığı sorunlar karşısında duyarsız kalınmayacağı ifade edilmiştir. Dini, mezhebi, etnik kavram ve hassasiyetleri istismar eden tüm terör örgütleri ve bunlara destek veren odaklarla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 'Hukukun üstünlüğü ilkesi' çerçevesinde, ayrım gözetilmeksizin mücadeleye devam edileceği belirtilmiştir" denildi. (19.12.2015)


BM Güvenlik Konseyi, Suriye'de siyasi diyalog sürecinin başlaması ve ülke genelinde ateşkes ilan edilmesini isteyen ve Cenevre Bildirisi ile Viyana toplantılarında alınan kararları teyit eden karar tasarısını oy birliği ile kabul etti. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry başkanlığında, Uluslararası Suriye Destek Grubu toplantısının ardından bir araya gelen Konsey üyeleri, bu toplantıda üzerinde uzlaşılan karar tasarısını görüştü. Tasarı 15 üyenin de olumlu oyuyla kabul edildi.

Kararda, Cenevre Bildirisi ile Viyana toplantılarında uzlaşılan temelde siyasi geçiş sürecinin başlatılması istendi. Sürecin, Suriyeliler öncülüğünde ve tüm tarafların rızasıyla tam yürütme gücü olan geçiş hükümeti kurulmasını içerdiği vurgulandı. Siyasi müzakereler ve ateşkesin birbiriyle ilişkili olduğu ve birlikte yürümesi gerektiği kaydedilen kararda, ocak ayı başında hem BM gözetimi altında siyasi müzakerelerin hem de ülke genelinde uygulanacak ateşkesin başlatılması hedeflendiği belirtildi. Konsey, BM Genel Sekreterliği'nden de ateşkesin uygulanması, gözetlenmesi ve raporlanmasına ilişkin uygulanabilecek modelleri en geç bir ay içinde BMGK'ya sunması istendi.

Kararda, Viyana'daki görüşmelerde alınan, "Suriyelilerin önderliğinde 6 ay içinde geçiş süreci, taraflar arasında müzakerelerin başlaması ve ateşkes sağlanması, yeni bir anayasa yapılması, 18 ay içinde adil bir seçim düzenlenmesi ve BM denetiminde terör örgütü-muhalif ayrımı yapılması için çalışılması" kararının desteklendiği vurgulandı.

Kararda Ürdün'ün, Suriye'de hangi grup ve kişilerin terörist olarak kabul edileceğine ilişkin Uluslararası Suriye Destek Grubu'na sunduğu liste için teşekkür edildi ancak kimlerin terörist olarak kabul edileceğine ilişkin açıklamaya yer verilmedi. Kararda tüm Suriye'ye insani yardım ulaştırılmasının temin edilmesi ve komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin ülkeye dönebilmeleri için güvenli ortamın oluşturulması çağrısı da yapıldı. BMGK kararında Beşşar Esed'in geleceğine ve geçiş sürecinde oynayabileceği role ilişkin herhangi bir madde yer almadı. Bu durum, BMGK'nın daimi üyeleri arasında Esed'in geleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının giderilemediğini ortaya çıkardı. Üzerinde anlaşılamayan diğer bir konunun da hangi grupların terörist olarak nitelendirileceği ve siyasi müzakerelerde yer alacak Suriyeli muhaliflerin belirlenmesi olduğu belirtiliyor. Siyasi müzakereler ve ateşkesin başlayabilmesi için Esed'in geleceği ve muhalefet temsilcilerinin tespit edilmesi konularında anlaşılması gerekiyor. (19.12.2015)


SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA AVRASYA BİR VAKFI-ASAM'DA SURİYE TÜRKMEN DAVASINI ANLATTI

Türkiye'nin önde gelen sivil toplum ve düşünce kuruluşlarından Avrasya Bir Vakfı-ASAM'ın düzenlediği Suriye Türkmenleri konulu konferansa katılan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, yoğun katılımın olduğu konferansta Suriye Türkmenlerinin "Onur ve Özgürlük Mücadelesi"ni ve son dönemde yaşanan gelişmeleri anlattı.

Suriye Türkmenlerinin haklı davasına her daim destek veren Avrasya Bir Vakfı'na ve kıymetli yöneticilerine, konferansa iştirak eden tüm katılımcılara teşekkürlerimizi sunarız. (18.12.2015)

TÜRK KIZILAYI TÜRKMENLERİN YANINDA

Suriye'de yaşanmakta olan savaşın en başından beri mazlum Suriye halkı için canla başla çalışan, hiçbir yardımı esirgemeyen Türk Kızılay'ı son 1 hafta içerisinde Suriye Türkmen Meclisi'nin talebi üzerine Yamadı'da bulunan Usama Ablak Hastanesi'ne ihtiyaç dahilinde olan ilaç ve tıbbi malzemeleri tedarik etmiştir.

Suriye Türkmen Meclisi olarak, sağlık, barınma, ilaç temini konularında ilettiğimiz tüm talep ve ihtiyaçları en kısa sürede fazlasıyla karşılayan Türk Kızılayı'nasonusuz şükranlarımızı sunmak boynumuzun borcudur. (17.12.2015)


.

Halep ve çevresinde DEAŞ ile mücadele eden Sultan Murat Tümeni,

Halep kırsalında Kara Köprü Türkmen köyünü, yoğun ve şiddetli çatışmalar sonucunda DEAŞ'ten geri aldı.

Bölgeden alınan bilgiye göre DEAŞ, çatışmalar sonucunda önemli kayıplar verdi. (15.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa Esad güçlerinin 1 Ocak’tan önce Türkmen Dağı’nı alarak elini güçlendirmeye çalıştığını belirtti.

SuriyeTürkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Esad güçlerinin Riyad toplantısında alınan kararla, ocak ayında toplanacak heyet masaya oturmadan, Türkmen Dağı’nı almayı hedeflediklerini ifade etti. Mustafa,

“Riyad’da bir heyet kuruldu ve 1 Ocak’ta çalışmalara başlayacak. Aralık ayı çok sıkıntılı geçecek. Çünkü bu heyet masaya oturmadan önce daha fazla alana sahip olmak için Esad bombardımanları arttıracak. Aralık ayını Türkmenlere dar edilecek” dedi.

Kızıldağ’ın tekrar rejim güçlerinin eline geçmesinin ardından konuşan Mustafa, ocak ayına kadar Türkmen Dağı’nın alınmasının amaçlandığını söyledi. Abdurrahman Mustafa, şunları kaydetti:

“Riyad’ta da siyasi çözümle ilgili önemli bir toplantı yapıldı. Muhalefet unsurlarının tamamı 116 üyeden oluşuyor. İlk defa muhalifler bir araya gelecek. İçlerinden 33 kişilik müzakere yüksek kurulu seçildi. Bu kurul da müzakereci heyeti belirleyecek. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, geçiş hükümetinin kurulmasıyla birlikte Esad’ın gitmesi kararları alındı. Maalesef bu 33 kişi içinde Türkmenlerin tek bir temsilcisi oldu, o da askeri kanattandır. Biz bir askeri, bir siyasi olmak üzere iki temsilcinin olması için çaba göstermiştik ama olmadı.

Bu ay içinde çatışmaların şiddetlenerek artacağına dikkat çeken Mustafa, yaşananları savaştan öte etnik temizlik olarak nitelendirdi. Bölgede sivil halkın kalmadığına değinen Mustafa, her şeye rağmen Türkmen gençlerinin destan yazdığını ifade etti.

Abdurrahman Mustafa, “Karadan İran destekli Esad güçleri, havadan da Rus uçakları Türkmen Dağı’nı bombalıyorlar. Sayılarını bilemiyorum ama yaralılarımız ve şehitlerimiz var. Çünkü çatışma devam ediyor. Ancak Türkmen Dağı’nı almak için 30 Eylül’den beri çaba gösteriyorlar. Bir hafta önce Kızıldağ rejim birliklerinin eline geçmişti. Türkmen birlikleri Kızıldağ’ı kurtarmak için bir operasyon başlattılar. Ancak ne yazık ki, başarılı olamadık çünkü yoğun hava saldırısıyla baş edemiyoruz” diye konuştu

Kızıldağ’ın halen Esad güçlerinin elinde olduğunu anlatan Abdurrahman Mustafa sözlerini şöyle tamamladı: “Murtlu ve Gökdağı tarafından da saldırmaya başladılar. Esad ve Rus destekli rejim güçleri Türkmen Dağı’nı ele geçirmeyi kafaya koymuş. Ancak bizim Türkmen gençlerimiz, birliklerimiz bunca teknolojik hava saldırılarına rağmen destan yazıyorlar. Durum çok ciddidir. Biz mücadelemize devam edeceğiz, ister askeri alanda olsun ister siyasi. Çünkü biz varoluş mücadelesi veriyoruz. Tel Abyad’ta etnik temizlik varsa, Esad güçleri Humus’ta, IŞİD de Halep’te ne uygulamışsa şu anda da Ruslar, Bayır-Bucak’ta aynısını uyguluyor. (14.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Heyeti, 11 Aralık 2015'te İstanbul'da düzenlenen Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Suriye Toplantısı'na katıldı.

Toplantıda Suriye'deki son gelişmeler üzerine istişarelerde bulunuldu. (12.12.2015)


Rus savaş uçaklarının Suriye'de gerçekleştirdiği hava saldırıları, terör örgütü DAEŞ, PYD ve Esed rejiminin muhalif gruplara karşı işlerini kolaylaştırıyor. Ruslar, İdlib kırsalında ılımlı muhalif karargahlarına da saldırarak buralarda DAEŞ'in olduğu ileri sürmüştü ki; sonradan bu bölgede terör örgütü elemanlarının olmadığı anlaşıldı. Rus savaş uçakları daha sonra Halep'in güney kesimlerinde İran, Irak ve Hizbullah milislerinin desteklediği Esed güçlerine hava desteği verdi. Rejim askerleri, bu sayede Eys ve Hadır beldelerinin kontrolünü muhaliflerden aldı.

Lazkiye'nin kuzeyinde Bayırbucak Türkmen bölgesini hedef seçen Rus uçakları, burada da aynı yöntemi izleyerek, Esed'e alan hakimiyeti kazandırdı. Rusların bu hamleleri sadece Esed rejimine değil, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'ye de yaradı. Hava saldırıları bu kez Halep'in kuzeyinde Deyr Cemal, Şevağra ve Malikiye beldelerindeki cephe hattına yöneldi. PYD, bu sayede bölgede ilerledi.

Suriye'de DAEŞ ile mücadele ettiğini açıklayan Rusya, Halep'e bağlı Mari ilçesi ve Soran beldesi yakınlarında, terör örgütünün saldırılarına maruz kalan muhaliflerin cephe hatlarına da hava saldırıları gerçekleştirdi. Rusya'nın bu bombardımanı da terör örgütü DAEŞ'e bu bölgelerde alan hakimiyeti kazandırdı. Kel Cibrin, Kafra ve İhris'i de bombalayan Rus savaş uçakları, hem insani yardım hattını hedef aldı hem de muhaliflerin Esed rejimi ve DAEŞ karşısındaki ilerleyişini durdurdu.

"Yapbozun son parçası"

Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı Ali Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye krizinin son zamanlarda özellikle Türkiye'nin sınırlarına doğru yoğunlaştığını söyledi. Suriye'deki savaşı Cerablus'tan başlayıp batıya doğru kaydırılmasının altında yatan bazı nedenler olduğunu vurgulayan Şahin, şöyle konuştu: "Aslında bu, Türkiye'nin Ortadoğu ile temasını kesmek ve sınırımız boyunca uzanan bir Kürt koridoru oluşturmak isteyenlerin bu hedeflere ulaşmak için tamamlamak istedikleri yapbozun son parçası. Aslına bakarsanız, Ortadoğu'da verilen savaşların kökeninde 'Türkiye'nin önünü kesme ve durdurma' hesapları yatmaktadır." Şahin, birilerinin 100 yıl aradan sonra Türklerin Ortadoğu'ya siyasi, kültürel ve fiziki anlamda yeniden girmesini, söz sahibi olmasını istemediğine dikkati çekti. (10.12.2015)

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu, bir grup yabancı basın mensubuna açıklamalarda bulundu. Suriye'nin kuzey batısındaki Lazkiye'de özellikle Bayır Bucak Türkmen bölgesine yönelik Rusya'nın artan hava saldırılarına değinen Davutoğlu, operasyonların bölgedeki Türkmen ve Sünni toplulukları hedef aldığına dikkati çekti. Davutoğlu, Rusya'nın eyleminin milyonlarca sivili daha bölgeden göçe zorlayabileceğinin altını çizerek, "Rusya Lazkiye'nin kuzeyinde etnik temizlik yapmaya çalışıyor" dedi. Suriye'nin kuzeyinde DAEŞ'ten arındırılmış güvenli bölge kurulması çağrısını yineleyen Davutoğlu, böylelikle yeni sığınmacı akınlarının yaşanmayacağını kaydetti. (10.12.2015)

Bin yıllık Türk yurdu: Bayırbucak Suriyeli Türkmen tarihçi Usame Solak, Ortadoğu'nun Avrupa'ya açılan en yakın noktası Bayırbucak Türkmen bölgesinin Selçuklular döneminden bu yana çok stratejik bir konumda olduğunu belirtti. Suriye Türkmen Meclisi Hatay Şube Başkanı da olan tarihçi Solak, Esed rejimi ve Rus jetlerinin yoğun bombardımanı altındaki Bayırbucak Türkmen bölgesinin tarihteki yerine ilişkin AA muhabirine bilgi verdi. Selçukluların ilk döneminden itibaren Türkmenlerin Bayırbucak Türkmen bölgesine yerleşmeye başladığını aktaran Solak, "O dönemler, hac yollarının korunması amacıyla Türkmenler bu bölgelere gönderildi. Bu göç Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu'nun çeşitli kentlerinden gönderilen ailelerle parça parça devam etti. Ortadoğu'nun Avrupa'ya açılan en yakın noktası Bayırbucak Türkmen bölgesi, Selçuklular döneminden bu yana oldukça stratejik bir konumdadır" dedi. "Türkiye'ye bağlanması için mücadele verildi" Solak, Osmanlı'nın son günlerine kadar Hatay'ın Yayladağı ilçesiyle Bayırbucak Türkmen bölgesinin tek parça olduğunu vurgulayarak, Bayırbucak'ın da Yayladağı gibi Türkiye içerisinde kalması için yoğun mücadele verildiğini kaydetti. Solak, son nüfus sayımına göre Bayırbucak Türkmen bölgesinde 271 bin Türkmen yaşadığını kaydetti. (08.12.2015)


Güney Azerbaycan ve İran'da yaşayan 1046 Türk aydını, Suriye Türkmenleri'ne destek bildirisi yayınladı. Azerbaycan Türkçesi, Farsça, İngilizce ve Almanca olarak yayınlanan bildiriye, İran'ın önde gelen Türk aydınları başta olmak üzere akademisyenler, öğrenciler, halk önderleri, gazeteciler, şair, yazar ve sanatçılar imza attı.

Bu zor süreçte Suriye Türkmenleri'ne destek olan kardeşlerimize şükranlarımızı sunarız...

Bildirinin tam metni:

"Yüce Allah’ın adı ile...

Bilindiği gibi Suriye Türkmenleri, uzun zamanlardan beri bu ülkenin Halep Mürşüdpinar, Bayırbucak ve diğer bölgelerinde yaşamışlardır. Karakoyunlu döneminde daha da güçlenen Türkmenler, Türk kültür ve medeniyetinin bir parçası olarak, kendi milli varlığını bugüne kadar korumuştur.Vaktiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olan Türkmenler, Suriye devleti kurulduğundan bu yana milli zulme maruz kalmıştır. Suriye'de iç savaş başladığı andan itibaren Türkmenler, PYD, İŞİD(Daiş) ve Esed güçleri tarafından tehdit edilmeye başlamış, toprak işgaline ve etnik soykırıma maruz kalmıştır.Rusya silahlı kuvvetlerinin meseleye müdahalesinden sonra Türkmenlerin yaşadığı trajedi daha da derinleşmiştir. İŞİD’i beşiğinde bastırmak bahanesiyle Bayırbucak’ta yaşayan Türkmenleri bombardıman altına alan Rusya jetleri, hiç kimseye merhamet etmeden, sivil ahali dahil kadın, çocuk, yaşlı demeden Türkmenleri vahşice hedef almaktadır.Rusya’nın Bayırbucak’ın stratejik açıdan ne kadar önemli bir bölge olduğunu göz önünde bulundurarak, bu yerleri işgal etmekteki amacı, Türk kimliğini silmek, Türkmenlerin yerine herhangi diğer bir etnik veya birimi yerleştirmek ve ileride kendi çıkarlarına uygun bir etnik-siyasi ve ekonomik enerji bölgesi yaratmaktır.Biz Güney Azerbaycan Türkleri ve İran'da yaşayan Türkler olarak, gerek insani açıdan gerekse etnik ve dini açıdan Suriye Türkmenleri'ne karşı divan tutulmasını ve Türkmenlerin soykırıma maruz konmasını şiddetle kınıyor, Dağlık Karabağ, Kırım, Kerkük (Türkman Eli) ve Doğu Türkistan'da (Sincan) olduğu gibi, Bayırbucak’da yaşanan Türk katliamına karşı itirazımızı bildiriyoruz. Tüm barışçı insanları bu kampanyaya katılmaya davet ediyoruz. " (08.12.2015)


Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından Türkiye genelinde başlatılan kampanya çerçevesinde hazırlanan ve Türkmenlerin ihtiyaçlarına göre belirlenen insani yardım tırları Suriye Türkmen Meclisi koordinasyonu ile dualarla Halep'e gönderildi.Bugün itibari ile Halep'teki Türkmenlere ulaştırılan yardımlar ve tüm destekleri için Suriye Türkmenleri adına, Genel Başkan Olcay Kılavuz ve yardımların Halep'e ulaşması için büyük emek harcayan tüm Ülkü Ocakları teşkilatına ve il başkanlarına şükranlarımızı sunarız.

Suriye Türkmen Meclisi (03.12.2015)



Ankara'da düzenlenen Türk-İş Genel Kurulu'nda konuşan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında Suriye ve özellikle Suriye Türkmenlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Türkiye için Hatay ile Lazkiye'nin farkı bulunmadığını vurgulayan Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bizim için Suriye'deki meşru muhatap Suriye halkıdır. Onları temsil eden ülkenin önemli bölümüne hakim olan ılımlı muhaliflerdir. Onların arasında akrabalık ilişkisinde bulunduğumuz Bayırbucak Türkmenleri de var.Suriye'deki Türkmenler sadece Bayırbucak'ta yaşayanlardan ibaret değildir. Suriye'nin pekçok yerinde sayıları milyonlarla ifade edilen Türkmen kardeşimiz yaşamaktadır, bunu görmeye mecburuz. Şam, Halep, Rakka başta olmak üzere Suriye'nin pekçok yerinde sayıları milyonlarla ifade edilen Türkmen kardeşlerimiz mevcuttur. Buradaki varlıkları 7. yüzyıla kadar uzamaktadır. Bugün ayrı ülkelerin şehirleri olabilir, aslında Hatay'la Lazkiye'nin, Mardin'le Haseke'nin Antep'le Halep'in bir farkı yoktur. Yüz yıllık statü bin yıllık kardeşliği ortadan kaldıramaz. Bizim hassasiyetimizin ortaya koyduğumuz aktif insani tavrın sebebi budur.” (03.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Esad rejimi ve Rus savaş uçaklarının bombardımanı altındaki Türkmen Dağı’nın Suriye’nin Srebrenitsa’sı yapılmaya çalışıldığını söyledi. Abdurrahman Mustafa, “20 yıl önce Boşnak kardeşlerimize biçilen kader bugün Türkmenlerin önüne konuyor. Viyana’da atılan imzaların mürekkebi kurumadan Türkmen Dağı’na bombalar ölüm yağdırmaya başlıyor. Türkmen Dağı ikinci Srebrenitsa olmayacak” dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen Genel Merkezi’nde Bayırbucak Türkmen bölgesinde yaşananlar hakkında önceki gün ortak basın toplantısı düzenledi. Abdurrahman Mustafa, toplantıdaki konuşmasında özetle şunları söyledi:

BOMBALAR ÖLÜM YAĞDIRIYOR

“Savaşın başından beri yağmur gibi üzerimize yağan bombalar bundan 10 gün önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde durmaksızın ölüm yağdırmaya başladı Türkmen Dağı’na. Rusya, İran, Esad, Hizbullah ve bu güruha bağlı çeteler dört bir koldan havadan, karadan, denizden; bombalarla, füzelerle, tanklarla, toplarla ölüm yağdırdılar. Hiç kimsenin zerre şüphesi olmasın ki Türkmen Dağı’nın yiğitleri namus bildiği toprağını ne pahasına olursa olsun koruyacaktır. Tam 20 yıl önce Boşnak kardeşlerimize malum eller tarafından biçilen kadar bugün Türkmenlerin önüne konuyor. Türkmen Dağı, Suriye’nin Srebrenitsa’sı yapılmaya çalışılıyor. Viyana’da atılan imzaların mürekkebi kurumadan Türkmen Dağı’na bombalar ölüm yağdırmaya başlıyor.

ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZ

Bu sefer planları tutmayacak. Türkmen Dağı ikinci Srebrenitsa olmayacak. Bayırbucak’ı da Halep’i de gücümüz yettiğince bütün Türkmen topraklarını koruyacağız. Biz çok şey istemiyoruz. Yıllar önce elimizden alınan onurumuzu ve özgürlüğümüzü istiyoruz. Adil bir düzende barış içinde bir arada yaşamak istiyoruz. Türkiye topyekûn bir şekilde Suriye Türkmenlerinin, Türkmen Dağı’nın sesini duydu, sesi oldu.”

YEDİ DÜVELE KARŞI SAVAŞIYORUZ

Mustafa, “Ankara görüşmelerinizde size ne vaat ettiler? Hangi beklentilerinizi dile getirdiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Müttefiğimiz yoktur. Suriye Türkmen Meclisi olarak gidip yabancı ülkelerle hiçbir ittifak kurmayız. Bir anavatanımız vardır. Bugün bu mücadele devam ediyorsa Halep’te, PYD, IŞİD ve Hizbullah, İran, Esad, biz diyoruz ya, yedi düvelle çatışıyoruz... Bin yıldır yaşadığımız topraklardan söküp atılmak isteniyoruz. Bizim düşmanımız çok ama dostumuz yok denecek kadar az ancak arkamızda koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti var.” (03.12.2015)


Fransa’da gerçekleştirilen BM İklim Değişikliği Zirvesi’ne katılmak üzere Paris’te bulunan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile görüştü.

Suriye'de yaşananlara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bayırbucak'ta DAEŞ yok" dedi.

Obama ile görüşmesinden sonra basına konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu:

"Bölgede hakikaten gerilimler bizleri de üzmektedir. Her tarafa da bu zarar verir. Derdimiz buradan zararla çıkmak değil. Tam aksine bunu barışa dönüştürmek suretiyle bölgenin barışına katkıda bulunmaktır.Özellikle Suriye’deki yönetimin geçici bir hükümetle özellikle Viyana Süreci olarak adını verdiğimiz bu çalışmaların başarılı bir neticeye kavuşturulmasıdır. Şu ana kadar memnuniyetle sürdürülen bu çalışmanın bir an önce neticeye varması inanıyorum ki bölgeye farklı bir rahatlama getirecektir.Son dönemde Bayırbucak Türkmenlerinin olduğu bölge ki bu bölge biliyorsunuz DAEŞ’in olduğu bir bölge değil. Tam tersine bizim soydaşlarımızın, akrabalarımızın olduğu bir bölgedir. Buranın sürekli bombalanması ve son 3 ay içinde burada 500’ü aşkın insanın, sivillerin son haftalarda öldürülüyor olması gerçekten dünya barışı adına üzücü gelişmelerdir. Temenni ederiz ki bunları da süratle aşmış oluruz” (02.12.2015)


MEMUR-SEN'DEN SURİYE TÜRKMEN DAVASINA TAM DESTEK

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet Memur-Sen'i ziyaret etti. Ziyaretten sonra Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Bayırbucak Türkmenlerinin Yanında, Zalimlerin Karşısındayız" dedi. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise, "Hiç kimsenin zerre şüphesi olmasın ki Türkmen Dağı'nın yiğitleri namus bildiği toprağını ne pahasına olursa olsun koruyacaktır. Bu mücadele de yanımızda sadece Türkiye var. Bizim anavatanımız Türkiye'dir. Bizim kardeşlerimiz Türkiye halkıdır. Bizim yanımızda olan Memur-Sen'dir. Memur-Sen'e yürekten teşekkür ediyorum" dedi.

Konuşmasına teşekkür ile başlayan Ali Yalçın, "Başta misafirimiz Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve bölgede özgür bir Suriye için mücadele eden tüm kardeşlerimizi selamlıyorum, sergiledikleri onurlu duruş, verdikleri Hak mücadelesinde Memur-Sen olarak yanlarında olduğumuzun bilinmesini istiyorum. Suriye Türkmen Meclisi'ne çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, "Bayırbucak Türkmenlerinin Yanında, Zalimlerin Karşısında" olduğumuzun altını çiziyorum" dedi.

SURİYE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR

"5 Yıldır sistematik bir şekilde Suriye'de zulüm var" diyen Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Kan var, göz yaşı var, sürgün var, topraklarını ve namuslarını korumak için direnenlere karşı uygulanan devletler terörü var. Kimyasal gazlardan, varil bombalarına, dökme kurşunlardan, şebbihaların işkencelerine kadar insan haklarını, insan onurunu ayaklar altına alan uygulamalar var. Bu kadar zulme karşı Batı'nın çifte standardı, BM'nin etkisizliği, İslam ülkelerinin sessizliği var. Özgürlük için direniş iradesini kuşananlar soykırıma tabi tutulurken, dünyanın duyarsızlığı var. Bizim de buna isyanımız var. Suriye halkı yalnız değildir. Yalnız da olmayacaktır" şeklinde konuştu.

ÖZGÜR BİR SURİYE İÇİN DİRENECEĞİZ

Yaklaşık bir aydır Bayırbucak'ın Rusya tarafından kuşatma altına alındığını vurgulayan Yalçın, "Bayırbucak'a karadan, havadan ve denizden ağır saldırılar yapılmaktadır. Katil Esed ile birlikte Rusya, kardeşlerimizi hedef almaktadır. Bu duruma sessiz kalmak vicdansızlık ve sorumsuzluktur. Biz olayların ilk başladığı günden bu yana ayaktayız. Beş yıldır yardımlarımızla bölgedeyiz. Beş yıldır tepkimiz ile alanlardayız. Beş yıldır merhamet diplomasi ile sahadayız. Oturmayacağız. Kardeşlerimiz özgürlüğüne kavuşana kadar, onların haklı taleplerini haykıracağız, özgür bir Suriye için direneceğiz. Vahşet ittifakı bölgeyi terk edene kadar Suriye halkı ile dayanışma içerisinde olacağız" dedi.

BAYIRBUCAK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ

Memur-Sen'in bir emek hareketi olduğu kadar bir merhamet hareketi olduğunu vurgulayan Ali Yalçın, "Bu ilke doğrultusunda Bayırbucak'lı kardeşlerimize destek vereceğimizi deklare ediyorum. Desteğin altını doldurmak için başkanlarım ve teşkilatlarımla birlikte bir istişare toplantısı yapıp, kardeşlerimizin yarasını sarmak, dertlerine ortak olmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Kardeşlik sınır tanımaz, ten rengine bakmaz, mazlumun kimliğini sormaz. Bu ilke doğrultusunda üzerimize ne düşüyorsa yerine getireceğiz" dedi.

TÜRKMEN DAĞI 2. SEREBRENİTSA OLMAYACAK

"Bu bir istiklal mücadelesidir. Bu bir İstikbal mücadelesidir" diyen Abdurrahman Mustafa, "Tam 20 yıl önce Boşnak kardeşlerimize malum eller tarafından biçilen kader bugün Türkmenlerin önüne konuyor. Türkmen Dağı, Suriye'nin Srebrenitsa'sı yapılmaya çalışılıyor. Viyana'da atılan imzaların mürekkebi kurumadan Türkmen Dağı'na bombalar ölüm yağdırmaya başlıyor. Ölene kaç kurşunla öldün diye sorulmaz derler ama bize soruluyor! Biraz daha ölelim diye bekliyorlar. Ölelim ki "teslim" olalım planlarına diye. Ama hayır! Bu sefer planları tutmayacak. Türkmen Dağı 2. Serebrenitsa olmayacak! Son nefesimize kadar Bayır Bucağı da Halep'i de gücümüz yettiğince bütün Türkmen topraklarını koruyacağız" şeklinde konuştu.

YANIMIZDA OLANLARDAN ALLAH RAZI OLSUN

Abdurrahman Mustafa, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Biz çok şey istemiyoruz. Yıllar önce elimizden alınan onurumuzu ve özgürlüğümüzü istiyoruz. Adil bir düzende barış içinde bir arada yaşamak istiyoruz. Allah'ın izniyle de hakkımız olanı alana kadar direneceğiz. Evet, çok zor bir süreçten geçiyoruz. Bir yandan şer ittifakına karşı direnirken, bir yandan da asırlık hasretimizin dindiğini görmek umudumuza umut katıyor. Bu bir haftalık süreçte 100 yıldır hasretini çektiğimiz, son 5 yıldır ha bugün, ha yarın diye beklediğimiz sesleri duyduk. Türkiye topyekün bir şekilde Suriye Türkmenlerinin, Türkmen Dağı'nın sesini duydu, sesi oldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm kurum ve kuruluşlarıyla yanımızda oldu. Kızılay, AFAD Türkmen kardeşleri için seferber oldu. Türk basını sesimizi duyurmak için gece-gündüz çalıştı. Sivil toplum kuruluşlarından, meslek örgütlerinden, sendikalardan yardım ve destek telefonları yağdı. Kerkük'ten, Musul'dan, Azerbaycan'dan, Bosna'dan, Kosova'dan, Doğu Türkistan'dan, Batı Trakya'dan, Kırım'dan, Üsküp'ten dünyanın dört bir köşesinden gelen destek mesajları ve herşeyden önce Türkmen direnişi için semaya açılan eller, dualar… Bu zor günlerimizde bizi yalnız bırakmayan, haklı davamıza omuz veren bugün bizleri burada ağırlayan Türkiye'nin en büyük sendikalarından MEMUR-SEN'in değerli başkanı ve tüm yöneticilerinden Allah razı olsun! Yüce Allah bir daha bizi gözden de gönülden de ırak eylemesin…" (01.12.2015)

HAK-İŞ KONFEDERASYONU'ndan SURİYE TÜRKMEN DAVASINA TAM DESTEK

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ve beraberindeki heyet HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Sayın Mahmut Arslan'ı makamında ziyaret etti.Sayın başkan Mahmut Arslan, "Nerede bir mağdur ve mazlum varsa onun yanında olduğunu belirterek, “Bayırbucak Türkmenleri yalnız değildir. Rusya kuşatmasına biran önce son vermeli. Uluslararası toplum bu gidişe bir dur demelidir” dedi.Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise Rusya tarafından kuşatma altına alınan Bayırbucak’ta yaşananlar hakkında bilgi verdi. Mustafa, “Hiç kimsenin zerre şüphesi olmasın ki Türkmen Dağı'nın yiğitleri namus bildiği toprağını ne pahasına olursa olsun koruyacaktır. Bu mücadele de yanımızda sadece Türkiye var. Bizim anavatanımız Türkiye'dir. Bizim kardeşlerimiz Türkiye halkıdır. Bizim yanımızda olduğunuz için teşekkür ederiz” dedi.Bölgedeki son gelişmeler hakkında sayın Başkan Mahmut Arslan'a bilgi veren Suriye Türkmen Meclisi heyeti, Suriye Türkmenlerinin 5 yıldır sürdürdüğü "Onur ve Özgürlük Mücadelesi"ni anlattı.Suriye Türkmen Davası'nı kendi davaları olarak gördüklerini ifade eden HAK-İŞ Başkanı Arslan, maddi ve manevi olarak bu haklı davanın destekçisi olacaklarını ifade etti.Türkiye'nin en büyük ve güçlü işçi konfederasyonlarından HAK-İŞ'in Türkmen Davası'na olan ilgisi ve desteği için Sayın başkan Mahmut Arslan'a teşekkürlerini ileten Abdurrahman Mustafa, Türk kamuoyunda oluşan bu ilginin ve manevi desteğin artarak devam etmesini temenni ettiklerini dile getirdi. (01.12.1015)



İngiltere'de yayınlanan Independent gazetesine mülakat veren Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rusya'nın Türkmenleri kuzeybatı Suriye'den çıkarıp Beşar Esad'a alan açmaya çalıştığını ifade etti. Mülakatta, Bayır Bucak Türkmen bölgesindeki binlerce sivilin hava saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyleyen Abdurrahman Mustafa, "Çok az kişi kaldı. Bombardıman altında yaşamak neredeyse imkansız" ifadelerini kullandı. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Mustafa, Rusya'nın Lazkiye'deki Esad etkisini kuzeye doğru yaymaya çalıştığını, bunun için de Bayır Bucak Türkmenleri'ni kuzeybatı Suriye'den kalıcı olarak çıkarmak istediğini idile getirdi. "Eğer Suriye bölünür ve Esad Lazkiye çevresinde kendi devletini oluşturursa, Bayır Bucak Esad için stratejik bir önem kazanır. Bu yüzden de Türkmenleri bölgeden çıkarmaya çalışıyorlar. Rusya sivilleri vuruyor, dünya bizi korumalı.” diyen Abdurrahman Mustafa Batı ve Rus basınında çıkan Türkmen güçlerinin Nusra Cephesi gibi radikal örgütlerle işbirliği yaptığı iddialarını ise "Bizim bölgemizde değiller. Farklı bölgelerdeyiz" diyerek reddetti. Uçak düşürme olayında Türkiye’nin haklı olduğunu vurgulayan Abdurrahman Mustafa Türkiye’nin yardımlarına ilişkin ise "Türkiye bizi her zaman için destekledi" ifadesini kullanırken hayatını kaybeden pilot için ise "O pilot bizi öldürmek için oradaydı. Oralara tatile gelmemişti" diyerek Türkiye'nin ve Türkmenlerin bu süreçte haklı olduğunun altını çizdi.(01.12.2015)


Suriye Türkmen Meclisi Haber Arşivine Ulaşmak İçin Lütfen Tıklayınız